Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

387. Bölüm [Dao Jian Xuan]’la Mücadele!

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

  Jian Feng Han’ın suratında kararlı bir ifade vardı. Uzun kılıcını kaldıran adam kükredi, ‘’Tamamdır. [Öncü] bu seferliğine size güvenecektir. O zaman hazırlanmaya başlayalım!’’

 Savaşçı Yan Zhao onayladı, ‘’Tamam. O zaman karar verildi. Oltayı atıp, balığı bekleyeceğiz!’’

 Karanlık Bulutlar cevapladı, ‘’Evet. [Kapıdaki Düşman]’ın 11,000 oyuncusu emirlerini bekleyecek.’’

 Başımı öne salladım, ‘’Güzel! Öyleyse plana göre hareket edeceğiz. Biraz zaman verin de [Zhan Long]’un oyuncularını toplayayım.’’

 ‘’Tamamdır!’’

……..

  Cehennem’in Merkezi’nde, ortalık resmen toza dumana bürünmüştü. Katliamın ne yöne kaydığını görebilmek mümkün değildi. Bu esnada [Prag] ve [Öncü] ikilisi düzlüğe atılmış ve daireler çizerek düşmanı çekmeye başlamıştı. Savaşçı Yan Zhao ve Jian Feng Han savaş konusunda akıllı adamlardı. Eğer plana göre devam edersek, ciddi bir sıkıntıyla karşılaşacağımızı düşünmüyordum.

 [Prestij Evi], [Yargı], [Görünüş Topluluğu], [Dao Jian Xuan] ve [Ayışığı Gölü] kendi hedeflerini seçerek, 10,000 kişilik ordularıyla saldırıya hazır bir şekilde beklemeye başlamışlardı. Savaşın bu raddesinde, 1000 adamdan daha az bir takıma sahip insanların NPC ordusunu bırakarak ileriye atılmaya cesaretleri de yoktu.

 Sanal dünyanın orta yerinde, savaşın ne denli acımasız olabileceğini kendi gözlerimizle görebiliyorduk.

  Elinde kılıç, Li Mu yanıma gelerek sordu, ‘’Planı kurduğumuza göre, direkt gidip Kase Vadisi’nde pusuya mı yatacağız?’’

 ‘’Hayır…’’ Hemen söylendim, ‘’Öyle ulu orta pusuya gidecek değiliz ya! Jiu Li Şehri’ndeki o kadar insanı bir düşün, elbet aralarında meseleyi anlayacak birkaç kişi çıkacaktır. Bizi kovalamaya başlasalar bile planımızı anlayacaklarını şu an için düşünmüyorum. Bana kalırsa, Kase Vadisi’nin etrafındaki kalın bitki örtüsünde ve engebeli arazide pusarak rakibi şaşırtmamız lazım. Böylece Kase Vadisi’nde asıl savaşı yapacağımızı anlamayacaklar!’’

 Li Mu onayladı, ‘’Tamam!’’

 Wang Jian gülümsedi, ‘’Sanki savaşın başından beri ilk kez ipleri elimize alıyoruz gibi hissediyorum. Kardeş Xiao Yao, sonra ne yapacağız?’’

 ‘’Adamları toplayacağız ve Jiu Li Şehri’nden ufak takımları öldürerek Kase Vadisi’ne doğru ilerleyeceğiz. Asıl mücadele bir saat sonra başlayacak. Li Mu, gidip diğer Klan Başkanları’yla meseleyi kararlaştır. Onlara de ki; bir saat içinde, yani bu akşam 22:20 sularında, bütün herkes Kase Vadisi’ne gidecek. Bu mücadele savaşın yönünü değiştirecek gerçek bir mücadele olacak. Li Mu, Wang Jian, Qing Qian ve Kurt’u alarak adamları toplayacaksın. Ben de ufak klan üyelerini kandırarak, rakibin şaşırtmaya çalışacağım!’’

 ‘’Tamamdır!’’

…………

 Zi Feng Kalesi’nin Güney Kapısı’na doğru koşmaya başladım. Kapıda toplanan oyuncular, Ba Huang’ın NPC ordusuna destek veriyordu. Aslında, Jiu Li Şehri’nin sağlam gücünden sebep geri çekilerek, NPC ordusuna dayanmaktan başka çareleri kalmamıştı.

 Kolumu kaldırdığım gibi kükredi, ‘’Ba Huang’lı kardeşlerim, burada oturup, ölümü beklemek mi istiyorsunuz? [Efsane], [Yargı], [Prestij Evi] ve diğer Jiu Li klanları toplanarak, [Zhan Long], [Öncü] ve [Prag]’ı paramparça ettiklerinde, sıra size gelecek. Hepinizi yok edecekler ve nihayetinde bu şehir savaşını kaybedeceğiz. Burada saklanacak mısınız?!’’

  İnsanlar bana boş boş bakınca hemen gülümsedim, ‘’Klan Başkanı pozisyonuna sahip oyuncular, lütfen yanıma gelin. Bizler, Zhan Long olarak size bir teklif sunmak istiyoruz!’’

