harbiden hee.. herşey bir alttan ısıtmalı kaz tüyü battaniyeyle başladı.. ahahahahaha :D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
69. Bölüm Bir Metrelik Güneş Işığı
Vhoosh!
Lin Wan Er’in etrafında altın bir altıgen belirmiş ve hanımefendi ortaya çıkmakta olan Kaplan Adam’a endişe dolu gözlerle bakmaya başlamıştı. Kaplan Adam yavaş yavaş doğruldu; her ne kadar üstünde deri zırh olsa da, neredeyse patlayacak gibi görünen kasları bu açığı kapatıyordu. Ortaya çıkar çıkmaz dizleri üstüne çöktü ve Lin Wan Er’e doğru başını eğdi.
Etrafta dolanan oyuncular şok olmuştu zira; hiçbiri böyle bir yaratıkla karşılaşmamıştı. Kaplan Adamların zekaları fazla yüksek olmasa da, güçleri ve defansları akılalmaz derecede yüksekti. Zaten bu yüzden dengeli bir evcil hayvan konumuna ulaşıyordu.
Lin Wan Er keyifli keyifli yaratığın yanında dikiliyordu. Rüzgar estikçe üstündeki pelerine havalanıyor ve kar beyazı bacakları ortaya çıkıyordu. Bir adım öne attı ve Kaplan Adam’a bakan oyuncuların dikkatini üzerine çekti.
Ben de hemen dönmüş ve %81’lik Kaplan Adam’ı Dong Cheng Yue’ye vermiştim. Tabii kızın yaratığı alır almaz çağıracağını düşünmediğimden, durum iyice karışmıştı!
……
‘’Ba Huang’dan ayrılmanız lazım, çok dikkat çekiyorsunuz…’’ Şehir duvarına yaslanarak söylendim.
Lin Wan Er başını öne doğru salladı: ‘’Yue, hadi gidip Kaplan Adamlarımıza seviye kasalım. Puanları nasıl vereceksin?’’
‘’Benimkinin saflık seviyesi düşük olduğundan 4 güç, 6 dayanıklılık vereyim diyorum. Böylece seninkine biraz daha yaklaşabilir.’’
Lin Wan Er gülümsedi: ‘’O zaman ben de 6 güç ve 4 dayanıklılık vereceğim. Defansı yüksek tutarak, saldırıdan da kısmamış olurum.’’
‘’Ne güzel, %100’lük evcil hayvana sahip olmak böyle bir şey demek…’’
‘’Hey, laf atma oradan! Hadi gidelim!’’
‘’Tamamdır!’’
Güzellikler bana birer bakış fırlatıp, gülümsedi: ‘’Li Xiao Yao, saat geç olduğundan Yue’yle Fan Shu’ya dönüp, evcil hayvanlarımızı kasacağız. Bir saate bizim yurdun önüne gelirsin, dışarı çıkar bir şeyler yeriz.’’
‘’Nereye gideceğiz?’’
‘’Alışveriş merkezine gidip bir şeyler almak istiyoruz…’’
‘’Wan Er, hani kartın bloke edilmişti de fazla para harcayamıyordun?’’
‘’Kartı sadece oyundan altın almak için kullanamıyorum, kıyafet alabilirim ama…’’
‘’Ohh…Tamam o zaman, bir saate yurdunuzun önündeyim. İlk önce yemek yiyelim ama.’’
‘’Alışveriş merkezinde yeriz.’’
‘’Anlaştık.’’
…..
İş anlaşmama göre Lin Wan Er nereye giderse ben de onu takip edecektim. Yani bu gece seviye kasma şansım olmayacaktı. Elimden gelen tek şey kızlara alışveriş merkezinde eşlik etmekti ancak bu duruma fazla şikayetim yoktu zira; zamanımı sürekli oyuna ayırmak istemiyordum.
Xihu Bölgesi’nin Alışveriş Merkezi, Wen Yi Xi sokağının yanındaydı. Daha önce oraya gitmiş olsam da Wan Er muhtemelen orayı benden daha çok biliyordu; Audi TT’sinin motoru kükredi ve şehre doğru yola koyulduk. Dong Cheng Yue arkada oturuyordu: ‘’Kaplan Adam’ın gelişmesi gerçekten çok iyi. 15. Seviyede olsa bile defansı 400’ü geçti, eğer 40’a kasabilirsem 1000 defansı olacak…’’
Arkaya döndüm: ‘’Acele etme. Defansa fazla verip saldırıyı gözardı edersen, puanlarını defansa veren ağır zırhlı oyunculara fazla hasar veremezsin.’’
‘’Tamam tamam, dikkat edeceğim. Dur bir dakika Xiao Yao, neden arabayı sen sürmüyorsun da işverenin sürüyor?’’
Gerildim.
Lin Wan Er yola odaklanmış olsa da gülümsedi: ‘’Araba sürmek için IQ’su yeterli değil…’’
Arkama yaslanıp cevap verdim: ‘’Bundan sonra arabayı ben süreceğim…’’
….
