Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

371. Bölüm Gerçek Güç

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

  Sonbaharın hafif rüzgarı ve düşen yapraklar basket sahalarını kaplamıştı. Soluk ışıkların artında 3, 4 ve 5 numaralı sahalarda basket maçı yapan tipler vardı. ‘’Papapa.’’ Basket topunun sesleri durmaksızın yankılanıyordu.

………………..

 7 numaralı sahaya geldiğimde, Tang Qi’nin benden önce mekana geldiğini görmüştüm. Siyah tişörtü ve düz ayakkabılarıyla tellere yaslanmış, bekliyordu.

 ‘’Li Xiao Yao, geciktin!’’

 Saatime baktım, ‘’Yok canım, tam zamanında geldim işte!’’

 Kenarda duran Wan Er hafif rüzgardan sebep titriyordu, ‘’Biraz…soğuk…’’

 Dong Cheng Wan Er’in omuzlarını tutarak gülümsedi, ‘’Gel gel. Biraz vücutlarımızı ısıtalım…’’

 Wan Er gülümsedi, ‘’Dalga geçiyorsun yine…Dikkatle izleyelim bakalım! Bu…Li Xiao Yao, Tang Qi, ciddi ciddi dövüşmeyin sakın! Eğer biriniz yaralanırsa çok kötü olur!’’

 Başımı öne salladım, ‘’Tamam, dikkat edeceğim…’’

 Tang Qi gülümsedi, ‘’Anlaşıldı. Ufak hanımefendi Wan Er’i endişelendirmeyeceğiz…’’

……..

 Oracıkta dikilirken ellerimi birleştirerek söylendim, ‘’O zaman…Q-Kılıcı’nın ‘İmitasyon Yumrukları’’nı kullanarak seninle dövüşeceğim.’’

 Tang Qi onayladı, ‘’Tamam. Beni yenmek için ne istiyorsan onu kullan. Ama sana kullanacağım stilin adını söylemeyeceğim, ona göre. Hazırlansan iyi edersin Li Xiao Yao. Dong Cheng ve Wan Er’i koruyabilecek güce sahip olduğunu göster bakalım. Eğer sadece laftan ibaretsen senin yerine, onları bizzat koruyacağım.’’

 Gülümsemeden edememiştim, ‘’Bence yutabileceğinden fazlasını ısırıyrosun!’’

……….

  Tang Qi’nin sol ayağı bir adım geriy çekilmiş ve herif vücudunu eğerek sağ elini sıkmıştı. Görünmez enerji parçacıkları yumruğunda toplanıyordu ve gözlerinde kararlı birer ifade vardı. Herifin sadece beni yenmek istediğini ve bana zarar vermeyi amaçlamadığını anlayabiliyordum.

 Bir adım ileriye atarak sırtımı doğrulttum ve yumruklarımı yere doğru tutmaya başladım. Kollarım titremeye başlamıştı. Bu Kuzey Yıldızı Klanı’nın ‘İmitasyon Yumrukları’’nın etkisiydi. Q-Kılıcı’yla yaptığım son mücadelede herifin çoğu hareketini görmüştüm. Tabii bu stilde daha önce de çalıştığım için kendime güveniyordum.

 Tang Qi bana bakarak söylenmeden edememişti, ‘’Fena değil..’’

 Lafını bitiren herif bana doğru atıldığı gibi, yıldırım vari bir hızla avuçlarını savurdu: Wen Shou Stili’ni kullanıyordu!

 

 “Bang!”

 Yumruğum avcuyla karşılaşmıştı. İkimiz de epeyi enerji kullandığımızdan bu karşılaşmanın sonucunda etrafa yüksek bir ses yayılmıştı. Güçten sebep vücudum titriyordu. Çabucak duruşumu sağlamlaştırıp, bütün gücümle bir tekme savurdum!

 Tang Qi hızla tekmeyi karşılamıştı. ‘Bang!’ Tekmenin etkisiyle havaya doğru bir metre saçıldı. Havadayken derin bir nefes çekerek kendine gelmeyi bilmişti. Düştüğü esnada herifin etrafındaki yer çekimi adeta güçleniyordu. Hızlı düşüşünden sebep ortaya çıkan momentumu kullanarak beni adeta avuç yağmuruna tutmaya başlamıştı.

 Omzuma gelen hamleyi karşılamak için kollarımı kullandım. Tang Qi’nin bu denli saldırılar yapabileceğini düşünmemiştim. Herifin elleri o kadar hızlı hareket ediyordu ki, kaşla göz arasında beş avuç saldırısı yapmıştı. Son saldırısında elini yumruk şeklinde sıkarak, odakladığı Qi’yle bana vahşi bir yumruk savurdu.

 “Bang!”

