Ya olum tang qi ye ayip ediyonuz cocuk oturdigu yerden azar isitiyo snsnsnns
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
367. Bölüm Keder Tepeleri
Öğleden sonra, seviye kasmaya devam ettim, ayrıca Ölü Kralın Mağarası’na gitme fırsatım da olmuştu. Yeni çıkan Ruh Yenileyen Otları’nı topladıktan sonra simyam %87’ye fırlamıştı. 10.seviyeye ulaşabilmek için azıcık bir miktar daha gerekiyordu ve bu miktarı bulabilirsem kesinkes Ba Huang’ın ilk 10.seviye simyacısı olacaktım.
……
Öğleden sonra saat 5 gibi oyundan çıkıp, Wan Er ve Dong Cheng’le yemek yemeye gittim; ancak kadınlar yurdunun altına geldiğimde, Tang Qi’nin de orada beklediğini gördüm. Elinde ufak bir kaplumbağa kabuğu, herif bana gülüyordu, ‘’Li Xiao Yao, sen de geldin demek?’’
Ona baktım, ‘’Evet, Wan Er’i almaya geldim, sen?’’
‘’Ben de Dong Cheng Yue’yi almaya geldim, biliyorsun zaten…’’
“Hehe….”
‘’Siktir, neye gülüyorsun lan?!’’
‘’Sen kimsin, tanışıyor muyuz?’’
Tang Qi ne diyeceğini bilemiyordu.
Çok geçmeden el ele iki güzellik merdivenlerden inmeye başlamıştı. Rüzgarla süzülen elbiselerin içinde muazzam görünüyorlardı. Onları sürekli gördüğüm için manzaraya alışıktım; lakin Tang Qi tamamen görüntüye kapılmıştı. Herif adeta aptala dönmüştü, ‘’Ne kadar güzeller…’’
Ona baktım ve gülümsemeden edemedim. Wan Er’e doğru söylendim, ‘’Wan Er, bu akşam ne yiyoruz?’’
‘’Barbekü yiyelim, et istiyorum…’’ Güzeller güzeli hanımefendi cilveli tavırlarıyla kararını verdi.
Kalbim neredeyse duracaktı, ve zar zor da olsa düzgün bir yanıt vermeyi başarmıştım, ‘’Tamam. Okuldaki barbekü yapan yerler fena değil diye biliyorum. Gidelim. Dong Cheng, sen de geliyorsun, değil mi?’’
Dong Cheng sırıttı, ‘’Evet. Tabii ki…’’
Tang Qi kenardan bize garip garip bakıyordu. Wan Er biraz suçlu hissettiği için sormuştu, ‘’Tang Qi, sen de mi gelmek istiyorsun?’’
‘’Uh, evet! Evet!’’ Tang Qi Wan Er’e minnettarlık dolu bir bakış attı; lakin Wan Er hızla koluma yapışıp, beni sürüklemeye başlamıştı.
……….
Kampüsteki barbekü dükkanlarının birine girdiğimizde, Wan Er’le birlikte sandalyelere kurulmuştuk. Dong Cheng karşımızda sakince oturuyordu, güzeller güzeli gözleri ifadeden yoksun bir vaziyette Tang Qi’yi süzüyordu. Tang Qi bakışların altında titreyerek söylenmişti, ‘’Ufak hanımefendi, size tam olarak ne yaptım da bana böyle davranıyorsunuz?’’
Dong Cheng gülümseyerek söylendi, ‘’Hiçbir şey yapmadın. Sadece, kişiliğim biraz garip olduğundan seni görmek hoşuma gitmiyor. Bu yüzden suratım böyle. Suçlu hissetmene gerek yok, seninle alakalı değil.’’
Tang Qi’nin suratı yemyeşil kesilmişti, ‘’Bu…nasıl benimle alakalı değil?’’
Wan Er gülümsemeden edememişti, ‘’Tamam tamam, Tang Qi bu kadar paniklemene gerek yok. Dong Cheng öyle senin bildiğin dar görüşlü kızlardan değil. Sadece, babası öyle çat kapı ayarlama yapınca biraz sinirlendi. Li Xiao Yao da babam tarafından ayarlandığında, ilk başlarda gıcık kapmıştım. Nihayetinde alıştım. Ve şimdi…’’
Wan Er güzeller güzeli gözleriyle bana bakarak gülümsedi, ‘’Ve şimdi bir anda yanımdan kaybolsaydı, garip hissederdim.’’
Dong Cheng Yue yumruklarını sıkarak sitem etti, ‘’Yeter bu kadar, Wan Er. Li Xiao Yao’dan hoşlanıyorsun en azından…Buna karşılık ben? Salağın tekiyle baş başa kaldım…’’
Tang Qi titredi, ‘’Ben…ben…ufak hanımefendi, ne ara aptal oldum ki? Her ne kadar bendeniz, Tang Qi, zarif ve kibar bir adam olmasam da, en azından….yakışıklı görünen ve kendi şehrimde cesur olarak bilinen biriyimdir…’’
Lin Wan Er sırıttı, ‘’Tamam tamam, Dong Cheng. Bu kadar abartmana gerek yok. Zaten gelecekte de bizim yanımzıda kalacaksın. Tang Qi sadece biz yemek yerken ve alışveriş yaparken arkalarda takılan bir gölge olacak. Li Xiao Yao’yla dalga geçmeye devam edebilirsin, cidden buna takılmam…’’
Öksürdüm, ‘’Ben takılıyorum ama, tamam mı?’’
