Xiao yao tek basina savasi kazanirsan oldursen ayrilmazlar kalndan bu uclu :D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
349. Bölüm Tek Başına
Buzlu Orman Mezarlığı’nda fırtına vardı…
Buzlu Orman Mezarlığı’nda, Alevli Kaplan Tanrısı’yla birlikte ilerlediğimiz esnada, haritada kırmızı noktalar belirmeye başlamıştı. Görünüşe göre aldığımız bilgiler yanlıştı; zira haritadaki noktalara bakıldığında rakip 100 değil 200 kişiydi. Çoğu Zhan Long’un düşman klanlarına aitti. Aslında, Zhan Long’un düşman sayısı pek fazla değildi. [Kahramanın Heybeti: İlk Grup] ve [Toplu Cenaze] dışında gerçek bir düşmanımız yoktu.
Kılıcımı kaldırarak ormanın derinliklerine koşmaya başladım. Birkaç dakikanın ardından ormandan, açık alana çıkmıştım. [Toplu Cenaze] üyelerinin birkaç kişiyi çevrelediği manzarayı görüne şaşırmıştım. Çevrelenen insanların hepsi de [Zhan Long: İlk Grup]’a üye olan kimselerdi. Seviyeleri pek yüksek değildi, 61-65 arasında değişiyordu. 65.seviyede olan Savaşçılar’dan biri acayip sinirliydi. Tek bir balta hamlesiyle rakip okçuyu direkt yere sermişti. Başını çeviren adam kükredi, ‘’Hadi gelin! Bakalım bizi kaç kez öldürebileceksiniz! Ölümüne kapışalım! Şafak Vakti, Yağmurlu’yu koru. Elinizden geldiği kadarını öldürün!’’
Savaşçı’nın figürü fena değildi. Savaş baltasıyla birlikte kalabalığı yarmış ve [Toplu Cenaze] üyelerinden birini öldürmüştü. Herifin adını görebiliyordum.
Wang Jiang Sv 65 Altın Savaşçı
Ana Şehir: Ba Huang Şehri
Klan: [Zhan Long: İlk Grup]
Pozisyon: Kaptan
(Çn: Zhan Long’daki kankamızın ismi Wang Jian olarak geçecek bundan sonra arkadaşlar. Yani o farklı, Wang Jiang farklı biri…)
……
Wang Jiang baltasını kaldırarak iki Şövalye’yi resmen biçmişti. Aniden aldığı 7-8 okla birlikte canı yere vurmuş ve adam baltasını yere saplayarak kükremişti, ‘’Siktir. Canım çok hızlı düşüyor. Böyle giderse tekrar öleceğim. Dikkatli olun!’’
Wang Jiang’ın arkasında, 20’li yaşlarda görünen kadın bir büyücü duryordu. Kadın [Deniz Yosunu Oku]’yla rakip okçulardan birini indirmişti. Ardından aktif ettiği [Ateşin ve Buzun Sütunu] ve [Keskin Rüzgar] saldırılarıyla bu sefer Silahşörler’den birini öldürmüştü. Kadının adı Yağmurlu’ydu ve onu az çok hatırlıyordum. Kendisi Wang Jian tarafından klana alınan usta bir oyuncuydu. Fena değil, böylesine bir büyü gücüne sahip olduğuna göre, sıradan büyücülerden değildi.
[Toplu Cenaze]’nin oyuncularının arasından Klan Başkanı, Sıradan Değil öne çıkmıştı. Baltasını kaldıran adam gülümsedi, ‘’[Zhan Long: İlk Grup] eziklerinin bu kadar güçlü birine sahip olduklarını düşünmemiştim. Hehe, cidden insanı gaza getiriyorsun. Kardeşlerim, hadi şu herifleri öldürelim. Mezarlığa yollayamazsak burada tek başlarına kalacaklar. Hahaha! İlk önce şu Yağmurlu denen kadını öldürün. Bize saldırıp duruyor.’’
Lafını bitiren Sıradan Değil baltasıyla ileriye atıldı. Wang Jiang’ın saldırısını atlattıktan sonra Yağmurlu’ya doğru hamle yapmıştı.
“Keng!”
