Niye beklefin o kadar wan erre uzatsaydin ya bileklikleri kiz senden hoslanmaya baslardi ;,$
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
43. Bölüm Bulutlu Ay Asası
‘’Bu ne böyle?!’’
Lin Wan Er bana boş gözlerle bakıyordu. Şaşkınlıktan kurtulmak için gözlerini birkaç kez açıp kapadı ancak hala yaratığın puanlarına inanabilmiş değildi. Sonunda trans benzeri tecrübeden kurtulup bana bir bakış fırlattı: ‘’5 yıldızlık saldırı, 4 yıldızlık defans ve 4.5 yıldızlık çeviklik; bir de %97’lik saflık derecesi…Bu yaratık gerçek mi yahu? Demek tek başına takılan bir şifacı olsan da seviye kasabilmenin nedeni buymuş…’’
Suratım ekşimişti: ‘’Yanlış anladınız! Ben de yetenekliyim bilirsiniz ya? Ayrıca burada iyi arkadaşlarım var; bana yardım ediyorlar!’’
Wan Er bana bir bakış fırlattı: ‘’Sanırım senden hoşlanıyorlar, yanlış mıyım?’’
İfadesiz bir suratla yanıtladım: ‘’Öyle bir şey söylemeye kalkmayın, yoksa…’’
Hanımefendi muazzam gözleriyle bana bakıyordu: ‘’Yoksa ne? Benimle dövüşmek mi istiyorsun? Hadi gel bakalım, hemen kapışalım!’’
Başımı indirdim ve duruma katlanmaya çalıştım: ‘’Neyse unutun gitsin…’’
Dong Cheng Yue gülümsedi: ‘’Bu Arı Lordu hiç fena değilmiş. Bizim Katil Arılarımızın %84 ve %79 saflık derecesine sahip olduğu düşünülürse, seninkinin yanında devede kulak kalıyorlar…’’
“…”
……
Haydutları öldürmeye devam ettik. 10 dakika geçmeden son sayfayı da ele geçirmeyi başardık. Keyifle yerdeki sayfayı aldım ve söylendim: ‘’Tamamdır, görev tamamlandığına göre benimle gelin de şunu vereyim…’’
Lin Wan Er sordu: ‘’Görevi verince yeni bir tane alacak mısın?’’
‘’Muhtemelen alacağım, ancak ilk önce beni arkadaş olarak ekleyin, tamam mı hanımefendi?’’
‘’….’’
Lin Wan Er dudaklarını ısırdıktan sonra bana cezdebici bir bakış fırlattı: ‘’Ama ben çok yakışıklı olmadıkları sürece erkek oyuncuları eklemiyorum ki.’’
Yumruklarımı sıkar sıkmaz kalbimde ufak bir öfke dalgalanması yaşandığını fark etmiştim: ‘’Ekleyecek misiniz, eklemeyecek misiniz?’’
Lin Wan Er güzel gözleriyle bana bakmaya devam ediyordu: ‘’Ohohoh, korkunç. Elinde silah bile olmayan bir şifacı bana ne yapacak merak ediyorum…’’
“…..”
Cevap vermediğimi görünce gülümsedi: ‘’İyi tamam, yakışıklı olmasan bile bir istisna yapacağım.’’
Dong Cheng Yue donakalmıştı: ‘’Xiao Yao’ya yakışıklı değil mi diyorsun? Bence üniversitedeki en yakışıklı çocuk o…’’
Wan Er cevap verdi: ‘’Cheng Yue, yoksa bunu sana Xiao Yao mu söyletiyor?’’
Dong Cheng Yue cevapladı: ‘’Yoo…’’
……
7 sayfayı bir araya getirip günlüğü tamamlamış ve ikizlere veda etmiştim. Ardından Wan Er ve Cheng Yue’yi kampa doğru götürmeye başladım. Etrafta yüksek seviye yaratıklar olduğundan Cheng Yue havadan çevreyi gözlüyor ve bize haber veriyordu. Lakin asıl korktuğumuz şey yaratıklar değil, oyunculardı. Cheng Yue ve Wan Er bronz ekipmanlar kullandıkları için birçok oyuncuya hedef olabilecek oyunculardı.
Kampa girer girmez Generalin çadırına doğru ilerlemeye koyulduk. Kızlarla birlikte içeriye girdim ve günlüğü çıkardım: ‘’General, günlüğü vermek için buradayım, istediğiniz gibi.’’
General Pei şaşırmış görünüyordu. Gülümsedi ve: ‘’Genç şifacı, beni hayal kırıklığına uğratmadın. Cesaretini ve gücünü kanıtladın, gel de sana ödülünü vereyim.’’ Dedi.
“Ding!”
Sistem Notu: AA zorluğuna sahip görevin ilk kısmını, [Mektup]’u tamamladınız. Ödül olarak 6500 TP, 2 karizma puanı, 20 altın ve [Bulutlu Ay Asası]’nı kazandınız.
