Yatagina 10 karizma fena degilmis snsnsmsn opucukle bielikte 11 olur :D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
221. Bölüm Geceliğine 10 Karizma..
‘’Bu Ateş Elfleri’ni, teker teker öldürmemiz lazım…’’ Wan Er Ateş Elfleri’ne bir bakış attıktan sonra keyifli keyifli gülümsemişti: ‘’Hayalet Tipi yaratıklar, daha önce görmediğimiz, 1500 büyü saldırısına sahip olan bir yaratık türü… Hayalet Tipi yaratıkların, puanlarını %20 artıran bir gizli yetenekleri var; yani 1800 büyü saldırısına sahipler. Fazla canımızı yakamazlar herhalde, yanlış mıyım? Patron, niye önden gidip bir kontrol etmiyorsun?’’
Başımı öne salladıktan sonra Buz Yağmuru Kılıcı’mı çektim ve hemen yanımdaki elfe doğru atıldım. Yaratığa doğru hamle yaptığım esnada havaya keskin bir çığlık atan Ateş Elfi’nin vücudu alevlere bürünmüş ve bir anda ellerini kaldıran yaratıktan akılalmaz bir ateş kütlesi fırlamıştı. Savurduğu ateş kitlesinin göğsüme nasıl çarptığını anlamamıştım!
794!
Beklendiği gibi fiziksel saldırıya kıyasla, büyü saldırıları daha tehlikeliydi; eğer bunları grup halinde kesmeye çalışırsak tek yiyeceğime şüphem yoktu!
Çabucak parmaklarımı açtım ve Buz Yağmuru Kılıcı’m üç parçaya ayrıldığı gibi Ateş Elfi’ne atıldı. [Virane Diyar], hadi bakalım!
1997!
Devasa bir hasar sayısı fırlamış ve Fox şaşkına dönmüştü: ‘’Hass! Xiao Yao’nun saldırı puanı gerçekten olağanüstü, ayrıca [Virane Diyar] da hala 1.seviyede olmalı, yanlış mıyım? 2000 nasıl vuruyorsun yahu! İnsan mısın sen…’’
Ateş Elfi’ni gözlemleyen Wan Er gülümsedikten sonra cevapladı: ‘’Fox Amca, olay Li Xiao Yao’nun saldırısı değil, yeteneğin güçlü olması bence….Sonuçta tek bir hedef odaklanan S-seviye yetenekten bahsediyoruz. Ayrıca bu yeteneği Frost gibi güçlü bir NPC’den aldığı için sahip olduğu potansiyel de şaşırtıcı olmasa gerek. Bunun yanında Ateş Elfi’nin defansı da düşük olduğu için 2000 vurması gayet doğal.’’
Gülümsedikten sonra yaratıkla aramdaki mesafeyi kapattım. Yalnız yaratık bir anda çığlık atmış ve etrafı ateşten bir deniz kaplamıştı. Yine de mesele benim için fazla önemli değildi; normal bir saldırı yaptığım gibi hemen ardından [Atik Kılıç]’ı aktif ettim. Vücudum kılıç qi’sinin ışıklarıyla kaplanmış ve 5 metre ileri atıldığım gibi…Hua!! Yaratığın vücudunu delip geçmiştim. Ateşten denizi atlattıktan sonra 6.seviye [Kombo]’yu aktif ettim ve Ufak Bobo’nun da yardımlarıyla 64.seviye Hayalet Yaratığı anında yerle bir etmiştik.
“Wow…..”
Matca güzel gözlerini sonuna kadar açmış, bana bakıyordu: ‘’Patron’un oyun bilgisi ve saldırı ritmi gerçekten olağanüstü. Hohoho, böylesine bir lidere sahip olduğumuza göre geleceğimiz parlak…’’
Dong Cheng Yue’nin yanakları kızarıyordu: ‘’Sadece o da değil, aynı zamanda yakışıklı, herkesin gözdesi, ne yapsam…’’
Yuzi Chengshuo araya gridi: ‘’Biraz daha ciddi olun bakayım kızlar, yaratık kesmeye devam etmemiz lazım. Doğru ya, Kaygısız Xiao Yao, yaratıktan bir şey düştü, baksana neymiş…’’
‘’Doğru ya!’’
