Görev grubunü sayarken başta kendisinden başka hepsi kız dedim bir kaç paragraf sonra bir kaç paragraf asagisinda da FOX ü gördüm güldüm bi o kaldı degismemis:)
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
212. Bölüm Gizli Harita
Birbirine çarpan taşların çıkardığı sesler havaya yayılırken, önümüzde derin bir yeraltı geçidi açılmıştı. Öyle ki, bu geçit adeta bir kılıçla ikiye ayrılmışa benziyordu. Çürük kokularına taş basamaklar eşlik ediyordu. Geçit, karanlıklara gömülen derin çukura kadar ilerliyor, iki tarafını çevreleyen duvarlardaki semboller parıldıyordu. Görünüşe göre mekan bir hayli uzun zamandır mühürlü duruyordu ve en son buraya adım atan insanın da bunu yakın bir zamanda yapmadığı belli oluyordu.
Taş basamaklara bakan Matcha dilini çıkarıp, hafifçe gülümsedi: ‘’SSS-seviye görev gerçekten hakkını veriyor. Baksanıza, başlangıç aşaması bile olağanüstü…’’
Yue Qing Qian gözlerini açıp kapadı: ‘’Oh, görev ödülü olarak sadece Büyük Kardeş Xiao Yao [Mohistler’in Beşinci Parşomeni]’ni mi alacak?’’
Wan Er başıyla onayladı: ‘’Evet, açıklamada öyle yazıyordu.’’
Yue Qing Qian hafifçe gülümsedi: ‘’Fark etmez, eğer Büyük Kardeş Xiao Yao için bir şey yapabileceksem kesinkes yardımımı esirgemem—‘’
Dong Cheng Yue asasını kaldırdı: ‘’O zaman girmeye hazırlanalım; bu sefer ekipte iki tank, Li Xiao Yao ve Matcha’yla üç şifacı var. Yeterince güce sahip olduğumuzu düşünüyorum, hadi!’’
Geçide bir bakış attığımda ambiansın ne kadar garip olduğunu anlamıştım. İçeride ne olduğunu bilmiyorduk. Derin bir nefes aldıktan sonra güzeller güzeli NPC ustama dönüp, söylendim: ‘’Frost, biz giriyoruz.’’
Frost kılıcını kavrayıp, başını öne doğru salladı: ‘’Tamam, dikkatli olun. Sizi izliyor olacağım; lakin…Ejder Tapınağı’na giremem. Bu bin yıllık Ejderha Şehri kanunlarından biridir. Yalnızca Ejderha Şehri’ne ait olan maceraperestler buraya girebilir. Eğer girmeye çalışırsam bir felaket yaşanacağına şüphem yok…’’
Gülümsedikten sonra sırtımdaki Buz Yağmuru Kılıcı’nı çektim: ‘’Tamam o zaman, biz giriyoruz.’’
‘’Dikkat edin!’’
……
“Pa….”
Mor Şafak Botları’m yavaş yavaş tas basamaklara adımlamıştı. Basamaklar baştan aşağıya yosunlarla kaplandığı için dengemi korumakta zorlanıyordum. Arkamda duran Wan Er ve diğerleri adımlarımı dikkatle takip ediyordu. Dong Cheng Yue ve Matcha havaya fırlamıştı; zira Rüzgar Elfleri’nin yürümesine gerek yoktu.
Ne kadar ilerlesek, ortam bir o kadar kararıyordu; öyle ki burnumun ucunu bile göremeyecek seviyeye gelmiştim. Buz Yağmuru Kılıcı’mı kaldırmış olsam da kılıç yalnızca birkaç metrelik alanı aydınlatmıştı. Diğer bir taraftan, Wan Er’in Kızıl Hançer’i 10 metrelik alanı aydınlatabiliyordu. Tabii ki İmparator Ekipmanlar’ın diğerlerinden üstün olacağını biliyordum; sahip olduğu heybet ve ışıltı mor ekipmanları kolayca geride bırakıyordu.