……
Bedenimi altın bir ışık hüzmesi sarmış ve 27. Seviyeye yüselmiştim. Ancak yanımdaki iki kız bana değil, elimdeki asaya bakıyordu: ‘’Bulutlu Ay Asası mı?’’
Bu meselede söz hakkına sahip olmadığımdan hemen asanın özelliklerini onlara gösterdim.
【Bulutlu Ay Asası】(Gümüş Tip)
Büyü Saldırısı: 105-170
Büyü: +20
Güç: +17
Ekstra: Büyülerin etkisini %1.2 oranında arttırır.
Kullanılması İçin Gerekli Seviye:30
……
Asayı aldım ve Wan Er’e uzattım: ‘’İnsanlara borçlu kalmayı sevmiyorum. Qing Qian ve Wei Liang’ı bir kez daha öldürmediğiniz ve onlara başlığı verdiğiniz için karşılık olarak bu asayı alın.’’
Lin Wan Er’in gözleri heyecanla parıldamaya başlamış ve hemen asayı eline almıştı: ‘’Gümüş tip bir silah…Muhtemelen yalnızca [Yeşim Şehri’nin Kılıcı] adlı silah bundan daha değerli. Sunucunun ilk gümüş seviye silahı…’’
Doğal olarak Wan Er asayı Cheng Yue’ye uzatmıştı: ‘’Cheng Yue, artık 500’den fazla vurabileceksin!’’
Cheng Yue oldukça heyecanlı görünüyordu. Bana bir bakış fırlattı: ‘’Xiao Yao, neden asayı direkt bana değil de, Wan Er’e uzattın?’’
Gülümsedim: ’’Sana versem beni yanlış anlayabilirdin. Ayrıca bu gümüş tip bir silah, öyle bedavaya verebileceğim bir eşya değil. Sana verecek olsam, en azından 500 altınını alırdım…’’
Dong Cheng Yue bana dil çıkardı: ‘’İğrençsin…’’
Lin Wan Er gülmemek için ağzını kapatmıştı.
……
General Pei’yle olan konuşmama devam ettim: ‘’Efendim, şimdi ne yapmamı istiyorsunuz?’’
‘’Bir saniye bekle…’’
General Pei mektupları karıştırdıktan sonra garip bir tanesini eline aldı ve bana uzattı: ‘’Bu mektup imparatorluk mührünü taşıyor. Bu mektup sayesinde sınır muhafızlarını geçip Donmuş Çorak Arazi’ye gidebilirsin. Eğer birazcık şansın varsa Luo Lin’i bulup, mektubu ona ulaştırabilirsin. Umarım mektubu alınca Dük’e bir cevap yazar. Yani mutlaka bu görevi yerine getirmek zorundasın!’’
Başımı öne doğru salladım: ‘’Teşekkür ederim efendim, anlaşıldı.’’
Mektubu çantama geri koydum ve çadırdan çıktım. Çıkar çıkmaz görev sekmesini açmış ve Luo Lin’in yerini görmeye çalışmıştım. Lakin ne yazık ki haritada belirli bir alan seçilmemişti, elimdeki tek bilgi adamın Donmuş Çorak Arazi’de olduğuydu.
……
Kuzeye doğru ilerledikçe hava soğuyordu. Soğuk rüzgar ormanları delip geçiyordu. Öyle ki Dong Cheng Yue daha fazla dayanamamış ve yere inmişti. Yanakları kıpkırmızıydı: ‘’Çok soğuk, daha fazla uçamayacağım.’’
Lin Wan Er omzunda şemsiye ve belinde hançerlerle enteresan bir görüntü çiziyordu. Bana bir bakış fırlattı: ‘’Xiao Yao, görevin kuzeyde olduğunu onayladın mı? Neredeyse bir saattir yürümemize rağmen bize hiçbir şey söylemedin. Yalnızca bizimle yürümek istiyor olamazsın değil mi?’’
Başımı iki yana doğru salladım: ‘’Görev beni kuzeye yönlendiriyor ancak belirli bir lokasyon yok. Üstelik etrafta bir sürü üst seviye yaratık olduğundan ileride birinin olacağına şüphe yok. Merak ediyorum da, bu yaratıklarla aramızda tam olarak kaç seviye var?’’
Lin Wan Er gözlerini kıstıktan sonra cevap verdi: ‘’İleriye bak, şu Kutup Ayısı’nı gördün mü? Puanlarını bile göremiyorum yani en azından 39. Seviyede olmalı. Neden avlamıyorsun?’’
‘’Tamam, bir deneyeyim.’’ Bobo’yu çağırdım ve söylendim: ‘’Dikkatini dağıtmak için evcil hayvanlarınızı çıkarın. 39. Seviyede olduğundan çok vuracaktır; yani evcil hayvanları tank olarak kullanacağız. Can doldurma işini bana bırakıp, saldırıya odaklanın.’’
‘’Sakin ol, bütün grubu öldürebilecek kadar güçlü değildir ya…’’
‘’Hiç belli olmaz!’’
