Eglenmek derken kardes?!??! Xiao yao eglen sinlarla snssnnsnsjsjsnsns .
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
245. Bölüm Hadi Bakalım
‘’Grupları nasıl ayıracağız?’’ Han Bei Song sordu.
Han Bei Song’un arkasında duran Mavili dudaklarını büküp, araya girmişti: ‘’[Kan Kontratı]’mızın az oyuncusu olduğundan lütfen bizi Jian Feng Han’ın karşısına koymayın, yoksa katliama uğrayan tarafın kim olacağını görürüsünüz…’’
Matcha gülümsemeden edememişti. Mavili’yi sakinleştirdi: ‘’Öyle yapmayacağız zaten. [Kan Kontratı] dış halkada kalıp, orada mücadele edecek. Gücümüzü üç’e bölmeyi düşünüyorum; gruplara [Karanlık Saray]’dan 200’er ve Zhan Long’dan da 200’er oyuncu koyacağız. Gücün ana kısmı Rahiplerden, Şövalyelerden ve Şifacılardan oluşacak. Bu grup maden girişindeki rakipleri durdurarak, Jian Feng Han’ın kullanmaya çalışacağı güçlere karşı çıkacak. Ardından, en elit ve güçlü oyuncularımızla birlikte dışarıdan gelen destek ekiplerine pusu kuracağız.’’
Matcha planı açıklarken haritayı çıkarmış ve herkese mekanı göstermeye başlamıştı: ‘’Arktik Tilki Ormanı’nın güneyinde geçilmesi imkansız tepeler ve dikenli ormanlar bulunuyor. Arktik Tilki Ormanı’na girmenin yalnızca iki yolu var; doğudaki Batan Ay Vadisi’nden ve batıdaki Kızıl Arazi’den geçmek…Zhan Long ve Parçalanan Kemikler elit güçlerini yollayarak Batan Ay Vadisi’nde pusu kuracak ve Karanlık Saray’la Kan Kontratı ikilisinin elitleri de Kızıl Arazi’ye gidecek. Bir saat içerisinde [Öncü]’nün destek ekiplerini yerle bir etmemiz lazım, bu şekilde rakibin moraline de sağlam bir darbe geçirmiş olacağız. Mesele bu raddeye ulaştıktan sonra, odağımızı mağara girişine çevirecek ve Jian Feng Han’a son darbeyi indireceğiz.’’
Han Bei Song derin bir iç çekmişti: ‘’Yani Kan Kontratı araziyi mi savunacak?’’
‘’Evet!’’
‘’Tamamdır, anlaşıldı. Üzerimizdeki baskı baya fazlaymış!’’
‘’Baskı her yerde fazla zaten!’’
‘’Peki…’’
……
Han Bei Song, Karanlık Bulutlar ve Kan İçinde 1700’e yakın oyuncuyu Kızıl Arazi’ye götürmüş ve bu esnada da Zhan Long-Parçalanan Kemikler ikilisinden 1400 oyuncu Batan Ay Vadisi’nin yolunu tutmuştu. Vadi Arktik Tilki Ormanı’nın dışında, 1 kilometre uzakta bulunuyordu. Henüz [Öncü] oyuncuları gelmediği için önden direkt pusu kurabilme şansımız vardı.
Çalılıklardan yürüdükten sonra Batan Ay Vadisi’ne çıkan geçişte durduk. Başımı kaldırdığımda, iki tarafımızda da yükselen dağları görünce keyiflenmiştim. Yüksek bölgelerdeki ormanlar cidden akılalmaz bir bitki örtüsüne sahip oldukları için kendimizi kolayca gizleyebilecektik. Üstelik, ormana durmadan yağmur yağdığı için vadi ve orman arasındaki geçişte beş metre derinliğinde, üç metre genişliğinde bir nehir oluşmuştu.
Matcha nehri gösterip söylendi: ‘’Hızlanın. Birkaç tane ağaç kesip nehri kaplayın. Nehri ufak bir tuzak olarak kullanabiliriz!’’
Kurt onayladı: ‘’Aynen, Yaşlı K, Ah Lei yanınıza birkaç adam alıp benimle gelin. Ağaç keseceğiz…10 dakikamız var!’’
