Xiao yao kariscakmi ne dersiniz? Bn olsam oncuye agzinin payini vetirim :D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
232. Bölüm Alevli Bulut Kılıcı
Liu Hua Üniversitesi, İkinci Kantin…
Günün akşam yemeği bir kase mantar çorbası ve güvecin yanında kızarmış tavuklardan oluşuyordu. Önümde çoktan bitirdiğim üç boş pirinç kasesi duruyor ve zaman kaybetmeden elime aldığım dördüncü kaseyi de hüpletiyordum.
Dong Cheng Yue bana bakıp kaşlarını çattı: ‘’Wan Er, neden ileride…seninle güçlerimizi birleştirsek bile bu domuzu, Li Xiao Yao’yu beslemeyi başaramayacağımızı düşünüyorum?’’
‘’Eğer öyle bir durum olursa….’’ Wan Er hafiften gülümsedi: ‘’Param biteceğinden, şarkı söylemeye geri dönerim. Oradan gelen parayla besleyebiliriz sanırım…’’
Yanımdaki soğuk suyu kaptığım gibi sudan geniş bir yudum alıp söylendim: ‘’Gerek yok, kendi kendime yetebilirim. Hehehe, Ejder Tapınağı’ndan elde ettiklerim bana altı ay yeter!’’
‘’Şu anki seviyenle Ba Huang’ın bir numaralı oyuncusu olmayı hayal bile edemeyecek durumda olman ne yazık…’’ Dong Cheng Yue gıcık bir ses tonuyla söylendi: ‘’24 saat deliler gibi kastıktan sonra bile birinciliği ele geçiremedin, sanırım bu artık senin için bir hayale dönüştü…’’
Araya girdim: ‘’Şu anda birinci Jian Feng Han, değil mi?’’
‘’Evet, herif 65 olmuş, manyak gibi kasıyor!’’
Lin Wan Er telefonu eline alıp, parmağıyla kilit ekranını açtı. Ardından başını kaldırıp, bana gülümsemişti: ‘’Sağlam kaynaklardan aldığım bilgilere göre, 72 saat önce Jian Feng Han kaybolmuş. Bugüne kadar Simple, Günahkar Kurt, Fushen Bin Kılıç ve Elveda Gözyaşları’nın SS-seviye göreve- Tian Lin Şehri’nin kaybolan ve Buz Dağ Zirvesi’nde tutsak tutulan prenses Xue Lin’i kurtarmaya gittiğini bilmiyordum. Görev esnasında grubun karşılaştığı bossların hepsi Jian Feng Han tarafından kesildiği için herif bu kadar hızlı kasabilmiş. Üstelik, sadece bu da değil, Mor Ekipman seviyesini geçen ilk elit silahı da düşürmüşler…’
‘’Ne?’’ Şoke olmuştum: ‘’Şaka yapıyorsun, değil mi? İlk İmparator silah mı çıkmış yani?’’
‘’Evet!’’
Lin Wan Er başıyla onayladıktan sonra telefonunu bana uzatmıştı. İki taraflı, turuncu bir kılıç gözlerimin önündeydi---
[Alevli Bulut Kılıcı] (İmparator Ekipman – Elit)
Saldırı: 935 - 1350
……
‘’Gerçek gibi değil…’’ Kaşlarımı çattım: ‘’Bu nasıl saldırı puanı böyle! Jian Feng Han şerefsizinin şansına bak sen!’’
Lin Wan Er hafifçe gülümsedi: ‘’Uzun lafın kısası, Buz Yağmuru Kılıcı’nın pabucu dama atılmış durumda. Ayrıca Jian Feng Han’ın takımı bir tane de İmparator Ekipman olan savaş baltası düşürmüştü. Tahmin edebileceğin üzere baltanın özellikleri İkiz Perili Savaş Baltası’ndan daha yüksek ve muhtemelen Günahkar Kurt’a verilecek. SS-seviye görevin ardından Öncü’nün üst seviye oyuncuları daha da tehlikeli bir hal alacak gibi görünüyor…’’
Dong Cheng Yue bana doğru gülümsedi: ‘’Ne diyorsun? Meydan okumayı kabul edecek misin, Klan Başkanı?’’
