Karanlik bulutlar ve arkadaslari gulmeye baslayinca bnmde gulesim geldi dhsgvh
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
373. Bölüm Aşağılık Ağzına Dikkat Edeceksin!
“Shua!”
Ba Huang’ın orta yerinde gözlerimi açtıktan sonra ekipmanlarımı tamir ettirdim ve iksirleri yeniledim. Ayrıca savaş için Ruh Yenileyen Hapları da almayı unutmamıştım. Durmaksızın yetenek kullanacağımız için manaya ihtiyacımız olacaktı. Bu tür yüksek seviye Mana Hapı olmazsa olmazdı. Yeteneklerimi kullanamadığım taktirde, aslen, Batılı Diktatör’den farklı sayılmazdım…
Ding!
Qing Qian’dan mesaj geldi: ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, şehrin kuzey kapısında toplanıyoruz. Geldiğinde görürsün bizi zaten. Heh, savaşa bir saat kaldığından bir an önce gitmemiz lazım. Duyduklarıma göre, şehir sınırlarında insanlar çoktan savaşmaya başlamış. Sabırsızlar…’’
Gülümseyerek cevapladım, ‘’Tamamdır, geliyorum!’’
Alevli Kaplan Tanrısı’nı çağırdığım gibi elimde İmparator Qin’in Kılıcı, sırtımda Soğuk Demir Kılıcı, yürümeye koyuldum. Etraf acayip canlıydı. Ba Huang’da şu esnada en azından 3 milyon kişi vardı. Büyük klanların çoğu hazırlanmıştı. Ormanın ucuna baktığımda Zhan Long üyelerini görebilmiştim. Qing Qian, Song Han, Li Mu, Matcha ve diğerleri beni bekliyorlardı.
Onlara doğru yürüdüğüm esnada sistem güncellendi. Omuzlarımda ‘’[Zhan Long Salonu]’’ adlı altın bir sembol belirmişti. Haha. Nihayet [Zhan Long] oyun üstatları tarafından fark edilmişti!
‘’Büyük Kardeş Xiao Yao geldi!’’ Song Han gülümsedi.
Başımı öne salladım, ‘’Hazır mıyız?’’
‘’Evet!’’
Qing Qian yanıma geldiğinde, omzumdaki sembolü görmüş ve sırıtmadan edememişti, ‘’Wow, [Zhan Long Salonu] rozetimiz! Çok güzel…salona ne zaman gireceğim acaba…Çok kıskandım.’’
Kahkaha attım, ‘’Sıkı çalışmaya devam! Savaşa katılım sağlayın. Hmm, şuna ne diyorsunuz; en fazla Savaş Puanı toplayan Zhan Long oyuncusu direkt [Zhan Long Salonu]’na katılacak?’’
Li Mu ve Wang Jian gülümseyerek onayladı, ‘’Sıkıntı yok. Böylesi daha iyi. Aksi taktirde, sonsuza kadar [Zhan Long Salonu]’nda yalnız kalacaksın!’’
‘’Tamam madem bu meseleyi hallettik söyleyin bana, kaç adamımız var?’’
Li Mu cevapladı, ‘’Dün, Bai Li Ruofeng sana savaş açıp, Zhan Long’u aşağılayan bir yorum yaptığı için klanımızdaki herkes ona karşı ortak bir nefrete sahip. Bu sayede, ana klanın oyundaki oyuncu sayısı %95’e ve yan klanın da %92’ye fırlamış durumda. Ekstra üyelerle toplam 5700+ oyuncumuz var. Şimdi yapmamız gereken tek şey şu siktiğim [Prestij Evi]’nin ağzını burnunu kırmak…’’
Sırıttım, ‘’Laflarına dikkat et oğlum, burada ufak kızlar da var. Hadi yola çıkalım. Matcha, haritaya bakıp, en iyi yolu seçelim. Arkadaşlar, aceleci değil, sabırlı olacağız!’’
‘’Tamam!’’
‘’Dur, Büyük Kardeş Xiao Yao…’’ Kurt omzumu kavradığı gibi güneye işaret etti, ‘’Çabuk bak, Ba Huang’ın NPCleri harekete geçiyor. Öhöm öhöm, ne oluyor böyle…?’’
……….
Herkes güneye odaklanmıştı. Beklendiği gibi, Ba Huang’dan dışarıya akılalmaz bir süvari birliği çıkıyordu. En azından on binlerce insanın bölgeyi kapladığını görebiliyordunuz. Grubun en önünde, kan rengi kraliyet bayrağının altında, altın zırhlar bürünmüş, siyah atıyla Luo Lei vardı. Rüzgarda dalgalanan pelerini adama ayrı bir heybet katıyordu; aniden, şehir dışında atını durdurarak kılıcını çekti. Öfkeyle kükrüyordu, ‘’Jiu Li Şehri’nin kibirli Kralı birkaç laf etti diye kızımın parmağını koparmış. Bu sefer, Ba Huang Şehri geri durmayacak. Saldırın ve Zi Feng kalesini ele geçirin! Ardından Jiu Li’ye ilerleyecek ve o kibirli, aşağılık şerefsizleri geberteceğiz!’’