Öne atılıp, düşenlere baktım; yerde 57.seviye gümüş ekipman olan bir bileklik vardı ve birkaç altın eder gibi duruyordu. Ayrıca yede bir de kırmızı kart görünüyordu---
[Ateş Elfi Kartı] (A-seviye) : Kullanıcının büyü saldırısını %5 artırır, defansını %10 düşürür, 60 dakika sürer, kullanılması için 60.seviye gereklidir.
…….
‘’Um…’’ Başımı kaldırıp, gülümsedim: ‘’Tek kullanımlık, oyuncunun büyü saldırısını %5 artıran bir kart, Dong Cheng, şu anki büyü saldırın kaç? Söyle bakayım…..’’
Dong Cheng Yue puanlarına bakıp, söylenmişti: ‘’Şu anda 2097, nasıl ama?’’
Gülümsedim: ‘’%5 eklersen 2201 olacak….’’
Dong Cheng Yue bir anda keyiflemişti: ‘’O zaman…saldırı puanım bir numaralı büyücü, Fang Ge Qi’yi geçecek, değil mi? Heheh, aklıma bile gelmezdi…’’
Elimdeki kartı havaya savurup söylendim: ‘’Eğer…Fang Ge Qi’nin hikaye görevlerinden birini almadığını ve Hayalet Yaratıklar’la karşılaşmadığını varsayarsan, haklısın. Muhtemelen bu Hayalet Yaratıklar çok geçmeden herkese yayılacaktık. Bu yüzden, asıl puanlar hala en önem arz eden şeyler, o konuda bol şans. Al bakayım, kartı sana veriyorum…’’
Dong Cheng Yue kartı almış ve dikkatle çantasına yerleştirmişti: ‘’Boss savaşlarında ya da Pklar’da kullanacağım. Şimdi kullanırsam boşa gider…’’
Başımı öne salladım: ‘’Nasıl istiyorsan…’’
Wan Er Kızıl Hançeri’ni kavrayarak uzakta duran Ateş Elfi’ne bakıyordu: ‘’Ufak gruplara ayrılıp, öyle devam etsek daha iyi olur; aksi taktirde çok zaman kaybedeceğiz. Buradaki yaratık sayısını düşünürsek…24 saatte bile mekanı temizleyemeyebiliriz.’’
‘’Kim kim ayrılacağız?’’ diye sordu Fox.
Wan Er dudaklarını ısırıp, düşündükten sonra söylendi: ‘’3 grup yapacağız, Li Xiao Yao, Mavili, Fox siz üçünüz bir grup, Yue Qian, Yuzi Chengshuo ve ben ikinci grup, Matcha, Dong Cheng ve Sevgili Duck da üçüncü grup olacak. Bu şekilde her grupta bir tank, bir şifacı ve bir saldırı odaklı oyuncu olur…’’
(ÇN: Grupta 9 kişi varmış, ingilizce çeviren arkadaş sağ olsun kafamız karıştı…)
Başımı öne salladım: ‘’Tamamdır, Wan Er’in planını uygulayalım. Haritayı 4 saatte bitirmeye çalışacağız, burada fazla zaman harcamamamız lazım. Daha Zhan Long’un işleri var…’’
Matcha gülümsedi: ‘’Oh doğru ya, Klan Başkanı ve Başkan Yardımcısı burada takılırken, dışarıda yalnızca Yaşlı K ve Li Mu’nun grubu kaldı. Eğer Zhan Long rakip klanlardan biriyle savaşa kalkarsa, sıkıntı çıkabilir.’’
Gülümsedim: ‘’Merak etme, Kurt dikkatli, düşünceli ve soğukkanlıdır. Dışarıda olduğu sürece sıkıntı yaşanmayacağına şüphe yok. Üstelik Yue Wei Liang ve Binlerce Güneş de klanda olduğundan, sıkıntı yaşanmayacaktır.’’
‘’Tamam.’’
……
Takımlara ayrıldıktan sonra Mavili ve Fox’u yanıma alıp, haritanın sağ tarafına doğru ilerlemeye koyulduk. Tek tek haritada keyifli nidalar atarak dolaşan Ateş Elfleri adeta yeni yılı kutluyor gibi bir moda bürünmüşlerdi. Yaratıkları öldürme planımız fazla karmaşık değildi. Ben asıl saldırıyı yapacaktım, Fox arkadan destek verirken Mavili de ihtiyacımız olduğunda canımızı dolduracaktı. Her ne kadar Ateş Elfleri’ni tek başıma kolayca öldürebilecek olsam da, arkamda duracak ikiliyle meseleye daha etkili bir çözüm bulacaktık.
