Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

243. Bölüm Lütfen Beni De Alın!

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

“Huaaa…”

 Çalılar titremiş ve Zhan Long grubumuz hızla Arktik Tilki Ormanı’na giriş yapmıştı. Arkamızdaki Fushen Bin Kılıç yaklaşık 200 [Öncü] üyesiyle bizi takip ediyordu. Yaşlı K ve Binlerce Güneş silahlarıyla birlikte birkaç büyücüyü arka tarafa götürüyordu. Zhan Long’un üçüncü resmileştirmesini alan üç büyücüsü olduğundan, [Boyut Zıplaması] yetenekleriyle kolayca kaçabilecekleri için onları arkada tutmak gayet mantıklıydı.

 ‘’Qing Qian, aradığımız demirciye ne kadar uzaktayız?’’ Diye sordum.

 Yue Qing Qian dudaklarını ısırıp cevapladı: ‘’Fazla değil, dağ eteklerinde, maden yapıyor olması lazım…’’

 ‘’Tamam bakalım…’’

……

  Grubumuz ormana girmiş ve hızla ilerlemişti. Sonsuz görünen dağ manzarası gökyüzündeki kızıllıkla birlikte muazzam bir ambians yaratıyordu. Gökyüzüne yayılan kızıllığın sebebi Kızıl Bronz mineralleriydi. Dağın tamamı maden konusunda bir hayli zengindi ve Kızıl Bronz’dan tutun da Kan Altını’na kadar uzanan bir çeşitlilik mevcuttu. Durum böyle olunca, [Maden] yeteneği konusuna odaklanan kişiler de burada yetenek seviyelerini geliştiriyorlardı.

 ‘’Tam orada, az kaldı!’’

 Yue Qing Qian mesafeyi göstermiş ve boştaki eliyle kolumu yakalamıştı: ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, çabuk gidelim…’’

  Baştan aşağıya zırhlara büründüğüm için puanlarını çevikliğe basan Yue Qing Qian’ın hızına yetişebilmem mümkün değildi. Bambu ormanına doğru beni sürüklediğinde, Yaşlı K ve diğerleri de peşimizden gelmeye başlamıştı. Bambu ormanının yanındaki madenden gelen Ding Ding Ding seslerini duyabiliyorladuk. Yakınlarda 62.seviye elit kurtları görünce şaşırmıştım. Buraya madencilik yapmaya gelen biri sıradan olamazdı!

  Toprağın kekremsi kokuları burnuma ulaşıyor, Yue Qing Qian yakındaki çalılıklara doğru beni sürüklüyordu. Ön tarafa baktığımda, baştan aşağıya zırhlara kuşanmış ve elinde çekiçle küreği tutarak gümüş taşları oymaya çalışan bir adam görmüştüm. Herif 28 yaşlarında görünüyordu ve suratı ter içindeydi; lakin çekici savuruş şekli bir hayli sağlamdı; zira taşın zayıf noktalarına vuruyordu. Keng Keng! Çok geçmeden geniş bir taş parçasını çıkarmayı başarmıştı.

 ‘’Selam!’’ Yue Qing Qian öne çıkıp, gülümsedi. ‘’Seninle tanışmak isteyen kişiyi getirdim…’’

 “Oh?”

 Madencilik yapan genç vücudunu çevirmiş ve herifin başında birkaç kelime belirmişti---

Saray Fermanı Sv 60 Altın Şövalye
Şehir: Ba Huang Şehri
Klan: Efsanevi Mitler
Pozisyon: Normal Üye

……

 Saray Fermanı bana bakıp, gülümsedi: ‘’Kaygısız Xiao Yao, gerçekten sensin demek. Ba Huang’ı baştan aşağıya değiştiren efsanevi bir figürle tanışacağımı düşünmemişim!’’

 Nazikçe gülümsedim: ‘’İstediğini söyle ama ben sadece herkes tarafından kovalanan sıradan biriyim. Neyse, bana bir kılıç konusunda yardım etmeni istiyorum…’’

 Saray Fermanı şaşırmıştı: ‘’Oh? Bildiğim kadarıyla, Kılıç Döven Maviizler ve oyuncuların aldığı taşlar yalnızca 60.seviye ve altını içeriyor. Ba Huang Şehri’nde taş atsan 6.seviye demircinin kafasına düşer cidden..’’

