Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

396. Bölüm 1000 Adam

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

‘’Öldürün!!’’

 Zhan Long ekibi ileriye atıldı, Li Mu’yla önleri çekiyorduk. Yan yana, omuz omuza ileriye atıldığımız gibi İmparator Qin’in Kılıcı’nı kavradım ve önümdeki 20 kişiye doğru [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni savurdum; lakin, aniden heriflerin hızla tepki vereceklerini düşünmemiştim. Grup ikiye ayrıldığı için yeteneğim sadece 12 kişiye vurabilmişti!

 Hong!

 Derin bir çatlağın oluştuğu ıssız topraktan hasar sayıları fırlıyordu---

 “3718!”

“3137!”

“4123!”
……

 Elinde kılıç, Lu Chun Yang kükrüyordu, ‘’Kaygısız Xiao Yao’nun saldırısı çok yüksek; onu boşverin, diğerlerine saldırın! Kaygısız Xiao Yao’yla direkt karşılaşmayın! Bir grup şövalye şu herifin etrafını çevirsin!’’

  Lafını bitiren Lu Chun Yang ileriye atıldı. Kılıcıyla kalabalığı yarmaya başlamıştı. Yanındaki [Efsane] Kılıç Ustaları da ilerliyordu. [Kombo] ve [Gök Sallayan Kesik]’lere, [Atik Kılıç]’lar eşlik ediyordu. Kaşla göz arasında birkaç düzine Zhan Long üyesi yere yığılmıştı. Bu manzarayı izlerken kalbimin acı içerisinde kalmasına engel olamıyordum. Burada beni takip eden ve on sekiz saattir yanımda savaşan Zhan Long elitlerinden bahsediyorduk!

 ‘’Karşılayın!’’ Li Mu kükredi. Ardından [Kaplayan Kılıç Kesiği]’yle kalabalığa sallamıştı; lakin ne yazık ki [Efsane] üyelerini geri savurmayı başaramamıştı.

 Baltasını kaldıran Yaşlı K [Rüzgar Kesiği]’ni aktif etti. Dong Cheng Lei de kükreyerek baltasını kaldırmış ve önündeki [Efsane] oyuncularını yerle bir etmeye başlamıştı.

 Mesafedeki Fang Ge Que daha fazla kayıplara dayanabilecekmiş gibi görünmüyordu. Yelpazesini kaldıran adamın ne ara [Buzlu Taş Patlaması] ve [Alevlirüzgar Kilidi]’ni savurduğunu anlayamamıştım. Adeta herif elini kaldırdığı gibi yeteneklerini aktif etmişti. İki patlayıcı yetenek direkt olarak Yaşlı K’yı hedef alıyordu--
“3871!”

“4127!”

 Şans bu ki, Yaşlı K’nın canı kritik seviyelerde kalmıştı. Çabucak [Göklere Karşı]’yı aktif eden adam rakibine saldırdığı gibi kükredi, ‘’Fang Ge Que, geber!’’

 ‘’Shua!’’

 ‘’ISKA!’’

 Korku içinde kükredim, ‘’Yaşlı K, geri çekil!’’

 Zhan Long oyuncuları arasından Yaşlı K’ya sözü geçen bir tek ben vardım. Öfke dolu ifadesiyle baltasını kavrayan adam, geri dönüş yolunda karşısına çıkan herkesi gebertiyordu. Fang Ge Que onu takip etmese de, diğer oyunculara saldırmaya devam ediyordu. Alevlerle kaplı yelpazesini salladığında [Ateşin ve Buzun Fırtınası]’nı aktif ederek mesafedeki Zhan Long Silahşörleri’ni yerle bir etmişti. Fox bile acı içerisinde geri çekiliyordu. Neredeyse tek bir saldırıdan sebep hayatını kaybetmişti. Fang Ge Que’nin saldırı gücü cidden korkunçtu.

 ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao!’’

 Qing Qian peşindeki kılıç ustalarından kaçarken bağırdı, ‘’Savaş stratejilerinde bizi ayırıp, öldürmeye çalışıyorlar. Çok ileridesin, dikkatli olman lazım!’’

 Qing Qian lafını bitiremeden etrafımı bir grup Şövalye sarmıştı. Hepsinin en az 2800 defansı vardı. Sadece suratlarındaki özgüven dolu ifadeyi görmek bile heriflerin güçlü olduğunu anlamama yetmişti. Tek bir kelime etmeyen Şövalyeler kalkanlarıyla bana doğru koşmaya başladı. ‘’Peng Peng Peng’’ Kalkanlar vücudumu dövüyordu. Acaba benin böyle öldürmeye mi çalışacaklardı?

 “Peng!”