Beş dakikalık yavaş ilerleyişimizin ardından Matcha’nın gözleri sonuna kadar açılmış ve arkamdan bana seslenmişti: ‘’Patron, dikkat et!’’
Bir anda boşluğa adımlamış ve bütün vücudum düşmeye başlamıştı!
‘’Ah?’’
Lin Wan Er aniden beni yakalamak için ileri atıldı. Ben de panik içerisinde ellerimi uzatmıştım. Uzun, karbeyazı bacağına tutunmayı başardığımda vücudum boşlukta sallanıyordu. Eğer onun bu yumuşak, düz bacağına sarılmamış olsaydım, daha da derinlere çakılacaktım.
‘’Oh tanrım…’’ Wan Er’in suratı solmuş ve bana bakarak söylenmişti: ‘’İyi misin?’’
Başımı öne salladım: ‘’Evet..’’
Matcha uçarak yanımıza gelip, aşağıya baktı: ‘’Harita gerçekten çok garip. Daha yarı yolda olmamıza rağmen basamaklar kesiliyor ve böyle bir çukurla karşılaşıyoruz…ve patron, hanımefendinin bacağını bırak artık istersen…’’
Wan Er’in suratı kıpkırmızı kesilmiş ve genç kadın kolumu tutarak beni yukarıya çekmişti.
Fox silahını kaldırıp, gülümsedi: ‘’Ne kadar şanslısın patron…’’
Wan Er’in suratı iyiden iyiye kızarmıştı.
Suratımda beliren soğuk bakışla konuştum: ‘’Wan Er’le uğraşmayı bırakın da bu haritada yolumuzu nasıl bulacağız, onu düşünün…’’
Lin Wan Er’in suratı hala kıpkırmızıydı, aniden kolunu kaldırıp, söylendi: ‘’Bakın, çözüm şurada sanırım….’’
Başımı kaldırıp, gösterdiği yere baktığımda, yaklaşık bir metre üstümüzden sarkan metal zinciri gördüm. Zincir direkt olarak demin düşeyazdığım çukura iniyordu. Demir zincirin kalınlığı bebek kalçası kadar genişti ve oracıkta hafif rüzgarın etkisiyle sağa sola oynuyordu. Önümüzdeyse karanlık, bomboş bir mekan vardı.
‘’Bilemiyorum…’’ Lin Wan Er dudaklarını büktü: ‘’Bu zincirin nereye çıktığını bilmiyorum, acaba aşağıya mı inmemiz gerekiyor?’’
Yuzi Chengshuo gülümsedi: ‘’Muhtemelen. Başka nereye gidebiliriz ki?’’
‘’Aşağıya nasıl ineceğiz?’’ diye sordu Mavili.
Dong Cheng Yue hafifçe gülümsedi: ‘’Gayet basit, pelerinlerimizi halat olarak kullanıp, zincirin etrafına dolayacağız. Sonra da aşağıya kayacağız. Zincir bir hayli kalın olduğu için sorun çıkmayacaktır. Zaten başka bir yol yok, aşağıya inmek zorundayız.’’
Fox sesli düşündü: ‘’Ya da zinciri aşağıya çekip, üstüne yürürüz…’’
Wan Er gülümsemeden edememişti: ‘’Amca, akrobat falan mıyız sanıyorsun? Ya düşersek…’’
Fox’un suratı mosmor kesilmişti: ‘’Amca mı? Li Xiao Yao’dan birkaç yaş büyüğüm, o kadar…’’
Yue Qing Qian söylendi: ‘’Hadi canım. Yine de amcasın ama…’’
Fox: ‘’Artık sizinle başa çıkamıyorum…’’
……
“Hua!”
Bir anda İlüzyon Pelerini’mi çektim ve zincirin etrafına doladıktan sonra iki elimle asıldım: ‘’Zaman kaybmeyin, ben önden gidiyorum. Herkes peşimden gelecek. Daha haritanın başındayız, bu kadarcık şeyden sebep korkacak değiliz ya, yanlış mıyım?’’