 Başımı iki yana salladım: ‘’Ne yazık ki sahip olduğum kılıç 6.seviye demirci değil, 10.seviye bir demirci istiyor!’’

 ‘’Ah? 10.seviye…’’ Saray Fermanı’nın suratında şüphelenen bir ifade belirmişti: ‘’Klan Başkanı Xiao Yao, ilk önce temel materyellerinizi gösterebilir misiniz? Dürüst olmak gerekirse oyunun bu zamanlarında kılıç yaptırmak için 10.seviye demirciye ihtiyacınız olacağına inanmıyorum… ‘’

 Başımı öne sallayıp, tamamlanmamış İmparator Qin’in Kılıcı’nı çıkardım. Kılıcın puanları Saray Fermanı’nın önüne belirmiş ve hemen söylenmiştim. ‘’Alet bu işte. 10.seviye demircinin yanında 100 parça 10.seviye Qilin Demir Taşı’na da ihtiyacım var. Yalnızca bu koşulları yerine getirebilirsem kılıç eski heybetine kavuşabilir!’’

 Saray Fermanı’nın kısılan gözleri düşünce dolu ışık hüzmeleri barındırıyor ve herifin elinde tuttuğu çekiç heyecandan sebep titremeye başlıyordu: ‘’Tanrım, ne eşya ama! Oyuna başladığımdan beri böyle manyak bir şey görmedim!’’

 Gülümseyerek sordum: ‘’Yardım edecek misin?’’

 Saray Fermanı kararlı bir ifadeyle söylendi: ‘’Edeceğim, ama isteklerim bir hayli fazla olacaktır!’’

 ‘’Oh? Söyle bakalım…’’

 ‘’Tamam…’’ Saray Fermanı dağ eteklerini işaret etmişti: ‘’Demircilik seviyem şu an için 9.seviyede. 10.seviyeye ulaşabilmek için hala %77’ye ihtiyacım var, ancak son zamanlarda yalnızca 8.seviye gümüş madenleriyle uğraştığım için seviye kasma hızım da azalmış durumda. Seviyemi artırabilecek en iyi madenler oradaki dağ eteğinde bulunuyor; ancak ne yazık ki oradaki maden [Öncü]’nün kontrolü altında. Klanlarına üye olmayan insanların içeri girip, Kan Altını çıkarmasına izin vermiyorlar.’’

 Lafını bitirdikten sonra nefes alıp, devam etmişti: ‘Yine de [Öncü]’nün bu hareketi insanı güldürüyor. Heriflerin klanındaki en yüksek demirci 7.seviyede sonuçta. Her ne kadar madene kimse girmesin diye etrafı çevrelemiş olsalar da, gizli gizli girmeyi düşünmüştüm; lakin Jian Feng Han bizzat madenin girişini düzenlemeye başlayınca…’’

 Yaşlı K savaş baltasıyla öne atıldı: ‘’Çoktan [Öncü]’nün madenleri ele geçirdiğini onayladık. Diğer klanların yaklaşmasına izin vermiyorlarmış.’’

 Saray Fermanı’nın suratında öfke dolu bir ifade vardı: ‘’Aynen öyle. Oyundaki kaynakların herkese açık olması lazım. Yeterince seviyen varsa, gidip istediğin gibi madeni çıkarabilmen gerekirdi; ancak [Öncü] resmen madene arka bahçeleriymiş gibi davranıyor.’’

 ‘’Klan Başkanı, ne yapacağız?’’ Binlerce Güneş sordu.

 Mesafeye bakıp, söylendim: ‘’Madem durum böyle, direkt mekanı açacağız!’’

 ‘’Bunu nasıl yapacağız peki?’’ Diye sordu heyecanlanan Saray Fermanı.

 Cevapladım: ‘’Qing Qian, Yaşlı K ve Matcha, üçünüz Li Mu ve Wang Jian’ın grubuyla iletişime geçin. [Zhan Long] 700 oyuncusuyla Alev Taşı Kanyonu’nda mücadele edecek. Birlikte Arktik Tilki Ormanı’na gireceğiz! Ardından….[Karanlık Sayar], [Parçalanan Kemikler] ve [Savaş Rüzgarları]’yla iletişime geçeceğim. 4 klan birleşirsek bakalım [Öncü] bize karşı ne yapabilecek!’’

