Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

379. Bölüm Qin Hai

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

   Jiu Li Şehri’nden gelen NPC ordusunun çoğu ön hatlarımızda can vermişti. Ortalık gümüş paralardan ve ekipmanlardan geçilmiyordu. Her ne kadar savaşın ardından bu NPC askerlerinin %80’i dirilecek olsa da, durum yine de insanı düşündürüyordu. Sonuçta, Uluslar Savaşı başladığında, Jiu Li Şehri de bizim yanımızda düşmanlara karşı savaşacaktı ve bu savaşta NPC askerleri önemli birer rol oynayacaklardı.

……..

 ‘’Aşağı yukarı hesaplarsak…’’

 Qing Qian biraz duraksayarak sistem araçlarındaki durumu aktardı, ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, yarım saat içinde 50,000 NPC askeri öldürmüşüz ve aralarında üst-seviye bazı generaller de varmış. Lakin, bu süreçte 500 oyuncu kaybettik. Tabii [Kan Kontratı] ve [Kapıdaki Düşman]’ın kayıpları bizden daha fazla olabilir.’’

 Başımı öne salladım, ‘’Yapacak bir şey yok. Şehrin batısında bir tek bizler varız. [Prag] ve [Öncü]’nün durumu nasıl?’’

 Qing Qian endişeliydi, ‘’Söylemesi zor. Zi Zeng Kalesi’nin diğer tarafındaki savaş cidden acayip bir hal almış. Fang Ge Que’nin önderliğinde ortaya çıkan 30,000 [Efsane] oyuncusu Ba Huang klanlarını resmen silip süpürmüş. [Öncü] ve [Prag], [Efsane]’ye karşı koymak için birlikte saldırıyor ve mücadele kıyasıya bir hal aldığı için üç klanın da büyük kayıpları var. Eğer [Yargı] ve [Prestij Evi] mücadeleye girerse, ne olur bilemiyorum.’’

 ‘’Durum o kadar manyak mı yani?’’

 ‘’Evet. [Efsane]’nin takım taktikleri akılalmaz derecede güçlü…’’

 General Lian Po aniden elini kaldırarak mesafeye baktı, ‘’Klan Başkanı, şuraya bak; Boss çıktı. Siktir. Hem de…uçan bir Boss…’’

 ……..

  Göklerden fırlayan yıldırımlara, gökyüzünde süzülen, kızıl kılıçlı bir NPC generali eşlik ediyordu. Herif havada yürüyerek yavaş yavaş rakip ordunun kampına ilerliyordu. Suratında öfke dolu bir ifade vardı ve aniden başını kaldırarak NPCler’e kükremeye başladı, ‘’İşe yaramaz herifler. Ciddi ciddi Ba Huang’ın maceraperestlerine yenildiniz mi yani?! İşe yaramaz, işe yaramaz adamlar!!’’

  Bunu duyan askerlerden biri bile karşı çıkmaya yeltenmemişti. Herifin başında yazanları yeni yeni görebiliyordum---

Qin Hai SV-90 Valkyrie Boss

Şehir: Jiu Li Şehri

Pozisyon: Büyük Düzlük Askerleri’nin Komutanı

Açıklama. Qin Hai, Jiu Li Şehri’ndeki Şövalye Okulu’nun en güçlü savaşçısı ve krallıktaki en genç Gökyüzü Şövalyesi’dir. Olağanüstü yetenekleriyle Kader dünyasını sarsmayı başarmış bir adamdır. Kendisi kıtadaki en güçlü şövalyelerden biri olarak görülür ve ‘Yenilmez Aziz Şövalye’ lakabıyla anılır. Zamanında, otuz binlik süvari ordusuyla, Buzlu Tepe Dağları’ndaki yetmiş bin kişilik barbar ordusunu yerle bir etmiştir.

……..