Cevapladım: ‘’Ne alaka canım, heriflerin sahip olduğu güç şu an için Zhan Long’un seviye konusunda odaklanan oyuncu grubunu alakadar etmiyor. Tek yapmamız gereken onlara bulaşmamak. Ayrıca, heriflerin uğraşması gereken [Prag] olduğu için dikkat bizim üstümüzde olmayacaktır. Jian Feng Han Zhan Long’a bulaşmaya kalksa bile bir sıkıntı yaşamayacağız. Sonuçta burada oyun oynuyoruz, birkaç kez düştük diye geri kalkamayacak değiliz!’’
‘’Mm, iyi söyledin…’’ Wan Er gülümsedi: ‘’Bu gece ne yapacaksın?’’
Biraz düşündükten sonra cevapladım: ‘’Kasmak için bir yer bulmam lazım. Önceliğim Alevli Kaplan Tanrısı’nı 50+ seviyeye kasıp, yaratığı geliştirmek. Alevli Kaplan Tanrısı’nın can konusunda gerçekten sıkıntısı yok ve Ufak Bobo da yavaş yavaş etkisiz kalmaya başlıyor. Yine de hala kaliteli bir evcil hayvan olduğundan, onu satarım diye düşünüyorum…’’
Wan Er söylendi: ‘’Ya, Arı Lordu’nun saldırı puanı yüksek ve seviye kasmak isteyen Şifacılar’ın çoğu bu tarz bir yaratık arıyor. Talep yüksek olacaktır.’’
Wan Er ekledi: ‘’Ayrıca, silahlardan bahsetmişken; şu Kadim Ruh Kılıcı’nı kullanmak için bir yöntem bulman lazım. İçimden bir ses bana bu kılıcın tanrı vari bir ekipman olacağını söylüyor. Muhtemelen Jian Feng Han’ın Alevli Bulut Kılıcı’nı bile geride bırakacaktır….’’
Gülümseyerek söylendim: ‘’Tamam tamam, hanımefendimizin dediği gibi, er ya da geç tanrı vari bir kılıca sahip olacağım!’’
……
O gece, kızları yurtlarına gönderdikten sonra tek başıma odama dönmüştüm. Yeni evcil hayvanımı kasma zamanı gelip çatmıştı!
“Whoosh!”
Oyuna girdiğim gibi Boşluk Yelpazesi’ni satması için Fox’a talimat verdim. Satıştan elde edilecek para takım kaptanlarına dağıtılacaktı. Şehirden çıkmadan önce iksirlerimi yeniledim. Klasik mekanıma, Alev Taşı Kanyonu’na gitmeyi düşünüyordum; zira şu an için haritalardaki en yüksek seviye canlılar bu bölgede bulunuyordu. Yani ufak kaplanı kasmak için bire birdi!
Çağır gelsin!
Şehir çeşmesinde köpükler belirmeye başlamış ve göz açıp kapayıncaya tek ufak, tüylü kaplan çağırma dairesinin ortasında belirmişti. Ufak zıplamalarıyla yanıma gelen kaplan başını ayaklarıma sürtmey ebaşladı. Eğilip kaplanı aldım ve şehri terk etmeye koyuldum. Ba Huang Ormanı’na girdikten sonra Buz Yağmuru Kılıcı’mı çekmiştim; yol boyunca karşıma çıkacak yaratıklar [Kombo]’mun iki saldırısına bile dayanacak güçte değillerdi.
Tereddüt etmeden karşıma ne çıkarsa kestim. Alev Taşı Kanyonu’nun sınırlarına vardığımda, ufak kaplan çoktan 24.seviyeye ulaşmıştı; seviye kasma hızı gerçekten insanı şaşırtıyordu. Üstelik vücudu da bir hayli büyümüştü; futbol topu boyutlarından bir metreye kadar gelişmişti. Durum böyle olunca tatlığının yarısını kaybetmişti; ancak aynı şekilde heybetine de %50 eklenmişti. Güzel, tam istediğim gibi; zaten tatlı bir yaratıkla rakipleri öldürebilmek mümkün olmayacaktı. Nihayetinde bu yaratıkların kralı olan kaplan heybetini sergilemeye başlamıştı!
