Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

215. Bölüm İkiz Hançer Harmonisi

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 

“Hua!”

 Soğuk bir rüzgar dalgası kulaklarıma doğru eserken zincirden aşağıya kaymaya devam ediyordum. Altımda bir harita belirmeye başlamıştı. Haritanın üstünde dağların, yeşil göllerin manzaraları görülebiliyordu; adeta bir resimden fırlamış gibiydiler. Mekanın coğrafyası fena değildi; ancak haritanın dört bir yanında beliren kızıl noktalar tek bir şeyi işaret ediyordu; yaratıklar bizi beklemeye koyulmuştu!

 ‘’İkinci kata geldik…’’ Matcha gülümsedi.

 Wan Er’in güzeller güzeli kaşları çatılmış ve genç kadın gökyüzüne bakmıştı: ‘’Arkadaşlar, gökyüzündeki bulutlara bakın; hepsinde kırmızı noktalar var. Arkalarında bizi bekleyen bir şeylerin olduğunu hissedebiliyorum.’’

 ‘’Neymiş?’’ diye sordu Dong Cheng Yue.

 Wan Er başını iki yana salladı: ‘’Tam olarak bilemiyorum.’’

 Söylendim: ‘’Hadi hızlanalım!’’

 ‘’Tamamdır!’’

……

 Yere indikten sonra istemsizce 10 adım atmış ve hemen yakınımda duran yaratığın odağını çekmiştim. Yaratık dediğim, mor renkli bir zırha bürünmüş insan vari bir canlıydı. Herifin elindeki kılıcın ucundan etrafa elektrik dalgaları saçılıyordu. Bize doğru bakar bakmaz söylendi: ‘’Durun orada, Ejder Tapınağı’nın gizli diyarına adım atmanın cezası ölümdür! Velet, hayatını alacağım!’’

 Uzun kılıç elektrik dalgalarıyla birlikte omzuma saplanmış ve 500 hasarın yanında, hareket ve saldırı hızımı %15 azaltan 3 saniyelik bir etki bırakmıştı!

  Saldırının etkisi geçer geçmez Buz Yağmuru Kılıcı’Mı çekip, [Keskin Buz Kılıcı] + [Kombo] ikilisini aktif ederek herife 4000 vurmuştum. Arkamda duran Wan Er gülümseyerek yanımdan geçti: ‘’Üçüncü resmileştirme yeteneğimi göstereyim sana!’’

  Wan Er hançerlerini göğsünün önüne getirmiş ve ‘Keng!’ hançerler tek bir kızıl hançer haline gelmişti. Yıldırım Kılıcı Koruması olarak bilinen 63.seviye Elit Yaratığın vücuduna saplanan kızıl hançerin etkisinden sebep herif acı dolu bir çığlık atmış ve vücudu titremeye başlamıştı. Havaya fırlayan hasar sayısını görünce şaşkına dönmüştüm---

2741!
……

 ‘’Gulp!’’ Fox bir ağız dolusu salyayı yuttu: ‘’Nasıl bir saldırı öyle…’’

 Yue Qing Qian’ın ağzı sonuna kadar açılmıştı: ‘’Wow, Büyük Kardeş Cang Tong, deminki üçüncü resmileştirme yeteneği miydi? Ne kadar güçlüydü ama! Muhtemelen ağır sınıfların kullandığı [Alev Kılıcı], [Alev Baltası], [Alev Mızrağı] yeteneklerinden daha güçlü, değil mi?’’

 Wan Er rakibine [Delme]’yi kullanarak saldırdığı esnada söylendi: ‘’Evet, bu üçüncü resmileştirmesini alan süikastçilerin gizli silahı- [İkiz Hançer Harmonisi]. Bu 100.seviyeye kadar sahip olacağımız en güçlü yetenek ve rakip defansın büyük bir kısmını görmezden gelebiliyor. Sadece bu da değil, 3.resmileştirmeye ulaştıktan sonra süikastçilerin kullandığı [Arkadan Bıçaklama] + [Delme] kombosunun hemen iki saniye ardından 70 mana kullanıp [İkiz Hançer Harmonisi]’ni aktif ediyorsun. Bu üçlüyle herhangi bir ağır zırh oyuncusunu öldürmek pek de zor olmayacaktır.’’