Ortaya çıkan patlama sesiyle Yağmurlu’nun [Mana Kalkanı] yerle bir oldu. Çabucak geriye çekilen kadın buz büyüsüyle saldırıyordu. Sıradan Değil yoluna devam etse de aniden önüne çıkan 63.seviye şövalye, Şafak Vakti tarafından durdurulmuştu. Şafak Vakti [Hasar Paylaşımı] adlı yeteneğini aktif ettiğinde, Yağmurlu’nun vücudunu kaplan kızıl aura dikkatimi çekmişti. Bu yeteneğin aktif olduğu süre zarfında, Yağmurlu’nun aldığı her hasar direkt olarak Şafak Vakti’ne aktarılacaktı. Şövalyeler’in özel koruma yeteneklerinden biriydi.
Bah!
[Toplu Cenaze]’nin takım kaptanı yere tükürerek gülümsedi, ‘’Üç kişiyle bize karşı mı koymayı düşünüyorsunuz? Salaklar! Kardeşlerim, saldırın da bitirelim şunların işini. Daha Mezarlığın derinliklerini keşfetmemiz lazım. Şu eziklerle zaman harcamayaşım!’’
………
“Keng Keng Keng…..”
Durmaksızın saldırıya maruz kalan Wang Jiang ve Şafak Vakti geri çekiliyordu. O kadar adama karşı koymaları mümkün değildi. Zaten meseleye baktığımda, durumun halini de kolayca kavramıştım. [Toplu Cenaze] bizimkileri istediği zaman öldürebilecek olsa da, onlara işkence etmeyi seçmişlerdi…
‘’Geberin!’’
[Toplu Cenaze]’nin 66.seviye takım yaptanı, ‘’Youyi’’ Şafak Vakti’nin kalkanına sağlam bir darbe geçirerek rakibini birkaç adım geriye çekilmek zorunda bırakmıştı. Youyi vahşi tekmelerini sürdürüyordu, ardından bizimkine bakarak gülümsemişti, ‘’Zhan Long güçlü müydü? Ezikler, [Zhan Long: İlk Grup]’a girerek tehlikeden kaçabileceğinizi mi sandınız? Size şunu söyleyeyim, böyle bir olaya inanmıyorum. [Toplu Cenaze] olarak bizler, [Zhan Long]’un götünü istediğimiz zaman tekmeleyebiliriz. Zhan Long dediğin klan çöp paçavrasından başka hiçbir şey değil. Bir de o klan başkanları yok mu, hani şu Xiao Yao denilen herif? O da ancak Cang Tong’un bacaklarına sarılarak yalvarmayı biliyor!’’
Wang Jiang öfkelenmiş ve 3000 canını dolduran iksiri içmişti. Ardından aktif ettiği [Alev Baltası] ve [Gök Sallayan Kesik] saldırılarıyla Youyi’yi geriye çekilmek zorunda bırakmıştı. Öfkeyle söylendi, ‘’Hassiktir oradan! Zhan Long’a korumaya ihtiyacımız olduğu için girmedik. Zhan Long’a girdik; çünkü Klan Başkanımız hepimize saygıyla davranıyordu; burada bizler, büyük bir aile gibiyiz. Zhan Long asla sizin gibi leş bir klana yenilmeyecektir!’’
“Shua Shua Shua!”
Havada beliren kutsal ışık hüzmesiyle, Youyi’nin arkasındaki şifacılar herifin canını doldurmuştu. Adam kılıcını Wong Jiang’a uzatarak gülümsedi, ‘’Ne yazık ki, bugün, burada hepiniz öleceksiniz…Bunu hiçbir şey değiştiremez…’’
Lafını bitiren Youyi bir kez daha saldırıya geçti. Wang Jiang kritik durumdaydı!
“Katcha…..”
Ağacın önüne çöken Wang Jiang baltasını kavrayarak kükredi, ‘’Şafak Vakti, Yağmurlu’yu koru. Mücadelye devam edeceğiz…mücadeleye devam edeceğiz…’’
‘’Zavallı böcekler…neredeyse, üstünüze bastığım için üzüleceğim…’’ Youyi kılıcını kaldırarak [Gök Sallayan Kesik]’i aktif etti. Bu hamleyle rakibini öldüecekti!