Kaplan Tanrısı’nın puanlarına bakınca gizliden gizliye şaşırmıştım. Büyüme hızı Ufak Bobo’nunkinden bile daha iyiydi; saldırı puanı çoktan Ufak Bobo’yu sollamıştı.
【Alevli Kaplan Tanrısı】(Valkyrie Boss)
Seviye: 24
Saldırı: 960-1200
Defans: 720
Can: 1920
Mana: 624
Yetenekler:【Alev Pençesi】【Ateş Zırhı】【Keskin Kükreme】【Kan Emici Darbe】【Ateş Gücü Hücumu】
……
Böyle gidersek, yaratık 60.seviyeye ulaştığında en azından 3000 civarında bir saldırı puanına ve 1800 civarında da defansa sahip olacaktı. Meseleye 5000 canını ve Valkyrie Boss evcil hayvanı olmasını da eklediğimizde, büyüme hızı beni bile geçmişti! Yüksek kalite hayvanların pazarda niye pahalıya satıldığını şimdi anlamıştım!
Biraz inceledikten sonra Alevli Kaplan Tanrısı’nın büyüme hızını hesapladım---
Saldırı = Seviye * 20 * (1+100%)’den Seviye * 25 * (1+100%) (* işareti bildiğimiz çarpı işareti bu arada...)
Defans = Seviye * 15 * (1+100%)
Can = Seviye * 40 * (1+100%)
Mana = Seviye * 13 * (1+100%)
%100 saflık derecesinden sebep büyük bir avantaja sahipti. Görünüşe göre yumurtadan çıkan yaratıkların normalden daha güçlü olduğu ve %90-100 arasında değişen saflık derecelerine sahip olduğu söylentisi doğruydu. Şansıma diyecek yoktu; zira %100 saflık derecesi olan bir yaratığı elde etmiştim ve üstelik yaratığnı 5 yeteneği vardı! Evcil hayvanım yetişkin çağa ulaştığında, tek başına bile savaşabilecek seviyeye gelecekti ve durumu göz önünde bulundurunca, 50.seviyede yetişkin çağa erişeceğini anlamıştım!
……
Alev Taşı Kanyonu’na girdiğim gibi ufak kaplanımın seviyesini artırmak için gördüğüm her yaratığı katletmeye başladım. Akşam 8 sularında 37.seviyeye ulaşan kaplanla birlikte hayallerim de gerçeğe yaklaşıyordu. Kanyonda ilerlediğim esnada, görüşüme geniş bir oyuncu grubu girmişti. Uzakta olsam bile kollarındaki amblemleri görebiliyordum. Heriflerin hepsi ayrı ayrı klanlara aitti ve sanırım bir konu hakkında tartışıyorlardı?
“Shua!”
Çalılara girdiğim gibi [Kamuflaj] yeteneğim otomatikman devreye girmiş ve ufak kaplanımı geri çağırmıştım. İlk başta meseleyi gözlemlemek daha mantıklıydı; zira bölge bir hayli canlıydı. Haritaya baktığımda bu kadim dağ eteğinin hemen 100 metre ilerisinde ‘’Arktik Tilki Ormanı’’ adlı bir bölge olduğunu görmüştüm. Çalılarda dikilip, manzarayı izlemeye başladım.
Kalabalık ikiye ayrılmıştı; şaşırtıcı bir şekilde, taraflardan birini [Öncü] oyuncuları oluşturuyordu. On Üç Kartal’dan biri olan Günahkar Kurt etrafa turuncu ışık hüzmeleri saçan savaş baltasıyla oracıkta dikiliyordu. Elini havaya savurup, söylenmişti: ‘’Geçen haftadan itibaren, [Öncü] olarak bizler Arktik Tilki Ormanı’nda seviye kasıyoruz. Yani ne derseniz deyin, buradan gitmeyeceğiz!’’