Bir grup NPC generali hemen gaza gelmişti, ‘’Prensesi kurtaralım!’’
Luo Lei söylendi, ‘’Sınır görevlilerini çağırdınız mı?’’
Generallerden biri cevapladı, ‘’Lordum, Ba Huang Şehri’nin yedi büyük gücü de çağrılmış durumda. Hemen Zi Feng’e saldırmaya gideceğiz. Bu sefer, o Jiu Li Şehri’ndeki insan paçavraları süvarilerimize can verecekler!’’
‘’Muazzam!’’
Luo Lei’nin gözlerinde soğuk ifadeler vardı, ‘’Jiu Li Şehri kimi çağırırsa çağırsın, onları bu sefer ezmemiz lazım. Ayrıca, çok sayıda maceraperestin yardımına da sahibiz. İki günde kaleyi ele geçireceğiz!’’
‘’Anlaşıldı, Lordum!’’
‘’İleri!’’
……
Şehrin devasa ordusu yola koyulduğunda, gökyüzünü adeta kızıl bayraklar kaplamıştı. Toynakların sesi ormanda yankılanıyordu ve yedi farklı birliği görebiliyordum. Bu mücadele gerçekten de Krallıklar arasındaki bir mücadeleydi. Sadece savaşın düşüncesi bile insanın kanını kaynatmaya yetiyordu. Ayırca [Zhan Long]’un, [Efsane] ve [Prestij Evi] gibi güçlü rakiplerle savaşma fırsatına da sahip olacağı muazzam bir etkinlikteydik!
İlerlemeye başladık. Ormanı direkt geçerek önümüze çıkan her canavarı katletmiştik.
Çok geçmeden Zhan Long’un merkezine, Yeşil Qilin Vadisi’ne ulaştık. Ne yazık ki yanımızda çok sayıda oyuncu ve NPC olduğundan vadideki yaratıkları parçalamıştık. Büyülü İz Ormanı ve Buzlu Orman Mezarlığı’nı da geçen ordu nihayetinde…Jiu Li Şehri’nin sınırlarına ulaşmıştı!
Mesafede bomboş bir arazi seçilebiliyordu; havada sonbahar rüzgarının hafif esintisi mevcuttu. Haritanın adı ‘Cehennem’in Merkezi’’ydi ve bu bölge iki şehrin arasındaki, tarafsız bölgeydi. Ortasında kızıl topraklar büyük bir kara parçasının bulunduğu ovada savaşacaktık.
Elini havaya sallayan Li Mu ileriyi gösterdi, ‘’Cehennem’in Merkezi’nin orta yerinde Zi Feng Kalesi belirecek. Kale iki şehre de aynı uzaklıkta ve sol tarafında sıradağlar, sağ tarafında da Buzlu Sırt Dağı var. Askerle için mükemmel bir yer. Aslında, Zi Feng Kalesi’ni kontrol eden ilk saldırı şansına da sahip olur.’
Başımı öne salladım, ‘’Zhan Long acele etmeyecek. Zi Feng Kalesi’nin sınırlarına ulaşana kadar ilerleyelim. Savaşta çok insan var. 5000+ kişiyle ne olduğunu anlamadan direkt öteki dünyayı boylayabiliriz. Önce meseleyi kavramamız lazım!’’
Wang Jian onayladı, ‘’Diğer klanlar da aynı şeyleri yapmayı düşünüyorlar. Büyük Kardeş Xiao Yao, eğer biraz daha ilerlersek [Prag], [Öncü] ve [Kapıdaki Düşman]’ın toplandıkları kampları göreceğiz. Burada Şehir Savaşları söz konusu olduğundan, herkesin birlikte hareket edip, organize olması lazım.’’
‘’Evet, gidelim. Bakalım ne diyecekler!’’
‘’Tamam!’’
Kararlı grubumuzla ileriye atıldık. On dakikanın ardından Cehennem’in Merkezi’nde heybetli bir Kale belirmişti. Aslında, Ba Huang Ormanı’nı terk ettiğimiz anda Şehir Savaşı’nın menziline girmiştik. Bu yüzden, savaş sadece Cehennem’in Merkezi’nde değil, şehirlerin diğer bölgelerinde de gerçekleşebilirdi.
Toprak çok sayıda oyuncuyu ağırlıyordu. [Öncü], [Prag] ve birkaç büyük klan kaleden 2000 metre uzakta, nizamlı bir şekilde bekliyordu. Tek akılan oyuncular ve ufak klanlar da sabırsızlandıklarından direkt kaleye saldırmaya başlamıştı. Daha mücadelenin başlamasına 10 dakika vardı; ancak iki tarafında oyuncuları çoktan savaşmaya koyulmuştu.
Kalabalığın ortasındaki gruba adımladım. Gruptaki oyuncuların çoğu ya Klan Başkanı ya da Başkan Yardımcısı’ydı. Takım kaptanları bile yoktu. Ba Huang’ın en iyi klanları burada toplanmıştı.
