Ne para bayilmislar....
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
440. Bölüm Yalamıştır
Ba Huang’a döndükten sonra direkt Ulusal Güzellik’e gidip, Yüz Savaşın Alevli Büyü Kılıcı’nı ve Tanrı Parçalayan Topuz’u açık artırmaya koydum. Ekipmanları verdilten sonra sistem otomatik bir reklam yayımladı; zira ekipmanların seviyeleri epeyi yüksekti---
Ding!
Sistem Duyurusu: Lütfen dikkat, Oyuncu XXXX ‘’Yüz Savaşın Alevli Büyü Kılıcı’’ (82.seviye Elit Valkyrie Ekipman)’ı Ba Huang’ın Ulusal Güzellik adlı dükkanında açık artırmaya çıkarmıştır. Bu kılıç, Çin’deki sabreler arasında üçüncü sıradadır. Başlangıç fiyatı 400,000 RMB olarak belirlenmiştir ve 12 saatliğine açık artırmada kalacaktır. İlginizi çektiyse, lütfen uğrayın!
Ding!
Sistem Duyurusu: Lütfen dikkat, Oyuncu XXXX ‘’Tanrı Parçalayan Topuz’’ (84.seviye Elit Valkyrie Ekipman)’ı Ba Huang’ın Ulusal Güzellik adlı dükkanında açık artırmaya çıkarmıştır. Bu topuz, Çin’deki topuzlar arasında bir numaradır. Başlangıç fiyatı 500,000 RMB olarak belirlenmiştir ve 12 saatliğine açık artırmada kalacaktır. İlginizi çektiyse, lütfen uğrayın!
………
O esnada, Ba Huang’daki oyuncular şaşkına dönmüştü. İki ekipman da kaymak tabakasından çıkmaydı ve üstelik 80+ ekipmanlar son zamanlarda büyük bir popülerliğe sahipti. Öyle ki, bu ekipmanları almak için Savaşan Devletler’in Mezarı gibi yüksek seviyeli bir haritaya gitmek zorunda kalmıştık. Muhtemelen, diğer insanlar böyle bir haritaya girme fırsatı bile bulamıyorlardı. Bu yüzden, kısa bir süreliğine bu ekipmanlar can yakacaktı.
Tamamdır! Oyundan çıkalım!
Oyun başlığını çıkarıp, vücudumdaki Qi’yi toparlamak için derin bir nefes çektim. 24 saatliğine oyunda olsam dahi kendimi iyi hissediyordum. Bunun sebebi Kraliyet Alemi’nde olmamdı; yani sabahlasam bile normal insanlardan daha iyi bir konumda oluyordum. Çoğu insan oyunda fazla kaldıktan sonra yoruluyor ve reaksiyonlarında yavaşlama hissiyatı yaşıyordu. Öte yandan ben, böyle bir sıkıntı yaşamıyordum.
Ceketi giyip, rastgele kıyafetlerimle kızlar yurdunun yolunu tuttum. Wan Er ve Dong Cheng ikilisi yün ceketlerini kuşanmışlardı; Wan Er kahve renginde, Dong Cheng de açık yeşil giyiyordu. İkilinin ikizlerden farkı yoktu. Onları ayırmak için dikkatle bakmanız gerekiyordu. Tabii ben tek bakışta farkı anlayabiliyordum; zira göğüs ölçüleri farklıydı…
‘’Gidelim…’’ Diyerek gülümsedim, ‘’Savaşan Devletler’in Mezarı’nda sıkı çalıştık!’’
Wan Er sırıttı, ‘’Tebrik ederiz Xiao Yao, İmparator Qin’in Kılıcı evrildiği için saldırın akılalmaz bir değişim yaşadı…Üstelik, Aziz Ekipman olan Gece Asurası'nın Kolyesi adlı kolyeye de sahipsin…’’
Gülümsedim, ‘’Teşekkür ederim, teşekkürler. Wan Er, yanılmıyorsam sen de Aziz Kolye almıştı, değil mi? Yani benden kötü sayılmazsın…’’
Dong Cheng araya girdi, ‘’Vuu, neden sadece ben açıkta kaldım ki, sadece iki Valkyrie ekipman aldım…’’
‘’Oh sessiz ol bakayım, hadi, yemeğe gidelim. Bendensiniz.’’
‘’Tamam tamam, o zaman bugünden itibaren hep sen ısmarlayacaksın.’’
‘’Ok.’’
Kantine geçip, yiyecek bir şeyler söyledik. Kızlar yorgunluğun eşiğindeydi; zira o kadar uzun zamandır oynadıkları için bu duruma şaşırmamak lazımdı.
Yemekleri bitirdikten sonra elimizde çaylar, üniversitedeki ufak yollardan birinde yürümeye koyulduk.
‘’24 saat sonra, Dört Soylu’nun Şehri ortaya çıkacak ve bir savaş daha yaşanacak. Şansımız fena değil, ilk Oyuncu Şehri Ba Huang’da çıktı…’’ keyifliydim.
