Onu da mi sen alcan acgozlu herif : dazcik paylasimci ol dnxmmzmsmsmngx
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
211. Bölüm Ejder Tapınağı'na Doğru
Gece vakti arabayla okula dönmeye koyulduk. Wan Er yanıma kurulmuş, Dong Cheng arkaya geçmişti.
……
‘’Şu Wang Ze Cheng…’’ Nihayetinde söylenmeden edememiştim.
Wan Er başını çevirip, bana baktı: ‘’Ne oldu? Fazla takma, sadece yoldan geçen biri işte…’’
Sokak lambalarına bakarken söylendim: ‘’Ama nasıl bakarsam bakayım, herifin öylesine biri olduğunu düşünemiyorum…’’
Dong Cheng Yue gülümsedi. ‘’O herif muhtemelen Xiao Yao için sağlam bir rakip olacak. Yine de Wang Ze Cheng’in ortaya çıkmasının Wan Er için iyi olduğunu düşünüyorum…herif hiç fena değil. Genç, yakışıklı ve uluslararası bir şirketin CEO’su olduğu için de zengin! Görünüşe göre seninle ilgileniyor Wan Er. Xiao Yao, artık dikkatli olman lazım. Eğer olmazsan, güzeller güzeli hanımefendini çalabilirler!’’
Kalbim dört ala koşmaya başlamıştı: ‘’Wan Er…’’
Wan Er hafifçe koluma dokundu: ‘’Aptal, Dong Cheng’e bakma sen. Sadece aklını karıştırmaya çalışıyor. Wang Ze Cheng’e gelirsek, istediğini yapsın. Şu anki hayatımızın değişmesini istemiyorum. Umarım üçümüz de şu anki gibi kalabiliriz; oyun, okul, yemek, sohbet, umarım hep böyle devam eder. Hayattan yalnızca bunları istiyorum.’’
Başımı öne salladım: ‘’Evet, böyle devam etmek için elimden geleni yapacağım. Merak etme Wan Er…’’
‘’Aslında, en çok endişe duyduğum şey…’’ Wan Er bana bir bakış atmış ve tereddüte düşmüştü.
Hafifçe frene dokundum ve kırmızı ışıkta durduktan sonra ona baktım: ‘’Wan Er, en çok neyden endişe duyuyorsun?’’
Wan Er dudaklarını ısırdı: ‘’Babam büyük bir iş adamı olsa da, aynı zamanda aptalın tekidir. Dünyadaki her şeyin kontrolü altında olduğunu düşünüyor. Her zaman benim iyiliğimi düşündüğünü söylüyor; ancak benim kendi duyguları olan bir insan olduğumu aklından çıkarıyor. Wang Cheng’i yanıma zorla sokmasından korkuyorum. Düşüncesi bile başımı ağrıtıyor. Li Xiao Yao, sen inatçı ve korkusuz bir adamsın. Eğer babam Wang Cheng meselesinden sebep seninle olan anlaşmasını bozarsa, ne yaparım…?’’
Endişeli ifadesini görünce gülümsemeden edememiştim: ‘’Merak etme. Baban anlaşmayı bozsa bile hala daha yanında kalabilirim, buna engel olamaz.’’
‘’Ama yine de korkuyorum..:’’ Wan Er dudaklarını bükmüş ve öylece boşluğa dalmıştı.
Dong Cheng Yue koltuuma yaslanıp söylendi: ‘’Duyduğuma göre Wan Er’in babası zamanında orduya katıldığı için emrinde bir sürü yetenekli adam varmış. Üstelik, Amerika’da kaldığı zaman boyunca öğrendiği şeylerin de haddi hesabı yokmuş diye duydum. Böyle bir adama meydan okumasan iyi olur. Meselenin iyi sonuçlanmayacağını düşünüyorum. Adamın kişiliğini düşünürsek belki de seni…’’
‘’Öldürecek mi?’’ Ona bir bakış atıp gülümsedim.
Dong Cheng Yue sessizce başını öne doğru salladı: ‘’Evet. Dürüst konuşmak gerekirse küçükken bu tarz olaylara birçok kez şahit oldum…’’
Derin bir nefes alıp, başımı Lin Wan Er’e çevirmiştim. O da güzel gözleriyle bana bakıyor ve bir şey söylemek istiyordu; ancak ağzından tek bir kelime bile dökülmemişti. Çok geçmeden derin bir ses tonuyla konuşmaya başladım: ‘’Endişelenmene gerek yok Wan Er. Benim arkadaşımsın ve ne zaman olduğunu bilmesem de, ikinizi de hayatımın ayrılmaz birer parçası olarak görüyorum. Baban beni öldürmek istese de geri adım atmayacağım. Sonuçta….’’