 Beklendiği gibi herifin Kraliyet Alemi’ndeki gücü Q-Kılıcı’ndan daha da fazlaydı. Tam gaz saldırdığı için vücudum geriye savrulmuş ve pota direğine çakılmıştım. Vücudumun gücünü kaldıramayan direk garip bir şekidle bükülmüştü…

 ‘’Li Xiao Yao!’’ Wan Er çabucak yanıma koşarak, endişe suratıyla bana baktı, ‘’İyi misin?’’

  Dong Cheng de yanıma gelerek, ayağa kalkmamda yardımcı olmuştu, ‘’Deminki yumruğu gücü çok fazlaydı. Ben bile hissettim.’’ Ardından Tang Qi’ye dönen Dong Cheng söylendi, ‘’Tang Qi, aptal mısın? Neden bütün gücünle saldırıyorsun?’’

 Tang Qi oracıkta dikiliyordu, ‘’Bütün gücümle saldırıyorsam ne olmuş yani? Li Xiao Yao, eğer bu kadarcık güce sahipsen hemen kaybol gözümün önünden. Lin Wan Er ve Dong Cheng Yue gibi olağanüstü figürler senin gibi biri tarafından korunabilecek insanlar değiller! Senin gibi bir çöp parçası onlara yarar değil, zarar getirir!’’

 Wan Er dişlerini sıkarak öfkeyle söylendi, ‘’Kapa çeneni! Kim olduğunu sanıyorsun? Sen kimsin de ona böyle şeyler söylüyorsun?’’

 Dong Cheng de sinirlenmişti, ‘’Tang Qi, kaybol! Senin gibi kibirli bir şerefsize ihtiyacım yok!’’

 Yavaşça ayağa kalkıp, kızlara baktım, ‘’Sakin olun…’’

 ‘’Huh?’’ Kızlar aynı anda bana dönmüşlerdi.

 Ellerimi birleştirerek söylendim, ‘’Sadece ufak bir test yaptım. Eğer Tang Qi gibi biri bana zarar verebilseydi, o zaman gerçekten de Wan Er’in koruması olmaya layık biri olduğumu söyleyemezdim. Yani…Tang Qi, baştan başlayacağım. Sana tam gücümü göstereceğim. Cesaretin var mı?’’

 Tang Qi’nin gözleri kibir doluydu, ‘’Hehe. Gel bakalım. Sadece laf yapan insanlardan hiç hoşlanmam. Bakalım Li Xiao Yao’nun gerçek gücü nasılmış!’’

 Öne atılıp, kızlara baktım, ‘’Kızlar, biraz geri çekilin. Biraz sinirlendim…’’

 ‘’Ah?’’

 Wan Er titremiş ve çabucak Dong Cheng’i kenara çekmişti.

…….

 Tang Qi’nin önüne geçerek, sağ kolumu kaldırdım, ‘’Seni yenmek için…ciddi bir yeteneğe ihtiyacım yok. Tek yumruk yeter!’’

‘’Tek yumruk mu?!?!?!?!?’’

 Tang Qi güümsemeden edememişti, ‘’Li Xiao Yao, cidden beni hayal kırıklığına uğrattın. Konuşmaktan başka hiçbir şey bilmiyorsun. Hahaha…’’

 Sessizce gülümsedim. Qi dalgaları vücudumda ve sol kolumda birikmeye başlamıştı. Adeta ortamdaki hava dalgası vücudumun etrafında dönüyordu. Dışarıdan bakıldığında beyaz renkli havanın yumruklarımda biriktiğini görebiliyordunuz. Rüzgar dalgası havaya ‘Şiu Şiu’ diye sesler çıkarıyordu.

 Tang Qi’nin gözlerindeki kibir yavaştan kaybolmuş ve bu ifadenin yerini korku almıştı. ‘’Bu…Qi Rotasyonu mu?! Tanrım! Bu şerefsiz ciddi ciddi…Qi Rotasyonu’nu kullanabiliyor!!’’

 ‘’Gel bakayım!’’

 O kadar hızlı bir yumruk savurmuştum ki Tang Qi ne olduğunu bile anlayamamıştı. Etrafımızdaki bütün Qi koluma odaklıydı. Bizim gibi geliştiriciler genelde gökyüzü ve yeryüzünün enerjilerini kullanan kimselerdi ve o esnada bütün enerji bize odaklıydı. Tang Qi gibi Kraliyet Alemi’nde olan bir dövüş sanatları ustasının bile bu saldırıya karşı sadece vücuduna bel bağlamaktan başka yapabileceği hiçbir şey yoktu!

 “Bang!”

 Qi dolu yumruğumun etkisi havaya yüksek bir ses çıkarmıştı. Tang Qi acı dolu bir çığlık attı. Vücudu bildiğimiz top gülleleri gibi havaya savrulmuştu. Basket potasına doğru çakılan herif potayı yerle bir etmiş ve potadaki cam kare paramparça olmuştu…

……….

