Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

370. Bölüm Kötülükle Savaşacağız

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

“Shua!”

  77 tane Ruh Yenileyen Ot topladıktan sonra Hızlı Yıldırım Çevik Rüzgar ve diğer dörtlü dirilmişti. Aynı esnada dağ bölgesine [Prestij Evi]’nden bir düzine oyuncu da gelmişti.

 Başımı çevirerek henüz dirilmiş olan oyunculara baktım ve [Siyah Kaplumbağa Diyarı]’nı aktif ederek ön kısmı kapattım. Gülümseyerek söylendim, ‘’Hala savaşmak mı istiyorsunuz! Hadi o zaman!’’

  Bu sefer, Hızlı Yıldırım Çevik Rüzgar’ın bileklik kısımları boştu. Savaş baltasını kaldıran adam öfkeliydi, ‘’Kaygısız Xiao Yao, senin de görebildiğin gibi, toplamda 23 [Prestij Evi] üyesi karşında duruyor. Hepimizi tek başına indiremezsin. Madem buraya Ruh Yenileyen Ot toplamaya geldin, o zaman savaşmamız için bir sebep de yok. Bitkileri bölüşsek diyorum?’’

  Elimi kaldırıp gülümsedim, ‘’Gerek yok. 10.seviye Simya’ya ulaşmama yetecek kadar bitki topladıktan sonra hemen gideceğim. Sözüm sözdür. Bana bulaşmadığın taktirde ben de size saldırmayacağım.’’

 ‘’O zaman sıkıntı yok. İstediğin kadar bitki toplayabilirsin; ancak lütfen İlahi Ejder Katleden Bileklikler’i bana geri ver. Ne olursa olsun, PK dediğimiz zaten açık alanda antrenman maçı sayılır. Öyle ekipmanları almaya gerek yok, değil mi?’’

 Gülümsedim ve cevap vermedim.

 Hızlı Yıldırım Çevik Rüzgar’ın yanındaki Okçu’nun suratı ekşimişti, ‘’Başkan Yardımcısı, o İlahi Ejder Katleden Bileklikler’i alacağız diye Klan Başkanı kaç seviye düşmüştü, hatırlamıyor musunuz? Nasıl olur da bu Kaygısız Xiao Yao’nun ekipmanı almasına izin verebiliriz? Direkt öldürsek diyorum. Zaten yeni aldığı ekipman olduğu için %50 düşme şansı var. Denemeye değer!’’

  Yanlarında duran Büyücü onayladı, ‘’Evet. Sayı bakımından üstünlük bizde. Tek adamdan korkacak değiliz.’’

 Hızlı Yıldırım Çevik Rüzgar öksürerek seslendi, ‘’Klan Başkanı Xiao Yao, umarım bilekliklerimi bana geri verebilirsiniz. O eşya benim içi çok önemli…’’

 Aniden ayağa fırlayıp söylendim, ’’Hızlı Yıldırım Çevik Rüzgar PK dediğin sistemin de kendi kuralları vardır. Beni üç yaşında çocuk yerine koymaya çalışma sakın! Eğer senin ellerinde ölseydim ve İmparator Qin’in Kılıcı’nı ele geçirebilseydin, bana geri verir miydin? Burada hepimiz yetişkin insanlarız. Çocukmuşum gibi beni tehdit etmeye çalışma. Eğer İlahi Ejder Katleden Bileklikler’i istiyorsan, kendin gelip alacaksın. Beni öldürebilirsen büyük ihtimalle ekipman düşecektir. Öyle 23 kişiyiz falan deyip durma. 23 değil 230 kişi bile olsanız daha önce öldürdüğünüz o üç masum insanın uğruna sizinle savaşmaya değer!’’

 Hızlı Yıldırım Çevik Rüzgar dişlerini sıkıyordu, ‘’Kaygısız Xiao Yao, bana hiç yüz vermiyorsun demek?’’

 Soğuk bir gülümseme savurdum, ‘’Saygıyı kendi ellerinle kazanman lazım. [Prestij Evi] dediğiniz klan insanlar arasında iyi bir itibara sahiptir; lakin arka planda, bu klanın oyuncuları zayıflara zorbalık yapıyormuş meğerse? Videoyu kaydettim ve forumlara konu açmak konusunda da içim rahat, lakin…bu meseleden sebep Bai Li Ruofeng’in itibarı zedelenir diye korkuyorum. Söylediklerinize dikkat edin. Savaşmak istiyorsanız da savaşalım gitsin!’

 Lafımı bitirdikten sonra bitki toplamaya devam ettim. Alevli Kaplan Tanrısı biraz uzağımda bölgeyi tarıyordu. Ayrıca çoktan [Siyah Kaplumbağa Diyarı] ve [Ruh Ordusu]’nu aktif ettiğim için heriflerin destek hatlarını kesmeyi başarmıştım. Şu an için bu gruba yalnızca uçabilen Rüzgar Elfleri desteğe gelebilirdi. Ne yazık ki, yeni gelen düzinelik oyuncular arasında yalnızca üç tane Rüzgar Elfi vardı. Zaten gelseler de bana yem olacaklarına gayet emindim; zira [Virane Diyar] ve [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği] olduğu sürece Rüzgar Elfleri’nden korkmama gerek yoktu.

