Qqing qian a bak sen adam in keskin ruzgar bitkilerini calmis teebiyesizzz :D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
31. Bölüm Günlük Konuşmalar
General Wang Jian’ın yetenekleri Liu Ying’e kıyasla oldukça üst düzeydi. Saldırıları yıldırım hızında gerçekleşiyor ve rakibe nefes alacak zaman tanımıyordu. Yalnızca bu değil, 3. Seviye kombosunun 3 saldırısı da farklı noktalardan geliyordu!
Aynı zamanda Katil Arısı da yanında uçuyordu, bittim ben!
Yeteneklerimi gözden geçirdim ve [Tedavi] ile [İlk Yardım]’ın hala dolmadığını gördüm. Yani Wang Jian’ın saldırıları sırasında canımı doldurabilmem imkansızdı. Bir de Katil Arı olaya dahil olursa hayatta kalma ihtimalim yok denilebilecek kadar azdı. Neyse, öyle olsun bakalım. Kısasa kısas! Ufak Bobo’yu arkama saklayıp, öldüğüm zaman karşı saldırıya geçmesini sağlayacaktım!
……
General Wang Jian dişlerini sıktı ve ileri atıldı: ‘’Seni şifacı bozuntusu, geber!’’
Kılıcın omzuma doğru geldiğini gördüm ancak vücudumun üç farklı noktasından da acı dalgaları yayılmaya başlamıştı.
312!
298!
334!
……
Aslında Wang Jian’ın ilk iki saldırısı beni öldürmeye yetmişti. İşte bu seviyeler arasındaki fark ve güç puanlarının ona verdiği fazla saldırının yarattığı bir durumdu. Acı içinde yere yığıldım ancak öldüğüm sırada Arı Lordu’nu çağırmayı ihmal etmemiştim! Bobu’nun 3 saldırılık kombosu Wang Jian’ın göğsüne doğru ilerliyordu!
‘’Ne oluyor burada…?!’’
Tatlı mı tatlı, ancak bir o kadar da tehlikeli Bobo’yla karşılaşan General Wang Jian aldığı hasarlar karşısında aptala dönmüştü.
355!
327!
712!
……
Tanrım, ölsem bile buna değmişti! Bobo’nun son saldırısı kritik bir darbeydi! Ah, en azından boşa ölmedim. Wan Jian’ın iki hayatı olsa bile o saldırıdan kurtulması imkansızdı. Eğer böyle olacağını bilsem önden Bobo’yu yollardım!
Shua!
Ruh formuna geçmeye zorlanmış ve mezarlıkta doğmuştum. Ne düşürdüğümü görmek için envanterimi inceledim. İlk bakışta ekipmanlarımdan herhangi biri düşmüş gibi durmuyordu. Eksik olan şeyler 3 tane beyaz zırh ekipman ve 2 düzine [Keskin Rüzgar Bitkisi]’ydi. İçim biraz acısa da bu kadarıyla kaldığı için mutluydum. General ailesinin hepsi katledilmiş olduğundan benim eşyalarımı toplayabilecek şansları yoktu. İlk önce geri dönüp bakalım, kalkma şansım varsa kalkacağım!
7 dakikalık koşudan sonra ölü bedenime ulaştım.
Rüzgar ağaçların yapraklarını havalandırırken, ölü bedenimin yanında duruyordum. Kalkmaya cesaretim yoktu çünkü yakınlarda General Li Mu, Wang Jian, Bai Qi duruyordu! Hatta General Wang Jian çoktan dirilmişti! Ölü bedenimin üstüne oturmuş, can ikisiri içiyordu.
……
‘’Bu Kaygısıx Xiao Yao şerefsizi bütün planımızı mahvetti!’’ Wang Jian cesedime bir tekme geçirdi ve söylenmeye devam etti: ‘’Eğer son anda Yue Qing Qian’ın canını doldurmasaydı, bossun düşürdüğü ekipmanları çoktan almıştık!’’
General Liu Mu ona keskin bir bakış fırlattı: ‘’Biliyorsun ki Kaygısız Xiao Yao Ba Huang’ın en üst seviye şifacılardan birisi. Hatta bunun yanında şehrin en iyi simyacısı. Yue Qing Qian’la iş yaptıkları için muhtemelen aralarında bir arkadaşlık oluşmuş. Eğer durum bu şekilde gelişmişse, o zaman onu affedebiliriz.’’
Wang Jian kaşlarını çattıktan sonra sordu: ‘’Patron, ne demek istiyorsun?’’
Li Mu hafifçe gülümsedikten sonra yanıtladı: ‘’Ba Huang Şehri’nde 2. Resmileştirme görevini yapmış tek bir şifacı var o da Xiao Yao! Bunun yanında adamın 4. Seviye simyası var. Böyle insanlara sizce de ihtiyacımız yok mu? Bence şu öfkeni bir kenara bırakıp, ailenin geleceğini düşünmen gerekiyor.’’
