Hemen kameraya cek forunlara koyarsin :D wang ran in nicki neydi oyunda?
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
177. Bölüm Kaçınılmaz Mücadele
Ertesi gün, yeterince uyuduktan sonra 09:30’da kalkmıştım. Saate bakar bakmaz ayağa fırladım ve bir anda aklıma bahsi geçen önemli buluşma gelmişti [Kahramanın Heybeti]’nin Klan Başkanı bugün Başkan Yardımcıları’nı kontrol etmeye geliyordu ve bendeniz, Lin Wan Er’in koruması olarak meseleye hazırlıklı olmalıydım. Eğer dış görünüş bakımından ona kaybediyor olsam bile, ruh bakımından kesinlikle daha iyiydim!
Hemen suratımı yıkadım ve kıyafetlerime bakar bakmaz suratım ekşimeye başladı.
‘’Ne oldu?’’ diye sordu Tang Gu gülerek.
Biraz düşündükten sonra cevapladım: ‘’Dört göz, bugün önemli biriyle buluşacağım. Herifin pozisyonu normal değil, bildiğimiz büyük bir şirketin CEO’su ve onun karşısına paçavralarla çıkmak istemiyorum. Durum böyle işte, ne giyeyim sence?’’
Tang Gu gözlüklerini ittikten sonra gülümsedi: ‘’Manitaya mı yazıyor?’’
‘’HAYIR!’’
‘’O zaman niye büyütüyorsun ki? Herif CEO olsa da bu neyi değiştirir? Şu tipinle adamın üstesinden gelemezsin. Bu yüzden marjinal düşünmen lazım. Bana kalırsa normal kıyafetlerle gitsen de olur.’’
‘’Normal kıyafetler mi?’’
‘’Evet, ya da biraz daha resmi bir şeyler giy, mesela… Caddenin aşağısında VERSACE mağazası vardı. Normalden biraz daha pahalı satıyorlar. Eğer takım alırsan şu kadar ödersin!’’ Dedikten sonra iki parmağını kaldırmıştı.
Şok olmuştum: ‘’2000?’’
‘’Yok artık, 20,000 tabii!’’
‘’Hassiktir!’’
Kalbim teklemeye başlamıştı. Yumruklarımı sıkıp, cevapladım: ‘’20,000 ne oğlum, gerçek mi bu? Siktir et, eski takımı giyerim…’’
Tang Gu gülümsedi: ‘’Giyme. Gördüğüme göre Lin Wan Er’le alakalı biriyle tanışacaksın. Yoksa her zamanki sakin kardeşimiz niye böyle stres yapsın ki aniden? Git al, güven bana. VERSACE takımları fena değil, takım aldıktan sonra bir de ayakkabı almayı unutma. Yakışıklı tipinle kimseye kaybedeceğini sanmıyorum.
Kalbimi yoklamış ve yumruklarımı sıkmıştım: ‘’Tamam o zaman…20,000, siktir veriyorum lan 20,000!’’
……
Kapıya atıldığım gibi yakınlardaki kıyafet mağazasına girdim. 24,000 RMB etiketi bulunan siyah bir takım seçmiş ve yanında da 800 RMB’ye yeni bir çift ayakkabı almıştım. Kalbim harcanan bu paralara dayanabilecekmiş gibi görünmüyordu. O kadar kasıp, ekipman çıkardıktan sonra paraları kıyafete harcamıştım…
Lakin meseleyi iyice düşündüğümde aslında durumun o kadar da kötü olmadığını anladım. Ne olursa olsun, ileride böyle bir takıma ihtiyaç duyacaktım. Gelecekte, hedefi şaşırtmak için ünlü bir insan rolüne bürünebilirdim. Öyle bir görevde, yeni aldığım takımı kesinlikle kullanabileceğimin farkındaydım.
Kendimi saat 11’deki buluşmaya hazırlamıştım ve nihayetinde Lin Wan Er aramıştı.
‘’Li Xiao Yao, hazır mısın?’’ diye sordu gülümseyerek.