……………

  Nihayetinde 1200 tane bitki toplayınca işleri biraz abarttığımı fark etmiştim. Ayağa kalkıp, yere işaret ettim, ‘’Ruh Yenileyen Ot’un %30’luk bir kısmı kaldı. Alacak mısınız? Eğer almayacaksanız ben toplayacağım.’’

Hızlı Yıldırım Çevik Rüzgar dişlerini sıktı, ‘’Sen…’’

Okçu hemen kükredi, ‘’Alacağız!’’

 Dizlerimdeki toprakları silkeledikten sonra ışınlanma kağıdı çıkardım. Gülümseyerek söylendim, ‘’Kaderimizde varsa elbet bir gün görüşeceğiz! Hızlı Yıldırım Çevik Rüzgar daha fazla kötülü yapma. Tanrı her hareketini izliyor. Karma’yla karşı karşıya kalırsın bak!’’

 ‘’Kacha!’’

 Işınlanma kağıdı bozulmuştu!

 O esnada, sırtıma bir darbe almıştım. Siktir, bu süikastçi ne ara arkama geçti?

‘’RAAARRGH!’’

 Alevli Kaplan Tanrısı kükreyerek pençelerini kaldırmış ve süiksatçiyi yere sermişti. Kısa sürelik sersemlemenin etkisi geçince hemen süikastçiye yaptığım darbeyle herifi öteki dünyaya postaladım. Üst kısımdan, Hızlı Yıldırım Çevik Rüzgar ve diğerleri çoktan saldırıya geçmeye başlamışlardı. Öylece, ön saflarda ağır zırh sınıflarının olduğu grup bana doğru geliyordu!

 Hafiften gülümseyip, Alevli Kaplan Tanrısı’na [Ateş Zırhı]’nı aktif etmesi için talimat verdim. Yaratığın defansı acayip artmıştı ve hemen arkasından [Ateş Gücü Hücumu]’nu aktif ederek tepeye doğru koşmaya başladı. Gelen ağır zırh sınıfı oyuncuların hepsi yaralanmıştı. Aynı esnada [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni kullandığımdan tepede resmen her şeyi toza dumana bulamıştım. Alevli Kaplan Tanrısı’nın kükremesiyle birlikte ağır zırh sınıflarından yedisi yere yığıldı. Alan saldırılarının verdiği hasarlar cidden akılalmaz derecede yüksekti ve Şifacıları bile bütün grubun canını dolduracak zamanı bulamamışlardı. Gruptan tek kurtulan isim Hızlı Yıldırım Çevik Rüzgar’dı ve herif de şans eseri kurtulmuştu.

 “Pa pa pa….”

  Zırhıma inen oklar beni gıdıklamaya bile yetmiyordu! Tepenin alt kısmındaki Rüzgar Elfleri’nden biri o kadar şoke olmuştu ki ağzı sonuna kadar açılmıştı, ‘’Defansı…çok yüksek, onunla nasıl savaşacağız?’’

 Aynı esnada ayaklarımın altında beliren [Ateşin ve Buzun Sütunu] bana 1700 vurmuştu. Var arkadaş, herifin saldırısı amma yüksekti!

 Büyücüyü hedef aldıktan sonra İlahi Ejder Katleden Bileklikler titremeye başlamış ve bileğimi kızıl bir ejder kavramaya koyulmuştu. Ardından ufak ejder zincirlere dönüşerek Büyücü’ye doğru atıldı. Hong! Büyücü 20 metre uzaktan yanıma doğru çekiliyordu. Herif şoke olmuştu!

 “Keng!”

 Saniyeler içinde Soğuk Demir Kılıcı’mı çekmiş ve çoktan Kombo’yu aktif etmiştim!

 “ISKA!”

‘’ISKA!”

“1327!”

“3482!”

“3718!”

  Kalkan parçalanınca Büyücü’nün de ölümden başka çaresi kalmamıştı.

 ‘’Geri çekilin!’’

 Bu sesin kimden geldiğini bilmiyordum; acak tepenin alt kısmında korkudan botları titreyen Şifacı’yı görmüştüm. Titreyen sesiyle söylendi, ‘’Siktir, Kaygısız Xiao Yao insan falan değil! Onun gibi biriyle…böyle haritalarda kapışmanın imkanı yok! Başkan Yardımcısı, seviye kasacağız diye o kadar uzun süre çalıştık, kaşla göz arasında bu herife seviye kaybetmemize gerek yok!’’

