Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

95. Bölüm Kıskançlık

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

“İlk önce şifacıları öldürün!”

  Q Kılıcı kılıcını kaldırdığı gibi [Kahramanın Heybeti] harekete geçti. İkinci resmileştirmesini çoktan almış olan savaşçılar, şövalyeler ve kılıç ustaları [Uçan Ejderhalar] üyelerine saldırmaya başladı. [Uçan Ejderhalar]’ın şifacıları böyle bir gelişmeyi beklemedikleri için hazırlıksız yakalanmış ve onlara doğru gelen yeteneklere karşı çaresizce beklemeye koyulmuştu.

….

“Siktir….”

  Yükselen Ejderha kükredi ve asasını kaldırdı. [Ateşin ve Buzun Sütunu]’nu kullanarak Q Kılıcı’nı hedef almıştı!

 “Bang! Bang!”

“779!”

  Q Kılıcı’nın vücudu titremişti zira; ağır zırh giyen bir sınıf olduğu için büyü saldırılarına karşı dirençsizdi. Q Kılıcı kılıcını kaldırdı ve Yükselen Ejderha’ya doğru atıldı. Eğer büyücüyle arasındaki mesafeyi kapatabilirse, büyücünün pek şansı kalmayacaktı.

  Kumaş çizmeleri zeminde dans etmeye başladıktan sonra Yükselen Ejderha [Buz Saçağı]’nı kullanmıştı.

  Voosh!

  Yetenek Q Kılıcı’na çarptığı gibi herifin hareketleri yavaşlamıştı. Bu büyücülerin kılıç ustalarına karşı uyguladığı bir taktikti: Vur-kaç. Eğer büyücünün saldırı puanı yeterince güçlüyse, bu taktik sayesinde rakibini yenmesi de mümkün olabiliyordu. Yükselen Ejderha da bunu bildiğinden, taktiği kullanmayı seçmişti.

 “Shua! Shua!”

  Q Kılıcı’nın vücuduna inen [Tedavi] ışıkları sayesinde herif resmen ölümsüzdü. Meselede asıl soru Yükselen Ejderha’nın ne kadar dayanabileceğiydi.

  ‘’Q Kılıcı, göreceksin sen!’’

  Yükselen Ejderha’nın suratı mosmor kesilmişti: ‘’Bir gün, bu yaptıklarından seni pişman edeceğim!’’

….

“Shua!”

  Bir anda ortaya garip bir ışık hüzmesi çıktı; bu süikastçilerin kullandığı [Kanama] yeteneğiydi. Bir kadın silüeti Yükselen Ejderha’nın arkasında belirmişti. Bu güzeller güzeli süikastçi, 44.seviye Cang Tong’du!

  Yükselen Ejderha’yı hedef alan Lin Wan Er acımadan hançerini sapladı. Hançer Yükselen Ejderha’nın Mana Kalkanı’nı delip geçmiş ve zehir özelliği rakibine işlemişti. Herifin suratı yemyeşil kesilmişti.

  ‘’Ölmek mi istiyorsun!?’’

  Asasını salladı ve [Patlayan Kayalar]’ı kullandı.

 “Ha….”

  Lin Wan Er yana çekildi ve sol elindeki hançer yerini kızıl bir metal şemsiyeye bıraktı.

  Pang!

  Şemsiyeyi açıp [Patlayan Kayalar]’ı karşıladı.

  Normalde [Patlayan Kayalar] 500’den fazla vuran bir yetenek olarak görülebilirdi ancak Wan Er saldırıyı kısmen karşıladığı için aldığı hasar da 344’e inmişti. Yükselen Ejderha’nın suratı gitgide yeşile dönüyordu.

  ‘’Wan Er, saldırmaya devam et!’’

  Gökyüzünden tatlı bir ses yankılandı. Dong Cheng Yue şeffaf kanatlarını sallayarak asasını ileri doğru uzattı. [Ateşin ve Buzun Sütunu]’nu kullanarak Yükselen Ejderha’nın Mana Kalkanı’nı hedef aldı. Herifin Mana Kalkanı iyiden iyiye zayıflamıştı.

….

“Bang!”

  Metal botlar kayaları parçalamış ve kızıl bir silüet Yükselen Ejderha’nın önünde belirmişti. O sırada silüet durmuş ve Q Kılıcı Mana Kalkanı’na doğru atılmıştı. Yükselen Ejderha çaresiz görünüyordu: ‘’Q Kılıcı, sen!!!!’’