 Bir düzine saldırıya uğradıktan sonra vücudum acı içerisinde kalmıştı. Kalbim duraksamak üzereydi. Etrafımda toplanan rüzgar parçalarıyla birlikte iki kılıcımı da sallamaya başladım. ‘’Peng!’’ Şövalyelerden birini geriye savurdum. Ardından kılıçları çaprazladığım gibi havaya attığım kesik, Şövalyeler’den birini daha yere çalmıştı. Tanrı’nın Ordu Kartları’ndan birini çıkardım ve [Ruh Ordusu]’nu aktif ederek katliama başladım! Aynı esnada Yedi Yıldız Işınlanması’nın pozisyonları da yere oturmuştu, ve ‘’Shua!’’ diğer tarafa ışınlanarak kalkan hapsinden kaçtım. Elimi kaldırdığım gibi [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği] ve hemen ardından da [Virane Diyar]’ı aktif ettim. Sonra görüşürüz!!

 “Gr….”

 Alevli Kaplan Tanrısı kükrediği gibi savaş alanına fırladı. [Ateş Gücü Hücumu]’yla kalabalığı yarıp geçiyordu. Hemen kenara atılsam da durmaksızın aldığım saldırılardan sebep canım düşüyordu. %10’luk can çalmaya sahip olmasaydım muhemelen çoktan ölmüş olacaktım. Tabii ciddi bir yeteneğe maruz kalırsam da öleceğime şüphem yoktu!

 Fang Ge Que bana keskin bir bakış atarak, mesafeden [Sarmal Buz Dansı]’nı aktif etti!

  Yaşananları gördüm ve hafiften vücudumu eğerek [Atik Kılıç]’ı aktif ettim. ‘’ISKA!’’ yazısıyla saldırıyı atlattım; aynı esnada önümdeki Şövalye’ye de sağlam kesik savurmuştum. Kükredim, ‘’Fang Ge Que, beni öldürmek mi istiyorsun? Hadi oradan!’’

 Fang Ge Que bir şey söylemese dahi suratındaki ifade her şeyi anlatıyordu. Öfkeliydi…

……

 Geri çekilirken mücadele ettiğim esnada, çabucak Li Mu ve Wang Jian’la buluşmuştum; ancak ikilinin halleri pek de hoş değildi. Yaşlı K resmen siyaha dönmüştü. [Efsane]’nin uzun mesafe oyuncuları nihayet bölgeye adım atıyordu. 7000 kişilik büyücü ekibine karşı ne yapacağımızı bilemiyordum.

 “Pu chi!”

  Rakibini öldüren Li Mu başını çevirdiğinde, kızıl gözleriyle bana bakmıştı. Söylendi, ‘’Xiao Yao, eğer böyle gidersek….o zaman…kardeşlerimizi kaybedeceğiz! Ahh! Sonumuz böyle olmayacak, değil mi? Söyle bana, neden [Öncü] ve [Prag] gibi klanlar için uğraşıyoruz ki!?’’

 Ba Huang ekibine baktım. Henüz savaş formasyonlarını hazırlayamamışlardı. Dişlerimi sıkarak söylendim, ‘’Beş dakika. Sadece beş dakika daha!’’

 ‘’Tamam!’’

 Çok geçmeden Zhan Long ekibi ikiye ayrılmıştı. [Efsane]’nin saldırıları akılalmaz derecede keskindi. [Yargı] ekibi de [Kapıdaki Düşman]’la kapışıyordu ve bu iki güçlü klanın mücadelesi yakın zamanda sona erecekmiş gibi görünmüyordu!

…….

‘’Di!’’

 Prag’ın Klan Başkanı Yan Zhao’dan mesaj geldi, ‘’Li Xiao Yao, hazırlığı bitirdik. Emekleriniz için teşekkürler. Artık geri çekilebilirsiniz, Ba Huang fedakarlıklarınıza şahitlik etti!’’

 Kılıcımı kaldırdığım gibi kükredim, ‘’Kardeşlerim, batıya doğru, geri çekiliyoruz!’’

 Arkamızda [Görünüş Topluluğu] da belirmişti, 2000 kişilik orduya Mu Xuan önderlik ediyordu. Koştuğu esnada bana bakmış ve Zhan Long’un ne denli acınası bir hale düştüğünü görmüştü. Kaşlarını çatarak kendi kendine söylendi, ‘’Ufak Kaygısız. Ba Huang için mücadele ettin. Ay…’’

……..

 Zi Feng Kalesi’nin doğu surlarında, Zhan Long oyuncuları sapasağlam duruyordu. İmparator Qin’in Kılıcı elimde, nefes nefese kalmıştım, ‘’Çabuk, toparlanın. Yakında bir savaşa daha gireceğiz! Kaç adamımız kaldı!’’

