Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

271. Bölüm Eskilerin Şehri

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 Vahşi Kelebek Arazisi, gün batımı…

 Saat 22:00 suları olmasına rağmen oracıkta dikiliyorduk.

 ‘’Bu kadar mı yani?’’ diye sordu Kan Kontratı’nın başkan yardımcılarından Mavili.

 Han Bei Song söylendi, ‘’Sanmıyorum…’’

 İmparator Qin’in Kılıcı’nı kınına soktuktan sonra gülümsedim, ‘’Fark etmez, üç şehrin de savaş alanına dönmesi kaçınılmaz bir durum. İnsanın olduğu yerde, savaş da olacaktır; özellikle de bu sanal gerçeklik oyununda savaş olmadığı taktirde durumun ne kadar sıkıcı olacağını göz önünde bulundurmak lazım. [Kahramanın Heybeti] öylece meseleyi bırakacak mı bilmiyorum; lakin Wang Ze Cheng’in kolay kolay pes etmeyeceğine şüphem yok.’’

 Matcha, ‘’Ayrıca…Q-Kılıcı’nın lafları da biraz şüpheliydi; İlk Gruba dair gerekeni yapacağını falan söylediğini hatırlamıyorum. Bunun yanında, [Kahramanın Heybeti]’nin İlk Grubu çoktan şehre yerleşti. Biz istesek de istemesek de Ba Huang’dan gitmeyeceklermiş gibi görünüyor. Gelecekte onlarla savaşacağız; bu savaş son savaşımız olmayacaktır.’’

 Yanımda duran Wan Er hafifçe gülümsedi, ‘’Ben şehre gidip, Q-Kılıcı’na meseleyle ilgili tam olarak ne düşündüğünü soracağım. Eğer [Zhan Long]’a sorun çıkmaya niyetliyse düşünmeden [Kahramanın Heybeti]’ni terk ederim, olur biter. Bizlere sadık oyuncuları da getirip, Ba Huang’a yerleşiriz. Eğer böyle bir düşüncesi yoksa, Dong Cheng Yue’yle birlikte 24 gün daha klanda kalacağız…’’

 ‘’24 gün, çok uzun…’’ diye kendi kendime söylendim.

 Wan Er sözlerimi duymuş ve gülümsemeden edememişti, ‘’Tamam tamam, o kadar da uzun değil. Gün sayıyorum resmen…’’

 Dong Cheng Yue gülümsedikten sonra bana baktı, ‘’Patron, eğer Wan Er’le birlikte Zhan Long’a katılırsak bize hangi pozisyonları vereceksin?’’

  Sesli düşündüm, ‘’Wan Er ve Yue Qing Qian Başkan Yardımcısı olacak, seni de Üstat yapacağız; kusura bakmayacaksın artık. Sonuçta Kahramanın Heybeti’nde patronluk yaparken, burada yalnızca bir Üstat olacaksın…’’

  Dong Cheng Yue kıpkırmızı kesilmiş ve genç kadın muzip bir gülümsemeyle söylenmişti, ‘’Diyorsun…Görünüşe göre Zhan Long’da yükselmek Kahramanın Heybeti’nde yükselmekten bile daha zor olacak. En azından [Kahramanın Heybeti]’nde Başkan Yardımcılığı yapabiliyordum. Wuwu, patronun bana daha iyi davranması lazım, azıcık şımartsan keşke…’’

 Yaşlı K’nın suratı yeşile döndü, ‘’Bu…bu nasıl bir tavırdır yahu? ‘Şımartmak’ da ne anlama geliyor? Niye anlayamadım?’’

 Wan Er de ne diyeceğini bilemiyordu, ‘’Tamam tamam, Dong Cheng, yeter dalga geçtiğin, baksana Xiao Yao’nun suratı bile kızardı…’’

 Başımı kaldırdım, ‘’Oh, onunla ne alakası var canım, güneşte çok kalmıştım da…’’

 Kenarda duran Matcha söylendi, ‘’Hey, böyle anlamsız sohbetlere zamanımızı harcamasak diyorum. Bir saat önce yarın sabah 9-12 arasında bakım yapılacağı söylendi. Aynı esnada, her büyük şehir de yeni bir şehre sahip olacakmış…’’

 ‘’Yeni bir şehir mi?’’ Şoke olmuştum, ‘’Nasıl yani?’’

 Matcha gülümsedi, ‘’Aslında yeni bir şehir olarak sayılmaz; bahsedilen mesele ‘Eskilerin Şehri’ olarak geçiyor. Her ay, her büyük şehir yeni bir ‘Eskilerin Şehri’ yaratacak ve bu şehirlerin içinde de oyuncuların savaşması için bir sürü yaratık yer alacak. Toplamda 10 farklı yaratık olacakmış ve oyuncular ‘Eskilerin Şehri’’nin duvarlarına ilk ulaşarak, güçlü bossları öldürüp en iyi ödülleri almak için yarışacakmış. Ayrıca, bunu başaran oyuncunun da ‘Ticaret Tanrısı’nın Rozeti’ diye bir şey alacağını duydum…’’

 ‘’Tiracet Tanrısı’nın Rozeti?’’ Wan Er de şaşırmıştı, ‘’Matcha, bu rozet de neyin nesiymiş?’’