Yumruğumu sıkmış vücudumdaki qi’yi yumruğuma odaklamıştım. Bir anda arabanın iç alarmı ötmeye başlayınca gülmeden edemedim: ‘’Sonuçta o kadar kolay öleceğimi düşünmüyorsunuz ya? Kim olursa olsun, ister bir keskin nişancı, ister de eski ordu subayları, babanın emrinde çalışan insanlar sadece sokak holiganlarını pataklayabilir. Eğer beni öldürmek isterlerse, neyle karşı karşıya olduklarını görürler!’’
Wan Er bir kahkaha attı: ‘’Tamam tamam, bu kadar ciddi konuşmayı bırak. Babam o kadar da manyak değil. Geri dönünce arayıp, onunla konuşacağım. Bir şey yapmayacaktır.’’
‘’Evet, öylesi daha iyi olur. Bol şans Wan Er…’’
‘’Sana da…’’
Dong Cheng Yue söylendi: ‘’Dönünce ne yapıyoruz?’’
Biraz düşündüm: ‘’Gerekli hazırlıkları tamamlayalım. Yarın sabah 11’de Ba Huang’da toplanacağız ve 12’de Ejderha Tapınağı görevine başlayacağız. Hmm, saat 10 gibi yemek yeriz, olur mu?’’
‘’Tamam!’’
……
Kampüse vardıktan sonra erkenden yatmış ve sabah dersi için 8’de kalkmıştık. Dersten sonra yediğimiz yemekte fazla su içmemiştim; zira oyun esnasında tuvaletimin gelmesini istemiyordum. Tanrı bilir kaç saat oyunda kalacaktım. 11’den önce oyuna girdiğimde, Wan Er ve Dong Cheng şehre gelmeye koyulmuştu. Süikastçiler çeviklik konusunda rakipsizdi ve Rüzgar Elfleri de uçabildikleri için ikili 1 saate kalmadan şehre varacaktı.
Shua!
Oyuna girdiğim gibi ekipmanlarımı tamir ettirdim ve iksirlerimi yeniledim. Ba Huang Şehri’nin kuzey kapısında dikilerek grubu beklemeye koyuldum. Çok geçmeden içlerinde Matcha, Sevgili Duck, Yue Qing Qian, Fox ve Mavili’nin olduğu grubu görmüştüm.
‘’Büyük Kardeş Xiao Yao…’’ Diye söylendi Yue Qing Qian: ‘’SSS-seviye görev, daha önce böyle bir görev yapmamıştım. En zor yaptığım görev S seviyeydi ve hatta o görevde bile 2 kez ölmüştüm. Bu görevde de ölüp durmam umarım…’’
Gülümseyerek cevapladım: ‘’Sakin ol. Bu sefer tank olarak Matcha’yla bana sahip olacaksın. Problem çıkmayacaktır! Sen ve Cang Tong bossun yeteneklerini bölmeye odaklanacaksınız. İşinizi yaptıktan sonra arkanıza yaslanıp, düşecek eşyaları beklemeye koyulabilirsiniz!’’
‘’Tamam!’’
Matcha çoktan 54.seviyeye ulaşmıştı. Uzunkılıcını kavrayarak söylendi: ‘’Patron elimden geldiğince kastım; ancak…sadece 54.seviyenin %72’sine ulaşabildim. Biraz daha kasabilirsem bana verdiğin mızrağı takabileceğim. Acaba yanımda getirsem mi?’’
Başımı öne salladım: ‘’Herhalde yani! Bu sefer benimle birlikte tank olacaksın. Eğer saldırın yeterince yüksek olmazsa, boss seni umursamayacaktır. Ah, bu arada defansın kaç Matcha? Kalkanın güçlüydü baya, değil mi?’’
Matcha söylendi: ‘’Şu anda 3500 canım, 1900 defansım ve 1750 saldırım var. Patron…bu puanlar SSS seviye görev için yeterli olacak mı?’’
Yanımda duran Yue Qing Qian şoke olmuştu: ‘’Wow, o kadar yüksek can ve defans yeter herhalde…Saldırı puanın da yüksekmiş…’’
Başımı öne salladım: ‘’Evet. Yeni mızrağı da taktığında düz saldırı puanın 2000’e ulaşacaktır. Bonusları da sayarsak gerçek saldırı puanın 2400’e uçacaktır. Bu kadar saldırıyla Boss’un odağını çekebilirsin.’’
Matcha gülümsedi: ‘’Tamam! Güzel o zaman, takıma yük olacağım diye korkmuştum..’’
‘’Olur mu öyle şey?’’
“Hehe…”
O esnada Mavili yanıma geldi: ‘’Yakışıklı Kaygısız, göreve 9 kişi çağırabiliyor olman çok yazık. Eğer öyle olmasaydı, Kırmızılı’yı da çağırabilirdim. Gelemediği için rastgele tiplerle takılmak zorunda kalacak…’’
Klan amblemini görünce şoke olmuştum.