Başımı öne doğru salladım: ‘’Evet, hazırım. Q-Kılıcı geldi mi?’’
‘’Birazdan burada olacakmış. Çabuk yurda gel, Dong Cheng’le birazdan ineceğiz. Beraber okul girişine gidip, karşılarız…’’
‘’Tamam!’’
……
Aşağı indiğim gibi kızlar yurduna doğru koşmaya başladım. Lin Wan Er ve dOng Cheng Yue normal kıyafetlerine kuşanmıştı ve herhangi bir üniversite öğrencisini andırıyorlardı. Tabii öte yandan ben, meseleyi fazla abartmıştım!
‘’Wow…’’ Dong Cheng Yue ona doğru yürürken bana bakıyordu. Güzeller güzeli suratı biraz kızarmış ve bakışlarını hemen kaçırmıştı: ‘’Wan Er, Li Xiao Yao…Sence de…acayip yakışıklı olmamış mı…’’
Lin Wan Er de bana baka kalmıştı, zarif dudakları hafifçe hareket etti: ‘’Bi…bil..bilmiyorum…’’
Hafifçe öksürdüm: ‘’Hazır mısınız? Gidelim mi?’’
‘’Evet…’’ Lin Wan Er bana gizliden bir bakış atmış ve suratı kızarmıştı.
Dong Cheng Yue bana bakerken gülümsemeden edememişti: ‘’Xiao Yao, üstündekiler VERSACE mı? Niye böyle giyindin, kız istemeye falan mı gidiyorsun? Wuu… bu yeni haline baktıkça kalbim hızlanıyor…’’
Cevapladım: ‘’Kendine gel…’’
Dong Cheng Yue: “Tamam…”
Lin Wan Er: “…”
……
Okul kapısında beklemeye başlamamızın üstünden 5 dakika geçmişti ki, siyah bir Land Rover kapıya yanaşmıştı.
KA!
Açılan araç kapısından dışarı gururlu görünen bir figür çıkmıştı. Etkileyici ve yakışıklı genç adam 25 yaşında gösteriyordu. Bize doğru yürümeye başlar başlamaz gülümsemeye koyulmuştu. Lin Wan Er ve Dong Cheng Yue’ye baktıktan sonra söylendi: ‘’Düşündüğüm gibi, oyundaki kadar güzelsiniz. Sen Cang Tong ve sen de Cang Yue’sin, değil mi?’’
Lin Wan Er başıyla onayladı: ‘’Klan Başkanı, merhabalar!’’
Q-Kılıcı gülümsemişti: ‘’Geçmişte, Lin Wan Er’in ‘Zamanın Kalbi’’ni söylediğini duymuştum. Meğersem sen o kadınmışsın… Bir ara sana kafayı taktığımı bile hatırlıyorum…’’
Lin Wan Er hafifçe gülümsedi: ‘’Klan Başkanı, beni fazla övüyorsunuz, bu…’’
Başını çevirip, beni yanına çekti. Kolunu koluma dolamış ve söylenmişti: ‘’Bu Kaygısız Xiao Yao, daha önce tanışmıştınız..’’
Q-Kılıcı Lin Wan Er’in bana gösterdiği yakın tavırları görünce şok olmuştu; ancak çok geçmeden suratında sıcak bir gülümseme belirmişti: ‘’Selam, Kaygısız Xiao Yao. Adının Li Xiao Yao olduğunu biliyorum. Güzel isim. Bakıyorum da, Wan Er’in gerçek hayattan arkadaşı olduğun söylentisi doğruymuş…’’
Başımı öne doğru sallayıp gülümsedim: ‘’Selam, Q-Kılıcı, Bei Cheng Feng, gerçekten dedikodulardaki kadar yakışıklıymışsım!’’
(ÇN: Burada, Xiao Yao’nun sözünde ‘Aleyküm selam!’ yazmamak için kendimi zor tuttum, haberiniz olsun.)
Lin Wan Er kolumu sarstı: ‘’Yeter bu kadar, daha ne kadar konuşacaksınız? Çok acıktım, yemek yemeye gidelim.’’