 ‘’Siktir, 90.seviye Valkyrie Boss…’’ Kurt’un alnından terler akıyordu, ‘’Bu herif bize saldıracakmış gibi bir his var içimde…’’

 Sırıttım, ‘’Yok canım? Ciddi misin? 90.seviye Valkryie Boss’u bırak, şu anda 80.seviye Valkyrie Boss’u bile öldürmekte zorluk çekeceğimizi düşünüyorum. Bu herifle nasıl başa çıkacağız acaba. Herkese söyle hazırlanmaya başlasınlar. Bu herifi olabildiğince hızlı öldürmemiz lazım. Hay böyle işin ben, daha adamın kaç canı olduğunu bile bilmiyorum.’’

 Li Mu gülümsedi, ‘’Bu koskoca sunucuda 90.seviye bossun puanlarını okuyabilecek kimse yok ki…’’

 Mesafede duran Karanlık Bulutlar kılıcını kaldırıp küredi, ‘’Xiao Yao, Boss çıktı. Ne yapacağız?’’

 Cevapladım, ‘’Adamlarını hazırlayıp, saldırıya başla! 1000 adam kaybetsen bile Qin Hai’yi gebertmen lazım!’’

 ‘’Tamamdır!’’

 Uzaktan Han Bei Song kükredi, ‘’Biz daha az adam yollasak? Zaten deminki savaşta [Kan Kontratı] 1000+ adam kaybetti. Eğer daha fazla kaybedersek, hiç adamımız kalmayacak!’’

 ‘’Tamam. Herkes bossu öldürmeye hazırlansın. Ayrıca, [İmparator’un Kanı]’na dikkat edin!’’

………

 Mesafedeki 10,000 [İmparator’un Kanı] oyuncusu harekete geçmeye sabırsızlanıyordu. Ejderha İmparatoru sakin ifadesiyle bizleri süzüyordu. Küçümseyen gülümsemesiyle söylendi, ‘’Arabayı durdurmaya çalışan bir köpek…Jiu Li Şehri’nin büyük Bossları’ndan birini, Qin Hai’yi mi öldürmek istiyorsunuz? Hassiktir oradan! Kardeşlerim, şunlara gizliden saldıracağız!’’
……

 Atların toprağı döven toynakları yeryüzünü sarsıyordu. Qin Hai adamlarıyla bize doğru koşmaya başlamıştı!

 ‘’Siktir!’’

 Kılıç elinde, Li Mu’nun elleri hafiften titriyordu. Ben de Soğuk Demir Kılıcı çektim. Zaten bu mücadelede iki kılıç kullanmayacaksam, o zaman ikiz kılıç stilinin öğrenmemin de bir anlamı olmazdı.

  ‘’Bossun odağını üstüme alacağım, siz de saldıracaksınız!’’ diye söylendim.

 Qing Qian endişeliydi, ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, acaba…öyle bir bossa dayanabilecek misin? Senden on yedi seviye yüksek…’’

‘’Sorun yok. Elimden geleni yapacağım. Söyledikleri gibi, cehenneme gitmezsem, başka kim gidecek…’’

 “Err……”

 Mesafeye baktığım gibi Qin Hai’ye doğru koşmaya başladım, sağlam bir yumrukla [Bağlayan Zincirler]’i aktif etmiştim!

 Bang!

 Gökyüzünde duran Qin Hai’ye uzanmaya çalışan zincir, ne yazık ki orta mesafede yere düşmüştü. Dişlerimi sıkarak başka bir saldırı yapmaya koyuldum – [Virane Diyar]!

 Gökyüzüne atılan üç kılıç birleşerek Qin Hai’nin zırhına doğru hızla ilerlemeye koyuldu. Ardından zırhı delip geçen bu saldırı herife acayip hasar vermişti. Fena değil, defansını kırabiliyordum---
“2172!”

 Qin Hai hafiften titremiş ve herif başını bana çevirerek küçümseyici bir gülümseme savurmuştu, ‘’Bak sen şu ufaklığa! Kendini öldürmeye falan mı çalışıyorsun, küçüğüm? Oh, madem öyle, bırak da büyükbaban seni öteki dünyaya yollasın!’’