 Qing Qian hüzün dolu sesiyle söylendi, ‘’Abi, 1200+ adamımız var. Yarım saatte 1500+ oyuncu kaybettik…’’

 Kalabalığa bakarak söylendim, ‘’Kardeşlerim, sizi bu raddeye ben zorladım. Biliyorum, belki de [Öncü] ve [Prag] için zaman kazanmamıza gerek olmadığını düşünüyorsunuz; ancak…ancak bunu yapmasaydık, Ba Huang savaşı kaybedecekti. Bütün her şeyi Ba Huang’ın onuru için yaptık! Jiu Li Şehri’ne yenilmek istemiyorum!’’

 Li Mu başını öne salladı, ‘’Evet, Klan Başkanı, biliyoruz. Doğru kararı verdin. Hepimiz ölmüş olsaydık bile buna değerdi. Zaten [Efsane]’den de epeyi insan öldürdük…’’

  Matcha parlayan gözleriyle uzaklara bakıyordu, ‘’[Efsane] etkileyici…Eğer yanlış hatırlamıyorsam, Zhan Long daha önce böyle bir savaştan geri çekilmemişti…’’

 Cevapladım, ‘’Sonuçta aramızdaki sayı farkı çok fazla…’’

 ‘’Evet.’’ Dans Eden Orman söylendi, ‘’[Efsane]’de bizim on katımız kadar oyuncu var. Onları yenmek mümkün değil. Peki ya şimdi ne yapacağız?’’

 Doğuya baktım, ‘’[Prag], [Öncü], [Uçan Ejderhalar], [Kahramanın Öfkesi] ve diğer klanların oluşturduğu devasa defans formasyonunda en azından 10,000 kişi var. Fang Ge Que bu formasyonu nasıl yıkacak, bilmiyorum. Şimdilik Zhan Long mücadeleyi yandan izleyecek, ve Ba Huang’ın büyük gücüne fırsat geldiğinde yardım edeceğiz.’’
……

 Bulutların arasından sızan güneş ışıkları, [Efsane]’ye ait 20,000’e yakın oyuncunun doğu yönüne ilerleyişini gözler önüne seriyordu. Fang Ge Que kolunu kaldırarak kükredi, ‘’[Efsane], [Yargı], [Görünüş Topluluğu] ve [Prestij Evi]! Zafer için! Jiu Li Şehri için! Saldırın! Ba Huang’ı yerle bir edeceğiz! En azından bugün, onlara dost değil, düşman gözüyle bakacağız!’’

 ‘’Shua!’’

 Şaşkına dönmüştüm. Fang Ge Que haritadaki pozisyonu ayarlama konusunda bir ustaydı. Herifin ordusu doğudan geliyordu ve direkt güneşi karşımıza aldığımız için, rakibi görebilmek zorlaşıyordu…

 “Sha Sha……”

 Savaşı Yan Zhao gözlerini kısarak birkaç adım öne çıktı. Kılıcın çektiği gibi kükremişti, ‘’Savaşa hazırlanın! Ba Huang’ın onuru için!!’’

 Jian Feng Han da kılıcını çekip öne atıldı. Ba Huang’ın 10,000 kişilik büyük gücü savaşa hazırdı.

………

  Savaş baltası elinde, Ye Lai 1000+ [Yargı] oyuncusuyla, doğan güneşin ışıklarında yıkanıyordu. Sırıtarak kükredi, ‘’Evet, bu son savaşımız. Kardeşlerim, kaç adamımız kaldı!?’’

 Kalabalık aynı anda cevapladı, ‘’Klan Başkanı, 1000+ kişiyiz!’’

 Ye Lai geniş bir kahkaha attı, ‘’Jiu Li Şehri’ndeki insanlar savaşta ölecekler…1000 kişi ne işe yarayacak ki?! Hadi, kardeşlerim, yürüyün. Bugün ya Ba Huang’lı dostlarımıza can vereceğiz, ya da onları öteki dünyaya postalayacağız!’’

 [Yargı] durmadan ilriyordu. Forumdaki dedikodular ve söylentiler gerçekten doğruydu. Ye Lai cidden Çin Sunucusu’ndaki en coşkulu adamdı. Ayrıca kana susamış biriydi.

 [Efsane]’nin oyuncuları da Lu Chun Yang’ın önderliğinde ilerliyordu. Nihayet Ba Huang’ın savaş formasyonuna çarpmışlardı!

 “Peng Peng Peng……”

 Vahşi kesiklerin, kılıç hamlelerinin arasında, toprak çoktan kızıla dönmüştü. Büyüler dört bir yana saçılıyor, mermiler yankılanıyor ve gökyüzünde oklardan yoksun tek bir alan bile kalmıyordu. Kaç kişinin öldüğünü hesaplamak mümkün değildi.

……….