 Matcha elini havaya savurarak gülümsedi; ‘’Gayet basit. Bu rozete sahip olan insanlar şehir lordundan bir miktar arazi isteyebiliyor. Alınan bu araziye de Pazar ya da dükkan açabiliyorsun. Bu sözü geçen dükkanların popülerliği de şehirdeki dükkan miktarına bağlı. Yani uzun lafın kısası…şehirde ilk dükkanı açan kişi kesinkes başarılı olacaktır. Şu an için Ba Huang’daki oyuncu sayısı 2,500,000 civarında…Her gün oyuncuların kişi başına en az 1 RMB harcadığını da düşünürsek, dükkandan günde 2,500,000 RMB kazanılabileceğini de söyleyebiliriz.’’

 ‘’Yarın 12 de mi dedin?’’ diye sordum.

 ‘’Evvet!’’ Matcha onayladı, ‘’Patron, [Zhan Long]’un Eskilerin Şehri’ni ele geçirmesi lazım. Başka seçeneğimiz yok. Yanlış mıyım?’’

 Tabii ki yanlış değildi, ‘’Ölsek bile ele geçirmeden ölmememiz lazım!’’

 Dong Cheng Yue şaşırmıştı, ‘’Niye ki?’’

  Kurt’un gözlerinden adeta yaşlar akıyordu, ‘’Çünkü fakiriz de ondan! [Kan Kontratı]’nı saymazsak, Ba Huang Şehri’nde oyuncularına aylık maaş vermeyen tek klan Zhan Long. Şu anda klan bankasında beş kuruş yok desek, fazla yanılmış olmayız. Klanımız bir meseleye gittiği taktirde oyuncular iksirlerini kendileri almak zorunda kalıyorlar. Eğer böyle devam edersek, oyuncular isyan edecek diye korkuyorum…’’

 General Li Mu kenardan söylendi, ‘’Fakirlikten bahsetmişken, Zhan Long’daki en fakir grubun Cesur Yürek olduğuna kimsenin şüphesi yoktur sanırım. Kardeşlerimizin çoğu kışın kıçları açıkta yatan tipler. Kredi kartı ekstrelerini bile ödeyemiyoruz yahu! Diğerlerinden bahsetmeyelim istiyorsanız, [Prag], [Öncü], [Kahramanın Öfkesi] ve [Uçan Ejderhalar] bile en iyi 1000 oyuncularına aylık kredi kartı veriyor!’’

 Wan Er’in suratında herhangi bir ifade yoktu, ‘’Görünüşe göre…Zhan Long’un Eskilerin Şehri’ni gerçekten ele geçirmesi gerekiyor. Ne diyebilirim ki, yarın için başarılar dostlarım. Rozeti almadan gelmeyin…’’

  Dong Cheng Yue omzuma dokundu, ‘’Genç adam, erken uyu ve sabah erkenden hazırlanmaya başla…’’

 Onayladım ve başımı çevirip, kalabalığa seslendim, ‘’Qing Qian, Li Mu, siz ikiniz Zhan Long ve Cesur Yürek gruplarını ayarlayın. Oyuncular oyundan çıkmadan önce iksir stoğu yapıp, ekipmanlarını tamir ettirsin. Yarın 12:00’da oyunda buluşacağız; Zhan Long Eskilerin Şehri’ni ilk bulan ve o rozeti ilk alan klan olacak. Rozeti almasak bile bu etkinlikten karlı çıkmamız şart!’’

  Yue Qing Qian gülümseyerek onayladı, ‘’Anlaşıldı, Büyük Kardeş Xiao Yao!’’

 Li Mu yumruklarını sıktı, ‘’Cesur Yürek grubunu bana sal patron!’’

 ‘’Tamamdır, erkenden yatalım bugün!’’

 ‘’Anlaşıldı!’’

……..

  Wan Er ve Dong Cheng Yue ikilisi ışınlanma kağıtlarını çıkarmıştı. Aslında Wan Er’in durumu için endişe etmem gerekiyordu; sonuçta genç kadın [Kahramanın Heybeti]’nin Başkan Yardımcısı olsa da, Zhan Long’a yardım etmiş ve hatta İlk Gruba bile saldırmıştı. Sıradan bir insan için bu gerçekten de tehlikeli bir durumdu; ancak Fan Shu Şehri’nin en güzel kadını olmanın yanında, bir de en iyi süikastçisi olduğundan Q-Kılıcı’nın kolayca laf edebileceği biri değildi. Doğal olarak meseleyi de düşünmeme gerek kalmıyordu.

 Işınlanma kağıdını çıkardım!

 Shua!

