Aptal misin oglum sen insan kendi olumine kosakosa gidermi? Djchfjdjf efsoydu
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
233. Bölüm Karışmak İstemediğim Mesele
“Ao….”
Arktik Tilki Ormanı’ndan fırlayan 66.seviye buz odaklı elit yaratık, Artik Tilki’nin bembeyaz bir kürkü vardı. Muhtemelen bu yaratık Alev Taşı Kanyonu’nun merkez alanında bulunan en yüksek seviyeli yaratıktı. Ayrıca Elit yaratıkları öldürerek daha fazla TP kasabildiğiniz için benim için gayet uygun bir canlıydı.
Mesafeye baktığımda, [Öncü] ve [Karanlık Saray] oyuncularının birbirlerine karşı dikildiğini görmüştüm. Oyuncular formasyonlar halinde dizilmiş olsalar da henüz iki taraftan da bir hamle gelmemişti. İki taraf da henüz mücadeleye %100 hazır olmadıklarını iyi biliyordu. Ayrıca yarım saatlik bekleme süresinde karar kıldıkları için olur da taraflardan biri erken hareket ederse, meselenin videosu forumlarda yayılacağından durum sıkıntı çıkaracaktı.
………
Buz Yağmuru Kılıcı’mı kavradığım gibi Arktik Tilki’ye atıldım. Yaratık büyülü okunu hazırlamaya başladığı esnada [Tek Kişilik Ordu]’yu aktif ederek yeteneğini bölmüş ve hemen ardından [Virane Diyar]’ı aktif etmiştim!
2471!
Aniden yanımda beliren alev dalgası kaplanımın [Alev Pençesi]’ni işaret ediyordu. Yetenek Arktik Tilki’ye çarptığı gibi yaratığın 3014 canını götürmüştü! Hasarı görünce şaşkına dönmüştüm. Wow, daha 37.seviyede olmasına rağmen kaplan bu kadar güçlüydü; peki ya 60.seviyeye ulaştığında durum nasıl olacaktı?!
[Alev Pençesi]’nden sonra ufak kaplan biraz titremiş ve öfke dolu bir kükreme savurmuştu. Görünmez ses dalgaları Arktik Tilki’ye çarptığında yaratığın 1500 canı daha gitmişti. Tilkinin şansızlığından olsa gerek, ufak kaplanım gayet vahşiydi ve aniden vücudu büyümeye başlamıştı. [Keskin Kükreme]’yle birlikte Arktik Tilki’ye adımlamış ve ağzını açarak [Kan Emici Darbe]’yi aktif etmişti. 66.seviye Elit yaratığın ölmesi 2 saniye bile sürmemişti.
Oracıkta aptal aptal dikiliyordum. Valkyrie boss evcil hayvanın gücü bu muydu yani?! Yok artık canım! Puanlarının artış hızını göz önünde bulundurduğumda, yaratığın yakında benim seviyeme ulaşacağını anlamıştım. Aynen öyle, [Kan Emici Darbe]’nin can çalma özelliği sayesinde kaplan savaşın orta yerine dalabilecekti. Kişisel bakımdan, kaplan sayesinde gücüm %40 artacaktı!
Keyiflenmeden edememiştim. Hemen ikinci Arktik Tilki’ye doğru atıldık ve yaratığı öldürdüğümüzde kaplanım 38.seviyeye adım atmıştı. Beklediğim gibi yüksek seviyeli yaratıkları kestiğimiz için düşük seviyeli olan kaplanım daha fazla TP alıyordu. Üstelik, kaplan aslen Arktik Tilki’yle aynı güce sahip olduğundan kasma hızımız da zirveye ulaşmıştı.
Uzakta, klanlar hala tartışıyor olsa da mesele beni ilgilendirmiyordu. Arktik Tilkiler büyü bazlı yaratıklar oldukları için düşük canlara sahiperdi; yani benim ve ufak kaplanımın saldırılarına karşı koymayı başaramıyorlardı. Beklediğimden daha çabuk ölen yaratıkların verdiği Tpler insanı deliye döndürecek cinstendi. Çoktan bu bölgeye aşık olmuştum; böyle giderse 3 saate kaplanım 55.seviyeye ulaşabilecekti.
……….
Farkına bile varmadan yarım saat geçmişti. Arktik Tilki Ormanı’nın uçlarına doğru ilerlemiş ve gördüğüm her Arktik Tilki’yi öldürmüştüm. Envanterimde çoktan 7 Gümüş Kipman ve 11 Bronz Ekipman vardı. Ayrıca kaplanım da 46.seviyeye ulaşmıştı!