Wong Jiang kritik durumdaydı, yetenekleri henüz dolmamıştı ve evcil hayvanı çoktan öteki dünyayı boylamıştı. Umudu olmasa bile gözlerini açık tutuyordu. Açık gözleriyle [Toplu Cenaze] üyelerine bakarak söylendi, ‘’Hadisenize, [Toplu Cenaze] bozuntuları. Bakalım beni nasıl öldüreceksiniz. Günün birinde, babanız olan ben, kardeşlerimle bu yaptığınızın 10 katını size ödeteceğim…’’
“Shua!”
“+1200!”
Ortaya çıkan ışık hüzmesiyle birlikte Wang Jiang’ın canı dolmuştu. Burada üçüncü resmileştirmesini almış bir Şifacı’nın 8.seviye [Tedavi]’si söz konusuydu!
‘’huh?’’
Wong Jiang, Şafak Vakti ve Yağmurlu başlarını çevirerek mesafeye baktı. O esnada, suratlarında umut dolu ifadeler belirmişti. Özellikle de elinden hiçbir şey gelmeyen Yağmurlu’nun gözleri yaşlanmış ve genç kadın söylenmişti, ‘’Kaygısız…Xiao Yao…Klan Başkanımız…Klan Başkanımız geldi…’’
“Bang!”
Kardan fırladığım gibi [Hız]’ı aktif ederek koşmaya koyuldum. İmparator Qin’in Kılıcı sağ elimde, Soğuk Demir Kılıcı sol elimde, Youyi’nin göğsüne üç darbe savurmuştum.
“2461!”
“2726!”
“2747!”
Youyi’nin tepki süresi epeyi hızlıydı ve herif saldırıya uğradığı esnada 9.seviye can iksiri içmeyi bilmişti. Suratı değişmiş ve bana bakmaya başlamıştı, ‘’Kaygısız Xiao Yao! Neden buradasın?!?’’
Yumruklarımı sıkarak kükredim,’’ Zhan Long’daki kardeşlerime bulaşıyorsan, bunun bedelini ödeyeceksin!’’
“Boom!”
[Virane Diyar]’ın etkisiyle Youyi direktman öteki dünyaya doğru bir yolculuğa çıkmıştı.
“9024!”
……
Youyi son nefesini vermeden hemen önce söylendi, ‘’Siktir. Kaygısız Xiao Yao…Kardeşlerim, öldürün şu herifi. Geriye sadece 4 kişi kaldı. Korkacak bir şey yok!’’
İmparator Qin’in Kılıcı hafifçe titremiş ve Soğuk Demir Kılıcı da buzlarla kaplanmaya başlamıştı. Rüzgarla dalganan pelerinimin hemen arkasında Alevli Kaplan Tanrısı’nın figürü seçilebiliyordu. Başımı kaldırarak arkamdaki üçlüye söylendim, ‘’Wang Jiang, Şafak Vakti, Yağmurlu’yu koruyun. Geri kalanı bana bırakın. Yeterince savaştınız, dinlenebilirsiniz…’’
Wong Jian onayladı. ‘’Tamam. Dikkatli olun, Klan Başkanı!’’
……
Diğer tarafta duran Okçu söylendi, ‘’Hadi! [Delen Ok]’ları birlikte yollayalım. Karşıda sadece Kaygısız Xiao Yao var! Ondan korkacak değiliz!’’
İlk hamleyi yapan kişi her zaman daha avantajlıydı!
Ses çıkarmadan, 10 metre ileriye atıldım. İmparator Qin’in Kılıcı’nda beliren yedi meteor parçası, doğal olarak [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni işaret ediyordu. Gruba doğru savurduğum yeteneğe birkaç kişi can vermişti. Ardından, kükreyen Alevli Kaplan Tanrısı [Ateş Gücü Hücumu]’yla resmen katliamına başladı!
Başımı çevirip, bana doğru gelen yakın-dövüş oyuncularına baktım!
