Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

241. Bölüm Tamamlanmamış Eşya

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

Gümüş seviye ve üstü kılıç mı toplayacaktım?

Kalbim dört nala koşmaya başlamıştı; zira bu görev beni yiyip bitiriyordu. Ba Huang Şehri’ndeki en yaygın oyuncu sınıfı ağır zırhlı tayfasıydı. Erkek kısmının kanı kaynadığından dolayı çoğu yakın dövüş sınıflarını seçmişti ve özellikle de büyük bir kesim kılıç ustasıydı. Bu sınıflar oyunun genel oyuncu kitlesini kapsıyordu. Bu yüzden, kılıç tipi silahlar genelde en popüler eşyalardı. Aynı özelliklere sahip silahların içinde baltaların sahip olduğu fiyat kılıçlardan yarı yarıya daha azdı!

Ve bu esnada, görev benden bir sürü kılıç toplamamı istediği için parayı gözden çıkarmam gerecekti!

Envanterime baktığımda, ne olur ne olmaz diye oraya koyduğum 41.seviye gümüş kılıcı gördüm. Kılıcı hemen görev için herife uzatmıştım. Yaşlı adam tek bir kelime bile etmeden kılıcı alıp, fırına fırlattı. Anında eriyen kılıç sıvılaşarak kırık kılıca doğru akmaya başlamıştı.

Ding!

Sistem Mesajı: Kılıç Ruhu’nun güncel uyanma durumu: 0.1%!

……

‘’Hassiktir…’’ Ağzıma neredeyse yere düşüyordu. Gümüş kılıç vermeme rağmen kılıcın yalnızca %0.1’ini uyandırmayı başarmıştım. Ciddi ciddi 1000 gümüş kılıç mı toplamam gerekecekti? Her ne kadar gümüş kılıçlara çöp gözüyle bakılıyor olsa da, aletlerin her biri en azından 50 RMB ediyordu. Eğer Kılıç Ruhu’nu uyandırmaya çalışırsam….

Banka hesabımdaki paraya baktım. Günlük meseleler için kullandığım parayı bir kenara bırakırsak toplamda 60,000 RMB param vardı…

Kenarda, Li Leng diğer kılıcı emmeye başlayan kırık kılıca bakıp, gülümsemişti: ‘’Güzel, Kılıç Ruhu da uyanmak istiyor olmalı. Burada kılıçların kralından bahsettiğimiz için fazla kılıca ihtiyacımız olsacak. Evlat, gidip getirsene!’’

Başımı öne salladım: ‘’Getireceğim, beni bekleyin…’’

Li Leng’in söylediklerini duyunca biraz mutlu olmuştum; zira kırık kılıç öyle normal bir silah değildi. Kılıç ruhu uyandığı taktirde harcadığım onca para da boşa gitmemiş olacaktı; sonuçta, burada gelecekte kullanacağım kılıçtan bahsediyorduk!

Sağdaki çıkışa yöneldikten sonra Ba Huang’ın kuzey kapısına doğru yürümeye başlamıştım. Güçlü görünen; ancak aslen zayıf olan birkaç eşyayı pazara koyduktan sonra kükremeye başladım: ‘’Gümüş ya da daha üstü seviyedeki kılıçlar alınır! Fiyatınızı söyleyin! Elinizde kaç tane varsa hepsini alacağım!’’

Pazarımın adını değiştirip, ‘Çöp kılıçlara iyi fiyat’ diye bir cümle koymuştum. Ardından, oracıkta dikilip satıcıların gelmesini beklemeye başladım.

Ba Huang’da bir sürü insan olduğu için 10 dakikaya kalmadan insanlar önümde toplanmaya başlamıştı. Gerçi gerekenden fazl para istedikleri için çoğunu almamıştım. Bazılarıysa 1 altına satmaya çalışıyorlardı; zira daha fazla para istemeleri mantıklı değildi.

Yarım saat geçtikten sonra 47 civarı kılıç almıştım. Kılıçları yeterince hızlı alamadığım için demirciye koştum ve Fox’a mesaj atarak daha fazla kılıç getirmesini söyledim. Ardından arkadaş listemi açıp, Wan Er’i aramıştım----

‘’Wan Er?’’

‘’Evet? Buradayım, bir şeye mi ihtiyacın var?’’

‘’Bana bir iyilik yapabilir misin?’’

‘’Söyle…’’ Wan Er gülümsedi: ‘’Niye bu kadar çekiniyorsun ki?’’

‘’Peki…’’ elimi havaya savurdum: ‘’Senden…Fan Shu Şehri’ne gidip, bulabildiğin her çöp kılıcı almanı istiyorum. Gerçi kılıçların en azından gümüş seviyede olması lazım. Lütfen bana yardım et, Ba Huang’daki kılıçları çoktan topladım…’’

‘’Eh? O kadar kılıcı ne yapacaksın ki?’’