  Yue Qing Qian gülümsedi: ‘’Evet, gerçekten güçlü görünüyor ve ayrıca bu yetenek baya fiyakalı. En kısa zamanda üçüncü resmileştirmemi almak istiyorum…’’

  Önümdeki Yıldırım Kılıcı Koruması’na saldırdıktan sonra başımı çevirip, söylendim: ‘’Zaten 59.seviyedesin Yue Qing Qian. Haritayı bitirdikten sonra seviye atlayacaksın. Çokan meseleyi planladım; ikinci katı temizledikten sonra Ba Huang’a dönüp, ekipmanlarımızı tamir edeceğiz. Eğer mümkünse resmileştirmesini alabilecek duruma gelenler bu işi de aradan çıkarbilir. Şu anda, Dong Cheng, Qing Qian, Chengshuo ve benim oluşturduğum 5 kişilik grubumuz 3.resmileştirmeyi harita sonunda alabilecek seviyeye ulaşacaktır. Ayrıca, resmileştirmeleri alırsak son bossu öldürme şansımız da artar.’’

 Yue Qing Qian başıyla onayladı: ‘’Anladım, büyük kardeş.’’

 Fox alnına bir şaplak attı: ‘’Keşke senin gibi bir kardeşim olsaydı…’’

 Yue Qing Qian gülümsedi: ‘’Sorun yok, Yue Wei Liang’a söylerim, sana büyük kardeş der..’’

 ‘’Ciddi misin?’’

 ‘’Evet, gerçi seni yaşlı biri olarak gördüğü için amca diyecektir, orası ayrı.’’

 ‘’Beni büyükbabası olarak görmediği sürece sıkıntı yok. Cidden o kadar yaşlı mıyım?’’

 Bütün kadınlar başlarıyla onaylayınca, Fox hüzünlü bir yüz ifadesine bürünmüştü.

……

 Devam ettik, Yıldırım Kılıcı Koruması’nın puanlarını incelediğimde, yaraıtkların yüksek yıldırım özelliğine sahip olduğunu ve %10 canları kaldığında alan yetenekleri olan [Vahşi Yıldırım Kılıcı]’nı aktif ettiklerini gördüm. Bu yetenekle saldırı puanlarının %70’i kadar vurabildikleri için dikkatli olmamız lazımdı.

 100 metre önümüzdeki derin vadide sayısız Yıldırım Kılıcı Koruması geziyordu. Wan Er manzarayı görür görmez şaşkına dönmüş ve suratında mutlu bir ifade belirmişti: ‘’Wow! Görünüşe göre 61 olabileceğim…’’

  Vadiye baktığımda tam emin olamamıştım: ‘’Pek sanmıyorum…bu kadar yaratığı öldürmek için 7-8 saat uğraşmamız lazım…’’

 Fox biraz düşündükten sonra kulağına ulaşan sesleri görünce yukarı bakıp, söylendi: ‘’Xiao Yao, dikkat et!’’

 ‘’Eh?’’

 Başımı kaldırdığım gibi kızıl bir meteorun bulutlardan fırlayıp, bana doğru geldiğini görmüştüm. Eğer savuşturmazsam ölmesem bile ciddi bir şekilde yaralanacağıma şüphe yoktu. Sadece bu da değil, aletin geniş çapı düşünüldüğünde Dong Cheng ve Yue Qing Qian’ın da başı derde girecekti ve hareket etmemiz için sadece bir saniyemiz vardı!

  ‘’Hayret bir şey!’’

 İçten içe küfür savurduğum gibi [Hız]’ı aktif ettim. İleri atıldığımda kollarımı açmış ve Dong Cheng ile Yue Qing Qian’ı yakaladığım gibi kenara atlamıştım: ‘’Herkes sessizce saklansın!’’

  Bu kriz anında, iki kız da şaşkına dönmüştü. Tam meteorun çarpacağı sırada kendilerini çalılara doğru uçarken bulmuşlardı!

 Bang!

 Arkamdaki iki metreli alan yerle bir olmuş ve mekan adeta küle dönüşmüştü.

  Doğruldum. Dong Cheng ve Yue Qing Qian’ın suratlarında korku dolu ifadeler yer etmişti: ‘’O…o neydi öyle…’’

 Wan Er gökyüzüne baktı: ‘’Demek oymuş…’’

 Birlikte gökyüzüne baktığımızda, gökyüzüden düşen 2-3 meteoru görmüştük. Böylece artık sadece yaratıklara ve bosslara değil, gökyüzü hareketlerine ve meteorlara da dikkat etmemiz gerekecekti.

 ‘’Hay böyle işin ben…’’

 Fox silahını sımsıkı kavradı: ‘’Ne manyak bir harita burası yahu! Görünüşe göre meteorik bir mekanizmayı tetikledik. Artık haritayı temizlemek iyiyden iyiye zorlaştı.’’

 Dong Cheng Yue sordu: ‘’Ne yapacağız peki? Burada dikilip, her yaratık öldürdüğümüzde gökyüzünü inceleyecek değiliz ya?’’