Wan Er dudaklarını büktü, ‘’Evet, kesinkes tam güç mücadele edebileceksiniz. 10 Ordu Tılsımı’nı da toplamaya çalışın. Klan Merkezi’ne sahip olursanız, Ba Huang’ın bir numaralı klanı olacağınıza da şüphem yok. Zamanı geldiğinde, [Öncü] ve [Prag] bile size bulaşmaya çekinecektir. Tabii bu sayede ilk beşe gireceğinizi söylemiyorum bile!’’
Geniş bir kahkaha attım, ‘’Evet evet; ancak ilk olarak bu savaşı kazanmamız lazım. Diğer şehirlerden büyük bir hamle gelir diye korkuyorum. Sonuçta, Zhan Long’un sadece 20,000 oyuncusu var ve oyuna giren sayı genelde 15,000 civarı oluyor. [Efsane], [Kahramanın Heybeti] ve [Yargı] gibi on binlerce oyuncuya sahip klanlara karşı bir şey yapamayız.’’
Dong Cheng gülümsedi, ‘’Fang Ge Que kesin düşünen bir adam gibi görünüyor. [Efsane] Jiu Li Şehri’ne yerleştikten sonra, Fang Ge Que o şehri kontrolü altına almayı başardı. İşte bu yüzden [Efsane]’nin Ba Huang’a kadar gelip, etkinliğe katılacağını düşünmüyorum; zira bunda herhangi bir mantık yok. Ayrıca [Yargı]’nın Klan Başkanı Ye Lai de arkadaşın olduğu için, Zhan Long’a karşı çıkmayacaktır. Muhtemelen Jiu Li’deki diğer klanlar da öyle kafalarına estiği gibi davranmayacaklar.’’
‘’Peki ya Fan Shu Şehri?’’ Kaşlarım çatıldı, ‘’Fan Shu Şehri’ndeki çeşitlilik fazla. [Kahramanın Heybeti]’nden sonra ikinci sırada [Zümrüt Porselen] klanı var; ancak onlar da sadece sayı bakımından yakınlar, yani [Kahramanın Heybeti]’ne karşı koyabileceklerini sanmıyorum. Ayrıca, [Kahramanın Heybeti: İlk Grup] Ba Huang’da temellerini atmış durumda. Wang Ze Cheng [Zhan Long]’dan nefret ettiği için Q-Kılıcı’ndan destek isteyebilir. Eğer durum böyle olursa, düşmanlarımız bize sıkıntı çıkarabilecektir. Wan Er, Dong Cheng, [Kahramanın Heybeti]’nde kayıtlı kaç oyuncu var, kaçı oyuna girebiliyor?’’
Wan Er söylendi, ‘’80,000 kayıtlı oyuncu var, ve yaklaşık 60,000’i oyunda….’’
Titremeden edememiştim, ‘’Zhan Long’dan 4 kat daha fazla yani…’’
Sırıtan Wan Er hafifçe omzuma vurduktan sonra gülümsedi, ‘’Merak etme. Dong Cheng’le birlikte Q-Kılıcı’nı ikna ederiz. Ayrıca, Dört Soylu’nun Şehri Ba Huang oyuncuları için açılan bir etkinlik, [Kahramanın Heybeti] araya girmemeli…’’
‘’Tamam...’’
Kadınlar yurduna bakarak gülümsedim, ‘’Wan Er, Dong Cheng’le birlikte gidip, dinlenseniz iyi olur…’’
Wan Er başını iki yana sallayarak cevapladı, ‘’İstemiyorum!’’
‘’O zaman ne istiyorsun…’’
‘’Yurda gitmek istemiyorum. Gerisi bana uyar…’’
Ne diyeceğimi bilemiyordum. Nihayetinde iç çekerek söylendim, ‘’En azından biraz uyusaydınız…’’
‘’İlla yatakta uyuyacak değiliz ya…’’ Wan Er doğuya işaret ederek gülümsedi, ‘’Şurada, Çiftlerin Arka Bahçesi’nde birkaç tane bank vardı. Oraya gidelim. Güneş epeyi sıcak, ve yurtta kalmaktan içim karardı. Biraz güneşlenmek istiyorum…’’
‘’Tamam…peki ya sen, Dong Cheng?’’
‘’Şey, benim de gelmem lazım…’’
‘’Peki…’’
Üçümüz de Arka Bahçe’ye yöneldik. Bahçede birbirlerine yazan epeyi öğrenci vardı. Zaten burası sevgililer için yapılmış bir bahçeydi. Kütüphane’ye bakan taş banka kuruldum. Yanıma oturan Wan Er, telefonunu çıkarıp forumları gezmeye başladı. Oyunla ilgili bilgilere baktıktan sonra ben de gözlerimi kapadım ve vücudumdaki Qi’ye odaklandım.
Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordum; ancak etrafa baktığımda, Wan Er’in çoktan uykuya daldığını görmüştüm. Ufak hanımefendi omzuma yaslanmış, Dong Cheng de onun omzuna yaslanmıştı.
