Adamlar direkt olarak ji lui nin 20 000 askerini oldurcek galiba hfhfjfhgnfh
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
377. Bölüm NPC Ordusu
30 dakika içinde, tuzaktan kaçan 50+ insan ve Ejderha İmparatoru dışında, 9600+ düşman yerle bir olmuştu.
Ormanı hafif bir rüzgar egemenliği altına alıyordu ve insan kanının kokusu dört bir yana saçılıyordu. Henüz kaybolmamış cesetler toprağı kaplamıştı. Her klan mücadele verdiği bölgedeki cesetleri inceliyordu. Zhan Long’un merkez olarak aldığı bu bölge en fazla düşmanın öldürüldüğü bölgeydi.
Elinde kılıç, Li Mu yanıma gelerek gülümsedi, ‘’Vay arkadaş, cidden fenayız. Beklendiği gibi, [Prestij Evi]’nden düşenlerin haddi hesabı yok. Toplamda iki İmparator Ekipman ve 257 Mor Ekipman aldık. Hehehe, kardeşlerimizin akılları başlarından uçmuş durumda!’’
Çevik Rüzgar’dan aldığım İmparator Ekipman olan göğüslüğü gizlice çıkarıp, Li Mu’ya uzattım, ‘’Al bakayım; ama Wang Jian ve Yaşlı K’ya göstereyim deme…daha demin mücadeleyi izliyordum ve defansın cidden içler acısı. Canını yükseltmen lazım. Bu zırh 1700 can veriyor. Gerçekten fena bir eşya değil…’’
Li Mu çabucak zırhı giyip söylendi, ‘’Hassiktir, 6500 canım oldu…’’
‘’E yani…’’
Çevik Rüzgar’ın cesedine bakarken söylendim, ‘’Klan Savaşları artık güce değil, dayanıklılığa bakıyor. Gerçek bir kral olmak istiyorsan en azından 10,000 canının olması lazım. Böylece kalabalığa göğüs gerebilirsin; aksi taktirde sonun, Çevik Rüzgar gibi olur.’’
‘’O zaman güçten baya feragat etmem gerekecek.’’
‘’Evet. Ekipman ciddi manada tanrı vari olmadığı sürece, hem gücü hem de dayanıklılığı bir arada yakalaman zor.’’
………….
Simple yanımıza gelerek gülümsedi, ‘’Ayışığı Ormanı’ndaki mücadele bittiğine göre şimdilik eski pozisyonlarımıza döneceğiz. Çok geçmeden Ba Huang’ın ana NPC ordusu bölgeye ulaşacak. Görevimiz orduya yardım etmek; yani daha asıl savaş başlamadı.’’
Başımı öne salladım, ‘’Evet. Kendi kampımıza dönmemiz lazım…’’
Kalabalık yavaşça ormanı terk etmeye koyuldu. Tabii Jiu Li Şehri’nin 9600+ kişilik ordusu artk geri dönemeyecekti…
Koşa koşa yanıma gelen Qing Qian söylendi, ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, meseleyi araştırdım. Aslında, [İmparator’un Kanı]’dan Ejderha İmparatoru’nun kaçmasına imkan yok; ancak Gökyüzü Kahramanı bilerek formasyonu açmış ve onların kaçmalarına izin vermiş. Bunu biliyor muydun?’’
Başımı öne sallayarak gülümsedim, ‘’Tabii biliyordum. Yan Zhao Amca kurnazın teki. Burada asıl amacımız [Prestij Evi]’nin ana grubunu katletmekti. Bu yüzden Çevik Rüzgar’ı öldürdük; ancak aynı şek İmparator için geçerli değil. Aksi taktirde, [İmparator’un Kanı] bizimle ciddi bir nefret bağı kuracaktı. İmparator’u burada öldürmekten ziyade, savaşta öldürmek daha iyi olur.’’
Qing Qian dilini çıkararak gülümsedi, ‘’O kadarını hiiiç düşünmemiştim…’’
‘’Biraz daha büyüyünce düşünürsün…’’
‘’Peki…’’
……
On dakikanın ardından Zhan Long’un formasyonuna gelmiştik. Matcha yanıma gelerek söylendi, ‘’Patron, kayıpları hesapladım. Ayışığı Ormanı’nda 300+ adam kaybetmişiz.’’