  ‘’Geber, şerefsiz!’’

  Q Kılıcı gülümsedi ve hemen yeteneğini aktif etti. Ayaklarının altında bir aura belirmiş ve kendi yarattığı komboyu aktif etmişti!

  [Yıldırım Dünyası]! S seviye özel kombo!

  [Yıldırım Dünyası]’nın saldırıları yıldırım hızındaydı. Herifin kılıcı Yükselen Ejderha’nın Mana Kalkanı’nı delip geçti. Saldırısı 6 farklı hamleyi içeriyordu; yatay kesik+ dikey kesik+ dikey kesik+ yatay kesik+ yatak kesik+ [Ateş Kılıcı]’yla üst kesik. [Ateş Kılıcı] Yükselen Ejderha’nın Mana Kalkanı’nı yağ gibi kesmiş ve kritik darbeye sebep olmuştu!

 “1984!”

  Kritik darbeye maruz kalan Yükselen Ejderha’nın vücudu havaya savruldu. Cesedi yere düştüğünde, etrafa toz saçmıştı. Bu sırada iki ekipman da yere fırlamıştı.

….

“Wow”

  General Wang Jian kılıcını kavradı. Şok olmuş bir vaziyette söylendi: ‘’Ne kadar hızlı ama, nasıl yapıyor bunu? 6 saldırıyı 1.4 saniyede…’’

  General Lian Po gözlerini kısıp, bana baktı: ‘’Xiao Yao, Q Kılıcı’nın yarattığı kombo hakkında ne düşünüyorsun?’’

  Kılıcımı kavradım ve cevapladım: ‘’Hem hızlı hem de çok açık. Doğal, keskin ve özgür bir kombo. Herifin yarattığı kombo muhtemelen Formsuz Yumruk Stili’nden esinlenmiş. Aslında Q Kılıcı’nın bu stilde usta olduğuna bir şüphem yok. Formsuz Yumruk Stili, Kuzey Yıldızı ailesinin dövüş sanatlarının içinde yer alıyor. Zamanında Hebei’ye gittiğimde, bu stilde ustalaşmış birkaç insanla karşılaşmıştım. Ancak Q Kılıcı’nın saldırıları daha önce gördüğüm stilden bir hayli farklı; stilin asıl noktası özgürlük olduğu için, kullanana göre de çok değişebiliyor.’’

  Lian Po söylendi: ‘’Düşündüğüm gibi, ustaymış…’’

   Gülümsedi: ‘’Yok canım, bir ‘usta’ olarak görülen insanlar benim gibi haftada 10 kez ölmezdi herhalde…’’

  Li Mu omzuma dokundu ve gülümsedi: ‘’Karşılaştığın onca zorluğa rağmen mücadele etmeye devam ediyorsun. Bir ‘usta’nın dayanıklılığına sahipsin. Bu sayede en iyi dövüş sanatları ustası olmaya bile çalışabilirsin, değil mi?’’

  Ne diyeceğimi bilemiyordum.

….

  Sonunda kanyondaki savaş suları durulmuştu; ayakta kalan son [Uçan Ejderhalar] üyesi de Dong Cheng Yue tarafından öldürüldükten sonra, savaş sonuçlanmıştı. Q Kılıcı kılıcını kaldırıp, dağın derinliklerine işaret etti: ‘’Cesetlerin başına beklemeye gerek yok! İsmi kırmızıya dönenler, gidip biraz yaratık keselim. Fan Shu’ya dönmeden önce isimlerimizi temizlememiz gerekiyor!’’

  Tırırırırırırırırım…

  Bir çift kar beyazı bacak rüzgarın eşliğinde hareket ediyordu. Lin Wan Er cesedime doğru yürürken elinde şemsiyesini tutuyordu; ufak botları yerdeki çimleri nazikçe eziyordu. Cesedime bakmadan önce gülümsedi: ‘’Li Xiao Yao, hala dirilmemişsin. Neyi bekliyorsun?’’

  Dong Cheng Yue yere indi ve gülümsedi: ‘’Xiao Yao, kalk hadi!’’

 “Shua!”

  Dirildim ve [Tedavi]’yi kullanarak canımı doldurdum. Etrafta [Uçan Ejderhalar]’dan birkaç süikastçi olabileceğini düşündüğüm için canımı garantiye almam lazımdı. Bosstan düşürdüğüm eşyaları kaybetmek istemiyordum.