‘’Hua-cha!’’
Kılıcım ucu parıldamaya başlar başlamaz ileri atıldım ve [Virane Diyar]’ı aktif ettim. Yeteneğin başlangıcı bir hayli belirgin olduğundan ve yeteneği hazırlamam için bir saniyeye ihtiyaç duyduğumdan mesele biraz etkisiz kalıyordu. Her ne kadar yeteneğin tartışılmaz bir gücü olsa da, oyunculardan çok yaratık avlamaya daha uygundu. Sonuçta bu tarz bir yeteneğin Q-Kılıcı ve Jian Feng Han gibi oyunculara vurması neredeyse mucize olurdu.
Yine de, yeni yeteneklerime daha çok odaklanmalıydım. Mümkün olduğu kadar kısa bir sürede hepsini yükseltmem gerekiyordu. Şu an için [Vşrane Diyar] Qi’yi toplamak için fazla zaman harcıyordu; ancak bölgenin özelliklerinden dolayı yeteneğin başarı yüzdesi %0 değildi. Yalnızca saldırı yaparken biraz daha dikkatli olmam gerekiyordu. Ayrıca, yetenek başarılı olursa zaten rakibe sağlam bir hasar vermiş oluyordum.
“Cha!”
Kılıcım Ateş Elfi’nin başını delip geçmiş, yaratığın attığı acı dolu çığlığa etrafa saçılan magma parçaları eşlik etmişti. Bu öldürdüğüm 7. Ateş Elfi’ydi ve bir kez daha Ateş Elfi Kartı düşmüştü. Kartı cebime attıktan sonra topladığım iki kartı Dong Cheng Yue’ye veririm diye düşndüm. Büyü saldırısını geçici bir süreliğine %5 artıran bu tür kartlar oyunda daha yeni yeni çıkıyordu; bu yüzden meselenin avantajını sonuna kadar kullanmamız şarttı. Kartın dışında, Ateş Elfi’nden bir de Şeytan Sembolü düşmüştü! Bu sayede Matcha’ya seviye konusunda yardım edebilecektik.
Uzakta, Mathca Ejder Ruhu’nun Cam Mızrağı’nı kavramış, oracıkta yaratıklarla kapışıyor; zora düştüğünde Dong Cheng Yue onun yardımına koşuyordu. İkilinin yaratık avlama hızı kesinkes benden daha yüksektik. Bunun yanında, Wan Er’in tek başına gösterdiği hız iki grubu da arkada bırakmıştı! [Delme] + [İkiz Hançer Harmonisi] kombosuna dayanabilen herhangi bir yaratık yoktu. Zaten kadının takımındaki şifacı can doldurmak için fırsat bile bulamıyordu; zira Wan Er yaratık ona vuramadan işini bitiriyordu!
……
Göz açıp kapayıncaya daha iki saat geçmişti. Ateş Elfleri’nin büyük bir çoğunluğunu temizlemiş ve nihayetinde party chatinde yeni bir olay konuşmaya başlamıştık---
Wan Er: ‘’Y…yanlış duymadım, değil mi? Birkaç dakika önce, yurdun dışından ambülans sesleri geliyordu…’’
Dong Cheng Yue: ‘’Yanlış duymadın…ben de duydum…’’
‘’Olay nedir?’’ diye sordu Yuzi Chengshuo.
Dong Cheng Yue hafifçe gülümsedi: ‘’Sınıf temsilcisinden duyduklarıma göre, okulun ıssız bölgelerinden birinde kavga yaşanmış. Kavgaya karışan birkaç kişi ciddi derecede yaralanmış…’’
Bir anda kalbim duraksamış, meseleyi kavramıştım: ‘’Dong Cheng, kavga edenlerin kim olduğunu biliyor musun?’’
Dong Cheng Yue söylendi: ‘’Kim olacak…Liu Ying, Piggy ve onların grubu işte. Görünüşe göre yaraları hiç de hafif değilmiş; birkaçını kemiği kırılmış. Toplamda 9 kişi yaralanmış…’’
‘’Liu Ying kimle kavga etmiş ki?’’ Wan Er sordu.