‘’Evet, dikkatli ol!’’ Lin Wan Er ve Dong Cheng Yue aynı anda cevaplamış, sonra birbirlerine bakarak gülmeye başlamıştı.
Birkaç adım geri çekildikten sonra aniden ileri atıldım. Pelerini gayet iyi sardığım için dengeli bir şekilde zincirden kaymaya başlamıştım. Arkamdan diğerleri geliyordu. Dong Cheng Yue ve Matcha da bu yöntemi seçmek zorundaydı; zira belirli yüksekliklerden aşağıya atılma durumlarında, Rüzgar Elfleri eğer mesafe fazla yüksekse, direkt olarak yere çakılıyordu. Bu bölgede de aynı mesele gerçekleştiğinden, işi riske atamazlardı.
Zincirde kayarken rüzgar kulaklarımızı titretmiş ve dokuz kişilik grubumuz sarmaşıklar gibi aşağıya inmeye koyulmuştuk. Öylesine bir yükseklikten indikten sonra nihayet altımızda bir ışık hüzmesi belirmişti; adeta yıldız deniziyle karşılaşmıştık. Görüşümüz açılınca, zemine yayılan yıldız ışığı parçacıklarının muazzam manzarasıyla karşı karşıya kalmıştık. Yani, doğru yoldaydık!
Lin Wan Er mesafe baktığında, gözleri hayranlıkla parlıyordu: ‘’Çok güzel…Bu dört gizlenmiş harita da gerçekten cennetten birer parça gibi…Adeta kitaplarda yazan cennet saraylarının bahçelerini andırıyor…’’
Dong Cheng Yue gülümsedi: ‘’Bu haritalar Mohist Tarikatı’nın zamanında yer ettiği bölgeler olduğundan, Üstat Yun Chen’in eserleri olsalar gerek, değil mi? Onun dışında, böylesine cennet vari bir harita yapabilecek kimseyi tanımıyorum…’’
Fox hafifçe öksürdü: ‘’Mohist Tarikatı’nın asıl özelliği makineler ve tuzaklar. Binalar ve bu tarz yerler daha çok Lu Ban’ın soyundan gelenlere aittir.’’
Dong Chenh Yue’nin suratı soğudu: ‘’Amca, sus iki dakika. Sürekli zekanı konuşturmak zorunda mısın…’’
Fox’un suratı bembeyaz kesilmiş, Yue Qing Qian kendini tutamayıp, gülümsemeye başlamıştı.
……
İlk bölgeye yavaş yavaş yaklaşıyorduk ve yere on metre yüksekliğe ulaşınca pelerinimi çözüp, kılıcını çekerek yere atladım.
Peng!
Mor şafak botlarım zemine dokundukları gibi etrafa toz parçaları saçılmıştı. Momentumu kullanarak hemen ileriye atıldığımda kulağıma bir ses geldi---
“Ding!”
Sistem Notu: SSS-seviye haritaya –[Ejder Tapınağı’nın İlk Katı]’na girdiniz. Lütfen dikkatli olun!