Wang Jian başını iki yana salladıktan sonra cevap vermedi.
Yanlarında duran 50 yaşındaki okçu okundan destek alarak yere çöktü: ‘’Siz ufaklıklar meseleleri dar bir açıdan görüyorsunuz. Sizce Prag’a karşı aldığımız zafer onlardan üstün olduğumuzu mu gösteriyor? Yanlış. Bugün binlerce oyuncuya sahip olmalarına rağmen yanlarında 70 oyuncu getirdiler. Peki ya biz? Ana güç dördümüzüz ve arkadaşlarımızı bile eklesen sayı 40’a çıkmıyor. Prag’a kafa tutmamız imkansız. Bugünkü zaferi de yalnızca şans yanımızda olduğu için aldık. Gerçek bu kadar basit değil.’’
Li Mu başını öne doğru salladı: ‘’Aynen öyle. İleriye dönük düşündüğümüzde yeterli sayıda paramız, oyuncumuz ve gerçek bir klanımız bile olmadığını görmek zor değil. Biz beraber oynayan yalnız oyunculardan başka bir şey değiliz. Ama şans yanımızda olduğundan çabuk seviye kastık yoksa bu 40 kişiyi bile bulmamız mümkün olmazdı. Duyduğuma göre [Yükselen Ejderhalar], [Prag] ve [Kahramanların Öfkesi] klanları Ba Huang’a yerleşmiş. Kaynak bakımından hepsi bizden üstün. Yani bugünden itibaren çok çalışmamız lazım ki onlara kafa tutabilelim.’’
Wang Jian başını yukarı doğru kaldırdı: ‘’Patron, bunları zaten bilmiyor muyuz? Boş laf yapmaya lüzum yok, Kaygısız Xiao Yao henüz dirilmedi, ne yapacağız?’’
Li Mu doğruldu: ‘’Yan Zhao ve grubu şimdiye çoktan dirilmiş, adam toplamaya başlamıştır. Yapmamız gereken şey basit, şehre dönüp onlarla karşı karşıya gelmemeye çalışacağız. Boss öldürüldüğünden, Yan Zhao’yla bir kez daha uğraşmak istemiyorum!’’
‘’Tamamdır, hadi gidelim!’’
Grup ışınlanma kağıtlarını kullanarak ortadan kayboldu.
……
Cesedimin yanında dikildim ancak hala daha dirilmeye cesaret edemiyordum. Etrafta General ailesinden biri kalıp kalmadığına tam emin değildim.
‘’Hadi diril, endişelenmene gerek yok, haha!’’
Çalıların arasından fırlayan gölge cesedimin yanında durdu. Kendisi Yue Qing Qian’dan başkası değildi. Gözlerini kırptıktan sonra: ‘’Etrafı inceledim. General ailesinden geriye kimse kalmamış. Yani endişelenmene gerek yok!’’
Sha!
Başarıyla dirildim ve hemen kendime [Tedavi] yeteneğini kullanarak can verdim. Aynı zamanda ağzıma bir de [Yedi Yıldız Hapı] attım ki manam dolsun. Qing Qian’a bir bakış fırlattım ve kahkaha attım: ‘’Oh Qing Qian! Bu ne tesadüf!’’
Aynı şekilde gülümsedi: ‘’Sorma, ne tesadüf ama! Akşam yemeğini beraber yemek ister misin?’’
Başımı iki yana doğru salladım: ‘’Kusura bakma, ders çalışmam lazım…’’
‘’Tamam…’’ Qing Qian bana derin bir bakış fırlattı: ‘’Xiao Yao yardımın için teşekkür ederim. Eğer sen olmasaydın Prag Boss’un düşürdüğü eşyaları geri alamazdı. Generallerin bu kadar güçlü olduğunu hiç düşünmemiştim ve biz de yanımızda çok güçlü oyuncular getirmemiştik…’’
İç geçirdim: ‘’Yani ne diyeyim, yalnızca sana birazcık yardım edeyim dedim ancak General Wan Jian’ın bana doğru geleceğini ve beni öldürdükten sonra evcil hayvanımın saldırısında can vereceğini tahmin etmemiştim. Ba Huang Şehri’nde nasıl gezeceksem artık…’’
Arkamdan yeni bir ses geldi: ‘’O zaman Prag’a katıl, Prag’ın kapıları sana her zaman açık bunu unutma!’’
Elinde uzun bir kılıç taşıyan figür tepenin altından bana doğru yürümeye başladı. Bu figür Yan Zhao’dan başkası değildi.