……..
‘’Humph!’’ Fushen Bin Kılıç gülümsedi, ‘’Nihayet Zhan Long’un Klan Başkanı buraya teşrif edebildi. Efendim iki saattir sizi bekliyoruz!’’
Gülümsedim, ‘’Üzgünüm, sabah dersim vardı. Bazı insanlar gibi bütün günümü oyunda geçiremiyorum maalesef…’’
‘’Kimden bahsediyorsun?!’’ Fushen Bin Kılıç söylendiği gibi sabresini kaldırdı.
Elimi açarak sırıttım, ‘’Şöyle [Virane Diyar]’dan bir tane yemek ister misin?’’
Fushen Bin Kılıç duraksamıştı. [Virane Diyar] çoktan imza yeteneğim haline gelmişti. Tabii ki bu yeteneğin gücünü herkes biliyordu ve bu yüzden hemen geri adım atarak söylenmişti, ‘’Şu eski nefretimizi bir kenara bırakalım. Bu seferki rakibimiz Jiu Li Şehri ve onlara karşı birlikte hareket etmemiz lazım…’’
Jian Feng Han onayladı, ‘’Evet. Savaş planını konuşalım. En önemli mesele bu…’’
Savaşçı Yan Zhao kollarını çaprazladı, ‘’Li Xiao Yao, henüz geldiğin için durumu bilmiyorsun. Sana kısa bir özet geçeyim. Bu sefer, Jiu Li Şehri’nden gelen insanların çoğu ufak-orta büyüklükteki klanlar ve takımlardan oluşuyor. Bunlara dikkat etmemize gerek yok; ancak asıl olay organize olmuş büyük klanlardır! Jiu Li Şehri’nde bize sıkıntı çıkarabilecek yedi büyük klan var!’’
Biraz duraksadıktan sonra konuşmaya devam etti, ‘’Zaten Herkes [Efsane]’nin ne denli büyük bir klan olduğunu biliyor. Klan Başkanları Fang Ge Que, Başkan Yardımcıları da Lu Chun Yang, cidden dehşet verici bir klan…İkinci klansa [Prestij Evi], hani şu [Zhan Long]’u yerle bir edeceğini söyleyen kibirli pezevenkler. Üçüncü sıra Ye Lai’nin [Yargı]’sına ait. Herhalde karşı tarafta [Yargı] kadar yılmak bilmeyen başka bir klan yoktur. Dördüncü klan [Görünüş Topluluğu]. Sadece kadınlardan oluşan bu grubun en azından 10,000’den fazla oyunda olan üyesiyle karşılaşacağız. Beşinci sırada [Dao Jian Xuan], altıncı sırada [İmparator’un Kanı] ve yedinci sırada da Gong Zi Ying’in [Ayışığı Gölü] var. Bu klanların hepsi de 30,000’den fazla kayıtlı oyuncuya sahip klanlar. İşi bölmemiz lazım. Spesifik olarak nasıl savaşacağız?’’
Matcha hemen yanımdaydı ve meseleyi cevapladı, ‘’Şehir Savaşı ikinci planda, asıl mesele rakip gücü yok etmektir. Bu yüzden, savaşı kazanmak istiyorsak rakip şehir oyuncularından epeyi öldürmemiz lazım.’’
[Bin Cenaze]’nin Başkan Yardımcısı, Youyi, küçümseyici bir gülümsemeyle söylendi, ‘’Yok canım? Hadi ya! Ayrıca sen kimsin de konuşuyorsun? Klanında sadece Üstat pozisyonuna sahip olanların konuşmaya hakları var mı?’’ Matcha biraz şaşırmıştı.
(Klan Pozisyonlarının bir kısmı sırasıyla: Klan Başkanı-Başkan Yardımcısı-Üstat-Takım Kaptanı- Bayrak Taşıyıcısı…)
Elimi kaldırdığım gibi kılıcımı çektim ve Youyi’ye doğru bir [Rüzgar Kılıcı] savurdum!
Peng!
Youyi yere yığılmış ve şaşkınlık dolu suratıyla kalan ufacık canına bakakalmıştı.
Youyi’ye söylendim, ‘’Zhan Long’daki herkes benim kardeşimdir. Pozisyon ve güç fark etmez! O yüzden o aşağılık ağzına dikkat edeceksin! Yakın bir zamanda [Bin Cenaze]’yi yerle bir etmek istemiyorum!’’
Savalöu Yan Zhao hemen kollarıma yapıştı, ‘’Öhöm, öhöm. Xiao Yao sakin ol bakayım. Err, Youyi biraz dediklerine dikkat et sen de…’’
……….
[Kapıdaki Düşman] üyeleri kahkahalara boğulmuştu. Karanlık Bulutlar kılıcıyla kahkaha patlattı, ‘’Haha, ciddi ciddi Xiao Yao’nun adamlarına bulaşmaya çalıştı. Gerizekalı mı bu adam?’’
………..
Magnec