 Yaşlı K göbeğine bir şaplak atıp kahkahaya boğuldu: ‘’Böyle bir şey söylemeni ne zamandır bekliyorum; [Öncü] fazla artistlik yapıyordu. Sürekli kendilerine Ba Huang’ın 1 numaralı klanıyız deyip, millete bulaşıyorlardı. Bugün meseleyi kılıçlarımıza ve mızraklarımıza bırakacağız!’’

 Başımı öne salladım: ‘’Çabuk ol da diğerleriyle bağlantı kur, herkese plandan bahsedin!’’

 ‘’Tamam!’’

 Ardından [Karanlık Saray]’ın liderine arkadaşlık isteği yolladım ve hemen arkasından da cevap gecikmemişti---

 ‘’Kaygısız Xiao Yao?’’ Karanlık Bulutlar gülümsedi: ‘’Beni arkadaş olarak ekleyeceğini düşünmemiştim. Evet bakalım, olay nedir?’’

 Söylendim: ‘’Karanlık Bulutlar, Arktik Tilki Ormanı’nda Jian Feng Han’a bir sürü adam kaybettiniz. Şu anda, 700 oyuncumu ormana getirip, [Öncü]’yü madenlerini herkese açmaları için zorlayacağım. Bu yüzden sizi de bizimle birlikte savaşmaya çağırıyorum!’’

 Karanlık Bulutlar şaşırdı: ‘’Zhan Long ciddi ciddi sonunda [Öncü]’yle kapışacak yani?’’

 ‘’Evet, aynen öyle!’’

 ‘’Haha…’’ Karanlık Bulutlar kükredi: ‘’Ne zamandır bunu bekliyorum haberin var mı senin! Hahah, bir saate kalmadan herkesi toplarım. [Parçalanan Kemikler] ve [Savaş Rüzgarları]’yla konuşma işini bana bırak. Üçümüz toplamda 2500 oyuncu çıkarabiliriz. Meseleye Zhan Long’un 700 oyuncusunu da katarsak kazanma şansımız düşük olmayacaktır!’’

 Başımı öne salladım: ‘’Evet, çabuk işleri hallet. Arktik Tilki Ormanı’nın sınırında bekliyor olacağım!’’

 ‘’Tamam!’’

 ……….

 Ardından hemen arkadaş listemi açıp [Kan Kontratı]’nın lideri Han Bei Song’u aradım.

 ‘’Kaygısız Xiao Yao? Haha, hayırdır?’’ diye cevapladı.

 Başımı öne salladım: ‘’Duyduğuma göre dün sizin klandan 50 kişinin mücadele ettiği BOSS [Öncü] tarafından çalınmış. Ayrıca sizinkileri de öldürmüşler. Bu meseleyle ilgili ne düşündüğünü merak ediyordum.’’

 Han Bei Song acı acı gülümsedi: ‘’Ne düşünebilirim ki? Dış dünyaya açıldığında kayıplar yaşamadan nasıl hayatta kalabilirsin ki? [Kan Kontratı] kurulalı daha bir hafta bile olmadığı için diğerlerinin bize bulaşması pek de şaşılacak bir durum sayılmaz. Aslında Jian Feng Han’ı altı yıldızlı otellerden birine çağırıp, ondan af dilemek için fırsat kolluyordum. [Kan Kontratı]’nın [Öncü]’nün gözünde bir sıkıntı olarak görünmemesi gerekiyor. Bu yüzden onlardan özür dilemeyi düşünüyorum!’’

 Cevapladım: ‘’Hadi oradan! Böyle devam et çok istiyorsan! Zhan Long, Parçalanan Kemikler, Savaş Rüzgarları ve Karanlık Saray Alev Taşı Ormanı’nda [Öncü]’yle karşılaşmayı düşünüyor. Peki ya sen ne diyorsun bu işe?’’

 ‘’Yok artık!’’ Han Bei Song öfkelenmişti: ‘’Klan Başkanı Kaygısız, sen…bizim neden bu oyunu oynadığımızı düşünüyorsun? Doğal olarak keyif almak için oynuyoruz, milletin işlerine karışıp, hayatımızı kaybetmek için değil! Böylesine bencil bir düşünceyi bendeniz, Han Bei Song asla benimsememişimdir. Zhan Long ve diğer üç klanın birleşerek [Öncü]’ye saldırıp, oyunun barışçıl ve sakin havasını dağıtmak isteyişinize karşı söyleyebileceğim tek bir şey var---Beni de aranıza alın!’’