 Herif aniden hareket etmeye başladı. Bossun hareket hızı cidden insanı şaşkına çeviriyordu ve ne olduğunu anlayamadan adamla yüz yüze gelmiştim. Vahşi kahkahasını savurduktan sonra kılıcıyla bana doğru bir hamle yaptı!

 Soğuk Demir Kılıcı’nı kaldırdım. ‘’Keng!’’ Darbeden sebep vücudumda titremeyen tek bir yer bile kalmamıştı. Rakibin gücü o kadar fazlaydı ki, herif Soğuk Demir Kılıcı’nı omzuma bastırıyordu. Qin Hai kılıcı çekip tekrar saldırdığında, omzumdaki acı iki katına çıkmıştı---
“4727!”

 Tek darbeye kaybettiğim şu cana bir bakın! Meseleye inanmakta güçlük çekiyordum. Tabii ağaç yaprakları gibi havada süzülürken kenardan [Siyah Kaplumbağa Diyarı]’nı aktif etmeyi de ihmal etmemiştim!
 ‘’[Delen Ok]!’’

 Li Mu’nun kükremesiyle [Zhan Long]’un uzun mesafe oyuncuları Qin Hai’ye saldırmaya başladı. Ne yazık ki, okçuların fırlattığı oklar herife 100 küsür hasar verebiliyordu. Sahip oldukları saldırı gücüyle bu adamın defansını aşmalarına imkan yoktu. Sadece Dans Eden Orman ve General Lian Po gibi oyuncular 500 civarı vurabiliyorlardı. Qing Qian’ın [Ateştilkisi’nin Kavrayışı]’ysa bossa 2000 hasar vermişti…

 ‘’Gebermek mi istiyorsunuz?!’’

 Qin Hai öfkeyle kükrediği gibi çılgın saldırısına başladı. Kılıcındaki enerji dalgaları Zhan Long kalabalığına atılıyor ve ortaya çıkan hasar sayılarını izlerken kalbim gitgide soğuyordu…
“7217!”

“8824!”

“7943!”

……

Li Mu sonuna kadar açılan gözleriyle manzarayı izliyordu, ‘’Pes etmeyin. Saldırın. Bu herifi öldürmemiz lazım! Hay sikeyim! İnsan değil bu boss!’’

 Qin Hai geniş bir kahkaha attığı gibi kılıcını savurdu. Herifin kılıcından fırlayan alevlere kaç oyuncunun can verdiğini inanın bilmiyordum.

 İmparator Qin’in Kılıcı elimde, ileriye atıldım. [Kızıl Ejder’in Kalkanı]’nı aktif ettikten sonra iki kılıcımla zıplayarak, Qin Hai’nin sırtına saldırdım!

 
“1727!”

 Kesiklerken kanlar fışkıyordu ve Qin Hai başını çevirdiği gibi heybetli figürüyle söylendi, ‘’Genç adam, yine mi sen?’’

 Kızıl kılıcı iki kez havaya kesik atınca canım yere inmişti. Lakin, Sevgili Duck’ın önderliğindeki bir grup Şifacı canımı dolduruyordu. Kaşla göz arasında canım fullenmişti. Kılıçları ayarladıktan sonra [Kombo]’yu aktif ettim. İmparator Qin’in Kılıcı ve Derin Denizin Soğuk Demir Kılıcı herifin vücudunu paramparça etmeye çalışıyordu---
“1337!”

“1122!”

“1312!”

“1130!”

……

 [Kombo] bittikten sonra ayaklarımın altında beliren garip aura, tabii ki de [Tek Kişilik Ordu]’dan başka hiçbir yeteneğe ait değildi! Nihayet Qin Hai’nin canı gözle görülür derecede düşmeye başlamıştı. Tamamiyle çaresiz bir saldırı stili uyguluyorduk. Tabii [Kızıl Ejder’in Kalkanı] sayesinde bu Bossla savaşabildiğimi de söylemeden geçmeyeyim!

 ‘’Siktir git!’’

