İptal edemesinlerds nasil bisey oldugunu gorelim yetenegin znsmsmmmzm
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
222. Bölüm Deniz Yosunu Oku
03:00; bir grup insan Ejder Tapınağı’ndaki üçüncü katın sonunda toplanmış durumda. On iki totem direğinin hemen arkasında, 10 metrelik bronz bir ejderha heykelinin durduğu platform dikkat çekiyor. Heykelin her an hayata dönecekmiş gibi bir hali var…
‘’Sha Sha…’’
Wan Er düşen yaprakları adımladıktan sonra mesafeyi kapatmaya koyulmuştu. Elini uzattığı gibi bronz heykele dokundu. Başını hafifçe geri çevirip bize baktığında, dudaklarından dökülen kelimeleri işitmiştm: ‘’Üçüncü katın bossu bu mu? Bronz gayet sağlam duruyor, şimdi ne yapacağız?’’
Dong Cheng Yue cevapladı: ‘’Bronzun erime sıcaklığı 1083 derece Celsius. Baskıyı da hesaba katarsak bir saate kalmadan eriyeceğini düşünüyorum. Acaba destek vaersem mi? Ateş yeteneklerimle…’’
Ona bir bakış attım: ‘’Sen ve senin şu basit ateşlerin…Bossu bronz kabuğundan kurtarmanın başka bir yolu olsa gerek. Bir deneyeyim…’’
‘’Tamam.’’ Wan Er söylendikten sonra geri çekildi.
Öne yürüdüm. Yere sağlam bir adım attıktan sonra 3 metre zıplamış ve heykele atıldığım gibi Buz Yağmırı Kılıcı’mı yaratığın bronz ayaklarına savurmuştum.
Keng!
Etrafa saçılan kıvılcımlar durulduğunda saldırımın bronza bir çizik bile atamadığını görmüştüm!
Bu nasıl iş arkadaş…Heykelin zayıf bir noktası olması lazım!
Elimi uzatıp, ejderin kuyruğunu yakaladıktan sonra kendimi çekerek heykelin baş kısmına tırmandım. Ardından bir hamle daha savurdum; ancak heykel yerinden kıpırdayacakmış gibi görünmüyordu!
……
‘’Patron adeta bir demirci gibi oraya buraya vurup duruyor…’’ diye söylendi Matcha.
Fox geniş bir kahkaha attı: ‘’Böyle ufak birine demirci mi diyorsun? Çekici kaldırabileceğini bile sanmıyorum…’’
Wan Er cevapladı: ‘’Yine de senden daha güçlü…’’
Fox: ‘’Sen..Grr, yetti artık gel kapışalım!’’
Wan Er bir anda söylenmişti: ‘’Bir saniye!’’
‘’Ne demek…bir saniye?’’
‘’Seni öldürmek için ihtiyacım olan süre…’’
‘’Sen!!’’
……
Fox ve Wan Er’in tartışmasını görmezden gelerek heykele hamle üzerine hamle geçirmeye devam ettim. Aniden kulağıma Yuzi Chengshuo’nun sesi gelmişti: ‘’Xiao Yao, aşağıya gel! Boss uyanıyor!’’
‘’Durum nasıl?’’
Ejder’in başında dikilirken, yaratığın boynuzlarına tutunmadan edemedim. Yer sarsılmaya başlamış ve bronz heykelin ortasından etrafa kadim semboller saçılmaya koyulmuştu. Aynı esnada bronz heykelin ısındığını da hissedebiliyordum. Gözlerimi açıp kapadığımda, heykelde oluşan kırıkların hemen eridiğini fark ettim!
‘’Hass! Bu Ateş Ejderi…’’ Nihayet durumu kavrayabilmiştim.
‘’Çabuk aşağıya in!’’ Diye endişeyle söylendi Wan Er.
Adeta ağaç dallarında mahsur kalmış bir kediye benziyordum…yerle aramda en azından on metre vardı ve aşağıya atlayacak fırsatu bulamıyordum!
‘’Ne yapacağız şimdi? Patron aşağıya inemiyor…’ diye söylendi Matcha.