  Gülümsedim: ‘’[Kan Kontratı]’nın elit oyuncularını çabuk topla, bir saate kalmadan saldıracağız. Ayrıca diğer üç klanla da ittifak kurarsan daha iyi olur. Böylece iletişimi koparmayız!’’

 ‘’Tamamdır!’’ Han Bei Song heyecanlanmıştı: ‘’Hassiktir, sonunda, o zengin şerefsizi Jian Feng Han’a karşı mücadele edebileceğiz. Sırf bu yüzden Arktik Tilki Ormanı’ndaki savaştan sonra bara gidip, geberene kadar içeceğim…’’

 ‘’Hoho…’’

……

 Sakin bir meltem esiyor, dağ eteğindeki ağaç yapraklarını titretiyordu.

 Buz Yağmuru Kılıcı’mı tutarak mesafedeki insanları izledim. Tabii mesafedeki tipler yatay olarak dizilmiş [Öncü] oyuncularıydı. Sıkıntı olmasın diye madenin girişini kapayıp, klanlarından olmayan kimseyi içeriye sokmuyorlardı.

 Keng!

 Jian Feng Han adamlarının önüne geçip, Alevli Bulut Kılıcı’nı çıkardı. Bana bir bakış atmıştı: ‘’Kaygısız Xiao Yao, yine karşımdasın. Ne istiyorsun?’’

 Buz Yağmuru Kılıcı’mı yere saplayıp, söylendim: ‘’Jian Feng Han, sanal gerçeklik oyunlarının uzun geçmişinde, yapılan en aşağılık hareketlerden biri de klan gücünü kullanarak haritaları diğerlerine kapatmaktır. Arkandaki dağda Alev Taşı Kanyonu’ndaki madenlerin %70’i bulunmasına rağmen sizler, [Öncü] olarak mekanı diğerlerine kapatmış durumdasınız. Eğer böyle yaparsanız, Ba Huang’daki diğer klanlara ne olacağını düşünüyorsunuz?’’

Jian Feng Han gülümsedi: ‘’Öyle mi diyorsun? Aslına bakarsan, Ba Huang Ormanı, Batan Güneş Düzlükleri ve Buz Diyarları da maden konusunda zengin haritalar, neden oralara gitmiyorsunuz da [Öncü]’nün mekanına girmeye çalışıyorsunuz. Bu hareketinizi Zhan Long’un bizimle savaşmak istemesi olarak görebilir miyim?’’

 Derin bir nefes çekip, cevapladım: ‘’Doğruları konuşalım madem. Kılıcı tamir ettirmek için bir çeşit görev almış durumdayım. Görev için 10.seviye bir demirci gerekiyor ve şu anda elimizde yalnızca 9.seviye bir demirci var. Onun da 10.seviyeye geçmesi için 9.seviye Kan Altınları’nı çıkarması gerekiyor; lakin bu taşların neredeyse hepsi arkandaki dağa gömülü durumda. Bu yüzden [Öncü]’den, arkadaşımıza madene girmesi için izin vermesi adına buraya gelmiş bulunuyoruz.’’

……

 Jian Feng Han sessizliğini korumuş ve aniden başını kaldırarak kılıcını çekmişti: ‘’Kaygısız Xiao Yao, [Öncü]’nün onca adamını öldürdükten sonra benden iyilik isteyebileceğini mi sanıyorsun? Sana şunu söylememe izin ver, bendeniz, Jian Feng Han, kardeşlerimin kayıplarını üstlenen ve ekipmanlarının sorumluluğunu alan biriyimdir. Sana kaybettiğimiz ekipmanları ve seviyeleri asla geri alamayacağız. Bugün daha mesele yeni başlıyor; bugün daha ilk savaşımızı yapacağız!’’

 Lafını bitirdikten sonra soğuk bir gülümseme savurup, kılıcını bana doğru tutmuştu: ‘’Kan Altını’nı mı istiyorsun? Tabii, ama önce cesedimi çiğnemen lazım. Beni yenebilirsen madene girmenize izin vereceğim! Lakin sizin gibi üçüncü sınıf bir klan bunu başarabilecek mi?!’’