….

“Teşekkür ederim Wan Er!”

 Lin Wan Er elini havaya savurdu: ‘’Bu kadarla kalmayacaksın herhalde, neden akşam yemeklerini sen ısmarlamıyorsun?’

  Başımı öne doğru salladım: ‘’Tamamdır!’’

  O esnada Q Kılıcı, birkaç klan üyesiyle bana doğru yürümeye başladı. Bahsi geçen klan üyelerinden biri 44.seviyedeki savaşçı Jian Tan ve 43. seviyedeki kılıç ustası, Kılıç Gözyaşları’ydı. Jian Tan Q Kılıcı’nın amcasıydı. Kılıç Gözyaşları gerçek bir güzellikti ve nedendir bilinmez ancak Q Kılıcı’na çok benziyordu. Tabii mesele açıklandıktan sonra fazla şaşırmamıştım zira; kadın Q Kılıcı’nın küçük kardeşi çıkmıştı. Oyunlarda abisine eşlik ediyordu.

  Q Kılıcı’nı gördükten sonra gülümsedim: ‘’[Kahramanın Heybeti], yardım ettiğiniz için teşekkürler!’’

  Q Kılıcı gülümseyerek cevapladı: ‘’Lafı olmaz. Lin Wan Er [Kahramanın Heybeti]’nin başkan yardımcısıdır. Beni sağ kolum sayılır; tek bir isteğiyle on binlerce üyemizi anında toplayabilir. Ayrıca sen de Wan Er’in arkadaşısın. Yani [Kahramanın Heybeti]’nin de bir dostu sayılırsın. Hehe…’’

  Beni süzdü: ‘’Kaygısız Xiao Yao, Ba Huang’daki klanları karıştırıyorsun, şehirde senden bahsetmeyen bir kişi bile yok. Görünüşe göre seni anlamak için o kadar da kolay değil. Eğer zaman bulabilirsek seninle birkaç hamle değiş-tokuşu yapmak isterim. Duyduğuma göre zamanında Jian Feng Han’ı yenmişsin. Jian Feng Han’ın yeteneklerini yakından bildiğim için senin hiç de zayıf olmadığının farkındayım!’’

  Nazikçe cevapladım: ‘’Onlar sadece dedikodu, Jian Feng Han’ı yenecek kadar yetenekli biri değilim. Kendi yeteneklerimin farkındayım. Neyse, [Kahramanın Heybeti]’ne tekrar teşekkür ediyorum. Eğer bir gün yardımıma ihtiyacınız olursa, seve seve yardımcı olurum!’’

  Q Kılıcı başıyla onayladı: ‘’Tamamdır. Senden bir iyilik kazandığımıza göre, boşuna 1000 kişi toplamamışız demektir!’’

  Lafını bitiren Q Kılıcı Lin Wan Er’e döndü: ‘’Wan Er, ileriyi incelememe yardımcı ol. Şu anda sinsi bir saldırı altında kalma lüksümüz yok. Kırmızı isimli oyuncularımızın alacağı cezaları karşılayamayız!’’

  Lin Wan Er başıyla onayladı: ‘’Tamam.’’

  Lin Wan Er bana döndükten sonra gülümsedi: ‘’Ben gidiyorum. Sen de tehlikeden uzak dur biraz da şehre git, tamam mı? Ortam çok tehlikeli ve sen de yaratıkların yemeği olacakmışsın gibi görünüyorsun…’’

  Kendime güvenim bir seviye daha düşmüştü: ‘’Beni hafife alıyorsun…’’

  Lin Wan Er gülümsedi: ‘’İyi iyi, tamam. Ancak Ceset Şefi’nden düşürdüğün eşyaları kaybetmek istemiyorsun, değil mi? Eğer böyle bir şey olsun istemiyorsan, şehre dönsen iyi olur…’’

  ‘’Tamamdır Lin Wan Er, çocuklar…’’ Lin Wan Er’in kırmızı ismine baktığımda tereddüt etmiştim.

   Lin Wan Er ve Dong Cheng Yue Q Kılıcı’nın peşinden giderken ben de oracıkta aptal aptal dikiliyordum. Kalbimde büyük bir hayal kırıklığı yaşanıyordu.

 “Ding!”

