Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

178. Bölüm Q-Kılıcı'yla Mücadele

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

‘’Ciddi değiller, yanlış mıyım?’’ Wang Ran bize bakarak söylendi.

 Lin Wan Er dudaklarını ısırıp cevaplamıştı: ‘’Bilmiyorum…ancak görünüşe göre durum pek de iyiye gitmeyecek…’’

  Dong Cheng Yue gülümsemişti: ‘’Bol şans Xiao Yao, seni destekliyoruz!’’

 Q-Kılıcı sesleri duyar duymaz ne diyeceğini bilememişti: ‘’Dong Cheng, Jian Han senin klan arkadaşın değil mi? Sen Başkan Yardımcısı’sın, Jian Han da bir Üstat, yani senin altındaki oyunculardan biri, buna rağmen sen gidip rakibine tezahürat yapıyorsun…’’

  Dong Cheng Yue: ‘’Klan Başkanı, Xiao Yao benim arkadaşım; eğer onun adına tezahürat yapmazsan, nasıl bir arkadaş olurum sizce…’’

 Wan Er gülümsemiş; lakin herhangi bir şey söylememişti.

 Q-Kılıcı başını iki yana sallamadan edememişti. Gerçekten bu iki Başkan Yardımcısı’yla ne yapacağını bilemiyordu.

……

“Sha Sha……”

  Kumaş kıyafetlerle salona adım atan Jian Han ceketini çıkarmış ve kaslı vücudunu sergilemişti. Sağ elini kaldırarak hafifçe gülümsedi: ‘’Henan Behi Chen, Xing Yi Quan stili. Bendeniz, Bei Chen Hong, lütfen aydınlatın beni!’’

  (ÇN: Lütfen aydınlatın beni kalıbı, klasik bir çin deyimidir. Kısaca, rakiple hamle değiş-tokuşu yaparken, iki tarafın da genelde birbirlerinden bir şeyler öğreneceği varsayılır.)

  Kaşlarımı çatıp, ceketimi çıkararak kenara atmıştım. Gömleğimin kollarını sıvadıktan sonra söylendim: ‘’Ustalaştığım dövüş sanatlarının tam kökenini bilmesem de, Kuzey Yumruğu’na ait olduğunu biliyorum. Gel bakalım, göster bana Bei Chen’in Xing Yi Quan stilini!’’

 ‘’Ha!’’

 Başka bir kelime etmeyen Jian Han tek bir adımla en azından iki metre ilerlemişti. Sağ yumruğunu göğsüme doğru savurmuştu. Eğer dikkatli bakarsanız, yumruğun etrafındaki bell belirsiz enerjiyi görebilirdiniz!

 Kraliyet Alemi mi?!

 Oldukça şaşırmıştım. Jian Han’ın Kraliyet Alemi’ne adım atmış olduğunu hiç düşünmemiştim. Lakin, enerjisindeki kuvvete baktığımda, bu aleme yeni yeni adım attığını hemen anlamıştım.

  Havadaki yumruğunu yakalar yakalamaz kendime doğru çektim ve sol ayağımı kaldırıp, herifin göğsüne doğru dizimi savurdum.

 ‘’Huh?!’’

 Şaşıran Jian Han alelacele kollarını göğsünde birleştirmiş ve saldırımı karşılamaya hazırlamıştı.

 Peng!

 Herif darbenin etkisiyle birkaç adım geriye çekilmek durumunda kalmıştı. Titreyen ellerine şaşkın gözleri eşlik ediyordu. Kollarını salladıktan sonra bana doğru tekrar atılmıştı. Ayak hareketleri surely değişiyor ve yumrukları da tahmin edilemeyecek bir şekilde dans ediyordu. Herifin Xing Yi Quan stilinin temelini kavradığına şüphe yoktu. Bu stil tamamiyle anlaşılamayan ve öngörülemeyen bir dövüş sanatıydı.

  Qi’yi yumruklarıma odakladığım gibi bir anda iki saldırı yapmıştım.

 Peng peng

   Bu iki hamleyle Jian Han’ın saldırı yapmasına imkan vermemiş ve aynı zamanda hafifçe eğilip, herife doğru bir yumruk daha savurmuştum!

 ‘’Ha!’’

  Yumruğum Jian Han’ın göğsüne inmişti. Geriye çekilen herif adeta vücudundaki bütün enerjiyi kaybetmişti. Solgun suratıyla bana bakıyor ve yakın bir zamanda vücudundaki Qi’yi kullanabilecekmiş gibi görünmüyordu.

 Q-Kılıcı Jian Han’ı destekledikten sonra endişe dolu bir ifadeyle sordu: ‘’Üçüncü Amca, iyi misin?’’