30 dakika sonra, alışveriş merkezinin üçüncü katındaki kafede…
Önümde bir porsiyon adana duruyordu. Hemen çubukları kavradım ve adananın yanına koydukları mantarlardan birini ağzıma attım: ‘’Wan Er ısmarlıyordu, değil mi?’’
‘’Evet!’’
‘’Usta, 10 adana daha yap buraya!’’
‘’Hey!’’
Adana ve yanına da yogurt: muhteşem ikili!
(ÇN: Şaka değil Kebap yiyorlar ama kebap dediğin adana kebap olduğundan, biraz değiştirdim. 2 dakikaya bir adana dürüm siparişi vereyim de, bir yerlerim şişmesin…)
Yemeği bitirdikten sonra Wan Er ve Cheng Yue kıyafet almaya koyuldu. O işi de hallettikten sonra 4. Kata çıktık. Cheng Yue film izlemek istediğini söylemişti. Transformers 5’i izlediğim için, ‘’Beni Yeniden Sev’’ adlı bir filme girdik.
Romantik bir film olduğu için salonda genel itibariyle çiftler oturuyordu. Dong Cheng Yue ve Wan Er kova mısır almış ve yanıma kurulmuştu. Dong Cheng Yue benimle iyi geçindiği için konuşmaya başladık. Hatta bana yaslanmaya bile başlamıştı! Öte yandan Lin Wan Er poker yüzünü koruyordu. Saçıyla oynarken bana söylendi: ‘’Xiao Yao, nerede kasıyorsun, o altın ekipmanı nereden çıkardın?’’
Düşündüm ve cevap verdim: ‘’Meslek Görevi!’’
‘’Oh? Kimmiş sana bu mesleği öğreten ustan?’’
‘’Kusura bakmayın, meslek sırrı… Ayrıca size söylersem haber yayılıp, ödül avcılarına yem olabilirim…’’
‘’HEY…’’
Sinirden deliye dönen Wan Er yere bir tekme savurdu. Sinirliyken acayip tatlı görünüyordu ve yanımızda oturan çocuklar da kız arkadaşlarını bırakmış, Wan Er’e bakmaya başlamıştı. Bu duruma fazla şaşırmanın bir manası yoktu zira, heriflerin sevgililerini toplasak, Wan Er’in çeyreğini bırakın, parmağı bile etmezdi. Tabii kızların yanında oturduğumdan millet bana öfke dolu bakışlar fırlatmaya başlamıştı. Hatta arka taraflardan ‘Senin şansını…’ diye başlayan bir cümle bile duyduğuma eminim.
Böyle olacağını bilsem de elimden bir şey gelmiyordu. Durum dışarıdan farklı görünse de gerçekte bu ikili benim arkadaşımdı. Hatta onu geçtim, ısıtmalı battaniye olmasa burada bile olmayacaktım…
…..
Çok zaman geçmeden film başladı. Filmin başında tanışan çift, 100 dakika geçtikten sonra ayrılmıştı falan işte; klasik romantik zırvalar. Erkek ana karakter bir mağarada oturmuş, ölmeyi bekliyordu. Tam o sırada mağaranın girişini güneş ışıkları kapladı. Bu görüntüden bir hayli etkilenen ana karakter doğrulmuş ve ışığa doğru yürümüş, mağaradan atlayıp intihar etmişti. Ardından… Bu güneş ışığının nereden geldiği açıklanmaya başladı…
Yanımda oturan Dong Cheng Yue çoktan göz yaşlarında boğulmaya başlamıştı.
Salon ışıkları açıldığında Lin Wan Er’in gözlerindeki yaşları fark etmiştim. Ancak zaman kaybetmeden bir güneş gözlüğü takmış ve gözlerini gizlemişti: ‘’Li Xiao Yao, film nasıldı sence?’’
Duraksadım: ‘’Yorum yok!’’
‘’Bir metrelik güneş ışığının getirdiği aşka inanıyor musun? Birbirleri için hayatlarından vazgeçtiler! Öyle bir kız arkadaşın olsun ister miydin?’’
‘’Hmph, modern dünyada hayat filmlerdekine benzemez, herkes para kazanmanın peşinde. Kimin aşktan konuşmaya zamanı var ki? Kötülük dünyanın dört bir yanına yayılmış ve henüz adalet bayrağı göklere ulaşabilmiş değil! AŞKTAN BAHSEDECEK ZAMANIM YOK!’’
‘’Doğru söyle, kızlar senden hoşlanmıyor diye böyle söylüyorsun, değil mi?’’
Dişlerimi sıktım. Bunu nereden biliyordu?
Dong Cheng Yue gülümsedi: ‘’Saat 10’u geçti, okul kapanmadan geri dönmemiz lazım.’’
‘’Aynen!’’
…..
Bu sefer arabayı ben kullanıyordum. Okula ulaştığımızda kapılar kapanmaya başlamıştı. Gaz pedalını kökledim ve kapanan kapıların arasından okula girdik. Kapıyı kapatmakla görevli görevliler bana sert birer bakış fırlatmıştı.