Biraz üzülmüştüm, ‘’Anladım. Yine de [Prestij Evi]’nin kayıpları bizlerden çok daha fazla. Tek seferde 4000 adam kaybettiler. Acaba Çevik Rüzgar bu durumu Bai Li Ruofeng’e nasıl açıklayacak…’’
Li Mu kahkaha attı, ‘’Kimin umrunda! Şimdi ne yapıyoruz?’’
‘’Ba Huang’dan gelecek NPCleri bekleyeceğiz!’’
……
Birkaç dakikanın ardından toprak titremeye başlamış ve at nallarının sesleri bölgeyi kaplamıştı. Savaş baltasına benzer bir flama rüzgarla dalgalanıyordu. İlk ordu mekana ulaşmıştı. Bayrağın altında, sırtındaki kılıçla at süren bir general duruyordu---
Unutulan Deniz Sv-100
Sınıf: Kılıç Azizi
Şehir: Ba Huang Şehri
Pozisyon: Ba Huang Şehri’nin İlk Ordusu’nun Generali
……
‘’Whoa, 100 seviye BOSS NPC…’’ şaşırmıştım.
Matcha heyecanla söylendi, ‘’Patron. Unutulan Deniz, yedi ordunun en güçlü generali. Muhtemelen Dük Luo Lei’den sonra en güçlüsü de odur.’’
Li Mu ellerini ovuşturdu, ‘’Birinci Ordu bile geldiğine göre, bu savaş heyecanlı geçecek gibi!’’
Qing Qian’ın güzeller güzeli gözleri kısılmıştı, ‘’Bakalım Unutulan Deniz’in savaş planları nasıl. İlk olarak kaleyi mi ele geçirmeye çalışacak, yoksa rakibe mi saldıracak?’’
Qing Qian’ın sorusu çabucak cevaplanmıştı, gökyüzünde beliren Dük Luo Lei kılıcıyla kükredi, ‘’Çabuk, saldırın! Şu barbarlardan Zi Feng Kalesi’ni alacağız!’’
Çok geçmeden arazi süvari birliğinin kalabalığıyla dolup taşmıştı. Kaşlarımı çattım, NPC’lerin Y.Z’sı pek yüksek değildi. Süvari birliğiyle metrelerce yükseklikteki duvarlara mı saldıracaklardı? Saçmalık…
Lakin beklenmedik bir şekilde, NPC süvari birliğinin ilk kısmı atlarından inerek, çeşit çeşit savaş makinesi yapmaya başlamıştı. Görünüşe göre atlar bu makinelerin parçalarını taşımak için kullanılıyordu.
………
‘’Ne yapacağız, Büyük Kardeş Xiao Yao?’’ Qing Qian sordu.
Gülümsedikten sonra İmparator Qin’in Kılıcı’nı kaldırdım, ‘’Zhan Long, yürüyün! Güneye gidecek ve sura 300 metre uzakta duracağız. Formasyonu dağıtmadan, her an için saldırıya hazırlıklı olacağız. En büyük önceliğimiz NPC ordusunu Jiu Li Şehri’nin oyuncularından korumaktır. O büyük klanlar kesinkes NPCler’e saldırarak TP ve eşya fırsatını kaçırmayacaklardır!’’
Herkes onayladıktan sonra Zhan Long ilerlemeye başladı. Prag, Öncü ve Kapıdaki Düşman da harekete geçmişti. Tabii Ba Huang’ın NPC ordusuna da yer bırakmıştık. Adeta dört koldan orduyu koruyan bir formasyona sahiptik.
Mesafedeki tepede çeşit çeşit Ba Huang bayrağı beliriyordu. Çok geçmeden yedi farklı bayrağın görüntüsü manzarayı doldurmuştu. Kalabalık taburlara sahip yedi büyük Ba Huang Ordusu mekana gelmişti: Yalnız Ejderha, Fırtına Rüzgarı, Mor Yıldız, Vahşi Kaplan, Kabus, Yalnız Bulut ve İmparatorluk Savunması. Çeşit çeşit taburların oluşturduğu manzara muazzamdı. Keyifliydik; eğer Zi Feng Kalesi için böyle bir mücadele yapılacak olmasaydı, böyle bir manzarayla da karşılaşamayacaktık. Npcler ve lideler aynı bölgede toplanmıştı. Liderler içinde, Luo Hai, Mor Yıldız ve Angela üçlüsü Kılıç Azizi seviyesine ulaşmayı başarmış kişilerdi. Bu üçlü Dük Luo Lei’nin uzuvlarıydı. Kesinkes bu mücadelede önemli birer rol oynayacaklardı.