İsim: Mavili Sv 54 Gümüş Şifacı
Ana Şehir: Ba Huang Şehri
Klan: [Kızıl Kontrat] Pozisyon: Takım Kaptanı
……
‘’Mavili. Ne ara [Kızıl Kontrat]’a katıldın?’’ diye sordum.
‘’Bu sabah. Han Bei Song o kadar yalvardı ki katılmaktan başka çaremiz kalmamıştı. Zaten önceki klanımız da hiç keyifli değildi. Büyük Kardeş Xiao Yao, Zhan Long’un şifacıya ihtiyacı var mı?’’
Başımı iki yana salladım: ‘’Şu anda doluyuz. İkiniz de [Kızıl Kontrat]’ta kalsanız iyi olur. Klan Başkanı Han Bei Song iyi bir adamdır, biraz dingildir gerçi ama olsun.’’
‘’Tamam…’’
……
Çok geçmeden, saat 11:20 de üç tane tanrıça Ba Huang’a adım atmıştı. Lin Wan Er, Dong Cheng Yue ve Yuzi Chengshuo nihayet yanımıza gelmişti. Grup sonunda hazırdı! Görevi paylaştıktan sonra herkes gerçekten SSS seviye bir görev aldığımı anlamış ve yalan söylemediğimi kavramıştı.
‘’Hadi bakalım, Ejderha Şehri’ne!’’
Lin Wan Er başıyla onayladı: ‘’Tamamdır. Hadi direkt 70’e kasalım!’’
Seviyesine bakınca şaşkına döndüm. Vay arkadaş! Çoktan 60.seviyeye ulaşıp, üçüncü resmileştirmesini almıştı. Artık yeteneklerini 8.seviyeye yükseltebilecekti!
……
Bir saatlik yolculuğun ardından Ejderha Şehri’nin eteklerine ulaştık. Yukarıdan hemen halatları sarkıtmışlardı. Birini tuttuktan sonra gülümsedim: ‘’Ejderha Şehri’nde ulaşımı böyle sallıyoruz…’’
‘’Hayret bir şey…Asansör yok mu yahu? İlkel çağdayız resmen…’’ diye söylendi Yuzi Chengshuo.
Gülümsemeden edememiştim: ‘’İlkellik de iyidir bazen, değil mi? Hadi gidelim, görev başlamak üzere!’’
‘’Tamam!’’
Çok geçmeden herkes surlara çıkmış, Frost’un peşine takılarak Ejder Mezarı’na ulaşmıştık. Soğuktan sebep kızlar titremeye başlamış olsalar da, mezara girince biraz rahatlamışlardı. Uzaktan, bir ışık hüzmesi seçilmeye başlamıştı. Nihayet tabletin olduğu yere ulaşmıştık!
……
‘’Nihayet geldik…’’
“Shua!”
“Ding!”
Sistem Notu: Ejder Tapınağı adlı haritaya giriş yaptınız!
Harita Özeti: Kadim zamanlarda, doğudaki Mohistler’e ün kazandıran gizemli bir teknik vardı. Mohistler mücevher yapımı konusunda o kadar yetenekliydi ki, ejderlerin bile dikkatini çekmeyi başarmışlardı. Geçen yüzyılların ardından bu teknik sayesinde sayısız ejder katledilmişti. Nihayetinde, Obsidiyen Ejder Tanrısı ortaya çıkmış ve sinirden deliye döndüğü gibi Mohist insanların soykırımını emretmişti. Bu emrine on milyon ejder cevap verdikten sonra gökyüzü alevlere kuşanmış ve Mohistler’in şehri yerle bir olmuştu. Nihayetinde, Obsidiyen Ejder Tanrısı şehir başkanı, Üstat Yun Chen’i kendi vücuduyla birlikte Ejder Mezarı’na kapatmıştır. Dört büyük Ejder Kabilesi güçlü ejderleri mezarı korumaları için yollamıştır. Obsidiyen Ejder Tanrısı’nın ölümünün ardından bu bölge Ejder Tapınağı olarak adlandırılmıştır. Bu çağda, Mohistler’in tekniği çoktan kaybolup gitmiştir! Efsanelerin söylediğine göre, Ejder Mezarı’ndaki Üstat Yun Chen’i kurtarmayı başaran herkes onun tekniklerini ve öğretilerini elde edebilir. Görevi tamamladığınızda, görevi alan ana kişi [Mohistler’in Beş Parşomeni] adlı, yıllardır kayıp olan kitabı elde edecektir!
……
*Clap*
Ellerimi ovuşturduğum gibi enerji dolmuştum: ‘’Mohisler’in Beş Parşomeni demek…e alalım o zaman!’’
Magnec