‘’Görev için lazım. Şu aldığımız kadim ruh kılıcını hatırlıyor musun? Kılıçtaki ruhu uyandırmak için 1000 kılıca ihtiyacım var…’’

Wan Er cevapladı: ‘’Tamam o zaman, benden haber bekle. Fan Shu Şehri’nde bana yardım edebilecek birkaç arkadaşım vardı, 2 saate getirirler…’’

‘’Tamam, teşekkürler!’’

……..

Çok geçmeden, Fox ve klandan diğer amcalar kılıç toplama işine koyulmuştu. Ba Huang’ın kuzey kapısında gezmeye devam ediyordum. Aradan geçen bir saatin ardından 91 kılıç daha toplamış ve envanterimi neredeyse fullemiştim. Oracıkta, envanterimin 100 bölümü neredeyse baştan aşağıya çöp kılıçlarla kaplanmıştı!

 Di!

Wan Er’den mesaj geldi: ‘’Hey…519 civarı kılıç toplamayı başardık, ama yeterli olacak mı? Siz kaç tane bulabildiniz?’’

Keyiflenmiştim: ‘’Fox ve diğerleri sağ olsun 300 civarı kılıç topladık, yani yeterli olacaktır. Fan Shu Şehri’ne gelip, hemen kılıçları alacağım!’’

‘’Merak etme…’’ Wan Er gülümsedi: ‘’Ayrıca, yolda ölürsen ne olacak? Ayrıca ölmesen bile o kadar kılıcı tek başına taşımana imkan yok. Birkaç kişiyi ayarlayıp, oraya getireceğim; sen Ba Huang’da bizi bekle, yarım saate oradayız.’’

‘’Tamamdır, bekleyeceğim!’’

‘’Tamam!’’

İlk olarak Fox’a kılıçları Li Leng’e götürmesi için talimat vermiştim. Bu esnada, kılıç ruhunun uyanışı %50.7 civarındaydı. Wan Er’in getirdiği kılıçlarla birlikte yarına kalmadan ruh uyanacaktı! Heyecanlanmadan edememiştim; zira nasıl bir kılıçla karşılaşacağımı bilmiyordum!

Kuzey kapısında yarım saat bekledikten sonra ormandan bir grup insanın çıktığını gördüm. Grubun önünde güzeller güzeli bir süikastçi vardı ve deri zırhıyla kaplı vücudundan etrafa büyülü bir ışık hüzmesi saçılıyordu. Böyle güzel bir kadın Wan Er’den başka kim olabilirdi ki?

Onun yanında Fan Shu Şehri’nin [Kahramanın Heybeti] kalnından 6 kişi daha vardı. Hepsi de 3.resmileştirmelerini almıştı ve grup bir hayli heybetli duruyordu. Her biri en azından mor ekipmanlarla kuşanmıştı!

Hemen ileri atılıp, onları karşıladım: ‘’Wan Er, iyi çalıştın yalnız!’’

Wan Er başını iki yana sallayıp, cevapladı: ‘’Yok canım, sıkıntı değildi. Gel bakalım, bizzat şu Kılıç Ruhu’nun uyanışına tanıklık etmek istiyorum. Oh, doğru ya, sizi tanıştırmayı unuttum. Yanımda gördüklerinin hepsi benim arkadaşımdır, ayrıca Fan Shu Şehri’nde de iyi tanınıyorlar…’’

Dudaklarımı büktüm: ‘’[Kahramanın Heybeti] cidden gizli yeteneklerin dolaştığı bir klan. Bu kadar fazla üçüncü resmileştirmesini almış oyuncunuz var…’’

Güzeller güzeli 61.seviye okçu gülümsedi: ‘’Bizi fazla övüyorsunuz Klan Başkanı Kaygısız. [Kahramanın Heybeti]’nde 200+ 3.resmileştirmesini alan oyuncu varken, biz nasıl gizli yetenek olarak görülebiliriz ki. Sıradan insanlarız işte…’’

Diğer savaşçı baltasını kaldırıp, gülümsemişti: ‘’Kaygısız Xiao Yao’nun kurduğu Zhan Long büyük klanlara bile kafa tutabilecek seviyede. Ayrıca güzeller güzeli Cang Tong’umuzu buraya kadar getirebildiğine göre, herkes meseleyi anladı…’’

Utanmış ve Wan Er’e bakmıştım.

Wan Er’in kızaran suratı inanılmaz tatlıydı: ‘’Niye bakıyorsun ki? Fazla kafa yorma böyle şeylere. Bu dostlarımla önceki oyunlarda tanışmıştım. Hepsi de güvenebileceğin insanlardır ve eğer…Zhan Long’a katılırsam beni takip edecekler. Ne yani, Zhan Long’un geleceğini düşünmüyorum mu sandın?’’

Keyiflenmeden edememiştim: ‘’Ciddi misin?’’