Huzurlu suratına bakınca acı acı gülümsemeden edememiştim. Muhtemelen 24 saatin ardından epeyi yorulmuştu; ve böyle uyumak da rahatmış gibi görünmüyordu.
Bu yüzden, hafifçe omzumu indirdim, ve Wan Er doğal olarak kucağıma düştü. Ardından, kucağımda huzurla uyumaya devam etti. Ceketimi çıkarıp, üstüne örttüm. Bunu yaparken yanlışlıkla da olsa boyun kıvrımlarına bakmış, ve oracıkta kar beyazı tepelerin derin kıvrımlarını görmüştüm. O esnada, kalp atışım hızlanıyordu; ancak daha fazla bakmaya cüret edemiyordum. Sakince yolumu ona sardım ve Dong Cheng’e bakmaya başladım. Kadın Wan Er’in beline sımsıkı sarılmıştı.
Yavaşça Yi Hai’mi yayarak bölgenin güvenli olduğuna emin oldum, ardından gözlerimi kapadım. Kucağımdaki Wan Er’e sarılırken, sağ elimle de Dong Cheng’in elini tutuyordum. Wan Er’i korumak görevlerimden biriydi ve tabii Dong Cheng’i de yalnız bırakmayacaktım. Aksi taktirde, gözlerimi açtığımda Wan Er’i kucağımda bulabilirdim; ancak Dong Cheng başkaları tarafından kaçırılmış olabilirdi…
‘’Vu…’’ Wan Er hafiften başını oynattı. Muhtemelen rahatı yerindeydi ve kucağımda sıcak sıcak uzanıyordu. Suratında güzeller güzeli gülümsemesi de vardı.
Dong Cheng uzunca bir süre uyuduktan sonra aniden uyandı. Elini tutanın ben olduğumu görünce gülümsemiş ve tekrar uykuya dalmıştı.
……..
Ne kadar geçtiğini bilmiyordum; ancak hava soğumaya başlamıştı. Gözlerimi açtığımda, Wan Er’in de uyanmaya başladığını gördüm. Bana bakıp, dilini çıkararak gülümsedi, ‘’Kaç saattir uyuyorum?’’
‘’4 saat, saat 5 olmuş…’’
‘’Oh…’’
Arka tarafta, uyanan Dong Cheng hemen çantasına bakmaya koyuldu.
Sırıttım, ‘’Dong Cheng, merak etme, telefonun ve bakireliğin hala orada…’’
Dong Cheng’in suratı kızardı. Benden böyle laflar duymaya alışık değildi. Nihayetinde gülümseyerek söylendi, ‘’Yanımda sen olduğun sürece, hehe, telefonumu kaybedemem; ancak bakireliğim için aynı şey geçerli değil…’’
Wan Er gülümsemeden edememişti, ‘’Yeter yeter, vuu…neden elbisem bu kadar ıslanmış…’’
Söylendim, ‘’Dong Cheng’in salyası…’’
Dong Cheng kızardı, ‘’Pei! Ben değildim! Xiao Yao olmalı. Muhtemelen Wan Er’in…34D’lerinden sebep salyaların akmıştır. Daha önce onu uyurken görmediğin için…yalamış olabilirsin…’’
Wan Er ayağa fırlayıp bana baktı.
Paniklemiştim, ‘’Dong Cheng, yeter artık. O kadar sapık biri gibi mi görünüyorum?’’
Wan Er sırıttı, ‘’Tamam tamam. Hadi yemeğe…ardından da yurtlara.’’
‘’Tamam.’’
…….
Yemekten sonra odaya döndüm ve oyuna girdim!
Yapacak pek de bir şey yoktu. Ana klandaki insanları kontrol ediyordum; zira yarın gerekli tayfanın ayakta olması şarttı. Zhan Long’un ana oyuncularından %30’luk bir kısmı, oyundan para kazanan profesyonel insanlardı.Diğer %30’u öğrenciydi ve geri kalanıysa rastgele dağılıyordu. Lakin, Li Mu bu gruba inanıyordu. 10,000 kişilik ana klandan yarın oyuna girebilecek oyuncu sayısı en azından 9,500’dü. Öğrenciler okulu asacaklar ve çalışanlar da izin alacaklardı. Klanın iyiliği için belirli fedakarlıkları yapmamız gerekiyordu.
Ardından, Alevtaşı Kanyonu’na giderek, yanımda birkaç mana hapı da götürdüm. Yeteneklerimi kasmam gerekiyordu. Bu gece, bütün yeteneklerim 9.seviye olmalıydı!
…….
Saat akşam 11 sularında, ana şehre dönerek, açık artırmaya koyduğum eşyalara baktım. Teklifler gelmişti!
[Yüz Savaşın Alevli Büyü Kılıcı]: En Yüksek Teklif ‘Oyuncu Ye Lai’, 1,200,000 RMB
[Tanrı Parçalayan Topuz]: En Yüksek Teklif ‘Oyuncu Hızlı Yıldırım Çevik Rüzgar’, 1,170,000 RMB
[] [] []
Magnec