Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

146. Bölüm Çok Küçük

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 “Flap Flap”

  Saldırımdan sebep hafifçe geri çekilen İlüzyon Vari Kelebek kanatlarını çırpmaya başlamıştı. Kanatları hafifçe titriyor ve etrafa vahşi alevler saçmaya başlıyordu. Çok geçmeden büyülü yeteneğinin hazırlığını bitirmiş ve ayaklarımın altında [Keskin Rüzgar] belirmişti. Vücudumu saran acı dalgasının yanında başımın üstünden bir hasar sayısı da fırlamıştı---

  547!

  Suratım ekşidi, konu büyülü saldırılar olunca defansım cidden fazla işe yaramıyordu. Bu sebeple yaratığı bir an önce öldürmem gerekiyordu.

 Kılıcımı havaya kaldırdığım gibi 6.seviye [Kombo]’yu aktif etmiştim. Ardı ardına savurduğum 4 darbenin toplamı 3200 hasar vermişti! Beklendiği gibi yaratığın canı gitgide 0’a yaklaşıyordu.

  HONG!

  İkinci [Keskin Rüzgar] 500’den fazla canımı götürmüş olsa da, hemen 6.seviye [Tedavi]’yi kullanarak 900 canımı doldurmuştum!

  Ciyakk!

  İlüzyon Vari Kelebek acı dolu bir çığlık attıktan sonra kanatlarını çırparak etrafa yeşil bir ışık hüzmesi saçmaya başlamıştı. Şüphe yok ki yaratığın bu hareketi [Muazzam Dansın Sarmaşıkları]’na işaret ediyordu.

  Shua!

    Sayısız yeşil sarmaşık yerden fırlamış, vücuduma dolaştıktan sonra ayaklarımı bağlamıştı. Bu rakibi 3 saniye kontrol edebilen bir yetenek olduğundan oracıkta dikilmek zorunda kalmıştım. Tsk, bahsi geçen bu yetenek cidden hiç de fena sayılmazdı, eğer bu yeteneği okçuların [Delen Ok] yeteneğiyle birlikte kullanabilseydik ortaya çıkan sonuç da acayip oluabilirdi. Özellikle de PK konusunda bu ikili yeteneklerin kombinasyonunun ardından iki [Alev Kılıcı] herhangi bir rakibi anında yere serebilme potansiyeline ulaşabilirdi!

  Bağlanmış; ancak sersemlememiştim. Bu sebeple olduğum yerden saldırı veya savunma yapabilecektim. Yaratığa yakın olduğum içni Ufak Bobo’ya saldırması için talimat vermek yerine Buz Yağmuru Kılıcı’nı kullanmıştım. Kılıcımda yeşil bir rüzgar dalgası belirmiş ve [Rüzgar Kılıcı]’nı aktif etmiştim!

1774!

Kılıcın İlüzyon Vari Kelebek’in kafasını uçurmasıyla yaratık yere yığılmış ve başımın üstünde bir çift yazı belirmişti.

  SEVİYE +1!

 ……

Güzel, [Rüzgar Kılıcı] nihayetinde 6.seviyeye ulaşmıştı; durum böyle olunca, ekstradan %18 saldırı gücü potansiyeline de kavuşmuştum! Sahip olduğum saldırı puanını göz önünde bulundurursak, herhangi bir rakibe karşı [Rüzgar Kılıcı]’nı kullanarak üstün geleceğim göz ardı edilemeyecek bir gerçekti.

  Arkamda duran Mathca gülümsedi: ‘’Wow patron, saldırın acayip güçlü. Daha önce Ba Huang Ormanı’nda birkaç kişiyi görmüştüm; ancak senin kadar güçlüsünü ilk defa görüyorum.’’

 Kılıç elimde, söylendim: ‘’Hehe, fena sayılmaz. Eğer böyle bir gücüm olmasaydı, insanları nasıl koruyabilirdim ki?’’

  ‘’Budur! Patron yanımdayken kendimi güvende hissediyorum!’’

  Matcha dilini çıkardıktan sonra havada süzülürken söylenmişti: ‘’Patron, yetenek listesini kontrol ettim. Şu S-seviye [Tek Kişilik Ordu] senin yeteneğin, değil mi?’’

  Başımı öne doğru salladım: ‘’Evet, ne oldu ki?’’