Hançerlerini kavrayan Wan Er hemen bağırmaya başladı: ‘’Li Xiao Yao! Orada kalıp, tankla! Zaten her türlü bossu biz öldüreceğiz, oradan saldırsan da olur…’’
Bir elim boynuzda, diğer elim Buz Yağmuru Kılıcı’nda, meseleyi cevapladım: ‘’Daha doğru düzgün bile duramıyorken nasıl savaşacağım? Yaratığın yüzünü bile göremiyorum…’’
‘’Vur gitsin! Yüzünü görüp ne yapacaksın?!’’
…..
‘’Hou!’’
Sounda Ateş Ejderi bronz heykeli tamamen eritmiş ve kabuğundan çıkmıştı. Yaratığın pullarına olağanüstü bir parlaklık vardı ve ay ışığını bütün vücudunu kuşatmıştı. Mor Şafak Botları’m yaratığnı vücudundaki ısıdan sebep kırmızıya dönmüştü. Ayrıca canım da yavaş yavaş düşüyordu. Bu raddede bosstan hasar almama bile gerek yoktu; zira yana yana ölecektim!
Sol elim yaratığın boynuzunda, sağ elim Buz Yağmuru Kılıcı’nda, parmaklarımı açıp [Virane Diyar]’ı aktif ettim. Kılıcım üçe ayrılmış ve ayrılan parçaları ejderin başına odaklamıştım.
Kacha!
Saldırım hedefi on ikiden vurmuştu!
1548!
Şans bu ki [Virane Diyar] yaratığın defansını delebilmişti. Buz Yağmuru Kılıcı’mı tekrar kavradıktan sonra odaklanıp, [Buz Yağmuru Kılıcı]’nı yaratığın kafasına doğru savurdum!
1327!
Verdiğim hasar biraz düşmüştü; vakit kaybetmeden elimi kaldırıp, [Tedavi]’yi kullanarak canımı doldurdum!
Hou!
Ateş Ejderi acıyı hissedince beni üzerinden atmak için sallanmaya başladı. Sarsıntılara dayanamamış ve düşmeye koyulmuştum; oracıkta havadayken yaratığın kızıl gözleriyle karşılaşmadan edememiştim. Burnundan çıkan dumanları görebiliyordum. Tek bir kelime bile etmeden kılıcımı sımsıkı kavrayıp [Kombo]’yu aktif ettim. Ardı ardına beş hamle yapmıştım!
Peng peng peng peng peng…
Patlama seslerine benzer 5 ses havaya saçılmıştı. O kadar hasarın altında kalan ejder nihayet öfkelenmeye başlamıştı. Pençesini kaldırdıktan sonra aşağıya savurdu ve göğsüme bir hamle yaptı. Daha yere bile inmeden vücudum yaratığın ağzından çıkan alevlerle kaplanmıştı. O esnada vücudumun kaç dereceye çıktığını tahmin bile edemiyordum. Yine de, bildiğim bir şey vardı; bu sıcaklığa fazla dayanamayacaktım! Gerçekten de başımın üstünden fırlayan hasar sayıları bunu gösteriyordu!
1625!
+1574!
2128!
+728!
+1426!
……
Şans bu ki Sevgili Duck ve Yuzi Chengshuo’nun ikili takım oyunu sayesinde hayatta kalmayı başarmıştım.
Peng!
Vücudum yere çakıldıktan sonra hafif bir takla atarak ilerlemeye başladım ve ilerleyişimi hemen önüne çakıldığım totem direği durdurdu. Doğrulduktan sonra zaman kaybetmeden bossa doğru atılmıştım. Bir saniye bile gecikseydim, diğerlerinin meseleye dayanamayacağını çok iyi biliyordum!
Elimi büktüğüm gibi kılıcımda beliren 7 ufak meteor parçası [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni işaret ediyordu ve yeteneği bossun kafatasına odaklamıştım!
“Peng!”
921!
