Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

213. Bölüm Rüzgar Ejderi’nin Gölgesi

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

“Tak!”

Kara Drakon’un kellesini uçurduğum esnada düşünüyordum; 13 saniyede bir yaratık öldürmek, saldırımız fena sayılmaz.

 Ardından eğilmiş ve yaratıktan 47 gümüşü almıştım. Otomatik party dağılma sistemiyle 47 gümüş herkese eşit bir şekilde dağıtılmıştı. Gülümsedikten sonra kendi kendime söylendim: ‘’Güzel, burada para kasarak bile zengin olabiliriz…’’

 Lin Wan Er: ‘’Drakonlar’ın canı %30’lara düştüğünde, ejder ruhu yetenekleri otomatikman devreye giriyor; bu yüzden yeteneklerinizin dolma sürelerine dikkat edin. %30’a düşer düşmez en güçlü saldırılarımızla işlerini bitirelim.’’

 Matcha başıyla onayladı: ‘’Evet, Lin Wan Er haklı. Bu konuya dikkat etmemiz lazım. Hızımızı korumalıyız.’’

……

 Başımı çevirip, bölgeye baktığımda bir sürü Drakon’un olduğunu görmüştüm. Bize en yakında beş kişilik bir Drakon grubu vardı.

 ‘’Oh, kalabalıklar…’’ diye söylendi Mavili.

 Lin Wan Er keyifle araya girmişti: ‘’Matcha ve Li Xiao Yao gibi iki tankımız olduğundan sorun yok…’’

 Güzeller güzeli Matcha gülümsedi: ‘’Evet, beş Drakon da birbirine çok yakın duruyor; birine saldırırsak hepsinin dikkatini çekeceğimize şüphe yok. Saldırrdığımızda, patron ikisini ben de üçünü alacağım. Patrona odaklananın ikiliyi öldürdükten sonra diğer üçüne geçersiniz…’’

  Biraz tereddüte düşmüştüm: ‘’Matcha, üç Drakon’u tek başına halledebileceğini düşünüyor musun?’’

 ‘’Merak etme patron---‘’

 ‘’Güzel, o zaman hazırlanın. Dong Cheng, yaratıkları çek!’’

 ‘’Tamamdır!’’

 Yavaşça ileri atılan Dong Cheng Yue yaratıklardan 37 metre uzakta durmuş ve rakiplerinin mesafelerini incelemeye koyulmuştu. Ardından enerjisine odaklandığı gibi parmaklarında beliren yıldırımlar cübbesini havaya savurduğundan, güzeller güzeli, muazzam iki bacağı ortaya çıkmıştı.

 Pa!

 Seksi büyücümüz [Yıldırım Parmağı]’nı aktif eder etmez yıldırımlar bir Drakon’dan diğerine sekerk yaratıkların dikkatini çekmiş ve toplamda 10,000’den fazla hasar vermişti. Bu S seviye yetenek cidden gerçek gibi değildi.

  İleri zıpladım. Mor Şafak Botları’m çimlere bastığı gibi güzel bir pozisyon almaya dikkat ettim. Ardından kılıcımın etrafında yedi meteor parçacığı belirmiş ve parçalar ileri atılarak 5 Drakon’a vurmuştu. 5.seviye [Yedi Yıldız Parçaları’nın Kesiği]’nin akılalmaz gücü herkesi şaşkına çevirmiş ve ortaya çıkan hasar sayılarını görünce ben bile ne diyeceğimi şaşırmıştım!

1763!
1820!
3764!
1799!

..…

 Yaratıklar titremeye koyuldu. Odak bana toplandığından kılıçlarını kaldırarak, ölümcül bakışlarla peşime takıldılar.