  Jian Han yavaşça başını iki yana doğru sallamış ve bana bakmaya başlamıştı: ‘’Bu Xiao Yao… gerçek bir ustaymış. Herif vücudumdaki bütün Qi’yi resmen engelledi. Saldırısında hem Tai Ji Chuan hem de Xing Yi Quan stillerinden izler var. Gerçekten zor bir rakip!’’

 Jian Han konuşmayı bitirdikten sonra duraksamış ve Q-Kılıcı’na bakmıştı: ‘’Ah Feng, denemek istiyor musun?’’

  ‘’Tam da onu düşünüyordum!’’

 Q-Kılıcı yumruklarını sıktıktan sonra özgüvenle gülümsemişti: ‘’Li Xiao Yao, yeteneklerini bana da gösterebilir misin?’’

  Ellerimi arkaya attıktan sonra sakince cevapladım: ‘’[Kahramanın Heybeti]’nin Klan Başkanı bugün misafirimiz olduğuna göre, onun isteklerini geri çevirecek değilim. Lakin, temas olmasın. Sonuçta misafirimin kılına zarar gelsin istemiyorum!’’

  Q-Kılıcı kahkaha atmıştı: ‘’Tabii ki!’’

……

 Q-Kılıcı ceketini çıkarmış ve suratındaki kararlı ifadeyle hemen kollarına enerji aktarmaya başlamıştı. Yumruklarında toplanan enerji parçaları normal insanların görebileceği şeyler değildi. Bu herif de Kraliyet Alemi’ndeydi ve aslına bakarsanız sahip olduğu enerji Jian Han’ınkinden bile daha fazlaydı!

  Lin Wan Er bir sıkıntı olduğunu anlamış olacak ki kaşlarını çatarak söylenmişti: ‘’Q-Kılıcı, Xiao Yao, bügnlük yeter. Daha fazla devam ederseniz dostluğumuza zarar gelecek…’’

 Q-Kılıcı gülümsemeden edememişti: ‘’Wan Er, endişelenmene gerek yok. Sonuçta böyle genç ve güçlü bir rakiple her gün karşılaşamıyorum. Eğer bugün birkaç hamle-değiş tokuşu yapmazsak, hayatım boyunca pişman olacağım!’’

 Lin Wan Er bana bakmıştı: ‘’Li Xiao Yao…’’

 ‘’Evet, Wan Er?’’ diye gülümsedim.

 ‘’Dikkatli ol…’’ bana endişe dolu gözlerle bakıyordu.

 Hafifçe gülümsedim: ‘’Merak etme Wan Er, bir şey olmayacak.’’
……

 Wan Er bile Q-Kılıcı’ndaki değişimi fark etmişti. Her ne kadar Q-Kılıcı dışarıdan sakin ve sessizmiş gibi görünse de; aslında kalbi öfkeyle doluydu; sonuçta Jian Han’ı neredeyse yaralamıştım. Mücadeleye başladığımız anda herifin kendini tutamayacağını biliyordum. Hamle değiş-tokuşlarında kırılan kollar ve bacaklar çok da nadir rastlanan şeyler değildi. Özellikle de bu durum Vücut Alemi’ni geçen ustalar için daha da geçerliydi.

  Sha sha…

 Q-Kılıcı ileri atılmıştı. Salonda adımlar adımlamaz iradesi açığa çıkmış ve sağ yumruğu bana doğru gelmeye koyulmuştu.

 Yi Hai’mi etrafa yaydığımdan gelen yumruğu anında fark etmiş ve hemen kolumla saldırıyı karşılamıştım; ancak Q-Kılıcı bir anda duruşunu değiştirmiş, gücünü sağ koluna odakladıktan sonra ardı ardına üç hamle yapmıştı. Yumrukları kalın bir enerji dalgasıyla kaplıydı. Benim de Kraliyet Alemi’nde olduğumu biliyordu ve bu yüzden bütün gücünü kullanarak saldırıyordu.

  Hızlı ve ölümcül darbelerine karşı saldırıya geçemediğim için kollarımı kaldırmıştım.

 Pa pa pa!

 Q-Kılıcı’nın saldırıları gerçekten keskindi ve vücudum ister istemez biraz geriye kaymıştı.

 Peng!

 Hemen arkamda duran çelik antrenman tahtasına çarpmıştım; Q-Kılıcı bunu görür görmez doğrulmuş ve sol ayağıyla havaya ağır bir tekme savurmuştu!

 ‘’Hua!’’

Hemen kenardan çekildiğimde, arkamdan gelen ‘Peng!’ sesini duymuştum. Antrenman tahtası titremeye başlamış ve üstünde geniş bir ayak izi belirmişti. Çelikten yapılmış olsa da tekmenin etkisiyle zarara uğramıştı!