Kızları yurtlarına gönderdikten sonra okulda dolaşmaya başladım. Shen Bing’i de aramıştım.
‘’Selam, Li Xiao Yao!’’
‘’Hop, Shen Bing, durumlar nasıl, Yıldırım Eller’den bir haber var mı?’’
‘’Haber yok, sen ne yaptın? Dün bir şey olmadı, değil mi?’’
‘’Uhh…’’ Konuşmaya devam etmeden önce biraz düşündüm: ‘’Dün gece ‘Çıkış Yok’ adlı bara gidip, Wen Tai’nin iki kolunu da kırdım. Görünüşe göre herif haberi yaymamış.’’
‘’Muhtemelen… İsteye isteye kendi namına leke sürecek değil ya? Oh, sen iyi misin peki?’’
‘’Sahip olduğu güçle bana dokunabilmesi bile imkansızdı. Bu arada Shen Bing, bu hattın güvenli olduğundan emin misin, biri dinliyor olmasın?’’
(ÇN: Morpheus: Trinity, bu hat güvenli mi?)
‘’Mm, hallettim bile. Daha ilk konuşmamızı yapmadan hattın güvenli olduğundan emin olmuştum; merak etme yani!’’
‘’Güzel, başka gelişme var mı? Son zamanlarda Lider Wang’dan haber almadım.’’
‘’Her şey yolunda, sen rahatına bak ve Wan Er’I koru! Oh doğru ya, Wan Er… dedikleri akdar güzelmiymiş?’’
‘’Umm, bilmem…’’
‘’Ooo, daha adını söylerken sesin titriyorsa, acayip güzel olmalı. Tamamdır, seninle daha fazla uğraşmayacağım. Yine de tedbiri elden bırakma, Wan Er güvende oldukça Lin Tian Nan’la aramızdaki ilişki de sağlam kalacak.’’
‘’Anlaşıldı…’’
….
Telefonu kapattıktan sonra işe başlayalı bir hafta olduğunu fark ettim. Bu süre zarfı boyunca büyük bir şey olmasa da tehlikenin yaklaştığını hissediyordum; gerçek tehlike karşımıza çıktığında, buna hazırlıklı olmam gerekiyordu.
Odama döndüm ve masaya oturdum. Elime derslerle ilgili rastgele notları alıp, incelemeye kalksam da acayip sıkılmıştım. Atasözleri, Dört Hazine, siktiri boktan kalın kitaplar… Basmıyor kafam işte, basmıyor!
Durum böyle olunca hemen Kader’in sitesini açıp, Ba Huang’la ilgili konulara bakmaya koyuldum.
[Popüler Konu]: Öncü’ye karşı Prag, yoksa Ba Huang’ın kralını belirleyecek mücadele yaklaşıyor mu?
…..
Bu konuda bahsi geçen durum, son zamanlarda yaşanan Prag ve Öncü çekişmesini içeriyordu. İki klan birbirleriyle kıyasıya bir mücadeleye girişmiş, hatta 100’e 100 bir kapışma bile yaşanmıştı. Prag ve Öncü klanları Çin sunucusunun ilk 10 klanı arasındaydı. Ba Huang şehrine tek bir klan hükmedebileceğinden, er ya da geç kazananı belirlemeleri gerekecekti.
Çayımdan bir yudum aldım ve gülümsedim. Eğer savaşmak istiyorsanız, savaşın! Durum beni ilgilendirmese de Yue Qing Qian ve Yue Wei Liang’ın bu mücadelelere karışmasını istemiyordum. Bu durumda tek umrumda olan şey ikizlerdi.
Bunun dışında Ba Huang’da yaşanan bir sürü gelişme vardı. Örneğin birileri 50. Seviye bossunu bulmuş ve birkaç yüz kişi toplayıp bossu kesmeye çalışmış; ancak boss hepsini katletmiş. Aynı zamanda birileri 7. Seviye bitkilerini bulmayı başarsa da onları toplamayı becerememiş. En saçma haberse Ba Huang’ın en güzel 10 kadını listesiydi. Bir bakış fırlattığımda, listedeki kimseyi tanıyamamıştım! Her zaman için Ba Huang’daki en güzel kızların ikizler olduğunu düşünmüştüm; gerçi yaşları biraz küçüktü…
…..
Ben bu tarz düşüncelere dalmışken, yan tarafta yatan Tang Gu doğruldu: ‘’Li, neden uyumuyorsun? Yarın ders var…’’
‘’Tamam…’’
Yatağa yattım ve battaniyeyi üstüme çektiğim gibi gözlerimi kapattım. Yarın yapmam gereken bir sürü iş vardı. 35. Seviyeye ulaşmak bir başarı sayılmazdı; asıl 40. Seviyeye ulaşmam gerekiyordu! Söylentilere göre her sınıfın 2. Resmileştirme görevi acayip yetenekler barındırıyormuş! Hadi bakalım!
Magnec