 ‘’Bu…’’ Wan Er ne diyeceğini bilemiyordu, ‘’Bak sen…Tang Qi’yi sevmiyordum; ancak bu biraz…fazla olmadı mı? Herifi öldürdün…’’

  Söylendim, ‘’Merak etme Wan Er, Kraliyet Alemi’ndeki insanları öyle kolay kolay öldüremezsin!’’

 Söylediğim gibi, yere düşen Tang Qi acı dolu bir ses çıkararak ayağa kalkmış ve kollarını sallamıştı. Muhtemelen saldırının etkisiyle vücudu uyuşmuştu.

 ‘’Vay arkadaş. Canım acıdı. Li Xiao Yao….Hayır, Kardeş Xiao Yao, cidden acayipsin.’’

 Kızlarla birlikte yanına gidip, gülümsedim, ‘’Şimdi ne düşünüyorsun? Onları korumaya layık mıyım?’’

 Tang Qi başını öne sallayarak gülümsedi, ‘’Ne diyebilirim ki? Kraliyet Alemi’nin üç seviyesi var. Ben daha birinci seviyedeyim, lakin sen çktan zirveye ulaşmışsın, hatta Qi Rotasyonu’nu bile kullanabiliyorsun. Temel Ateşin Uyanışı Alemi’ne bir adım uzaktasın. Söyleyebilecek bir şeyim yok, patron sensin…’’

 Gülümseyerek elimi uzattım, ‘’Yaralanmadın değil mi? Fiziğin fena sayılmaz.’’

 ‘’Gayet iyiyim!’’ Elimi tuttuktan sonra onu kaldırdım. Gülümseyerek bana bakıyordu, ‘’Görünüşe göre yaşlı bunak haklıymış. Her güçlü adamın önünde bir adam daha var. Meseleye fazla dikkat etmemiştim, ancak şimdi doğru olduğunu anlıyorum. Fazla safmışım…Durum böyle olduğuna göre, Sichuan’a dönüp antrenmana devam edeceğim…Bu yerde kalmam için sebep yok!’’

 ‘’Gerek yok!’’

 Başımı iki yana salladım, ‘’Geri dönmene gerek yok. Burada kal. Bazı zamanlar senin gibi, Wan Er ve Dong Cheng’in yanında durup, onları koruyacak birine ihtiyacım oluyor. Sorun çıkarsa ve geçici olarak gitmem gerekirse onları sana emanet edebilirim.’’

 Tang Qi şaşırmıştı, ‘’Sen…yani…’’

 ‘’Burada kal. Yedek ol. Anlamadın mı?’’ Dong Cheng araya girdi.

 Tang Qi ne diyeceğini bilemiyordu, ‘’Tamam! Hanımefendi ne diyorsa o. Bu yedek olma işi…benimdir! Kim isterse ilk önce cesedimi çiğnemek zorunda!’’

 Gülerek herifin sırtına bir şaplak attım, ‘’Hadi geri dön de yaralarına ilaç sür!’’

 ‘’Tamam!’’

 ‘’Bu yer…’’ Paramparça olan sahaya bakıp söylendim. ‘’Ne yapacağız? Sahayı yok etmişim resmen…’’

 Wan Er gülümsüyordu, ‘’Merak etme, okul başkanını arayıp, tamir ücretlerini babamdan kesmesini söylerim…’’

 ‘’İyi o zaman…’’

……

  O gece arkadaş olarak ilk yemeğimizi yiyecektik. Saat 11 sularında kızlarla ve Tang Qi’yle buluşup barbeküye gittik.

  Izgaradaki dumanı kenara iterek söyledim, ‘’Şef, biraz daha baharat kat…’’

 Dong Cheng Tang Qi’ye bakarak gülümsedi, ‘’Bu kadar baharatı kaldıramayacak birileri var sanırım…’’

 Başımı iki yana salladım, ‘’Dong Cheng, unuttun mu, bu herif Sichuan’dan geliyor…’’

 Tang Qi gülümsedi, ‘’Baharat olmazsa yemeğin tadı çıkmaz! Bugün yemekler benden. Yarın da Sichuan’a ait bir şeyler yeriz. O zaman da yemekleri Li Xiao Yao ısmarlar!’’

 ‘’Hadi oradan. Bugün ben ısmarlarım. Yarın sen halledersin!’’

 ‘’Hey, cimri misin sen…’’

…….

 Yemek yediğim esnada telefonuma Song Han’dan mesaj geldi, ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, oyun güncellendi. Sisteme şehir savaşlarını koymuşlar. Görünüşe göre Jiu Li Şehri, Ba Huang’a saldırmak istiyormuş…’’

 Meseleye bir bakış attım. Tam olarak ne olduğunu anlayamamıştım.

…………