Gülümsemeden edememiştim. Kılıçlarımla birlikte direkt gruba atıldım. İmparator Qin’in Kılıcı’yla kılıç ustalarından birini yere yığmıştım, ve aynı esnada havada süzülen Soğuk Demir Kılıcım da Savaşçı’nın baltasını karşılamıştı. Vücudum adeta bir hortum gibi dönüyordu ve etrafımdaki oyuncularla kıyasıya bir mücadele veriyordum. Sahip olduğum savunma sayesinde saldırılarından fazla endişe etmeme gerek yoktu. Kılıçlarım çoktan kanlarla kaplanmıştı ve okçuyu öldürdükten sonra nihayet grubu geriye itmeye başlamıştım!
.
“Pssh!”
“5772!”
64.seviye Kılıç ustası oracıkta bana aptal aptal bakıyordu. Tek yediğini henüz anlamış gibi görünmüyordu; zira bana kalırsa, saldırmadan önce en azından bir hamleme dayanabileceğini düşünmüştü. Tabii gerçek her zamanki gibi acı bir tokat gibi herifin yüzüne saplanmıştı. Ayrıca, arkamda bıraktığım 10 cesedin ardından canım %10 can çalma sayesinde sapasağlam bir şekilde, barın sonunda duruyordu.
‘’Siktir…’’
[Toplu Cenaze]’nin takım kaptanlarından biri olan Şövalye söylendi, ‘’Hadi bu kadar yüksek saldırı ve defansa sahip olmasını anladım da, bir de üstüne can çalması da mı var anasını satayım?! İnsan mı lan bu herif?! Üçüncü kardeş, beşinci kardeş, yürüyün. Öldüreceğiz şunu!’’
İki süikastçiyi yanına alan adam ileriye atıldı. Süikastçire [Mutlak Adımlar] ve [Tanrı’nın Dansı] yetenekelrini çoktan aktif ettikleri için acayip hızlılardı. Güya beni sersemletip, hemen öldüreceklerdi!
Shua!
Süikastçilerden biri hançerini kaldırarak [Delme]’yi aktif etti.
Hızlı Soğuk Demir Kılıcı savurmuş ve herifin hançerini karşılayarak [Delme]’yi iptal etmiştim. Ardından İmparator Qin’in Kılıcı’yla yaptığım hamle herifin canını almıştı. Soğuk Demir Kılıcımı arkaya savurarak diğer süikastçiyi de öldürdüm. Başlı başına defans konusunda güçlü olmayan süikastçileri resmen doğramıştım. Ardından Şövalye’ye keskin bir bakış attım. Ardı ardına yaptığım 5 saldırıyla bu herifi de diğerlerinin yanına yollamıştım.
……
“Boom Boom Boom…..”
Mesafede, bana doğru gelen ateşleri görebiliyordum. En azından 30 büyücü bana saldırıyordu ve ben ne olduğunu anlamadan saldırılardan sebep canım %50’ye düşmüştü.
Ellerimi kaldırarak, iki Tanrı’nın Ordu Kartı’nı kullandım: [Ruh Ordusu] yavaş yavaş ortaya çıkıyordu. Aynı esnada, [Yedi Yıldız Işınlanması]’nı aktif ederek onlara doğru ışınlandım. [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ne bir de Alevli Kaplan Tanrısı’nın [Ateş Gücü Hücumu] eklenince, büyücü grubu resmen yerle bir olmuştu. Yine de, aralarında kalan birkaç tanesi bana saldırmaya devam ediyordu. Onlara başka bir büyü yapma şansı tanımadan hemen ışınlandım. Alevli Kaplan Tanrısı’nın [Ateş Zırhı]’yla, geriye kalan büyücülerin hepsini biçmiştim.
……..
‘’Kesik!’’
Wong Jiang’ın gözleri sonuna kadar açılmıştı. Karmaşık duruma bakan herif ağzındaki salyaları yutarak söylendi, ‘’Şafak Vakti, bu…Zhan Long’un en güçlü oyuncusunun gücü mü? Biraz…dehşet verici değil mi yahu…’’
Şafak Vakti kılıcını kaldırdı, ‘’Evet!’’
Yağmurlu’nun ağzı sonuna kadar açılmıştı, ‘’Çok güçlü…Klan Başkanımız gerçekten çok güçlü…hem de tek başına mücadele ediyor…’’
[] [] []
Magnec