 Qin Hai vücudunu eğerek, sağ ayağını kaldırdı. Dizlerine odaklanan havayla herif direkt göğsüme bir tekme savurmuştu. ‘’Peng!’’ Silahtan çıkan mermi misali geriye fırladım ve şehir duvarlarına çakıldım. Şehir surlarındaki Barbarlar beni görür görmez salya akıtmaya başlamışlardı, ‘’Hassiktir. Genç bir maceraperesti kapımıza yollamışlar. Şunu gebertip, akşama kızartmasak mı?’’

 ‘’Pa!’’ Yere indim ve çabucak takla atarak şehir surlarından uzaklaşmaya koyuldum. Hareket hızım yüksek olduğundan okların çoğunu atlatabiliyordum. Yine de vücuduma saplanan ok sayısının haddi hesabı yoktu ve Şifacılar olmasalardı, muhtemelen dokuz canım olsa bile bölgeden sağ çıkamayacaktım!

 “Boom Boom Boom……”

 Qin Hai bir kez daha Alan saldırılarıyla saldırmaya başladı. Dakikalar içinde onlarca oyuncu kaybetmiştik. Bu manzarayı izlerken kalbimin acımasına engel olamıyordum; bu ölen insanlar, Zhan Long’un elit oyuncularıydı…

 O esnada Zhan Long’un arkasından at sesleri gelmeye başladı. Qing Qian güzeller güzeli gözleriyle bana bakıyordu, ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, kurtarıcımız geldi! Ba Huang nihayet destek yolladı!’’

 Kılıcımı kavrayıp başımı çevirdim. Qing Qian’ın dediği gibi, Han Feng Ordusu’nun süvarileri bize yardıma geliyordu. Ordunun en önünde Ay Elfi Prensesi, Angela vardı. Bembeyaz atıyla, sırtındaki simsiyah metal şemsiyesi görülmeye değer bir manzaraydı. Elinde tuttuğu tanrı vari kılıç Katleden, bizim gibi insanların karşı koyabileceği bir silah değildi!

 ‘’Pa…’’

Atından atlayan Angela kılıcını savurduğu gibi kükredi, ‘’Qin Hai, aşağılık şeytan. Geber!’’

 

“Bang!”

  Ortaya çıkan kılıç enerjisi Qin Hai’nin kolunda kanlı bir yara açmıştı. Herif dudaklarını yalayarak sırıttı, ‘’Hoho, Ay Elfi Prensesi, Angela gelmiş bakıyorum da! On yıldır görüşmüyoruz. Karşılaştığımız gibi tekrar ölümüne dövüşeceğimizi düşünmemiştim. Hadi! Gel, bakalım on yılda ne kadar gelişmişsin!’’

 Kılıcı havada, Qin Hai yıldırım vari bir hızla Angela’nın boğazına saldırdı!

 Shua!

 Angela metal şemsiyesiyle saldırıyı karşıladı.’’Peng!’’ Birleşen enerjilerin etkisiyle Qin Hai birkaç metre geriye savrulmuş ve şaşkına dönen suratıyla söylenmişti, ‘’Ne büyük güç ama! Bu ufak kaltak muhtelemen Luo Lei’nin haremine katılıp, o kadar ateşli gecenin ardından epeyi güç çalmış!’’

 Angela’nın güzel suratında öfke dolu bir ifade vardı, ‘’Qin Hai, seni geberteceğim!’’

………

 Uzaktan Li Mu’nun kükremesini duyuyordum, ‘’Klan Başkanı, [İmparator’un Kanı] saldırmaya başladı!’’

 Gülümseyerek Piggy’e mesaj yolladım, ‘’Saldırıya başlayacak mıyız?’’

 Piggy hemen cevapladı, ‘’[İmparator’un Kanı]’nın arkasına geldik, saldırmaya başlayabilirsiniz!’’

 ‘’Tamamdır!’’

 İmpartor Qin’in Kılıcı’nı kaldırarak kükredim, ‘’NPC ordusunun yanındaki [İmparator’un Kanı]’na saldıracağız! Yürüyün!’’

…….