 ‘’Tanrım…’’ Lin Wan Er hançerlerini tutarken söylenmekte zorlanıyordu: ‘’Li Xiao Yao nihayet Alan saldırısı öğrenmeyi başarmış. Zaten bu zamana kadar öyle bir yetenek elde edememiş olmasını mantıksız buluyordum…’’

 Kılıcımı savurduğum gibi [Tek Kişilik Ordu]’yu aktif ettim. Yanımda duran Matcha kılıcını kaldırmış ve [Gölge Kesiği]’ni üç Drakon’a savurmuştu. Aynı esnada diğer elini savurarak [Gölge Klonu] yeteneğini aktif ettiği gibi yaratıkların saldırılarını klonlara odaklamıştı. Yetenekler ve teknikler sayesinde Matcha üç Drakon’u başarıyla tutmaya başlamıştı.

 ‘’Süpersin, Matcha…’’ Fox gülümsedikten sonra tetiğe asıldı.

 

“Keng keng keng…”

 Uzun kılıç Matcha’nın altın kılıcına saplandı. Şans bu ki atladığı her seviye 1 puan dayanıklılığıa verdiğinden toplamda 53 ekstra dayanıklılığa sahipti. Bunun yanında, 100’den fazla defansa verdiğinden kalkanıyla birlikte defansı benden fazla düşük sayılmazdı.

 Çabucak iki Drakon’un işini bitirdikten sonra dikkatimi Matcha’ya saldıran üçlüye çevirdim. 30 saniye içerisinde Matcha’nın canı %30’a düşmüştü. Mavili ve Sevgili Duck’un can doldurmalarıyla birlikte [Kutsal Gölge Kalkanı]’nı da aktif ettiği için hayatta kalmayı başarmıştı. Yine de sürekli söyleniyordu: ‘’Bir kadının tank olması kadar saçma bir şey olamaz, canım acıyor yahu…’’

 Cevapladım: ‘’En azından 7 puan güce veren saldırı odaklı bir şövalyesin. Bazı şövalyeler seviye başına 5 dayanıklılık ve 5 defans veriyorlar. Böylesine bir sınıfın direkt olarak yaratıkların altına yatmaktan başka çaresiz yok. 3.resmileştirmeyle birlikte gelecek ‘Odak çekme’ yetenekleri sayesinde bu tarz Rahipler ve Şövalyeler parlamaya başlayıp, bosslarda da meseleyi ele geçirecekler.’’

 Matcha’nın kılıvı saldırmaya devam ediyordu: ‘’Patron, ben saldırı odaklı kalmayı istiyorum…’’

 Başımı öne doğru salladım: ‘’Öyle yapman lazım zaten. Oyunun ilerleyen zamanlarında asıl odak boss savaşları değil PK olacak. Zhan Long’un geleceğini yalnızca mücadele ederek garanti altına alabiliriz; bu yüzden de defans konusunda değil saldırı konusunda güçlü olan oyunculara ihtiyacımız var. Matcha senin sahip olduğun [Gölge Kesiği] gibi alana vuran yetenekleri gördükten sonra, defans odaklı bir karakter olmana hayatta izin veremem…’’

 Matcha keyifle onayladı: ‘’Teşekkürler patron, süpersin!!’’

……

 O kadar yaratık öldürdükten sonra yalnızca bir yeşil ekipman düşmüştü. Ekipman kimsenin dikkatini çekmediğinden ilerlemeye koyulduk. Bir saatin ardından haritadaki çoğu Drakon’u alt etmiştik; ancak bir sonraki kata geçebilmek izin, son engeli alt etmemiz gerekliydi.

 TP barıma baktığımda bir saatte %34 kastığımı gördüm; şu anda 59.seviyenni %48’indeydim. Muhtemelen kat bossunu öldürdükten sonra 60.seviyeye ulaşacaktım ve 60.seviyeye ulaştığımda, nihayetinde gerçek bir usta olmanın yanında aynı zamanda güzeller güzeli bir kadın olan Frost’tan resmileştirmemi alabilecektim. Karl ve Luo Lin gibi insanların saygısını kazanmayı başardığına göre Frost’un gücü öyle hafife alınacak gibi değildi; zaten kendi gözlerimle de buna tanıklık etmiştim. Sahip olduğu pozisyonu kadın olduğu için değil kendi gücü sayesinde elde etmişti. Zaten güzelliğini kullanarak bu pozisyonu ele geçirmiş olsaydı, bu çorak ve tehlikeli topraklarda da hayatta kalmasına imkan olmazdı.