Dong Cheng Yue hemen bana acı dolu bir ifadeyle bakmıştı, ‘’Xiao Yao, artık beni sevmiyor musun?’’
Suratım ekşimişti, ‘’Kardeşim, seni ne zaman sevdim ki? Lütfen biraz açık konuş, ben öyle dikkatsiz biri değilim…’’
Dong Cheng Yue dudaklarını bükerek söylendi, ‘’Görünüşe göre tek taraflı bu aşkım uzun bir süre devam edecek…’’
Tang Qi yumruklarını sıkarak söylendi, ‘’Daha fazla dayanamıyorum. Ufak Hanımefendi, adaleti sağlamanıza yardım edeceğim!’’
Öldürme isteğiyle, Dong Cheng Yue Tang Qi’ye bakıyordu, ‘’Burada konuşmaya hakkın var mı senin? Kaybol!’’
Tang Qi şoke olmuştu, ‘’Resmen kişilik değiştirdi. Aniden…hüzünle kaplandı kalbim…’’
Dong Cheng Yue elini güneye uzatarak söylendi, ‘’Orada. Kütüphanenin yanında bir göl var. Çiftlerin çoğu orada takılıyor. Göle fiyakalı bir şekilde atlayabilirsin. Tsk, tsk…’’
Tang Qi’nin suratı mosmor kesilmişti, ‘’Geleceğim hiç de parlak görünmüyor…’’
Tang Qi lafını bitirdikten sonra bana baktı, ‘’Li Xiao Yao, bunların hepsi senin yüzünden, değil mi? İlk sen gelmiş olsan da, ben…ben, Tang Qi, pes etmeyeceğim.’’
Sırıttım, ‘’Ne diyorsun oğlum sen? Niye anlayamıyorum seni? Şunu açıklığa kavuşturalım. Burada oturan üç kişi Zhan Long’a aitken, yalnızca sen, [Kahramanın Heybeti]’ndesin. Anladın sanırım? Artistlik yapma yoksa alırım ayağımın altına!’’
Tang Qi ne diyeceğini bilemiyordu…
……
Yemekten sonra okulun ufak yollarından birinde yürüyorduk. Wan Er yavaşlayınca ben de yavaşladım. İçgüdülerim bene ufak hanımefendinin bir şeyler söyleyeceğini anlatıyordu.
Beklendiği gibi Wan Er hafifçe söylendi, ‘’Li Xiao Yao, gerçekten de 7 numaralı basket sahasında, akşam saat 10’da Tang Qi’yle mi dövüşeceksin?’’
Başımı öne salladım, ‘’Evet.’’
‘’Neden ki?’’ Bana bakıyordu, ‘’Tang Qi, Dong Cheng Amca’nın ayarladığı biri. Tang Qi’yle arandaki kötü ilişki, babamla Dong Cheng Amca’nın arasındaki ilişkiyi kötü etkiler. Ayrıca, Dong Cheng konusunda da sıkıntı olacağını düşünüyorum; zira daha Tang Qi’yi tanıyor bile sayılmaz. Eğer herif kötü bir amaca sahipse, Dong Cheng tehlike altına girebilir!’’
Gülümsedim, ‘’Merak etme. Aklımda bir şeyler var. Hem senin hem de Dong Cheng’in güvenliği benim sorumluluğumda. Bu yüzden ikinizin çevresindeyken patronun kim olacağını Tang Qi’ye göstermem lazım. Tang Qi ne kadar güçlü olursa olsun, kritik anlarda sözümü dinlemesi lazım; aksi taktirde güvenliğinizden emin olamam. Tang Qi’yle bugün yapacağım mücadele kıskançlıktan değil, patronu kararlaştırmak içindir!’’
Wan Er bana şaşkınlıkla bakıyordu. Ardından sırıtarak söylendi, ‘’Tamam tamam, erkekleri bir türlü anlayamıyorum zaten. Yine de sıkıntı yok, Dong Cheng’le aşam 10’daki mücadelenizi izlemeye geleceğiz…Yurda döndükten sonra ne yapacaksın?’’
Biraz düşündükten sonra cevapladım, ‘’Simyamı 10.seviyeye kasmak istiyorum. Wan Er, Fan Shu Şehri’nde 9.seviye bitkilerin, Ruh Yenileyen Otlar’ın nerede olduğunu biliyor musun? Ba Huang Şehri’ndeki bütün bitkilerin resmen köklerini kazıdım, bu yüzden Fan Shu’ya geleyim diyordum. 10.seviye simyaya çok yaklaştım.’’