Dong Cheng Yue hafifçe gülümsedi: ‘’Bilmiyorum, görevliler sadece Liu Ying’in grubunu görmüş. Muhtemelen birilerinden dayak yediler, hehe…ne ilginç ama, Liu Ying gibi zengin çocukları nihayet derslerini alıyorlar…’’
Kaşlarım çatıldı. Meselenin böyle olması mümkün değildi. Wan Ze Cheng’in korumalarını sağlam patakladığımdan, heriflerin en azından bacakları ya da kolları kırılmış olmalıydı. Tek başlarına mekandan çekilmeleri olasıklar dahilinde olmadığından… muhtemelen başkalarından yardım aldılar? Belki de düşündüğüm gibidir, aksi taktirde sürüne sürüne kaçacak halleri yok ya…
Bir şey demedim. Gizli yaptığım hareketlerden Wan Er’e bahsetmemek mantıklı bir karar olacaktı; zira Wang Ze Cheng’in kişiliğini ortaya çıkarmak ya da onunla ilgili şeyler söylemek beni kötü gösterecekti. İstediğim tek şey Wan Er’in yanında kalıp, ona zarar gelmemesini sağlamaktı; özellikle de Wang Ze Cheng gibi tipleri ondan uzak tutmalıydım. Nedense bu Booster’ın CEO’su göründüğü kadar basit biri değil gibi hissediyordum. Onun gibi genç bir adamın böylesine bir pozisyona gelmesi için ya torpil kullanmış olması ya da olayları arkadan yöneten birinin desteğiyle atılmış olması gerekirdi. Diğer bir olasılık da herifin diğerlerinden daha üstün olmasını sağlayan bir özelliğe sahip olmasıydı.
Bu meseleyi kenara bıraktıktan sonra yaratık öldürmeye devam ettik. Ateş Elfleri’nin verdiği Tpler hiç fena sayılmazdı. Aynı zamanda eşya düşme oranı da yüksek olduğundan epeyi bir para kasmıştık. SSS-seviyesindeki bu haritayı temizlemek gerçekten keyifliydi.
……
Geçen 4 saatin ardından nihayet haritadaki Ateş Elfleri’ni temizlemeyi başardık. Aslında bir sonraki kata geçmek için bütün yaratıkları öldürmemize gerek yoktu; ancak yaratıklardan gelecek Tpleri bir kenara bırakmaya gönlümüz el vermemişti. Eğer bunu yapsaydık, muhtemelen ileride pişman olacaktık.
Haritanın sonu insanı şaşırtacak cinstendi. On iki Totem sütunu yerlere bağlanmış ve totemlerin ortasında da etrafa büyülü ışıklar saçan bir platform yerleştirilmişti. Üç gruba ayrılan takımımız burada buluştu.
‘’Ne düşürdünüz?’’ diye sordum Wan Er’e bakarak.
Wan Er envanterini inceledikten sonra cevapladı: ‘’9 Ateş Elfi Kartı, 4 Şeytan Sembolü, 3 Altın Ekipman ve 27 gümüş ekipman…gerisini söylemeye gerek yok, sen ne yaptın?’’
Gülümsedikten sonra söylendim: ‘’15 Ateş Elfi Kartı, 7 Şeytan Sembolü, 6 Altın Ekipman ve 44 Gümüş Ekipman…nasılmış?’’
Wan Er başını kaldırıp, sitem etmeye başladı. ‘’Demek 39 karizmayla 51 karizma arasında bu kadar fark var? Adalet mi bu yahu, eğer bir tane daha Cennet’in Emri düşerse ben alacağım, ona göre…’’
Dong Cheng Yue kıkırdıyordu: ‘’Aynen öyle, öpücük için 1 karizma. 10 karizma toplarsan Wan Er etrafında dört döner ve hatta yatağa bile…’’
Wan Er kızarıp, hançerlerini kaldırmıştı: ‘’Dong Cheng, yaşamaktan mı yoruldun?!’’
Dong Cheng Yue’nin vücudu titredi: ‘’Wan Er Hanımefendimiz gerçekten karizmatik, hem töleransı hem de zekası var…karşınızdaki bu ufak kadın geri çekiliyor, sizinle aşık atmaya cürret edemem! Sonsuza dek Xiao Yao’nun yanında kalıp, senin yedeğin olmaya razıyım, hehe…’’
Wan Er: ‘’Yeter artık, cidden…’’
Magnec