Q-Kılıcı gülümsedi: ‘’Yakınlarda güzel bir restoran biliyorum, oraya götüreyim mi size?’’
‘’Olur, teşekkürler!’
Bu esnada arabanın sürücü koltuğundan 35 yaşında görünen, sağlıklı bir adam çıkmıştı. Gülümseyerek elini uzattı: ‘’Sen Kaygısız Xiao Yao olmalısın, değil mi? Merhaba, ben [Kahramanın Heybeti]’ndeki Üstatlar’dan biriyim, oyundaki ismim Jian Han…’’
(ÇN: Ebedi Arzu’da, bu hafta başlayacağım Desolate Era’da ve Zhan Long’da ‘Elder’ kelimesini Üstat olarak çevireceğim. Diğer arkadaşlar bunu okuyorsa onlara da bir tavsiye vereyim, İngilizce-Türkçe çeviride dostlarım, hiçbir kelimeyi olduğu gibi bırakmayın. ‘Merhaba elder’ gibi saçma sapan kelimelerle karşılaşmayalım yani. Ayrıca, çin romanlarında kullanılan Elder kelimesi, konum itibariyle kişiden daha usta ve üstat olan kişilere söylenir. Bu yüzden kelimenin tam karşılığı Üstat’tır, hadi bakalım.)
‘’Demek Jian Han sensing, selam…’’
Elimi uzatıp, gülümsedim. Ardından Lin Wan Er’e arabaya binmesinde yardım etmiştim. Land Rover geniş bir araç olduğu için arkaya üç kişi oturmuştuk. Yol boyunca Q-Kılıcı kızlarla klan mevzularını konuştuğu için doğal olarak meseleye dahil olamamıştım.
……
Restoran, masamız tam anlamıyla donatılmıştı.
Q-Kılıcı gerçekten saygılı bir insandı ve üç kadehten sonra suratı hafiten kızarmıştı: ‘’Kader açılalı neredeyse bir ay olacak ve mücadeleler gerçekten kıyasıya geçiyor. Özellikle de Ba Huang Şehri en olaylı yer. Ah, duyduğuma göre Kaygısız Xiao Yao’nun, [Uçan Ejderhalar], [Öncü] ve [Kahramanın Öfkesi]’yle arası pek iyi değilmiş. Sanırım basin sürekli belaya giriyor, değil mi?’’
Yemek çubuklarını bırakıp gülümsedim: ‘’Aslına bakarsan o kadar da abartılacak bir şey değil. Sadece güçlüyü belirlemek için yapılan bir mücadele. Neyse, oyunda gerçek manada birini öldüremediğinden, hırsın ve azmin olduğu sürece tekrar yükselme şansını yakalayabilirsin.’’
‘’Güzel laf!’’ Dong Cheng Yue hemen gülümsemişti: ‘’Xiao Yao’Nun hırslı ve pes etmeye yanaşmayan tavırlarını hep sevmişimdir…’’
Q-Kılıcı gülümsedikten sonra söylendi: ‘’Her ne kadar Fan Shu Şehri Ba Huang kadar karışık olmasa da, yine de içinde [Zümrüt Porselen], [Bencil Toplum] ve diğer rakipler olduğu için öylece oturup, bekleyeme şansımız yok. Önümüzdeki ay [Kahramanın Heybeti]’nin gerçek hayattaki üssünü kurmayı düşünüyorum. Muhtemelen Nan Jing ya da Shang Hai civarlarında olacak. Zamanı geldiğinde, Wan Er ve Donc Cheng, bize katılmanız lazım, tamam mı! Eğer beğenirseniz, Klan Üssünde kalabilirsiniz. İkinizin de klanımızın ana sembolleri olacağınıza şüphem yok!’’
Lin Wan Er’in kaşları çatılmış; ancak bir şey söylememişti. Bu esnada Dong Cheng Yue Q-Kılıcı’ına garip bir bakış atmıştı: ‘’Wan Er’in sana söylediğini sanıyordum, [Kahramanın Heybeti]’nde yalnızca 3 ay kalacağız, bu yüzden klan üssüne gelmemiz mümkün değil.’’