……
Arkamda duran Lin Wan Er, Dong Cheng Yue ve diğerleri de yere inmişti. Dokuz kişilik ekibimiz bu hayalet şehrine benzer yerde dikilmeye koyuldu. Ayaklarımızın altındaki bütün zemin adeta yıldız okyanusunu andırıyordu ve insan nedendir bilinmez, burada kendini hiç de güvende hissetmiyordu. Buz Yağmuru Kılıcı elimde, ilerlemeye devam ettim. Sevgili Duck vakit kaybetmeden 6.seviye [Cesaret]’i aktif edip, saldırı puanımı %6 artırmıştı; hiç yoktan iyiydi sonuçta…
‘’Yaratık var…’’
Yue Qing Qian eliyle ilerideki uzun çimlere işaret etti. Çimenden dışarıya insan vari bir yaratık çıkmıştı. Aslında dev bir ejdere benziyordu; ancak kolları ve vücudu pullu zırhlara bürünmüş, eline de uzun bir kılıç almıştı. Sırtındaysa uzun ve keskin diken vari uzantılar vardı ki o uzantılardan sebep, yaratığın neredeyse her yerinden kılıç çıkıyor gibi bir izlenime kapılmıştım. Görünmeyen başına mor bir miğfer geçirmiş; ancak miğferden bizlere keskin bakışlar atan gözler dikkatimi çekmişti. Doğru bildiniz, bu bir yaratıktı. Muhtemelen SSS seviye haritadaki yaratıkların güçleri de normalden yüksek olacaktı---
【Kara Drakon】 (Elit Yaratık)
Seviye: 62
Saldırı: 1180-1540
Defans: 1000
Can: 12000
Yetenek:【İleri Darbe】【Karanlık Kesik】【Ejder Ruhu】
Açıklama: Efsanelerde, Kara Drakonlar Ejder Kabilesi ve Cennet Kabilesi’nin soyundan gelen canlılar olarak tasvir edilmiştir. Akılalmaz bir hayat enerjileri vardır. Bu Drakonlar on binlerce yıldır Ejder Tapınağı’na mühürlenmiş ve benliklerini ele geçiren nefretten dolayı kişilikleri vahşi birer hal almıştır. Öte yandan, bu kişilikleri onları Ejder Tapınağı için gereken sağlam korumalar haline getirmiştir.
……
‘’Sakin ol koçum…şşşşş…ağır olll…’’ Fox söylendi: ‘’Beş Barbar’ın Çorak Mezarı’nda 60.seviye 9000 canı olan Elit Yaratıklar’la karşılaşmıştık. Bu haritada 62.seviye Elit Yaratıklarla karşılaşmamıza şaşırmadım ama…12.000 canı ve 1000 defansı var arkadaş, nasıl saldıracağım buna…’’
Hançerini kaldıran Lin Wan Er söylendi: ‘’Boşver gitsin. Xiao Yao’yla birlikte biz hallederiz, sen takıl…’’
Fox neredeyse ağlayacaktı: ‘’Belki biraz eziğim ama, o kadar da küçük görmeyin beni…’’
Gülümsedim: ‘’Tamam arkadaşlar, Fox’la dalga geçmeyi bırakın. Ben önden gidip, Drakonlar’ın saldırılarını ve defanslarını deneyeyim bakalım. Dikkat edin.’’
‘’Tamam!’’
……
Buz Yağmuru Kılıcı elimde, ileri atıldığım gibi [Keskin Buz Kılıcı]’nı aktif etmiş ve aynı zamanda yaratıktan da bir darbe almıştım!
1764!
312!
Fox şaşkına döndü: ‘’Hasss…1000 defansı öylece geçebildi mi yani…’’
Kılıcımda beliren altın altıgenler 6.seviye [Kombo]’mu işaret ediyordu. Rakibi yerle bir etmeye uğraşırken Dong Cheng Yue ve Fox da saldırmaya başlamıştı. Saniyeler içerisinde Kara Drakon’un canı %30’a düşmüştü!
“Hou… ”
Ejder kükremesine benzer bir ses çıkaran yaratık üçüncü yeteneğini—[Ejder Ruhu]’nu aktif etti! Aniden devasa bir ejder bulutu tepeden yaratığın vücuduna girmiş ve rakibimizin saldırısı bir anda zirveye fırlamıştı. Uzun kılıç havaya atılır atılmaz [Kara Kesik]’le karşı karşıya kalmıştım!
917!
……
“Ah…”
Yuzi Chengshuo şaşkına dönmüştü: ‘’Haydi…[Ejder Ruhu] yaratığın saldırısını en azından %50 artırdı. Bir an önce öldürmemiz lazım!’’
Magnec