Alan saldırım yaratığın defansını delebilecek güçte değildi. Hemen [Bağlayan Zincirler]’i kullandım; ancak yetenek garip bir şekilde başarısız olmuştu. Her ne kadar ıskalamış olsa da, Ateş Ejderi meseleye uyanmıştı. Havaya savurduğu keskin pençeleri etrafa dehşet saçıyordu. Arkamda duran iç şifacı [Tedavi]’yi kullanmaya hazırlanmış, Wan Er ve Dong Cheng’in Kaplanadamları da öne atılarak yaratığı karşılamıştı. Hafif bir somurtmayla ejderin kuyruğu kaplanadamı yerle bir etmişti!
O esnada bossa yaklaşma fırsatı bulduğumdan yaratığın özelliklerini de görmeyi başarmıştım. Hemen bilgileri partyle paylaştım--
【Ateş Ejderhası’nın Gölgesi – Paige】(İmparator Boss)
Seviye:64
Saldırı: 1950-2300
Defans: 1470
Can: 500,000
Yetenekler: 【Ejder Pençesi】 【Ateş Nefesi】 【Volkan】
Açıklama: Paige, Ateş Ejderhası’ndan yola çıkılarak yapılmıştır ve onun bir kısım güçlerini barındırır. Obsidiyen Ejderha Tanrısı Mohist Şehri’ni kuşattıktan sonra Dört Aziz Ejderi çağırarak, onların kanlarını kullanıp, dört koruyucu yaratmıştır. Aziz Ejder’in bir kısım gücünü barındıran Paige Ejder Tapınağı’nı korumaya layık sayılı canlılardan biridir.
………
‘’Wow…’’ Wan Er’in Kızıl Hançeri bossun kuyruğunu delip geçmiş ve genç kadın [İkiz Hançer Harmonisi]’ni aktif etmişti: ‘’Nihayet karşımıza bir İmparator boss çıktı. 2300 saldırısına heybetli vücudu eşlik ediyor. Qing Qian bu yaratıkla savaşırken dikkatli olman lazım!’’
Pa!
Yue Qing Qian kendi [İkiz Hançer Harmonisi]’ni aktif etmiş ve hemen ardından ona gelen ejder pençelerini savuşturmuştu. Bossun yapay zekası fazla yüksekti! Odak sistemi tamamen devre dışı kalmıştı!
Yue Qing Qian’ın savaş deneyimi yeterince zengin olduğundan genç kadın [Tanrı’nın Adımları]’nı kullanarak hemen saldırıyı savuşturmuş ve başından bir ‘ISKA!’ yazısı fırlamıştı. Yine de bu saldırıyı savuşturmuş olması suratındaki korku dolu ifadeye etki etmemişti: ‘’Büyük Kardeş Cang Tong, yaratığın defansını geçemiyorum; çok güçlü, muhtemelen tek bir hamlede bizi öldürebilir!’’
Wan Er başıyla onayladıktan sonra ona doğru gelen pençeleri savuşturmak için geri çekildi!
Hemen kılımı çekip, ileriye doğru atılmaya hazırlanmıştım. Bu sefer tercih ettiğim yetenek [Atik Kılıç]’tan başkası değildi!
“Hua cha!”
Kılıç yartığın vücudunu delip geçmiş ve Wan Er’in önünde durmuştu. Kılıcı bir kez daha savurduktan sonra bossun odağını değiştirdim ve yaratık bana saldırmaya koyuldu. Ateş Ejderhası’nın Gölgesi derin bir nefes çektiğinde grubumuz hemen telaşlanmaya başlamıştı!
“Huang!”
1984!
Vücudum ortamdaki ani ısı değişikliğinden sebep neredeyse kül olmuştu. Arkamda duran Wan Er demir şemsiyesini uzatmış; ancak 10 metre geriye savrulmaktan kurtulamamıştı: ‘’Wuu…’’ acı dolu bir çığlık attığını duyabiliyordum. Canı neredeyse 0’a vurduğundan hemen bir can iksiri içip, kenara atıldı. Gerçekten de İmparator Boss öyle hafife alınabilecek bir yaratık değildi.
……..