Başımı kaldırıp, açık alanın ötesindeki ormana baktım. Ormanda beyaz gölgelerin dolaştığını görünce söylenmeden edememiştim: Arktik Tilkiler! Aynen öyle, bu bölge cidden seviye kasmak için bire birdi.
Buz Yağmuru Kılıcı’mı kavradıktan sonra eski tatlılığını çoktan kaybetmiş kaplanımda birlikte açık araziye atılmış ve ormana doğru koşmaya başlamıştım!
……
‘’Hey sen!’’
Aniden kulaklarıma bir ses ulaştı.
Başımı çevirdiğimde, iki Rüzgar Elfi Okçusu’yla karşılaşmıştım. İkili [Karanlık Saray]’a ait oyunculardı; içlerinden biri söylendi: ‘’Pardon dostum. [Karanlık Saray] klanımız şu anda bu bölgede seviye kasıyor ve yakında [Öncü]’yle savaşmaya başlayacak. Eğer mücadelenin ortasında kalmak istemiyorsan bölgeyi terk etsen iyi olur. Git başka bir yerde kas. Sonuçta bir kez ölürsen, bütün emeklerin boşa gider…’’
Hafifçe gülümseyip cevapladım: ‘’Merak etmeyin, ben karışmayacağım, buraya sadece seviye kasmaya geldim…’’
Okçu’nun kaşları çatılmıştı: ‘’Gittiğin bölge [Öncü] tarafından kapatılmış durumda, cidden oraya gitmek istiyor musun?’’
Başımı öne salladım.
Diğer okçu başını iki yana sallamıştı: ‘’Olmaz, geçmesine izin veremeyiz; zira ismini bile göremiyoruz. Eğer herif [Öncü]’nün casuslarından biriyse burada gördüğü ekiplerimizi klanına bildirebilir!’’
Yandaki çalılara bir bakış attım; pusu için orada bekleyen en azından yüz okçuvardı. Diğer taraftaysa silahlarını hazır etmiş olan Silahşörler’i görebiliyordum. Ön taraf açıktı olduğundan ağır zırh sınıfları için uygun bir savaş alanıydı. Görönüşe göre herifler [Öncü]’nün ön hatlarına pusu kurmayı planlamıştı…
‘’Merak etmeyin, kimseye bir şey söylemeyeceğim….’’ Ellerimi havaya savurdum: ‘’Hatta, bu meselede [Karanlık Saray]’dan yanayım…’’
Genç okçu söylendi: ‘’Olmaz, ismini görmemiz lazım; yüksek seviyelisin diye bizi kandıramazsın…’’
İç geçirmeden edememiştim.
O esnada, bir grup oyuncu daha yanımız ageldi; içlerinden biri genç Klan Başkanı, Karanlık Bulutlar’dı. Herif beni görünce meseleyi çabucak kavramıştı. Nazik bir ses tonuyla söylendi: ‘’Arkadaşım, ismini bize gösterebilir misin? Aksi taktirde geçmene izin veremeyiz…’’
Heriften 3 seviye daha üstün olduğum için 61. Seviyede olsa bile adımı göremiyordu.
(ÇN: Bu isim görememe olayı sürekli değişiyor arkadaşlar ben de anlamış değilim…İngilizce çevirmende anlamamış. Kimsenin bir fikri yok, sallayın gitsin zaten.)
Gülümseyerek ismimi açtım. Hemen başımın üstünde gerekli kelimeler belirmişti.
İsim: Kaygısız Xiao Yao – Sv 64 – Ejderha Şehri’nin Gece Gözcüsü & Ba Huang Şehri’nin 2 numaralı oyuncusu
Şehir: Ba Huang Şehri
Klan: Zhan Long
Pozisyon: Klan Başkanı
………
‘’Woah!’’ Daha önce ismimi soran okçunun suratı solmuştu: ‘’Ben ciddi ciddi…Kaygısız Xiao Yao! Tanrım, daha demin Zhan Long’un lideri ve Ba Huang’ın ikinci oyuncusunu mu durdurdum be…’’
Okçunun aksine Karanlık Bulutlar gayet sakindi. Hafifçe gülümsemişti: ‘’Hmph, biliyordum. Arktik Tilki Ormanı’nda tek başına kastığına göre buna yetecek güce sahip olduğunu kavramıştım. Gerçekten Ba Huang’ın dört bir yanına nam salmış Kaygısız Xiao Yao’sun. Böyle zor bir durumda karşılaşacağımızı düşünmemiştim, haha…’’
Buz Yağmuru Kılıcı’mı sırtıma yerleştirip, tembel tembel yanımdaki ağaca yaslandım: ‘’Ben de Ba Huang Şehri’nde, Zhan Long dışında [Öncü]’ye kafa tutacak [Karanlık Bulutlar] diye bir klanın olduğunu düşünmemiştim. Gerçeği söylemek gerekirse baya rahatladım; hatta acayip mutlu olduğumu bile söyleyebilirim!’’