İki dağ tepesini gösterip söylendim: ‘’Binlerce Güneş ve Sevgili Duck, uzun mesafe oyuncularımızı dağ tepelerine yerleştirin; kendinizi gizleyebileceğiniz güzel bir mekan bulun. Haritada görünmediğinize emin olmak için sık çalılara saklanabilirsiniz. Tek bir nokta bile görmek istemiyorum!’’
Binlerce Güneş başını öne salladı: ‘’Tamam, anlaşıldı!’’
Yue Qing Qian ve Yue Wei Liang ikizleri adeta aynı anda bana sormuşlardı: ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao. Biz ne yapacağız?’’
Matcha’ya bir bakış attığımda, kadın karşılık olarak hemen gülümsemişti: ‘’Başkan Yardımcısı bütün süikastçileri toplayıp, nehirde kuracağımız tuzağın arkasına saklanacak. Gereğinden fazla oyuncuları oldukları için birçok rakip bu ‘asıl tuzağımız’’dan geçecektir. [Arkadan Bıçaklama] ve [Delme]’yi kullanarak gerekeni yapacaksınız. Dağ tepelerine yerleştirilen oyuncular sizi destekleyecektir; ancak fazl abartmamaya çalışın. Eğer yaralanırsanız iyileşmek için geri çekileceksiniz!’’
Yue Qing Qian gülümseyerek başını öne salladı: ‘’Anlaşıldı. Gidelim!’’
Meselenin ardından [Parçalanan Kemikler]’in 900+ oyuncusu bir bir dağlara çıkmaya başlamıştı. Dirilen Kılıç mızrağını kaldırıp, yanıma geldi: ‘’Bununla birlikte, artık iki dağ tepesini uzun mesafe oyuncuları ve şifacılarla kaplamış bulunuyoruz. Birkaç adam toplayıp, ön saflara geçmeme izin ver. Zaten birinin bunu yapması gerekiyor.’’
Gülümsemeden edememiştim: ‘’Sorun yok; Li Mu, Wang Jian, Yaşlı K, Dong Cheng Lei ve ben de senin yanında olacağız. Savaşın mücadelesi rakibi öldürmek değil, onların ilerleyişini durdurmak!’’
Dirilen Kılıç heyecanla yumruklarını sıkmıştı: ‘’Güzel, o zaman bu pusuyu sabırsızlıkla bekleyeceğim!’’
Matcha’nın suratı ekşidi: ‘’Tamam millet pozisyonlarınızı alın. Gelmelerinde daha 7 dakika var!’’
‘’Anlaşıldı!’’
……
Okçular, Büyücüler, Silahşörler ve Şifacılar dağ tepelerine tırmanıyorlardı. Kalın ve sık bitki örtüsünü kullanarak gövdelerini gizlemeye koyulmuşlardı. Çok geçmeden haritanın dağ bölgesinde birkaç nokta görülmeye başlamış ve bu noktalar da Matcha’nın talimatlarıyla kendilerini gizlemeyi başarmıştı. Yalnızca Zhan Long ve Parçalanan Kemikler’in 200 ağır zırh sınıfı oyuncuları ve şifacıları ortadaki dar geçitte duruyordu. Burada ölümüne [Öncü] oyuncularıyla karşılaşacaktık!
“Huff…”
Yanımda duran Matcha Ejder Ruhu’nun Cam Mızrağı’nı kavrarken ağır ağır nefes alıyordu. Oval suratında bir parça kızıllık belirmiş ve 34C göğüsleri aşağı yukarı oynamaya başlamıştı. İnsanın kanını kaynatan güzel gözleri mesafeyi izliyordu.
‘’Ne yani, gerildin mi?’’ diye gülümsedim.
Matcha dudaklarını ısırdı; ‘’Patron, ilk defa bu kadar fazla insanı komuta ediyorum, sakin kalabileceğimi mi düşünmüştün?’’
Geniş bir kahkaha attım: ‘’Sorun yok, hepimiz yanındayız!!’’
‘’Aynen öyle!’’
Dong Cheng Lei de gülümsemişti: ‘’Aynen öyle, yanında büyük kardeş Xiao Yao ve biz varız. Keskinkes o üçüncü sınıf [Öncü] oyuncularının işini bitreceğiz…’’
Li Mu donakaldı: ‘’Yok canım, herifler üçüncü sınıf oyuncu falan değiller. Son aldığım haberlere göre Batan Ay Vadisi’ne gelen [Öncü] oyuncularına Kuzey Kutbu önderlik ediyormuş. Toplamda 6000 kişilik sağlam bir orduları var. Sadece sayı bakımından bile bizim dört katımızlar!’’