Hızlı Yıldırım Çevik Rüzgar baltasını kavrayarak öfke dolu gözlerle bana baktı, ‘’Kaygısız Xiao Yao, bugünü unutma, yakında [Prestij Evi] sana gerekli cevabı verecek!’’

  Bir ışınlanma kağıdı daha çıkarmadan önce rakiplerime bakarak söylendim, ‘’Bendeniz, Ba Huang Şehri’ndeki Zhan Long’dan, Kaygısız Xiao Yao. Eğer [Prestij Evi] sizin gibi insan paçavralarından oluşuyorsa, o zaman meydan okumanızı kabul edeceğim. Eğer bizleri düşmanınız olmaya zorlayacaksanız, o zaman bu kayıdı foruma koyacağım. Hem de baştan sonuna kadar!’’

 ‘’İyi! Ba Huang’da dönüp, bekle bakayım!’’

……..

Shua!

 Ba Huang’a döndükten sonra hemen birkaç tane simya kazanı alıp, Ruh Yenileyen Hapları yapmaya başladım ve nihayetinde o beklediğim sistem notu gelmişti…

  Sistem Notu: Tebrikler. Başarıyla 10.seviye Simya’ya ulaştınız. 10.seviyeye ilk ulaşan simyacı olduğunu için +12 karizma kazandınız!

……..

 Hehe 12 karizma daha…Bugün cidden güzel bir gün…

 Simya menüsünü açarak 10.seviye hapın formülüne baktım.

 Sv 10 [Şeytan’ın Hapı]: 3500 Mana doldurur, Şeytan Tanrısı’nın Otu x3, Keskin Ot x1, Simya Kazanı x10

 Şeytan Tanrısı’nın Otu…nadir bitkilerden biri daha…Forumları araştırdıktan sonra bu otla ilgili ufacık dahi olsa bilgi bulamamıştım. Yine iş başa kalmıştı…

 Ardından, Ding! Sesiyle birlikte güzeller güzeli Cang Tong mesaj sekmemde ortaya çıktı.

 ‘’Li Xiao Yao?’’ diye söylendi.

 ‘’Evet? Ne oldu?’’

 ‘’Simyada 10.seviyeye ulaştın, değil mi?’’

 ‘’Evet. Senin verdiğin bilgiler sayesinde!’’

 ‘’Hehe, ne demek canım. Ayrıca [Prestij Evi]’nin Başkan Yardımcısı’yla sorun yaşadığını duydum?’’

 ‘’Evet.’’ Meseleyi gizlememiştim. ‘’Üç masum oyuncuyu öldürdüklerini görünce dayanamadım…’’

 Wan Er hafiften endişelenmişti, ‘’[Prestij Evi] dediğimiz klan Çin’in en iyi 4.klanı ve 70,000’den fazla kayıtlı oyuncuları var. Gerçekte, sahip oldukları gücün [Öncü]’den daha az olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca niye bu kadar olay yaptılar onu çözemedim, yoksa başka bir mesele mi var…’’

 ‘’Evet…’’ söylendim, ‘’Hızlı Yıldırım Çevik Rüzgar’ı öldürdükten sonra herifin ekipmanlarından birini aldım. Daha sonra ekipmanı benden istedi ve ben de vermeyince işte…’’

 ‘’…Ne tür bir ekipman ki?’’

 ‘’İlahi Ejder Katleden Bileklikler, 70.seviye Valkyrie Ekipman.’’ Ekipmanın puanlarını ona yolladım.

 Özellikleri inceleyen Wan Er gülmeye başlamıştı, ‘’Süper! Böyle saçma insanlarla anlaşmaya gerek bile yok. Arkandayım, sonuna kadar kötülerle savaşalım!’’

 Ne diyeceğimi bilemiyordum, ‘’Evet, anladım. Lakin sanırım [Prestij Evi] meseleyi fazla büyütmeyecektir; zira yaşanan meseleyi kayıt altına almıştım.’’

 ‘’Oh, güzel o zaman. Ne zaman çıkıyorsun oyundan?’’

 Saate baktım: 21:50…Cevapladım, ‘’Birazdan oyundan çıkacağım, basket sahasında görüşürüz!’’

 ‘’Tamam!’’

………

 Hapları depoya koydum. Oyuncuların ellerinden çıkan haplar her zaman için dükkanlarda satılanlardan daha iyiydi. %50’lik ekstra özellikleri sayesinde daha değerli bir hale geriyorlardı. Tabii aynı şekilde, fiyatları da fazlaydı. Büyük klanların bitkilerin bulunduğu bölgeleri domine etmeye çalışmaları da bu zenginlik kaynağından kaynaklanıyordu.

 Oyundan çıktım, üstüme rastgele bir şeyler geçirip odayı terk ettim!

 Tang Qi’yle karşılaşma zamanı gelmişti! Bakalım Szechuan’daki Tang Klanı’ndan gelen bu arkadaş ne kadar yetenekliydi!

…………