‘’Hmm. Bilmiyorum ama bizimkilere sorup sana dönüş yapabilirim.’’
‘’Tamamdır!’’
………
Odaya dönüp, oyuna girdim!
“Shua!”
Ba Huang’da gözlerimi açtım. Envanterimi inceledikten sonra işime yaramayan silahları çıkarıp, birkaç tane ekstradan Tanrı’nın Ordu Kartı aldım. Yolculuğa hazırlandığım gibi direkt şehri terk etmiştim. Dünya haritasını açtım, Fan Shu Şehri’ni işaretledikten sonra yola koyuldum.
Di!
Güzeller güzeli Cang Tong’dan arama isteği geldi---
‘’Li Xiao Yao, buldum. Fan Shu Şehri’nde 9.seviye bitkilerin olduğu üç farklı yer var. İlk bölge [Kahramanın Heybeti] ve diğeriyse [Porselen Kadeh] tarafından ele geçirilmiş durumda. Üçüncü yer gizli bir noktada olduğundan, pek fazla kişinin haberi yok. Sanırım yalnızca burada bulabilirsin.’’
Gözlerim parladı, ‘’Haritanın adı ne?’’
Wan Er sırıttı, ‘’Fan Shu’nun kuzeydoğusundaki gizli bir harita, Ba Huang’a pek uzak sayılmaz. Tam koordinatları (172373, 78484); ancak yaratıkların seviyeleri çok yüksek. Duyduklarıma göre neredeyse 80.seviyeye ulaşan yaratıklar varmış ve ayrıca Fan Shu Şehri’ndeki oyuncuların da orada kasabileceğini düşünmek lazım. Dikkatli olman şart. Sonuçta, omzundaki Ba Huang rozetini gören Fan Shu oyuncuları seni kovalamaya çalışabilir!’’
‘’Tamam, anladım!’’
‘’Erm…yanına gelmemi ister misin?’’
‘’Err…’’ Biraz düşünüp sırıttım, ‘’Gerek yok. Tek başıma toplayabilirim. Senin de zamanını almak istemiyorum. Seviye kasman lazım. Muah…’’
Wan Er acı acı gülümsedi, ‘’Tamam, dikkatli ol. PK çıkarsa hemen beni çağır.’’
Kahkaha atmıştım, ‘’Merak etme. Ba Huang’ın patronu Fan Shu’da zorbalığa uğrayacak değil ya? Asıl zorbalığı ben yapmayacağım için cennete teşekkür etmeleri lazım!’’
‘’Doğru dedin!’’
‘’Ben kaçtım!’’
‘’Görüşürüz!’’
……
40 dakikalık koşunun ardından ormanın içinde, sınır bölgesini çizen taşlarla karşılaşmıştım. Hemen yanımdaki taşın üstünde Ba Huang yazıyordu ve karşı taraftaysa üstünde Fan Shu yazan bir taş vardı. İki şehrin sınır bölgesindeydim.
İleriye adım attığım gibi sistem duyurusu kulaklarımda yankılandı: Lütfen dikkat! Fan Shu Şehri’nin sınırlarına adım attınız!
Harita koordinatları değişmiş ve gözlerimin önüne Fan Shu’nun haritası gelmişti. Hemen köşede Wan Er’in verdiği koordinatları görebiliyordum. Yolculuk 20 dakika civarı sürecekti. Muazzam! Hızla mekana ulaşacaktım!
Issız vadiyi geçtikten sonra hemen önümde garip bir orman belirdi. Yoğun bitki örtüsünün orta yerinde birkaç tane tepe vardı. Koordinatlara yaklaşınca bir sistem duyurusu daha duydum---
Ding!
Sistem Duyurusu: Lütfen dikkat! Tehlikeli haritaya giriş yaptınız – Keder Tepeleri
Harita Açıklaması: Keder Tepeleri; dengesiz bir şekilde kurulmuş sıradağların oluşturduğu bir haritadır. Anakaradaki manyetik kutuplardan dolayı, devasa dağlar havada süzülen ve sarmaşıklar tarafından bağlanan bir sistematik oluşturmuştur. Akılalmaz derecede tehlikeli vahşi yaratıklar bu dağlarda yaşar. İnsanlığın çekindiği ve adım atmak istemediği topraklardan birisidir. Lakin, insanların arzuladığı bazı bitkiler bu tepeli arazide yetişir; bu yüzden, zamanla bu Keder Tepeleri içine giren insanların mezarlığına dönüşmüş, hüzün ve keder dolu bir hale gelmiştir…
……
Başımı kaldırıp, havada süzülen dağlara baktım. Yeşil sarmaşıklar dağlardan sarkıyor, ve dağ tepelerinde vahşi yaratıklar cirit atıyordu. Harita cidden ilginçti.
Pa!
Sarmaşığı yakaladım gibi yukarıya çıkmaya başladım, çok geçmeden süzülen dağa ulaşmayı başarmıştım.
[] [] []
Magnec