Kılıcımı kavradım: ‘’O zaman Kızıl Arazi’ye gönderdikleri takımın en azından 8000 oyuncuya sahip olması lazım ve muhtemelen grubu da Simple yönetiyor. Bizimkilerin onları durdurabileceğini hiç sanmıyorum. Buradaki mücadeleyi bir an önce bitirip, oraya yardıma gitmemiz lazım!’’
Li Mu başıyla onayladı: ‘’Ben de ondan endişeleniyordum. Başlarında Simple olduğuna göre bir sürü büyücüye sahip olsalar gerek. Bizimkilerin onlara dayanmasına imkan yok.’’
Dirilen Kılıç kalkanını yere saplayıp gülümsedi: ‘’O kadar endişelenmenize gerek yok, dostlarımıza biraz daha güvenmemiz lazım. Bildiğim kadarıyla Karanlık Bulutlar, Kan İçinde ve Han Bei Song bu tür çaresiz ve zor mücadelelerde usta isimlerdir. Zaten heriflerin ölmek umrunda falan değil. O büyücü, Simple bile onlara kafa tutamayacaktır. Neyse, biz kendi işimize bakalım!’’
‘’Tamamdır!’’
……
Birkaç dakika sonra…
‘’Geldiler!’’ Gökyüzündeki Matcha mızrağını hazırladı. Kanatlarını çırparak yere inmiş ve söylenmişti: ‘’Kuzey Kutbu manyak bir orduyla buraya geliyor, millet, hazır olun!’’
Kart çıkarıp kükredim: ‘’Herkes Pardon Kartı kullansın. Fazla seviye kaybetmeyin!’’
Li Mu, Wang Jian, Yaşlı K, Dirilen Kılıç ve diğerleri Pardon Kartları’nı çıkarmaya başlamıştı. Bu kartlar PK’nın olmazsa olmazlarından biriydi. Mücadeleye girdiğinizde en azından 10 insanı öldürebilecek fırsatı yakalayabiliyordunuz. Pardon Kartı kullanmadığınız taktirde isminiz kızıla dönüyor ve bu şekilde öldürüldüğünüzde 2 seviye kaybediyordunuz ki bu çoğu insanın karşılayabileceği bir durum değildi. Sonuçta, seviye kasmak bir hayli zordu ve her gün SS-seviye görevlere denk gelerek TP kasamıyordunuz.
Ufukta, Kuzey Kutbu asasını tutarak, omuzlarında [Öncü] amblemleri taşıyan geniş bir oyuncu kitlesini bizlere doğru getiriyordu. Rakip takımdaki oyuncuların hepsi de omuzlarındaki [Öncü] sembolünde yer alan keskin kılıç gibi sert ve keskin görünüyordu.
Aptal Olma da mızrağını kavrayıp, gözlerini kısarak söylenmişti: ‘’Kuzey Kutbu, durum iyi görünmüyor. Hazırlanmışlar. Şunlara bak, Zhan Long ve Parçalanan Kemikler adamlarını yerleştirip, bizi beklemeye koyulmuşlar. Görünüşe göre Kaygısız Xiao Yao dersine iyi çalışmış, ne yapacağız? Geri dönüp, şu dikenli ormandan mı geçelim?’’
Kuzey Kutbu başını iki yana salladı: ‘’Olmaz, dikenli ormandan geçersek oyuncuların büyük bir kısmını kaybederiz. Sen yüksek can ve defansa sahip olan bir şövalye olduğun için meseleyi anlayamıyorsun. Büyücülerimiz ve okçularımız nasıl hayatta kalsınlar öyle bir durumda? Aptla Olma, meseleye bir bak istersen. Sanırım bizi sadece oyalamak istiyorlar. Duyduğuma göre asıl saldırılarını madene yapacaklarmış. Arkamızda 7000 adam duruyor, onları direkt olarak ezip, Klan Başkanı’nın yanına gidebiliriz!’’