……
Fırtına Rüzgarı taburunun orta yerinden, bembeyaz atın üstünde bir kadın general fırladı. Han Feng Ordusu’nun Generali---Angela. Kendisi Ay Elfi Kabilesi’nin en güçlü savaşçılarından biriydi ve ona Ay Elfi Prensesi diyorlardı. Angela şu an için Ba Huang’ın en güçlü destekçileri arasındaydı. İki taraflı, lavanta renkli kılıcını çektiğinde kılıçtan dört bir yana ışık hüzmeleri saçılmıştı. Kılıcını gökyüzüne kaldırarak kükredi, ‘’Han Feng Ordusu, savaşa hazırlanın! Süvariler surlara atılacak ve okçular da surdakilere saldıracak! Saldırın!’’
Yue Qing Qian gülümsedi, ‘’Kader’in resmi bilgilerie göre, Ba Huang’ın kuzeyinde heybetli bir aile ve mucizevi bir şehir varmış. Lakin bu şehrin ordusu [Dük] Luo Lei tarafından yok edilmişti. Ay Ruhu, Angela Unutulan Deniz’in emrine verilmiş ve geçen zamanın ardından Kılıç Azizi olmayı başarınca, Han Feng Ordusu’nun başına geçmiş.’’
Başımı öne sallayıp, Angela’ya baktım. Frost’a benziyordu; lakin Frost’un Angela’dan çok daha güçlü olduğunu biliyordum. Sadece tek bir bakışla bile ikilinin arasındaki farkı anlayabiliyordunuz.
Ba Huang Şehri’nin askerleri surlara ulaştı. Sur tepesinde, gölge vari barbarların figürleri seçilebiliyordu. Hepsi de uzun, kaslı vücutlara sahiplerdi. Açıklamaya göre bunlar tarafsız yaratıklardı. Çoğu savaşçıydı; lakin aralarında okçular da vardı. Barbar okçuların hepsi de sağlam demir yaylara sahipti. Barbarlardan biri, aşağıdaki Ba Huang askerlerini hedef alarak yayına asıldı. ‘’Ka Cha!’’ Yay ortadan ikiye ayrılınca barbar şoke olup, kaptanına bakmıştı, ‘’Kaptan, bu yay biraz zayıfmış…’’
Zırhlara bürünmüş barbar öne çıkarak okçunun alnına bir şaplak attı, ‘’Aptal herif! Sana o kadar asılma demedim mi? Niye öğrenemiyorsun?! İnsanların yaptığı yayların o kadar güce dayanabileceğini mi sanıyorsun?! Aptal, bir yay daha parçalarsan seni gebertirim!’’
Lafını bitiren barbar generali başını çevirip, sırtındaki savaş baltasını çekti. Yıldırım vari sesiyle kükrüyordu, ‘’Ba Huang haydutları yine gelmiş! Herkes uyansın! Bize saldırmaya cüret eden herkesi geberteceğiz! Okçular, gücünüzün yarısını yayı çekmeye, diğer yarısını da rakibi alt etmeye harcayın! Dikkatle olmamız lazım, Che…’’
Dudaklarını yalayan general Angela’ya bakarak gülümsedi, ‘’Şu insan kadını fena değilmiş. Onu öldüreyim demeyin. Bu gece yanıma alacağım!’’
……
Surlardan oklar yağıyordu ve atılan okların keskinliği, güçleri epeyi etkileyiciydi. Lakin Ba Huang NPCleri de öyle ezik oyunculara benzemiyorlardı. Hepsi kalkanını kaldırarak duvarın yanına yürümeye koyulmuştu. Ardından çelik merdivenleri surlara dayayarak yukarıya çıkmaya başladılar. Hemen önümüzde, akılalmaz bir savaş gerçekleşiyordu.
Li Mu derin bir nefes çekti, ‘’Kılıçlarımızı kullanmaya daha var gibi görünüyor.’’
Seslendim, ‘’Dur bakalım, belki de birileri bize gelir!’’
Binlerce Güneş gülümseyerek yere indi, ‘’Patron haklıymış, düşman geliyor. Jiu Li oyuncularından buraya gelen epeyi insan gördüm!’’
‘’Hangi klan?’’
‘’[İmparator’un Kanı]!!’’
……
Magnec