  Ayak oyunlarıma odaklandığım gibi sağa adımladım ve Q-Kılıcı’na doğru dirseğimi savurdum!

 Peng!

 Saldırıma maruz kalan Q-Kılıcı geriye çekilmek zorunda kalmıştı. Tabii oracıkta dikilmeye devam edecek değildim, vücudumu hafifçe eğdikten sonra Q-Kılıcı’nın sırtına doğru bir yumruk savurdum!

 ‘’Ugh…’’

 Q-Kılıcı hafifçe inlemiş ve çelik tahtayı bana doğru yöneltmişti! Keskin saldırımı geri çevirme imkanım olmadığı için oracıkta, hamlem çelik tahtaya inmiş ve tahtadaki vidalar yere saçılmıştı! Tahta yerle bir olmuştu!

……

 ‘’Tanrım…’’ Wang Ran yaşananlar karşısında şok olmuştu: ‘’Bu… Li Xiao Yao ve Q-Kılıcı insan mı yahu? O nasıl güçtür öyle…’’

  Lin Wan Er güzel gözleriyle bana bakıyor olsa da ağzından tek bir kelime bile çıkmıyordu.

 Dong Cheng Yue ufak yumruklarını sıkarak kendi kendine söylenmişti: ‘’Sakın kaybedeyim deme Xiao Yao…’’

…….

“Hua……”

  Islık çalan rüzgarın eşliğinde Q-Kılıcı bir sonraki saldırıları çoktan başlamıştı. Hafifçe zıplayan herifin yumruğu yukarıdan adeta bir balta edasıyla bana doğru ilerliyordu. İşte bu hareket tam olarak Xing Yi Quan’ın temeliydi.

  Elimi kaldırıp, hamleyi karşıladım ve iki adım geri çekildim. Q-Kılıcı beni yakından takip ediyordu; ancak bir anda vücudu aşağıya doğru eğilmişti. Bir anda iki yumruğunu da aşağıdan kaldırarak bana doğru hamle yapmıştı. Bu Patlayan Yumruklar tekniği tam bir vahşi kaplanı andırıyordu!

  Hemen yumruklarını ayırdım; ancak saldırının arkasındaki kuvvet hafiften burnumu teğet geçmişti. Ardından Q-Kılıcı savrulan saldırısının momentumunu kullanarak geriye eğildi ve ayaklarıyla iki hamle daha yaptı.

“Hu……”

  Yi Hai’m olayı net bir şekilde zihnime aktarırken vücudumdaki Qi akışı yavaşta akmaya koyulmuştu. Bir an için etrafımdaki enerji değişimini hissedebilmiştim ve o esnada sol avuç içimi açarak Q-Kılıcı’nın saldırılarını karşıladım. Vakit kaybetmedengeri çekildiğimde yumruğum enerji toplamayı başarmıştı. %100 gücümü kullanarak ve vücudumdaki Qi’yi aktif ederek saldırdım!

 “Ah!?”

Q-Kılıcı paniklemiş ve hemen kollarını göğüs hizasında birleştirerek saldırımı karşılamaya hazırlanmıştı!

 “Peng!”

 Tek bir hamleyle Q-Kılıcı’nın vücudunu adeta havaya uçurmuştum. Birkaç düzine geriye adımlayan herif salondaki kılıç kutusuna çarpmış ve ortaya bir ‘Peng!’ sesi daha çıkmıştı. Kutu anında yerle bir olmuş ve etrafa bambu kılıçları saçılmıştı. Q-Kılıcı’nın zayıflayan vücudu kılıçların arasında yatıyordu. Solgun suratının yanında, iki kolu da titriyordu ve kaşları da çatılmıştı.

 “Ah Feng!”

 Jian Han hemen ileri atılıp Q-Kılıcı’nı destekledi: ‘’İyi misin?’’

 Q-Kılıcı’nın surat ifadesi iyi görünmüyordu. Derin nefesler alan herif cevapladı: ‘’Li Xiao Yao kesinlikle acayip güçlü bir dövüş sanatları ustası. Saldırılarımdaki gizli değişiklikleri anında fark etti; yoksa bu kadar kolay kaybetmezdim…ayrıca, o…’’

 ‘’O?’’ Jian Han sordu.

 Q-Kılıcı derin bir nefes aldı: ‘’Korkarım ki Li Xiao Yao çoktan Kraliyet Alemi’nin zirvesine ulaşmış. Sahip olduğu Qi ikimizden de daha fazla!’’

  Jian Han şok olmuştu: ‘’Huh, yo…yok artık? Kim bu herif böyle? Daha önce, modern Çin’de Kraliyet Alemi’nin zirvesinde yer alan birini duymamıştım. Ayrıca, herif daha çok genç…’’

……

 İleri atılıp, elimi uzattım: ‘’İyi misin?’’