  ‘’Neden İlüzyon Vari Kelebek’i öldürmek için [Tek Kişilik Ordu]’yu kullanmadın? Sonuçta kelebeğin defansı öyle bir saldırıya karşı koyabilecek seviyede değildi. Eğer o yeteneğini kullansaydın mücadeleyi daha kısa sürede bitirebilirdin.’’

  Biraz düşündüm: ‘’Ah, doğru diyorsun. Matcha, demin öldürdüğümüz kelebekten kaç TP aldın?’’

  ‘’Şey… 0.9% aldım…’’

  ‘’Fena değil, bu yaratıklardan 110 tane öldürürsek seviye atlayacaksın. Hadi bakalım!’’

  ‘’Tamamdır!’’

……

  Bu sefer Matcha’nın söylediği gibi yapmıştım. Yaratığı görür görmez [Tek Kişilik Ordu]’yu aktif ederek saldırmaya koyulmuştum!

679!

771!

667!

 

Dördüncü darbeyle birlikte kelebeğe atılmış ve ona bir vücut darbesi geçirmiştim.

 1102!

Son saldırım olan  [Rüzgar Kılıcı] eskiye kıyasla artık daha da güçlenmişti!

2108

Bu hasar sayısını yalnızca kendi gücümü kullanarak uygulamıştım. Yani ölümcül darbe vuramasam bile ciddi ciddi saldırım bu raddeye ulaşmıştı!

  Buz Yağmuru Kılıcı elimde, İlüzyon Vari Kelebek’ten düşen gümüşleri alırken söylendim: ‘’Matcha, kombom çok fiyakalı, değil mi?’’

  Matcha gülümsedi: ‘’Evet, süper! Patron’un kombosu gördüğüm en güzel kombo ancak… üçünü darbeyle dördüncü darbe arasında geçen süre biraz uzun. Patron, forumda okuduklarıma göre saldırı rotasını sürekli düşünüp, uygularsan saldırılarını daha da hızlandırabiliyormuşsun. Yani bunu yaptığın taktirde dördüncü saldırını daha hızlı uygulayabilirsin.’’

  Boş boş bakakalmıştım: ‘’Eh, öyle bir şey mi varmış?’’

  ‘’Evet, birkaç gün önce kasarken eziklerden biri de aynı şeyi söylemişti!’’

  ‘’O zaman deneyelim bakalım!’’

   Söylediklerine pek inanmıyordum. Kılıcımla iki İlüzyon Vari Kelebek daha öldürdükten sonra üçüncüsüne geçmiştim. Dolma süresi geçtiğinden bir kez daha [Tek Kişilik Ordu]’yu aktif edebilecektim!

 “Pa pa pa…”

  Ardı ardına uyguladığım üç darbenin ardından hemen saldırı rotasını aklımdan geçirdim ve Matcha’nın söylediği gibi, vücudumun ve saldırımın hızı bir anda artmıştı. Dördüncü saldırı eskiye kıyasla daha hızlıydı. Dördüncü saldırıyı yaptıktan sonra çoktan [Rüzgar Kılıcı]’nın hazırlıklarına başlamıştım!

 Ding!

  Sistem Notu: Oyuncu başarıyla [Tek Kişilik Ordu]’yla ilgili daha geniş bir bilgiye ulaşmıştır. Ayrıca kombonuzla olan uyumunuz da %1.6 artmıştır!

……

  Oracıkta dikilirken şaşırmadan edememiştim. [Tek Kişilik Ordu] nihayetinde uyum konusunda ileri atılmayı başarmıştı. Uyumu %60’a çıkardıktan sonra daha fazla ilerletmek cidden kolay bir iş sayılmazdı; ancak nihayetinde bunu başarmıştım! Vay arkadaş, öyle sokakta gördüğün normal birinden bile yeni bilgiler öğrenebiliyordun cidden! Matcha bu sorunu tesadüf eseri fark etmiş olsa da; ortaya çıkan sonuç cidden akılalmaz derecede etkiliydi.

  ‘’Patron? Patron ne oldu?’’ Oracıkta dikilen şahsımı gören Matcha şaşırmıştı.

 Başımı kaldırıp gülümsedim: ‘’Yok bir şey. Büyük Kardeş Matcha, cidden haklıymışsın! Eğer saldırı rotasını aklımdan geçirirsem, saldırılarımın hızını da artırabilirim!’’