Diğer tarafta, üçüncü resmileştirmesini almış olan 60.seviye bir savaşçı dikiliyordu. Elindeki mor renkli balta ve kafasındaki yazılarla dikkatleri çekiyordu.
İsim: Karanlık Bulutlar – Sv 60 Altın Savaşçı
Şehir: Ba Huang Şehri
Klan: Karanlık Saray
Pozisyon: Klan Başkanı
……
“Pa!”
Karanlık Bulutlar’ın savaş baltası yere saplanmış ve herif Günahkar Kurt’a bir bakış atmıştı: ‘’Yani ilk gelen mekanı kapar diyorsun, öyle mi? Bu mantıkla düşünürsek, Alev Taşı Kanyonu’nun Kaygısız Xiao Yao’ya ait olması gerekmiyor mu? Bu mekanı ilk o adamın keşfettiğini duymuştum. Yanılıyor muyum?’’
Günakhar Kurt dişlerini sıktı: ‘’Kardeş Karanlık Bulutlar, nedne böyle yapıyorsun; neden sürekli [Öncü]’ye karşı çıkıyorsun? [Karanlık Saray] kurulalı daha birkaç gün olmadı mı? Daha savaşın kanlı mücadelesini bile tecrübe etmediniz, yanlış mıyım? Toplamda 1000 kişi bile değilsiniz, yüzlerce kardeşini neden cehennem alevlerine atmaya çalışıyorsun? Madem kararın kesin, o zaman gel de [Öncü]’yle mücadele et bakalım; sana cehennem neymiş gösterelim!’’
Karanlık Bulutlar Günahkar Kurt’un sözlerini umursamamış ve gülümseyerek cevaplamıştı: ‘’Pardon? Çoktan [Parçalanan Kemikler] ve [Savaş Rüzgarları]’nın liderlerine haber saldım. 20 dakika içinde adamlarını Alev Taşı Kanyonu’na getirecekler; zira daha önce Arktik Tilki Ormanı’nda avlanacağız diye sözleşmiştik. Günahkar kurt, 400 kişilik grubunun gücü bize yeter mi sanıyorsun? [Öncü] güçlü bir klan olabilir; ancak yeni kurulan klanların size kolayca boyun eğeceğini düşünmüyorsunuz ya?’’
Günahkar Kurt baltasını kaldırmış ve gülmeye başlamıştı: ‘’Yani kararımı verdim diyorsun? Eğer Ba Huang’da bizlere sorun çıkaracak kadar salak insanlar varsa, o zaman savaştan da kaçamayacaklar. Karanlık Bulutlar, umarım bu hareketlerinden sonra pişman olmazsın, meseleyi Jian Feng Han’a ileteceğim. Yarım saat içerisinde [Öncü]’nün 5,000 kişilik elitgrubu buraya toplanacaktır. Yerinde olsaydım arkadaşlarımı alıp, mekanı terk ederdim. Ortalık kan gölüne dönsün istemiyorum; özellikle de Arktik Tilki Ormanı gibi saçma sapan bir yer için! Bu orman kan dökmeye değer mi? Hiç sanmıyorum.’’
‘’Arktik Tilki Ormanı mı saçma sapan bir yermiş?’’
Karanlık Bulutlar geniş bir kahkaha attı: ‘’Günahkar Kurt, bizi salak yerine mi koyuyorsun? Arktik Tilki Ormanı değersiz olabilir; ancak ormanın ortasında yer alan maden paha biçilemez! O madende, yüksek kalitede silahlar ve oklar üretmek için kullanılan Kan Altını çıkıyor. Kan Altını’na sahip olanların savaşlara hükmettiğini gayet iyi biliyoruz. Ne o, yoksa bunu bilmiyoruz mu sanmıştın?’’
Günahkar Kurt’un suratında soğuk bir ifade belirdi, ‘’Öyle olsun bakalım, bu meseleyi barışçıl bir şekilde çözemeyeceğimiz belli oldu. Yarım saat sonra, Arktik Tilki Ormanı savaş alanına dönecek!’’
Magnec