 Biraz düşündüm: ‘’Yani…birini gökyüzüne bakması için ayarlayabiliriz. Mesela Fox fazla vuramadığı için gözcümüz olabilir. Bir sıkıntı olduğunda bizi uyarması lazım…’’

 Fox başıyla onayladıktan sonra söylendi: ‘’Tamamdır…’’

……

‘’Patron…’’ Matcha gökyüzüne bakıp, beni uyarmıştı.

 ‘’Ne oldu Matcha?’’ diye sordum.

 Mathca gülümsedi: ‘’Fark etmedin mi? Meteorların yönü 45 derece güneye kayıyor, yani meteorlardan kaçabilmek için bir yolumuz var…’’

 ‘’Oh? Ne yoluymuş bu?’’

 ‘’Şuraya bak…’’ Matcha eliyle gösterdi: ‘’Oradaki dağ tepesinin altına geçip, yaratıkları öldürebiliriz. Böylece meteorlar bize ulaşamayacaktır; zira orası kör noktaları. Sadece bu da değil, orada bir sürü kalıntı gördüm. Kalıntıları kullanarak yaratıkları oraya toplayabiliriz. Senin [Yedi Yıldız Parçaları’nın Kesiği]’ne Dong Cheng’in [Yıldırım Parmağı] ve [Ateşin ve Buzun Sütunu] eklenirse, yaratıkları çabucak öldürürüz. Wan Er ve Yue Qing Qian ikilisi de canı %10’a düşen Yıldırım Kılıcı Korumaları’nı halleder. Böylece yaratıklar [Yıldırım Öfkesi]’ni aktif edemeden öteki dünyayı boylamış olur. Nasıl ama, iyi taktik, değil mi?’’

 Başımı keyifle onayladım: ‘’Tamam, Matcha’nın dediği gibi yapalım. İtirazı olan?’’

 ‘’Yok, bu taktiği uygulayalım. Bir meteor daha geliyor zaten.’’

 Tepenin altında koşmuş ve duvarlara yaslanmıştık. Beklenildiği gibi meteor sesleri kulağımıza gelmişti; ancak bize ulaşmayı başaramamışlardı.

 ‘’Tam burası…’’ Matcha eliyle üçgen taş formasyonunu gösterdi. Mekanın arkasına saklanıp, yaratıkları çekmemiz gayet etkili olacaktı.

 Başımı öne sallayıp, kılıcımı kaldırdım: ‘’Wan Er ve ben, iki Kaplanadamla birlikte dış merkezde yer alacağız. Matcha sen de bizle gelip, yaratıkların dikkatini çekme konusunda yardım et. Havaya uçup, yaratıkları çekeceksin, tamam mı? Yıldırım Kılıcı Korumaları’nın %10 canı kaldığında son saldırılarını yapacakları için dikkat etmen lazım.’’

 Matcha göğsünü kabartıp, gururla söylendi: ‘’Sorun yok, yaratıkları çekmek benim özel yeteneklerim arasındadır zaten. 6.seviye [Gölge Kesiği]’ni kullanarak istediğim şekilde takılabilirim…’’

 ‘’Tamam…her seferde 100 yaratık getirmeyi unutma; daha fazla getirirsen saldırılara dayanamayız.’’

 ‘’Tamamdır, anlaşıldı!’’

……

 Büyücü, Şifacı ve Silahşörler grubun ortasında kalmış, Wan Er, ben ve 2 Kaplanadam dış tarafa geçmiştik. Yue Qing Qian’ın Kar Tavşanı kadının omzunda takılıyordu. 57.seviye Kar Tavşanı sağlam bir büyü saldırısına sahipti ve Matcha’nın İlüzyon Vari Kelebek Kraliçesi’ni de ekleyince, grubumuzun fiziksel ve büyü saldırıları gayet etkili olacaktı.

 Birkaç dakika geçtikten sonra peşinde kızıl noktalar getiren Matcha belirmişti: ‘’Dikkatli olun, geliyorlar!’’

 Hemen ileri atıldım: ‘’Matcha, pozisyon al!’’

 ‘’Tamamdır!’’

 Hua!

 Başımın üstünden geçen Matcha ineceği yeri tam kestirememiş ve Yue Qing Qian’a çarpmıştı. Hemen kolundan tutup, onu ayağa kaldırdım: ‘’Matcha, yaratıkların odağı senin üstünde, yaklaştıklarında [Kutsal Gölge Kalkanı]’nı aktif etmeyi unutayım deme ve Şifacılar, bize iyice dikkat edin…’’

 Matcha aniden dönmüş ve vücudunun etrafında üç altın kalkan belirmişti.