Karanlık Bulutlar yumruklarını sıkıp, ciddi bir ses tonuyla cevaplamıştı: ‘’Mesleeyi zorlaştırmaya çalışan [Kahramanın Öfkesi] gibi klanlar var. Ayrıca, Ba Huang’da iliklerine kadar kendini beğenmiş olan [Öncü] gibi klanlar da mevcut. Son zamanlarda [Öncü] bildiğin Ba Huang’ın lideri kesilmiş durumda; şehre adeta kendi toprağıymış gibi davranıyor o Jian Feng Han denen herif. Buna karşılık olarak bizler, [Karanlık Bulutlar] olarak onları kesinkes kabullenmeyecek ve gerektiğinde savaşacağız. Eğer ölürsek yalnızca birkaç seviye kaybederiz, o kadar. Sonuçta istediğimiz zaman seviye kasıp, tekrar onların karşısına çıkabiliriz!’’
Etkilenmiştim, elimi havaya kaldırdım, ‘’Tamamdır, umarım başlattığınız bu savaşı kazanabilirsiniz. Bugün tek başıma kasmaya geldiğim için kimseye katılmayacağım.’’
Karanlık Bulutlar onayladı, ‘’Tamam. Bu arada Xiao Yao, savaş planımız hakkında ne düşünüyorsun?’’
Başımı iki yana salladım, ‘’Pek de iyi sayılmaz…’’
Karanlık Bulutlar donakalmıştı, ‘’Madem öyle diyorsun, bize birkaç taktik versene…’’
Elimi ön tarafa uzatıp söylendim: ‘’Pusu kuracağınızı çok belli ediyorsunuz. Ayrıca, Silahşörler’iniz ve Okçular’ınız çalılıklarda bekliyor olsalar da, üst taraftan saldırıya açıksınız. Rakip klanın Rüzgar Elfleri gökyüzünden bu bölgeyi fark ederse, adamlarınız kabak gibi açıkta kalacaktır; yani taktiğinizin işe yaramayacağını söyleyebilirim. Bana kalırsa, bu bölgenin 500 metre güneyinde pusu kursanız daha iyi olur; bahsettiğim tarafta çalıların yanında, üst taraftan görünmenizi engelleyek kalın ağaçlar da bulunuyor. Savaşı başlatmak için bu bölgeye ağır zırhı grubunuzu yerleştirin. Mücadele başladığında yavaş yavaş güneye çekilip, orada [Öncü]’ye pusu kurabilirsiniz. Bence bu taktik daha çok işinize yarayacaktır…’’
Karanlık Bulutlar yumruklarını sıktı, ‘’Vay anasını! Niye daha önce bunu düşünmedim ki…tamamdır! Teşekkürler Xiao Yao. Sayende zayıf yönümüzü keşfetmeyi başardık. Hemen gerekli ayarlamaları yapacağım; daha mücadelenin başlamasına 10 dakika var. Sen de meseleye karışmak istemiyorsan bu alandan kaçın derim.’’
Başımı öne salladım, ‘’Tamamdır, bol şans! Sonra görüşelim!’’
‘’Tamam!’’
……
Kılıç elimde, ufak kaplan yanımda, açık araziyi geçmeye koyuldum. Bu sefer çimlerde yürümeye karar vermiştim. [Kamuflaj] yeteneğim sayesinde görünmez olarak ilerliyordum ve kaplanım da aslen vahşi bir hayvan olduğundan, vücudunu çimlerde gizlemeyi iyi beceriyordu. Gözden kaybolduktan sonra Arktik Tilki avımıza kaldığımız yerden devam ettik.
Pu!