 Aniden düzinelerce Klan Başkanı yanıma gelmeye başladı. Çok geçmeden önümde elli yedi Klan Başkanı duruyordu. Tabii bu durum, Zhan Long’un Ba Huang’daki muazzam itibarı sayesindeydi; aksi taktirde, kimse yanıma gelmeye bile yeltenmeyebilirdi. Tabii [Kahramanların Yükselişi]’nde 3.sırayı aldığım için insanlar artık gücümü kabullenmişti. Popülerliğin zirvesindeydim ve insanların çoğu beni, Ba Huang’ın en iyi oyuncusu olarak görüyordu.

………

 ‘’Konuşun, Klan Başkanı Xiao Yao, ne yapmamızı istiyorsunuz?’’ Elinde balta, sakallı herif söylendi, ‘’Burada kimsenin ölümden korktuğu yok; ancak düzlükteki takım savaşlarına da katılmak istemiyoruz. O savaşın kaybedileceği çok bariz. Katılmamızın bir anlamı yok. Kardeşlerimin intihara koşmalarına razı gelmeyeceğim.’’

 Başımı öne sallayarak söylendim, ‘’Aslında, sizden istediğim şey çok basit. [Zhan Long], [Prag], [Öncü], [Kapıdaki Düşman] ve diğer büyük klanlar karşı saldırı için bir plan yapmış durumda, ve pusu için de sizin yardımınıza ihtiyacımız var. Umarım hepiniz bize katılırsınız. Planımız şu şekilde; dört farklı gruba ayrılarak, Zi Feng Kalesi’nin batısında, dört farklı noktada pusacaksınız. Jiu Li Şehri geldiğinde hemen saldıracaksınız. Eğer gelmezlerse, en azından sizleri gören düşmanın aklı karışabilir.’’

 Büyük bir harita açarak haritadaki dört kırmızı noktaya işaret ettim, ‘’Burası. Diken ormanında yaklaşık 20,000-50,000 civarı adam saklanabilir. İlk grup buraya gidecek. Ayrıca şu bölgede de 10,000 kişiyi saklayabilecek derin bir havza var, ikinci takım da bu noktaya gidecek. Şuradaysa çalılıklarla kaplı, yaklaşık 100,000 insanı barındırabilecek bir bölge var. Savaşın gidişatını kontrol etmek adına buraya en azından 50,000 adamı yollamamız lazım. 10,2000-20,000 adamı da kamışların arasına yollayın. Bu dört noktayı unutmayın. Saldırı şekliniyse kendi aranızda konuşursunuz; benim Zhan Long’u yönetmem lazım. Elinizden geleni yapın dostlarım, Ba Huang için olmasa dahi bu savaş için uğraşın!’’

 ‘’Tamamdır!’’ Grup onaylayınca mesele karara bağlanmıştı.

…….

 Büyük sakallı adamı ve diğer Klan Başkanları’nı arkadaş listeme ekledim. Aşağı yukarı bir hesap yaparsak, bu dört noktanın dışında Ba Huang’ın toplamda 200,000 kişilik bir gücü vardı. Bu kadar insanla [Efsane], [Yargı] ve [Prestij Evi]’ne karşı çıktığımız için kendileriyle gurur duysalar yeriydi.

  İmparator Qin’in Kılıcı elimde, Zhan Long’a geri döndüm. Zhan Long’un 3500 üyesi çoktan formasyonlarını kurmuş, beni bekliyorlardı. Çoğu insan oyuna yeni girdiğinden güncel durumdan haberdar değildi. Öne çıkarak kılıcımı kaldırdım ve kükredim, ‘’Sessizlik!’’

 Emrimi duyan kalabalık çabucak sessizleşmişti. Kılıcımla doğuyu göstererek söylendim, ‘’Orada, Ayışığı Ormanı’nda, Ba Huang’ın [Öncü], [Prag] ve diğer büyük klanları saldırıya uğradı. Gücümüzün yarısın kaybettik ve Jiu Li Şehri’yle yaptığımız bu mücadelede dengeler resmen alt üst olmuş durumda. Lakin, pes etmemize imkan yok. Son saniyeye kadar kimse bu savaşın nasıl sonlanacağını tahmin edemez! Şimdiyse, [Zhan Long] olarak ön saflara ilerleyeceğiz. Elinizden geleni yapacak ve benimle birlikte saldıracaksınız! Önümüze çıkanı geberteceğiz!’’

 Kılıcını çeken Li Mu kükredi, ‘’Savaşa hazıranın!’’

 Savaş nidalarıyla grup harekete geçmşti!

……….

   Oyuncu formasyonumuz etrafa yayıldı, ve 3500 kişi heyecan dolu ilerleyişine başladı. Li Mu ve Yaşlı K kendi takımlarıyla en önde ilerliyor, ve önlerine çıkan yüz kişilik ufak Jiu Li takımlarını yerle bir ediyorlardı. Yüz-kişilik ufak formasyonlar bize karşı ufak karıncalardan farklı sayılmazlardı.