  Benden 100 metre uzakta duran kadından mesaj geldi, Lin Wan Er: ‘’Aptal, niye şehre dönmüyorsun? İsmimi temizleyeyim, 1 saat sonra yemeğe gideriz…’’

  “Hmm… Tamamdır”

  Mesaj kutusunu kapattım ve ifadesiz bir şekilde dikilmeye devam ettim. Karmaşık duygularım kalbimi kaplamıştı, neden tereddüt ettiğimi bilmiyordum.

…..

  ‘’Öhömm öhöm.  Düşen bir çiçek istemsizce akan suyu takip eder ancak, akan su düşen çiçeğe bağlı kalmaz…’’ Li Mu hafifçe söylendi.

  Ona bir bakış fırlattım: ‘’Kaybol! Senin gibi eğitim görmemiş bir dingilin böyle şiirlerle ne işi var… Git de klanını kur, hayret bir şey!’’

  Li Mu Klan Kurma Tableti’ni elimden aldı ve gülümsedi: ‘’İyi o zaman. Fazla kıskançsın, Kaygısız Xiao Yao.’’

  ‘’Yürü git!’’

  Suratım öfkeden kıpkırmızı kesilmişti; bir ışınlanma kağıdı çıkardım ve kullandım.

 “Shua!”

  Ba Huang Şehri’nde belirdikten sonra hemen depoya gidip, eşyalarımı koydum. Ateş Feneri Miğferi’ni de depoya koymuştum; zira 45. Seviye ekipmanı olduğu için takamıyordum. Eğer ölüp, böyle bir eşyayı düşürürsem, uzun bir süre boyunca kendime gelmem mümkün olmazdı.

  Bu işi hallettikten sonra Cennet’in Gururlu Baltası’nı kuzey marketine götürdüm ve bağırmaya başladım: ‘’45. Seviyede olan savaşçılar için altın bir ekipman [Cennet’in Gururlu Baltası]. 590 üst saldırı litimine sahip ve sunucunu en iyi 2. Ekipmanı. Tekliflerinizi alayım. 1000 altının altında teklif verecek olanlar gözüme gözükmesin!’’

….

  Sunucunun en iyi 2.silahını sergilemeye başladıktan sonra, bir sürü insanın dikkatini çekmiştim. Tekliflerin haddi hesabı yoktu. En yüksek teklif göz açıp kapayıncaya dek 1300 altına fırlamıştı; ancak henüz satmayı düşünmüyordum. Bu baltanın daha fazla edeceğini içten içe biliyordum. Sonuçta böyle bir fırsatla her gün karşılaşmak mümkün değildi. Tek başıma Mor seviye bir bossu öldürmeme imkan olmadığından, bir sonraki eşyayı ne zaman düşüreceğimi de bilmiyordum.

 “1500 altın!”

  Yüksek bir ses duyuldu ve grubun içinden yüksek seviye bir oyuncu belirdi.

Ünvan: Ba Huang Şehri’nin 1 Numarası

….

  Jian Feng Han. Sürpriz bir şekilde 45.seviyeye ulaşmış ve Yan Zhao’yu geride bırakarak 1.sıraya yükselmişti!

  Herkes dönüp bağıran oyuncunun Jian Feng Han olduğunu görmüştü. Simple ve Fushen Bin Kılıç da yanındaydı. Jian Feng Han’a bir kralmış gibi eşlik ediyorlardı.

  Jian Feng Han ileri atıldı. Sırtında parıldayan mor bir kılıç yer alıyordu. Bu bahsi geçen kılıç Cennet Düzeni’nin Kılıcı’ydı. Suratında bir gülümseme yer etmişti: ‘’Xiao Yao kardeşim, uzun zaman oldu…’’

  Hafifçe gülümsedim: ‘’Beni dün öldürmemiş miydin? Bir de gelmiş uzun zaman oldu diyor…’’

  Gülümsemeye devam ediyordu: ‘’Bu [Cennet’in Gururlu Baltası] değil mi? Kaça satıyorsun?’’

  Biraz düşündükten sonra cevapladım: ‘’Eğer [Öncü] bu baltayı almak istiyorsa, 4000 altına satarım!’’

  ‘’Sen…!’’

  Jian Fen Han biraz tereddüt etmiş ve öfkesini gizlemeye çalışmıştı.

  Arkasında duran Simple ileri atıldı ve gülümsedi: ‘’Tamamdır, 4000 altın olsun. Hemen Sanal Hazine’ye gidip altın alacağım. Bekle biraz!’’

  ‘’Tamamdır!’’