Daha önce konuşan savaşçı göğsünü kabartmıştı: ‘’Cang Tong’un büyük bir fanı olmanın yanında, yıllardır onunla aynı klanda oynarım. Güzeller güzeli Cang Tong’un dediklerine göre aslen bir dövüş sanatları ustasıymışsın Li Xiao Yao. Q-Kılıcı’nı gerçek hayatta pataklayabildiğine göre acayip güçlü olmalısın. Klan Başkanı Kaygısız, öğrenci kabul ediyor musunuz? Eğer kabul ediyorsanız, kız tavlamak için birkaç taktik öğretseniz diyorum…’’

Suratım yemyeşil kesilmişti: ‘’Tanrım, dövüş sanatlarını kız tavlamak için mi öğreneceksin yani? Cidden ne desem bilemiyorum….’’

Herkes gülmeye başlamış ve Wan Er hafifçe omzuma dokunarak söylenmişti: ‘’Demirciye gidelim. Ruh Kılıcı’nı görmek için uzun mesafeden geliyoruz…’’

‘’Tamamdır, gidelim!’’

……

Grupla beraber şehre girdiğimizde Ba Huang’ın büyük çoğunluğu bize odaklanmıştı. Tabii insanlar yanımda duran güzelliği tanır tanımaz söylenmeye başlamıştı---

‘’Şu..acayip güzellik…Cang Tong mu? Waa…Fan Shu Şehri’nin bir numaralı güzelliği niye buraya gelmiş ki?’’

‘’Pei pei, [Kahramanın Heybeti]’nin Başkan Yardımcısı Ba Huang’a gelmiş; yanında da yüksek seviyeli oyuncular var. Şu…[Kahramanın Heybeti]’nin takım kaptanı ve flama taşıyıcısı değil mi? Buraya niye gelmişler ki?’’

‘’Kim için olabilir acaba? Hadi bakalım!’’

‘’Hassiktir! Şuı…Zhan Long’un Klan Başkanı, Kaygısız Xiao Yao değil mi? Şimdi anlaşıldı durum…’’

……

Gayet utanmıştım; ancak Wan Er bu tarz ilgiye alışık bir insandı. Yandan bir bakış atarak bana doğru söylenmişti: ‘’Gidelim de şu kılıcı uyandıralım artık, yani kızlara bakıp durmasan diyorum…’’

Ben: ‘’Oh, tamam…’’

Yolda biraz daha yürüdükten sonra demirciye ulaşmıştık. Fırına doğru ilerleyip, çöp kılıçları birbiri ardına koymaya başladım. Kılıçlar hemen erimeye başlamış ve kırık kılıç tarafından emilmeye koyulmuşlardı. Kırık kılıç titriyor ve etrafa bir ışık hüzmesi saçıyordu. Görünüşe göre bu kadar kılıç silahın dirilmesi için yeterli gelecekti; işler heyecanlı bir hal almaya başlamıştı!

Yanımda duran Lin Wan Er sessizce bana bakıyor, güzel gözleri beklenti ışıklarıyla doluyordu. Aslında, Jian Feng Han’ın Alevli Bulut Kılıcı’nı geride bırakacak bir kılıç almamı o da istiyordu!

………

Çok geçmeden bir sistem notu kulaklarımda yankılanmıştı—

Ding!

Sistem Duyurusu: Tebrikler, Kılıç Ruhu tamamen uyanmıştır!

……

“Hahahaha……”

Yaşlı demici Li Leng tamamlanmamış görünen kılıcın kabzasını kavrayıp, söylenmişti: ‘’Nihayet…Kılıç Ruhu uyandı. Beklendiği gibi kılıç tam bir ustalık eseri. Hala daha tamamlanmamış olması çok yazık!’’

Kılıcın kabzasını kavradığım gibi akılalmaz bir güç kollarıma yayılmıştı. Aynı esnada, tamamlanmamış kılıcın özellikleri de gözlerimin önüne fırladı----

【İmparator Qin’in Kılıcı】 (Tamamlanmamış Eşya)
Saldırı: 900-1250
Güç: +57
Dayanıklılık: +55
Çeviklik: +51
Ekstra: Saldırıyı %14 artırır.
Ekstra: Rakip defansın %20’sini görmezden gelir.
Özel Etki: Kılıcı ne kadar kullanırsanız kullanın, kırılmayacaktır. Sonsuz dayanıklılığa sahiptir.

 Açıklama: Eski zamanlarda hem iyi kalpli, hem de dört bir yana namını salmış bir imparator yaşardı. Sabresi Long Quan’ın şehrinde dövülmüştü; ancak kıyasıya geçen mücadelede ikiye ayrılmıştı. Kılıcın parçaları toprağa gömülmüş, nesillerce bu parçalar yerlerini korumuştur. Nihayet açığa çıkan kılıç hala daha imparatorun gücünü barındırır. Bu kılıç gelecek nesiller için kılıçların kralı olarak bilinen bir silahtır ve son kullananın ardından bu adı almıştır.