  ‘’Ah, öyle kulak misafiri olduğum dedikodulardan biriydi. Ciddi ciddi gerçek olacağını düşünmemiştim…’’

“Ah!”

 Buz Yağmuru Kılıcı elimde, İlüzyon Vari Kelebek’e bir hamle yaparken saldırılarımı düşünüyordum. Bu ufak teknik sayesinde yalnızca kombomun hızlarını artırabiliyor, normal saldırılarıma etki edemiyordum. Asıl önemli olan noktaysa bu tekniğin kombolarımın hızını neredeyse %15 artırabiliyor olmasıydı!

  Normal insanların beyinlerinde 0.2-0.3 saniye gecikmeler yaşansa da, mesele ustalara gelince bu sayı 0.1-0.2’lere düşüyordu. Bu bir saniye durumu o kadar değiştirebilme potansiyeline sahipti ki; PK yaparken rakiplerime karşı en azından 1-0 önde başlayabilirdim! Eğer [Tek Kişilik Ordu]’nun uygulama zamanını azaltabilirsem saldırılarımın da rakibe ulaşma sıklığını artırabilirdim!

  Bu konu cidden önemliydi. Eğer Batılı Diktatör gibi bir ezikle karşılaşıyorsam 1.2 saniyelik kombo süresi yeter ve hatta artardı; lakin Jian Feng Han, Q-Kılıcı ve diğer ustalar için bu 1.2 saniye cidden fazla uzun geliyordu. Bu yüzden yeni öğrendiğim ufak tekniği kullanmam gerekecekti!

……

 30 dakikadan az bir sürede vücudumu altın bir ışık hüzmesi sarmalamış ve nihayetinde 52.seviyeye adım atmıştım. Matcha da bu esnada 28.seviyeye ulaşmıştı. Önümde duran İlüzyon Vari Kelebek yere yığıldı ve 14 gümüşün yanında bir de yeşil tasvir kartı düşürmüştü. Kartı elime aldıktan sonra incelemeye koyuldum!

【İlüzyon Vari Kelebek】

Saldırı: ★★☆

Defans: ★★★★

Can: ★★★☆

Çeviklik:★★☆

Büyü: ★★★★☆

Yetenekler:【Keskin Rüzgar】【Muazzam Dansın Sarmaşıkları】

……

   Parlak bir ışık hüzmesiyle İlüzyon Vari Kelebek tasvir kartı elimden fırlayıp, evcil hayvan kitabıma doğru uçmaya koyulmuştu. Eğer şansım yaver giderse, 1.seviye İlüzyon Vari Kelebek bulup, evcil hayvanım olarak yakalayabilecektim. Hmph, 4.5 yıldızlık büyü potansiyeli Yue Qing Qian’ın Kar Tavşanı’ndan bile daha fazlaydı. Ayrıca bu yaratık uçabildiği için durum daha da enteresan bir hale geliyordu! Eğer seviye atladığı taktirde gelen puanların hepsi büyüye verilirse, bu yaratık ağır zırh sınıflarının korkulu rüyası haline gelebilirdi!

  Başımı kaldırıp, Matcha’ya bir bakış attım: ‘’Büyük Kardeş Matcha, demin İlüzyon Vari Kelebek tasvirini öğrendim. 1.seviye kelebek görürsen bana haber vermeyi sakın unutma!’’

  ‘’Tamamdır! Anlaşıldı patron!’’

  ‘’Dur bir saniye, senin evcil hayvanın yok, değil mi?’’

   Matcha’nın suratı kıpkırmızı kesilmişti: ‘’Ah, param olmadığı için alamamıştım. Ayrıca daha önce 1.seviye yaratık da göremediğimden, mühürleme fırsatım olmamışt…’’

 ‘’Tamam o zaman. Eğer burada sana bir evcil hayvan bulamazsak, şehre gidince sana bir Katil Arı alırız.’’

  ‘’Tamam, teşekküler patron!’’