 Q-Kılıcı elimi yakalamış ve ayağa kalkmıştı. Kıyafetlerini silkeledikten sonra gülümsedi: ‘’Bir şeyim yok; ancak Li Xiao Yao, dövüş sanatların gerçekten de taktire layık. Sana kaybetmemizin hiçbir bahanesi yok!’’

 Kenarda duran Wang Ran gülümsedi: ‘’Aslında Li Xiao Yao’nun asıl ustalığı yakın dövüş değil. Kılıç konusunda daha iyi olması lazım, değil mi? Q-Kılıcı Savaş Akışı Stili’nde ustalaşmış bir kılıç ustasısın. Onunla tekrar dövüşmek ister miydin?’’

 Q-Kılıcı hemen başını iki yana doğru sallamıştı: ‘’Yok, kalsın. Xing Yi Quan konusunda daha iyiyim; lakin buna rağmen kolayca yenildim. Kılıç sanatları konusunda, Li Xiao Yao benim ustam sayılabilecek bir güce sahip olmalı.’’

 Lafını bitiren Q-Kılıcı kollarına bakıp, iç geçirmişti: ‘’Eh, daha bu Armani gömleği geçen gün almıştım. Şimdiyse saldırılarından sebep gömleğin kolları parçalanmış. Ah ah, 17,000 RMB öylece boşa gitti…’’

 Kalbim teklemişti: ‘’Sen… bana ödetmeyeceksin, değil mi?’’

Q-Kılıcı gülümsedikten sonra omzuma dokundu: ‘’Merak etme kardeşim. O kadar da kötü biri değilim. Ayrıca bugün gösterdiğin tekniklerden bir sürü şey öğrendim. Bunu bir karşılık olarak düşünebiliriz.’’

  Başımı öne doğru salladım: ‘’Tamamdır, [Kahramanın Heybeti]’nin Klan Başkanı gerçekten [Öncü]’nün başkanından daha akıllı ve saygılı bir adammış…’’

 Q-Kılıcı şaşırmıştı, bir anda gülümsedi: ‘’Şu veletten, Jian Feng Han’dan mı bahsediyorsun? Aslına bakarsan Jian Feng Han da Hangzhou dolaylarında yaşıyor ve daha önce onunla birkaç hamle değiş-tokuşu yapmıştık. Keyifli bir mücadeleydi; ancak davranışları biraz… Neyse bunu konuşmasak daha iyi. Onurlu bir insan diğerlerinin arkasından dedikodu yapmamalı, yanlış mıyım? Hre neyse, Li Xiao Yao, boş zaman bulduğunda Henan Luo Yang’a gelip, bizi ziyaret edebilirsin. Büyük ustamın yeteneklerine bir bakış atmasını sağlayabilirim…’’

  Gülümsemiştim: ‘’Tamamdır…’’

  Lakin içten içe farklı şeyler düşünüyordum. Bahsi geçen bu büyük usta muhtemelen Yang Yan seviyesindeydi. Kendisi Çin’in en üst ustaları arasında olmalıydı ve böyle bir adamın karşısına çıkmam demek, basitçe ölümün ayağına gitmemle aynı olaydı. Sonuçta insanın kendi sınırlarını bilmesi gerek…

…..

 Öğleden sonra Q-Kılıcı ve Jian Han’a Hangzhou’daki havalaanına kadar eşlik ettik.

  Geri dönüş yolunda…

 Dong Cheng Yue normalde olduğundan daha da mutlu görünüyordu: ‘’Xiao Yao, o savurduğun yumruk çok havalıydı… Q-Kılıcı’na nefes bile aldırmadın. Başlarda sürekli geri çekildiğinden kaybedeceksin şanmıştım! Hehehe, neyse ki kazandın…’’

 Lin Wan Er: ‘’Hmph, Dong Cheng, Klan Başkanı’mız kaybetmiş, sense burada gülüyorsun!’’

 Dong Cheng Yue gülümsedi: ‘’Hadi oradan! Li Xiao Yao Q-Kılıcı’nı yendiğinde, sen de gülmüyor muydun?’’

 Lin Wan Er: ‘’…’’

 Parmaklarımı ovuşturdum ve kaşlarım da çatılmıştı.

 ‘’Ne oldu?’’ diye sordu Lin Wan Er, biraz endişelenmişti.

 Söylendim: ‘’Yumruğum antrenman tahtasına indiğinde, tam da çivilerin olduğu noktaya gelmişti. Biz de insanız yahu, canım acıyor şurada!’’

Li Wan Er: “……”

Dong Cheng Yue: “……”