  Ba Huang’a döndükten sonra ekipmanlarımı tamir ettirmiş ve son kez 7.seviye can iksirlerimi ve mana haplarımı tazelemiştim. Bütün mesele hallolduktan sonra geriye bir tek ertesi gün yaşanacak etkinliği beklemek kalmıştı. Ticaret Tanrısı’nın Rozeti yeni bir gelişmeydi; görünüşe göre Ba Huang Şehri’ndeki kaynak ve güç savaşı tavan yapacaktı; lakin ortaya böyle bir etkinlik çıktığı için liderliği kimin ele geçireceğini tahmin etmek gerçekten zordu. Ba Huang’ın başına geçecek klan sayısız mücadelenin ardından belirlenecekti.

 Zhan Long için bu mücadele klanın geleceğini ilgilendiriyordu; [Kader]’in kralları olup olmayacağımız belki de bu meseleye bağlıydı. Bunu düşündükçe kanım kaynıyor ve gençliğime geri dönüyordum. Sonuçta, kim dünyaya hükmetmek istemezdi ki?

 Daha önce böyle bir hayalim vardı; ancak ne yazık ki hayalim toza dumana karışmıştı…

 

……

 Oyundan çıktığımda saat 23:00 sularıydı. Telefona baktığımda Wang Xin’den bir mesaj geldiğini gördüm, ‘’Li Xiao Yao, eğer bu gece müsaitsen, ofise gelebilir misin? Sana bir şey göstermem lazım!’’

 Mesaj yarım saat önce gelmişti, mm, gidebilirdim!

 Yi Hai’mi saldıktan sonra etrafta şüpheli bir durum olmadığını onayladım. Wan Er’in bana aldığı kıyafetleri giyip, odadan çıkmıştım. Kadınlar yurdundan geçerken ortalık gayet sakindi. Spor salonunun ve birkaç bölgenin daha yakınlarında güçlü auralar vardı; ancak bu auralar Lin Tian Nan’ın yerleştirdiği korumalara aitti. Alt kattaki 40 yaşındaki yaşlı korumayı da yakından tanıyordum. Herifin yetenekleri hiç de fena sayılmazdı.

 Kampüs duvarlarından çabucak atladım. 10 dakika bile geçmeden Polis istasyonuna ulaşmıştım. Nöbetçi beni tanımıştı, ‘’Geldin demek!’’

 ‘’Evet!’’

  Çok geçmeden binaya girdim ve konferans odasının yolunu tuttum. Odaya ulaştığımda içeride Wang Xin ve birkaç liderin daha toplanmış, bir haritaya baktığını görmüştüm.

……

 ‘’Lider Wang!’’ Diye seslendikten sonra içeriye girdim.

 Wang Xin gülümsedi, ‘’Li Xiao Yao gelmiş; bu insanları tanıyor olmalısın, hepsi de Hangzhou’daki Özel Suç departmanından gelen özel isimler. Bu arkadaşımız Li Xiao Yao, özel harekat ekibimizin parlayan yıldızı.’’

 50 yaşlarında görünen bir takım lideri başını çevirip, bana baktı, ‘’Selam parlayan yıldız, daha önce adını duymuş olsak da tanışma fırsatı bulamamıştık. Gerçekten de yakışıklı ve gençmişsin; onca genç polisin kalplerini çalmana şaşmamalı…’’

 Utanmıştım, ‘’Fazla abartıyorsunuz. Durum nedir?’’

 Wang Xin masadaki eşyaları gösterip, söylendi, ‘’Gel de kendin bak. Son zamanlarda Kan Tırpanı’nın yaptığı birkaç meseleyi kanıtlamayı başardık. Ayrıca, Kan Tırpanı’nın arkasındaki asıl adam da nihayet ortaya çıktı…’’

   Olay yerinin fotoğraflarını inceledikten sonra kanıt dosyasını görmüş ve elime almıştım---

 Kan Tırpanı’nın Patronu: Kui Fan, Hanzhou Bölgesi, 34 yaşında. Eskiden Çin-Myanmar sınırında askerlik yapmış. 4 yılın ardından ülkeye dönerek 5 bar ve 3 gece kulübü açmış. Herifin işlediği suçların haddi hesabı gerçekten yoktu ve adamın üst seviyeli bilinmeyen bir devlet görevlisi tanıdığı vardı.

 ‘’Kui Fan…’’ Kaşlarım çatılmıştı, ‘’Neden daha önce bu adı duymadım…’’

 ‘’Aynen öyle, asıl sıkıntı da bu zaten, daha önce hiçbirimiz herifin adını duymadığı için meseleyi nasıl inceleyeceğimizi de bilemiyoruz.’’ Wang Xin söylendi.

 ‘’O zaman ne yapacağız?’’

 ‘’Herifin harekete geçmesini beklemekten başka çaremiz yok.’’

 ‘’Biraz pasif kalmaz mıyız?’’

 ‘’Çaremiz yok…’’ Wang Xin söylendi, ‘’Sadece dünden beri Kan Tırpanı’nın meselelerini takip etmememi söyleyen 7 telefon aldım. Hmph, ordudaki Sun Xiang’ın desteği olmasaydı çoktan pozisyonumu kaybetmiştim…’’

  Sinirlenmiştim, ‘’Aşağılık herifler…Kan Tırpanı kim bilir bugüne kadar kaç masum insanı katletti. Bu herifleri koruyanlar gerçekten insan mı yahu?!
 

 []  []  []