 Shua!

 Matcha’nın vücuduna altın bir ışık hüzmesi akın etmiş ve kadın 55.seviyeye ulaşmıştı. Birçok S-seviye ve daha üstünde olan haritalarda Zhan Long’la kastığı için hızla diğerlerini yakalamıştı. Her ne kadar düşük seviyeli başlamış olsa da, ilerleyen süreçlerde seviye atlamak için gerekli TP artığı için ortalama sunucu seviyesine de ulaşmayı başarmıştı.

 Keng!

 Aniden Matcha’nın elindeki kılıç, uzun bir mızrakla değişmişti. Ona verdiğim Ejder Ruhu’nun Cam Mızrağı Elit Mor Ekipman olduğu için saldırısı da zirve yapacaktı…

 ‘’Wow…’’

 Şaşkına dönen Matcha puanlarına bakıp, söylendi: ‘’Normal saldırım sonunda 1950’yi geçti…’’

  Yakın dövüş puanları konusunda pek bir şey bilmeyen Fox sordu: ‘’1950 saldırı puanı fazla mı sayılıyor? O zaman Klan Başkanı’mızın saldırısı kaç?’’

  Puanlarıma çabucak bir göz attıktan sonra cevapladım: ‘’2186, bütün puanlarımı güce basıyordum ve iki tane de İmparator Ekipmanım var..’’

 ‘’Oh, yani Matcha’nın ekipmanları hiç fena değil…’’

 Sevgili Duck Matcha’ya [Cesaret] yeteneğiyle güç verdikten sonra Matcha boss savaşları için gerekli defansa ve saldırıya ulaşmıştı.

..…

 Yaratıkları temizlemeye devam ettik ve yarım saatte haritanın sonuna ulaşmıştık. Bulunduğumuz bölge, daha önce bu kata inmek için kullandığımız zincirin olduğu boşluğu andırıyordu. Önümüz bomboş ve adeta uçurumdu. Aşağısı Ejder Tapınağı’nın ikinci seviyesiydi; ancak yolumuzda her an hayata dönecekmiş gibi duran bir heykel duruyordu. Muhtemelen bu heykel ilk katın bossuydu. Zaten heykelden yayılan onca güç aurasını görünce durumu hemen anlamıştım.

 ‘’Boss…’’ Lin Wan Er heyecanla söylendi, hançerlerini sımsıkı kavrayarak devam etmişti: ‘’Eh…bir numaralı tankımız ileri atılabilir mi lütfen?’’

  Cevap vermeden heykele doğru atıldım. Buz Yağmuru Kılıcı’m tam gaz heylekin boğazına bir hamle yapmıştı!

 Peng!

 Heykel parçacıkları etrafa saçılmış ve heykelin altındaki mor pulları ortaya çıkarmıştı: ‘’Vay arkadaş, cidden Mohist Tarikatı’na üye olan insanların ruhlarını koruyan gerçek bir ejderha varmış. Bu Obsidiyen Ejder Tanrısı cidden fazla temkinli değil mi yahu!!’’

 “Hou!”

 Öfke dolu bir kükreme atan ejderha nihayet taş derisinden kurtulmuş ve ileri adımlamıştı. Vücudunda dans eden rüzgarları etrafa vahşi bir hava katıyordu. Ejderin vücudu adeta cam kadar şeffaftı; ancak yaratığın güçlü olduğunu kesinkes biliyordum. Başını kaldırdığı gibi bana atılmış ve Nebula Zırhı’ma sağlam bir darbe geçirmişti.

 1193!

 Peng!