  Düzlüğü geçtikten sonra önümüzde tepelerle, ormanlarla ve çalılarla kaplı bir manzara çıkmıştı. Jiu Li ve Ba Huang arasında ki bölge cidden savaşı daha da karmaşık bir hale sokacaktı.

 ‘’Patron!’’

 Matcha gökyüzünden güneyi göstererek söylendi, ‘’Çabuk, bak! Ba Huang’lı oyuncuları kovalayan bir grup var! [Kahramanın Öfkesi]’nden 100-200 kişilik grubu kovalıyorlar. Kovalayanlar….er, Jiu Li Şehri’nin Klanı, [Dao Jian Xuan, 2000 adamları var!’’

 Dişlerimi sıktım, ‘’[Dao Jian Xuan] Jiu Li Şehri’nin en iyi beşinci klanıydı! Zhan Long, saldırın ve gebertin şunları! [Kahramanın Öfkesi]’nden, kaçan 100 kişilik ekibe de haber verin dursunlar ve bizimle iş birliği yapsınlar. [Zhan Long]’dan 1000 kişiyle önden saldıracağım ve Li Mu, sen de [Cesur Yürek] ekibinden 1000 kişiyle soldan çevir. Wang Jian diğer 1000 oyuncuyla sağdan gireceksin. Bu işi hızlı bitirmemiz lazım; zira [Dao Jian Xuan]’ın ana gücü bu civarlardadır diye düşünüyorum. Unutmayın, [Dao Jian Xuan]’ın Klan Başkanı neredeymiş onu bulun ve görürseniz hemen öldürün!’’

 Li Mu ve Wang Jian onayladı, ‘’Anlaşıldı!’’

 Zhan Long ekibi hızla üçe ayrılmıştı, adeta Denizin İmparatoru, Neptün’ün Üç Çatallı Mızrağı gibi ilerliyorduk. En keskin ve uzun kısımdaysa ben yer alıyordum. Kılıçlarım ellerimde, Alevli Kaplan Tanrısı’yla birlikte ileriye atıldım. Arkamda duran Yaşlı K, Kurt, Yue Qing Qian, Matcha ve diğerleri saldırıya geçmişti!

 ‘’Saldırın!’’

  Çok geçmeden yankılanan silah sesleri gökleri sarsıyordu. [Dao Jian Xuan]’ın oyuncuları duraksayarak, defansa geçmişlerdi. Kalabalığın içinde, 70.seviye Şövalye elindeki mızrakla söylendi, ‘’Zhan Long’un bütün gücüyle karşı karşıyayız. Haha, [Dao Jian Xuan]’ın şansı epeyi iyi gidiyor. Ciddi ciddi şu çiğnenmesi zor kemiğe, Zhan Long’a rastladık. Kardeşlerim, Ba Huang’ın savaş ruhunu zaten 1-2 saat önceki katliamla parçalamıştık. Hadi, şu sokak köpeklerini gebertelim!’’

 Herif öyle sıradan biri değildi, [Dao Jian Xuan]’ın Başkan Yardımcısı---Demir Yürek’ti!

……

 ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao!’’ Yue Qing Qian gülümseyerek koşuyordu, ‘’Birazdan Demir Yürek’i sersemleteceğim, sen de direkt işini bitireceksin. Humph, humph! Bu kadar rahat saldırdığına göre, cezasını kesmemiz lazım!’’

 ‘’Tamamdır!’’ Başımı öne salladım. Gerçekten de [Dao Jian Xuan] daha önceki zaferden sebep adeta zafer sarhoşu olmuştu. Ciddi ciddi bize saldırıyorlardı! Hah!

 ‘’Shua!’’

 Qing Qian aniden [Mutlak Adımlar]’ı kullanarak ileriye atıldı, vücudu bir gölge misali hızlıydı. [Hız]’ı kullanarak ona ayak uydurmaya çalışıyordum. İki gölge, biri hızlı diğeri yavaş, savaş alanında süzülüyorduk. Yue Qing Qian’ın oyun kontrollerinde ne kadar yetenekli olduğunu söylemeye gerek bile yoktu. ‘’Pa’’ Deri botları çimlerin üstünde zik zak çizerek ilerliyordu, Demir Yürek’in saldırısını kolayca atlatmıştı. Hançerini kaldırınca ortaya çıkan ışık hüzmesi [Delme]’ye aitti ve Demir Yürek’e bir de [Arkadan Bıçaklama]’yı savurmuştu!

 Kılıcımı kaldırarak ileriye atıldım. Demir Yürek sersemlemenin etkisinden çıkamadan kombo yeteneklerimle karşı karşıya kalmış ve iki kılıcım herifin vücudunu ben diyeyim 10, siz diyin 100 parçaya ayırmıştı!

 ‘’Pa da…’’

 Diz çöken Demir Yürek’in gözlerindeki ifadeyi çok iyi tanıyordum; bu ifade, yaşananlara anlam veremeyen bir adamın ifadesiydi. Gerçekten de bu kadar vahşice ve aniden öleceğini düşünmemişti.

………