Üç arı da havaya süzülerek ileriye doğru atılıp, Kombo ve Arı Sokması yeteneklerini kullanarak yaratığa saldırmaya koyuldu. Lin Wan Er ve Dong Cheng Yue’nin Katil Arıları yalnızca 100 civarında vururken, Ufak Bobo 250’den aşağı vurmuyordu!
Kutup Ayısı heybetli pençelerini savurarak Cheng Yue’nin Katil Arısına bir darbe geçirdi.
Pa!
988!
Tek vuruşta arıcık hayatını kaybetmişti.
Cheng Yue’nin kaşları çatılmış ve hemen [Buz Saçağı] ve [Patlayan Kayalar] yeteneklerini kullanmaya başlamıştı. Buraya gelmeden ona 3 tane 4. Seviye Keskin Rüzgar Hapı verdiğimden mana konusunda endişe etmesine gerek yoktu.
Çok zaman geçmeden Lin Wan Er’in arısı da tek darbe hayatını kaybetmişti. Lin Wan Er zaman kaybetmeden yaratığın arkasına geçip, [Arkadan Bıçaklama] yeteneğini kullanarak yaratığın canını azaltmaya uğraşmıştı. Yüksek bir hasar aldığı için hemen odağı Wan Er’e kayan Kutup Ayısı, pençelerini havaya savurdu!
Bang!
Lin Wan Er çelik şemsiyeyle kendini savunmuş ve yalnızca 270 canını kaybetmişti. Ancak buna rağmen birkaç metre geriye fırlamıştı. Yine de pes edecekmiş gibi görünmüyordu. Hemen ayağa kalktı ve elindeki hançerle ileriye doğru atıldı. Ufak Bobo’yu bırakıp, Lin Wan Er’in canını doldurmaya başladım. Dong Cheng Yue özgürce yetenek üzerine yetenek yağdırıyordu.
Koca bir dakikadan sonra Kutup Ayısı son nefesini vermiş ve arkasında 3 gümüş bırakarak yere yığılmıştı.
Derin bir nefes aldım. Sonunda bu vahşi mücadele sona vermişti. Başımı kaldırıp, uzaklara bir bakış fırlattım. İleride biriken kar parçaları dikkatimi çekmişti. Yüzüm ekşimiş bir vaziyette: ‘’Görev imleci adamın Donmuş Çorak Arazi civarlarında olduğunu gösteriyordu, yani orada bir yerde olmalı…’’ diye söylendim.
Wan Er kar denizine bir bakış fırlattı: ‘’Yoksa sana…o çorak araziye kadar eşlik etmemizi mi istiyorsun?’’
Başımı öne doğru salladım: ‘’Mm, yanımda sadece siz varsınız. Sizin gelmediğiniz durumda, yalnızca öle kalka ilerleyebilirim. Tek vuruşta öldürebilen ayılarla mücadelenizde yardımcı olamasam bile…’’
Dong Cheng Yue gülümsedi: ‘’Sorun değil, yalnızca hepsini öldürür ve görevine yardım ederiz. Wan Er, hadi bakalım!’’
‘’Umarım Kutup Ayılarından güzel bir şey düşer…’’
……
Donmuş Çorak Arazi’nin derinliklerine doğru ilerlemeye koyulduk. İlerlemeye devam ettikçe etrafta beliren Kutup Ayılarının da seviyeleri artıyordu. Yavaş yavaş ayıların darbelerini kaldıramamaya başlamış ve kızların evcil hayvanları sürekli öldüğü için durum içinden çıkılması zor bir hal almıştı. Ufak Bobo da birkaç seviye kaybetmişti ancak diğerlerine kıyasla hayatta kalmayı daha çok başarmıştı.
Bang!
Kutup Ayısının boğazına saplanan hançer, Wan Er’in en güçlü saldırısıydı. 40. Seviyede olan Kutup Ayısı yere yığıldı. Arkasında kar beyazı bir ekipman bırakmıştı. Ekipmanı aldığımda bunun bir bilek koruyucusu olduğunu gördüm.
【Kutup Ayısı Bilek Korucuyusu】(Bronz Tip)
Zırh Tipi:Deri
Defans:100
Çeviklik:+21
Ekstra:Ani öldürme şansını %0.2 oranında arttırır.
Kullanılması İçin Gerekli Seviye :34
……
Lin Wan Er zırhın özelliklerini görünce donakalmıştı: ‘’Bunu giyebilmem için bir seviye daha kasmam lazım, özellikleri hiç fena görünmüyor.’’
Dong Cheng Yue uzakları gösterek: ‘’Sanırım serüvenimizin sonlarına yaklaştık Xiao Yao, şuraya baksana…’’ diye söylendi.
Dong Cheng Yue’nin gösterdiği yere doğru baktığımda, uzaktan karlarla kaplanmış bir dağ bölgesi ve bölgenin üstünde de eski bir kale olduğunu gördüm. Muhtemelen Luo Lin’i kalenin içinde bulabilecektim. Umarım görevi orada bitirebilirim!
Magnec