Aptal Olma başıyla onayladı: ‘’Tamamdır. Bu sefer 7000 kişiyi sen komuta ettiğin için lafını dinleyeceğim.’’
Kenarda duran Elvade Gözyaşları’nın suratı ekşidi: ‘’Dağ tepelerinde pusu kurmuş olabilirler mi?’’
Kuzey Kutbu soğuk bir kahkaha savurdum: ‘’Cahil, budist rahip seni…Zhan Long ve Parçalanan Kemikler’in toplam kaç oyuncusu var sanıyorsun? Pusu kursalar bile kolayca ezip geçebiliriz onları, sıkıntı yapma.’’
Elveda Gözyaşları başını iki yana salladı: ‘’Hiç sanmıyorum, önden birkaç adam yollayalım derim ben!’’
Elini havaya savurup, söylenmişti: ‘’10 Rüzgar Elfi, dağlarda gizlenen var mı diye bir bakın bakalım!’’
“Huahua..”
Gökyüzünden 10 Rüzgar Elfi dağlara doğru uçuyordu!
……
‘’Sıkıntı…’’ Matcha’nın suratı ekşidi. ‘’Etrafı gözlemliyorlar, ne yapacağız?’’
Binlerce Güneş gökyüzünden gülümsemişti: ‘’Matcha, öldürelim mi şunları? Kendine güveniyor musun?’’
‘’Tabii ki!’’
Anında güzeller güzeli iki Rüzgar Elfi ileriye atılmıştı. Ejder Ruhu’nun Cam Mızrağı’nı kavrayan Matcha [Kutsal Gölge Kalkanı]’nı aktif etmiş ve ikilinin defansı direkt artmıştı. Ardından [Gölge Kesiği]’ni kullanarak üç Rüzgar Elfi okçusuna 1000’er hasra vermişti. Aynı zamanda saldırısı Rüzgar Elfleri’ne sahip oldukları canın %20’sinden daha fazla hasar verdiği için üçlü direkt olarak kanatlarını yitirip, ormana düşmeye başlamıştı.
“Shua!”
İlüzyon Vari Kelebek Kraliçesi kanatlarını çırparak [Dans Eden Sarmaşıklar]’ı akitf edip, diğer yeteneklerini de kullanmaya koyuldu. Bu yetenekleri sayesinde iki Rüzgar Elfi daha uçma yetilerini kaybetmişlerdi.
Binlerce Güneş asasını kaldırıp [Mana Kalkanı]’nı aktif etti. Ardından [Ateşin ve Buzun Sütunu]’nu kullanarak 2 Rüzgar Elfi’ni öldürmüştü. Hemen ardından [Boyut Zıplaması]’nı aktif ettiği gibi 24 metre ileriye zıpladı. [Buz Saçağı] büyüsü Rüzgar Elfleri’nden birini yere yığmış ve kadın durmaksızın bir kez daha zıplayarak [Deniz Yosunu Oku]’nu fırlatmış ve son Rüzgar Elfi’ni de yere yığmıştı!
Dirilen Kılıç şaşkına dönmüştü: ‘’Vay arkadaş, Binlerce Güneş’in büyü gücü ve savaş ritmindeki kontrolü acayip iyiymiş. Klan Başkanı Kaygısız, böyle güzel bir canavarı nereden buldunuz?’’
‘’Nereden bileyim ben…’’
Dirilen Kılıç: ‘’…’’
……
İki Rüzgar Elfi mücadeleyi sonlandırdıktan sonra geri dönmüştü. Karşı tarafın 10 Rüzgar Elfi yere yığılmış ve artık uçmaya bile cesaret edememeye başlamıştı!
Keng!
Flama taşıyıcılarından biri kılıcını çekip kükredi: ‘’Başlarım böyle işe, daha fazla dayanamıyorum! Böyle ufak bir grup gelmiş bize artistlik yapıyor: Takım Kaptanı Kuzey Kutbu, izin ver direkt dalalım şunlara!’’
Kuzey Kutbu asasını yukarıya kaldırıp, kükremişti: ‘’Herkes, ileri! Ön safları aşın ve Çile Matcha’yla Binlerce Güneş’i canlı yakalayın! Biraz eğlenelim şunlarla!’’
Birbiri arkasına, [Öncü] oyuncularını silahlarını çekerek bizlere doğru atılmıştı…
Magnec