  ‘’Ne demek…’’

……

  Ve işte böylece güzeller güzeli Rüzgar Elfi Kılıç Ustasıyla beraber Alev Taşı Kanyonu’na ilerlemeye koyulduk. Göz açıp kapayıncaya dek 3 saat geçmişti. Matcha çoktan 30.seviyeye ulaşmış ve ona aldığım ekipmanları giymeye başlamıştı. Giydiği gümüş göğüslük, bot ve kılıç sayesinde nihayetinde düzgün bir oyuncuyu andırmayı başarmıştı.

  Ona baktığımı fark edince kadının suratı iyiden iyiye kızarmıştı: ‘’Patron, öyle bakmasana!’’

  Öksürdüm, ardından başımı çevirip ileride duran İlüzyon Vari Kelebek’e baktım.

 Matcha birkaç saniye boyunca sessiz kaldıktan sonra söylenmişti: ‘’Patron, duyduğuma göre… Fan Shu Şehri’nin bir numaralı güzelini, Cang Tong’u tanıyormuşsun. Hatta o kadar iyi tanıyormuşsun ki, gerçek hayatta da tanışıyormuşsunuz, doğru mu?’’

  ‘’Evet..’’

   Matcha’nın suratı daha da kızarmıştı: ‘’Oh… Cang Tong’un vücudu akılalmaz derecede güzel…patron… sence benimkiler biraz küçük mü kalıyor?’’

  Kırmızı kesilen suratına baktıktan sonra gülmeden edememiştim: ‘’Büyük Kardeş Matcha, ne düşünüyorsun öyle? Artık Zhan Long’a katıldın! Bu saatten sonra bize yardım etmen için senden başkasına güvenmeyeceğiz! Sana bir şey söyleyeyim, sakın ola Cang Tong’la kendini kıyaslamaya çalışma, üzülürsün. Mesela… Yue Qing Qian’la falan kıyaslayabilirsin…’’

  Matcha kızarmaya devam ediyordu: ‘’Oh, tamam. Patron dediklerimi boş ver gitsin…’’

 Cevap vermedim.

……

  Bu esnada, Ba Huang Ormanı’nda…

 “Achoo!”

 Güzeller güzeli bir kadın figürü kurt adamın arkasında belirmiş, hançerini kaldırıp, yaratığı öldürmeye hazırlanmıştı. Hafifçe titredikten sonra gökyüzüne bir bakış attı: ‘’Wuu, ne oluyor böyle? Nedense birilerinin arkamdan konuştuğunu hissediyorum…’’

   Hançer tutan başka bir güzellik: ‘’Abla, çabuk ol da kaçmaya başla, kurt adamların lideri sana saldırıyor!’’

  ‘’WA! Okçular, [Delen Ok]’u kullanarak kurtarın beni!! Ah… aptal, kurt adamı sersemleteceksin, beni değil! Bu haftaki maaşından kesiyorum!’’

  ‘’Başkan Yardımcısı lütfen beni affedin! 25 yaşında bir eşim var! Eğer para alamazsam yiyecek yemeği nereden bulacağım!’’

 “……”

……

  Ay ışığı kanyonu dolduruyor ve her şeyi gün yüzüne çıkarıyordu. Parıldayan çimler, çalılar ve hatta akarsuların oluşturduğu manzara izlemeye değerdi.

  Tırırırım…

  Ormanın yanında dikilirken Matcha nazikçe yanıma indi. Ağzını açmış ve elini uzatarak sırtıma dokunmuştu: ‘’Patron, neden sürekli bu taş tableti taşıyorsun? Yorulmuyor musun?’’

  Gülümsedim: ‘’Cennet’in sırları öyle kolay kolay ortaya çıkacak değil ya, bu kesinlikle iyi bir alet!’’

  ‘’Ah, demek öyle…’’ Matcha gülümsedi: ‘’Patron, devam edelim, şu vadide hala bir sürü İlüzyon Vari Kelebek var, değil mi? Bütün gün bana eşlik edeceğine söz vermiştin, yani sözünden döneyim deme! Yoksa bir daha sizinle kasar mıyım bilemiyorum!’’

 Başımı öne doğru salladım: ‘’Tamam tamam, bugün 35 yapıyoruz seni, hadi bakalım!’’

  ‘’Tamam patron, hadi!’’

……

  Bir anda Matcha duraksamış ve eliyle derin vadiyi göstermişti: ‘’Patron… şuraya bak, o kelebek niye o kadar büyük? Yoksa… yoksa boss falan mı?!’’