‘’Patronun canını doldurun, mücadeleyi kazanmak için sadece ona bel bağlayabiliriz…’’ Matcha gözlerini kıstı: ‘’İmparator Boss güçlü; ancak bizim patronumuz da zayıf değil! Paige [Ejder Pençesi] ve [Ateş Nefesi]’yle patrona saldırsa bile onu öldüremeyebilir; lakin üçüncü yetenek olan [Volkan]’dan pek emin değilim. Wan er ve Qing Qian bossla aranıza bir mesafe koyup, fırsat kollayın. Öyle rastgele saldırırsak yaratığın üçüncü yeteneğini aktif edeceğimizden korkuyorum. Yine de, eğer boss [Volkan]’ı kullanmaya başlarsa siz de [Mutlak Adım]’ıkullanarak yaratığın yeteneğini iptal edeceksiniz. Bunu yaparsak, kazanabiliriz…..’’
Wan Er ve Qing Qian onayladı: ‘’Tamamdır.’’
Dong Cheng Yue elindeki Ateş Elfi Kartı’nı kullanıp, büyü saldırısını artırdı. Büyülü asasını savurduğu gibi yosun rengi, biraz lacivertimsi bir ok oluşmaya başlamıştı. Elini bir daha havaya savuran genç kadın oku yaratığın boğazına doğru yolladı. Tabii bu bahsettiğimiz ok [Deniz Yosunu Oku]’ndan başka bir şey değildi. Beklendiği gibi yetenek akılalmaz bir güce sahipti!
2874!
‘’Hass…’’ Fox gözlerini kısıp, hasar sayısına baktı: ‘’Dong Cheng Yue de ne büyücüymüş…hey, o saldırıdan tek yemeyecek kaç oyuncu var acaba??’’
Bir büyü daha yapmaya koyulan Dong Cheng gülümsedi: ‘’Bilmiyorum ki, yine de Xiao Yao’nun tek yemeyeceği kesin. Yaşlı K ve Dong Cheng Lei’nin fazla büyü direnci olmadığı için dayanabileceklerini sanmıyorum; lakin yeteneği hazırlamam için 2.5 saniye harcamam gerekiyor ve kesin bir nişan alma olayını da atlamayalım. Bu süre zarfı gerçekten çok kritik. Eğer Yaşlı K [Rüzgar Kesiği] + [Vahşi Hava Kesiği]’ni kullanıp, [Mana Kalkanı]’mı kırmayı başarırsa utançtan yerin dibine girerim…’’
Matcha gülümsedi: ‘’Yazık şu Yaşlı K’ya… Bir şey yapmamasına rağmen dalga konusu oluyor…’’
Fox silahını kaldırdığı gibi söylendi: ‘’Güzel bir kızın kendisiyle dalga geçtiğini öğrense bile ağzını açmayacaktır…’’
Yue Qing Qian hançerlerini sımsıkı kavrayıp, Ateş Ejderi’ne baktı: ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao orada bosstan dayak yerken siz hala konuşup, şakalaşmaya fırsat bulabiliyorsunuz. Ne kadar kötüsünüz…’’
Fox gülümsedi: ‘’Eğer senin gibi bir kız benim hakkımda endişeleniyor olsaydı, ben de durmadan canımı tehlikeye atardım…’’
Yue Qing Qian buna cevap verememişti.
……….
Zaman yavaşça geçmiş ve 12 dakikanın ardından Ateş Ejderhası’nın Gölgesi’nin canı %50’ye düşmüştü!
‘’Hou hou…’’
Kürkeyeren yaratık başını kaldırdı. Bu hareketiyle birlikte yer sarsılmaya başlamış ve etrafa toz parçaları saçılmaya koyulmuştu.
Wan Er gözlerini kısarak söylendi: ‘’Geliyor, Qing Qian, zamanlamayı tutturmamız lazım!’’
……
“Shua…”
[Mutlak Adım]’ı aktif eden kızlar yıldırım edasıyla ileri atılmış ve Boss’un saldırısını iptal etmeye koyulmuştu. Kalbimdeki beklentiyle elimden yalnızca bu çabalarında başarılı olmaları için dua etmek geliyordu.
Magnec