Q-Kılıcı şok olmuştu: ‘’Yok artık. [Kahramanın Heybeti]’nde kalsanız daha iyi olmaz mı? Klandaki herkes birbirini çok seviyor, nasıl olur da klandan ayrılmayı isteyebilirsiniz? Ah, eğer ikiniz klanı terk ederseniz bizim çocukların üzüleceğine şüphe yok. Hatta isyan bile edebilirler…’’
Lin Wan Er başını kaldırıp, güzel gözleriyle bir bakış attı: ‘’Üzgünüm Q-Kılıcı, bir başkasına, klanı yeterli seviyeye ulaşabildiği taktirde katılacağımıza söz vermiştik!’’
Q- Kılıcı şaşırmıştı: ‘’Kime? Hangi klana?’’
Ayağa kalkıp, gülümsedim: ‘’Gelecekte kuracağım klana, Zhan Long’a!’’
Q-Kılıcı’nın gözleri öfkenin alevleriyle bezenmişti. Her ne kadar saygılı bir adam olsa da, durumun bu şekilde değişmesini normal karşılayamamıştı: ‘’Demek olay buymuş… Hehe, eskilerin dediğini unuttum, erken kalkan yol alır… Haha, öyle olsun bakalım; yine de Wan Er ve Dong Cheng sana katılacaksa Xiao Yao, rahat bir nefes alabilirim. Sonuçta Klan Başkanı olarak bu güzelliklerin yeteneklerini harcamayacaksındır, yanlış mıyım?’’
Başımı öne doğru salladım: ‘’Tabii ki de, sonuçta onlar benim arkadaşlarım!’’
Q-Kılıcı gülümsemiş, cevap vermemişti.
……
Yemeği bitirmek üzere olduğum sırada Jian Han ayağa kalkıp, bana bakmaya başlamıştı. Gülümseyerek söylendi: ‘’Yeterince yedik. Duyduklarıma göre…Kaygısız Xiao Yao gerçek hayatta da usta bir dövüşçüymüş. Bizler, Bei Chen Ailesi olarak nesillerdir dövüş sanatlarına çalışmaktayız. Şuna ne diyorsun… birkaç hamle değiş-tokuşu yapacak bir yere gidelim mi?’’
Böyle bir soruyu beklediğimden hemen başımı öne doğru sallamıştım: ‘’Tabii!’’
Lin Wan Er durumun iyiye gitmediğini anlayınca hemen koluma sarılmıştı: ‘’Li Xiao Yao, yapma…’’
Kararlı bakışlarımı ona çevirdim: ‘’Wan Er, merak etme. Eğer yanlış hatırlamıyorsam, Wan Ran’ın salonuna fazla kişi uğramıyordu. Ona sorup, salonun anahtarlarını istesen olmaz mı? Ufak bir mücadele yapacağız o kadar.’’
Jian Han başıyla onayladı: ‘’Aynen öyle!’’
Lin Wan Er dudaklarını bükmüş, suratında endişe dolu bir ifade belirmişti. Tam bir şey söyleyeceği sırada Dong Cheng ona fısıldamıştı: ‘’Merak etme, Xiao Yao’nun kaybedeceğini sanmıyorum. Bana göre dünyanın en güçlü adamı…’’
Lin Wan Er:”…”
……
Saat 13:00, dövüş salonunda…
“Fu…:”
Wang Ran yavaşça büyük kapıyı açmış ve bize birer bakış atmıştı: ‘’Wan Er, Xiao Yao’nun yanındakiler kim? Nedense tanıdık geliyorlar…’’
Lin Wan Er cevapladı: ‘’Q-Kılıcı ve Jian Han, [Kahramanın Heybeti]’nden geldiler.’’
‘’Ne?’’
Wang Ran ufak ağzını açmıştı: ‘’Li Xiao Yao Q-Kılıcı’yla mı kapışacak? Bunun…heyecanlı bir mücadele olacağına şüphem yok!’’
Magnec