 Aldığım darbeyle 10 metre geriye fırladım. Zar zor dengemi sağlamış ve tekrar ileri atıldığım gibi yaratığın boynuna [Keskin Buz Kılıcı]’nı savurmuştum---

1421!

……

Başımı kaldırıp, yaratığın özelliklerini görür görmez bilgileri partyde paylaştım---

I lifted my head to take a look and quickly shared the BOSS status with my party ——

【Rüzgar Ejderi’nin Ruhu ・ Bu Lu】 (Mor BOSS )

Seviye: 62

Saldırı: 1720-2150

Defans: 1250

Can: 350000

Yetenekler:【Ejder Pençesi】【Ejder Nefesi】【Öfke Hortumu】

Açıklama: Bu Lu Rüzgar Ejderleri’nin Azizi’ni örnek alarak yapılmış bir yaratıktır. Obsidiyen Ejder Tanrısı Mohistleri tutsak ettikten sonra dört Aziz Ejderha’yı çağırarak onların kanlarını almış ve Aziz Ejder Gölgeleri’ni yaratmıştır. Aziz Ejderhalar’ın sahip olduğu güçten bir kısmını barındıran bu ejderler Ejder Tapınağı’nı korumaktadır.

……

 ‘’Vay arkadaş, 2150 saldırı puanı…Rüzgar Ejderi, dört aziz ejderden biri mi?’’ Diye söylendi Fox. Çabucak yaratığın saldırı menzilinden çıkmıştı: ‘’Matcha, nasıl savaşacağız?’’

 Matcha Ejder Ruhu’nun Cam Mızrağı’nı kaldırıp, cevapladı: ‘’Gayet basit, Li Xiao Yao ilk saldırıyı yapacak ve odağı kendisinde topladıktan sonra biz katılacağız. Mücadelenin ilerleyen süreçlerinde, yaratık alan yetenekleri kullanmaya başlayınca patrona yardım edeceğim.’’

 ‘’Tamamdır, gayet iyi duruyor!’’

 Buz Yağmuru Kılıcı’Mı kaldırıp, kendimi haızrladıktan sonra yaratığın pençelerine [Tek Kişilik Ordu]’yla karşılık vermiş ve hemen ardından [Tedavi]’yi kullanarak canımı doldurmuştum. 30 saniyelik bir sürede 10,000’den fazla hasar verince şifacılar nihayet beni desteklemeye başlayabilmişti. Her ne kadar bossun saldırısı fazla olsa da, benim de canım ve defansım yüksekti. Yani, boss bana tek atmadığı sürece sorun olmayacaktı.

 Hou!

  Rüzgar Ejderi’nin Gölgesi başını kaldırmış ve bir anda boynu uzatmıştı. Ejder nefesi geliyordu!

 ‘’Dikakt edin,  [Ejder Nefesi] tek bir çizgideki herkese saldıracaktır, Sevgili Duck, KENARA ÇEKİL!’’

  Durumu hemen kavrayan Lin Wan Er ileri atılmış ve Sevgili Duck’u kolundan tutarak kenara çekmişti. Yaratığın ağzında toplanan rüzgar parçaları nihayetinde düz bir çizgi halinde ağzından fırlamıştı!

 Boom!

  Omzum adeta ikiye ayrılmış ve başımın üstünde bir saldırı sayısı belirmişti---

1736!

Arkamda duran Lin Wan Er demir şemsiyesini kaldırarak saldırıya dayanmaya çalıştı.

 “Peng!”
1643!

 Metal şemsiye sahibinin büyü direncini artırabildiği için büyü saldırısı sınıfına giren [Ejder Nefesi]’nden de kurtulmayı başarmıştı.

……

Sevgili Duck’un suratı mosmor kesildi: ‘’Tanrım, yaratık o kadar hızlı saldırdı ki tepki bile veremedim…’’

 Wan Er hemen canını topladıktan sonra gülümseyerek cevaplamıştı: ‘’Merak etme, Li Xiao Yao pozisyonunu ayarlarsa bize bir zarar gelmez.’’