Yan Zhao yanıma geldi ve yanında Qing Qian’ın ikizi de vardı. Yue Wei Liang bana gülümsedi: ‘’Aynen öyle! Xiao Yao, Qing Qian’a o kadar yakınsın bak, sen de katıl bize! Böylece ikiniz istediğiniz kadar zaman geçirebilirsiniz…’’
Prag’tan birkaç kişi bağırmaya başladı: ‘’Haha! Bir araya gelin, niye öyle ayrı duruyorsunuz!’’
Qing Qian’ın suratı kıpkırmızı kesildi ve hemen elindeki hançeri havaya kaldırdı: ‘’Bir kelime daha edeni öldürürüm!’’
Kalabalık sessizleşti.
Kadim mızrak elimde, gülümsedim: ‘’Teklif için teşekkür ederim Yan Zhao, ancak gerçekten bir klana katılmak istemiyorum. Oyunları tek başıma oynamaya alışığım.’’
Yan Zhao dikildi ve bana bir bakış fırlattı: ‘’Kaygısız, ne demek istediğini anlıyorum ancak…ancak bu dünyada sürekli tek başına gezemezsin. Sonuçta insan dediğin yalnızlığa kendini fazla kaptırmamalı. Ben hala daha bize katılman gerektiğini düşünüyorum. Hatta…bize katılırsan seni üst seviyelere bile yükseltebilirim, ne diyorsun?’’
Biraz gülümsedim: ‘’Korkarım ki yine hayır diyeceğim. Onlar…Eski arkadaşlarım gelene kadar bir klana katılmayacağım!’’
‘’Arkadaşların mı?’’ Yan Zhao şaşırmış görünüyordu: ‘’Stüdyonuz mu var, klanınız mı?’’
‘’Stüdyo.’’
(ÇN: Stüdyo diye bahsi geçen durum, en fazla 8 kişiye kadar uzanan bir topluluk oluyor arkadaşlar. İleride göreceğiz zaten.)
‘’Adı ne peki? Geniş stüdyolar ve klanlar konusunda geniş bir bilgim vardır. Söyle bakayım sizinki hangisi…’’
‘’Zhan Long…’’ Biraz utanmıştım.
Yan Zhao durdu ve biraz düşündükten sonra: ‘’Sanırım daha önce böyle bir isim duymadım ancak kim senin gibi potansiyeli sınırsız olan birinin ortaya çıkacağını bilebilirdi ki? Her neyse, düşünme işini sana bırakıyorum, Zhan Long topluluğu kurulduğu zaman da bize katılabilirsiniz. Öylesi de hiç fena olmaz. Baksana, Qing Qian’la oldukça yakınsınız ve ne zaman konuşmaya başlasa senden bahsediyor…’’ dedi.
Yan Zhao sesini alçalttı: ‘’Erkek arkadaşı yok ve annesi sürekli ona bir adam bulmam için beni sıkıştırıyor ona göre!’’
Geniş bir kahkaha patlattım.
Qing Qian’ın suratı kıpkırmızıydı ve sinirli bir ses tonuyla: ‘’Seni yaşlı bunak, ölmek mi istiyorsun?’’ diye bağırdı.
Yan Zhao kahkaha attıktan sonra: ‘’Olur mu öyle şey canım, kim ölmek ister ki? Tamamdır neyse, şimdilik gitmem gerekiyor. Siz ikiniz konuşmaya devam edin. Oh, Xiao Yao son bir şey daha. Zaman bulduğunda bize mana haplarından yapabilir misin? Prag ileride bir sürü bölgeyi keşfe gideceğinden pil stoğuna ihtiyacımız var…’’
Başımı öne doğru salladım: ‘’Tamamdır.’’
Adamlarını yanına alan Yan Zhao arkasını dönmüş giderken arkasından seslendim: ‘’Yan Zhao amca, bekle!’’
‘’Hm?’’ diye arkasını döndü.
Ellerimi birleştirdim ve gülümsedim: ‘’Şey…bir şey sormak istiyordum, kombonu nasıl yaptın? O kadar araştırmama rağmen nasıl olur da bu konuyla ilgili hiçbir şey bulamam?’’
Yan Zhao’nun suratında boş bir bakış vardı, gülümsedi: ‘’Öyleyse…Prag’a katılana kadar bekle, o zaman söylerim…’’
……
Alçak herif…
Söz bitmiş ve ben bu adamın cimriliği karşısında donakalmıştım. Neyse, başkasının yardımına ihtiyacım yok. Kendim bir şekilde hallederim.
Arkamı döndüm ve Qing Qian’a bir bakış fırlattıktan sonra elimi uzattım: ‘’Hadi, şu [Keskin Rüzgar Bitkileri]’ni bana ver de 4. Seviye haplarını yapayım…’’
Magnec