Kılıcım Arktik Tilki’nin vücudunu delip geçmiş, ortalık kan gölüne dönmüştü. O esnada başımı çevirip, mesafeye baktığımda mücadelenin çoktan başladığını görmştüm. Savaş nidaları havaya saçılıyordu. [Karanlık Saray]’ın dışında savaşta iki güçlü klan daha vardı; [Parçalanan Kemikler] ve [Savaş Rüzgarları]. Bu ikili henüz yeni kurulmuş klanlardı. Çin’in asıl olayı hiçbir zaman kahraman vari karakterler konusunda sıkıntı çekmiyor oluşuydu. [Karanlık Saray], [Parçalanan Kemikler] ve [Savaş Rüzgarları] Ba Huang’daki güç mücadelesini iyice karıştıracaktı ve bu tam da Zhan Long’un ihtiyacı olan şeydi.
Sonuçta, eğer şehre kaos hakim olmasaydı, Zhan Long nasıl ünlenecekti?!
……
Vahşi mücadele hemen dibimde gerçekleşiyor olsa da meseleyi görmezden gelerek yoluma bakmıştım. Üç klanın [Öncü]’yle kapışması gerçekten vahşi bir görüntüye gebe kalmıştı; oracıkta sayısız ölüm ve dirilme görülebiliyor, patlama sesleri ormanları sarsıyordu. İnsanlar gruplar halinde öteki dünyayı boyluyordu ve açık alan çoktan kan gölüne dönmüştü. Lakin iki tarafın da geri çekilmeye niyetleri varmış gibi görünmüyordu…
“Shua!”
Bir saatlik süre zarfının ardından mücadele henüz sonlanmamıştı; ancak Alevli Kaplan Tanrısı çoktan 52.seviyeye ulaşmış ve puanları da akılalmaz bir seviyeye adım atmıştı---
【Alevli Kaplan Tanrısı】(Valkyrie Boss)
Seviye: 52
Saldırı: 2080 – 2600
Defans 1560
Can: 4160
Mana: 1352
Yetenekler:【Alev Pençesi】【Ateş Zırhı】【Keskin Kükreme】【Kan Emici Darbe】【Ateş Gücü Hücumu】
……
Vay anasını arkadaş! Saldırı, defans ve can puanları gerçek gibi değildi. Üstelik daha 52.seviyeydi; eğer seviyesi benim gibi 64’e ulaşırsa, kesinkes özellikleri bir kez daha zirve yapacaktı. Bu evcil hayvanın büyüme potansiyeli öyle küçümsenecek bir durum değildi ve zaten yaratık şu an için sunucunun bir numaralı evcil hayvanıydı!
Keyifle, oyuncunun defansını 50 artıran Arktik Tilki Kartı’nı almış ve mesafeye bakmıştım. Ormanda hala 7-8 Arktik Tilkisi’nin olduğunu görmüştüm. Oracıkta, TP ağaçları gibi bizi bekliyorlardı.
Tam bahsi geçen bölgeye gitmeye kalkacağım sırada, yanımdaki ağaçlar titremeye başladı. Bunun beraberinde [Savaş Rüzgarları]’ndan bir savaşçı önüme atılmış ve herifin %10 canı bile kalmamıştı. Savaş baltasını taşırken söylendi: ‘’Hay böyle işin ben, ne kadar kalabalık…’’
Lakin konuşmasını bitiremeden omzuna saplanan [Delen Ok] herifi başarıyla sersemletmişti!
[Öncü]’ye ait kılıç ustalarından biri çalılıklardan fırlayıp, herifin omzuna hamle yapmıştı. Rakibin öldürdükten sonra kılıcını yavaşça geriye çekip, fısıldadı: ‘’[Parçalanan Kemikler], [Savaş Rüzgarları] ve [Karanlık Saray]; cidden saçma sapan oyuncuların toplandığı klanlarmış…’’
Kenarda duran okçu ormandan bağırdı: ‘’Dördüncü kardeş, dikkatli ol, orada biri daha var! Dur bir saniye, herif Kaygısız Xiao Yao’ymuş!’’
İsmimi tekrardan gizlemeyi unuttuğumu ancak o zaman anlamıştım!
……
“Geber!”
Kılıç ustası aniden kılıcını kaldırıp, bana doğru atıldı: ‘’Kaygısız Xiao Yao tek başına, hmph; savaş ganimetlerini geride bırakacak değiliz. Bugünün sonunda Ba Huang Şehri’ne sadece [Parçalanan Kemikler], [Savaş Rüzgarları] ve [Karanlık Saray]’ı değil, aynı zamanda Zhan Long’un Klan Başkanı, Kaygısız Xiao Yao’yu da yerle bir etiğimizi söyleyeceğiz!’’
Boş boş herife bakarken Buz Yağmuru Kılıcı’mı çekip, gülümedim: ‘’Aptal mısın oğlum sen, insan kendi ölümüne koşa koşa gider mi?’’
Magnec