Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

194. Bölüm Kardeşim, Nihayet Tanıştık!

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

Pa Da!

  Açık mor renkli bir kitap envanterime girmişti. Görünüşe göre gerçekten de bu savaşın en değerli oyuncusu ben seçilmiştim. Ne yazık ki bu ödüller [Cesur Yürek]’in aldığı yaraların yanında pek bir önem arz etmiyordu. Birkaç dakikalık savaşın ardından Li Mu, Wang Jian ve diğerlerinin ellerinde hiçbir şey kalmamıştı. Her şeylerini koyarak, kan döküp, sayısız mücadeleye girerek kurdukları bu hayalleri yerle bir olmuştu.

 Yetenek kitabına bir bakış attım. Özellikleri fena görünmüyordu-

 [Kamuflaj] (S-Seviye) : Mücadelenin gizli yollarını kavrayarak kullanıcının çalılıklarda ve ormanlardaki bitki örtülerinde gizlenmesini sağlar. Pasif bir yetenektir; öğrenilmesi için 50.seviye ve üstünde olmak gerekmektedir.

 Vücudumu bir ışık hüzmesi kaplar kaplamaz yeteneği öğrenmiştim. Ba Huang Şehri’nin etrafı ormanlarla kaplı olduğundan bu yetenek işime yarayacak gibi görünüyordu.

……

  Yavaşça doğrulduktan sonra etrafımdakilere bakıp, ciddi bir ses tonuyla söylendim: ‘’Üzgünüm, Zhan Long bu konuda [Cesur Yürek]’e fazla yardım edemedi; ancak yine de ileride, klanı tekrar kurmanız için sizleri elimizden geldiğince destekleyeceğiz. Umarım pes etmemişsinizdir.’’

  Li Mu başını iki yana doğru salladı: ‘’Boşver gitsin Xiao Yao, artık çok geç… Klanı kuracak ne paramız ne de bağlantımız kaldı…’’

 Oyuncuların omuzlarındaki klan amblemi yavaşça kayboldu. Çok geçmeden birkaç oyuncu ileri atılıp, söylenmişti: ‘’Klan Başkanı, bizim…bizim birkaç arkadaşımız [Efsane]’ye katılmıştı. Daha önce de bizi çağırmışlardı; durum böyle olunca, bizler…’’

  Li Mu boş boş gülümsedi: ‘’Gidin, bu zamana kadar yanımda olduğunuz için teşekkür ediyorum…’’

  Birbiri ardında [Cesur Yürek] oyuncuları mekanı terk etmeye koyuldu.

  Oracıkta dikilip, Li Mu’nun keder ve hüzün dolu gözlerini izliyordum. Muhtemelen böyle bir şey yaşayacağını hayal bile etmemişti. Sonuçta bir ağaç sallandığında, maymunlar hemen dalları terk etmeye başlıyordu. [Cesur Yürek] dağıldığından oyuncuların maaşlarını karşılama şansları da kalmamıştı. Durum böyle olunca, insanların klanı terk etmesi de kaçınılmazdı.

 ‘’Üzülme…’’ Diye düşük bir ses tonuyla söylendim. Başımı kaldırıp, mesafedeki Ba Huang Şehri’ne bakmaya koyuldum.

  Li Mu kendisiyle dalga geçip, gülümsemişti: ‘’Başa geri döndük o kadar, bunda üzülecek ne var ki? Belki de bizler, [Cesur Yürek] olarak yalnızca bu raddeye ilerleyebilecek güce sahibizdir. [Öncü] ve diğer ünlü klanların bizleri başlangıç noktasına yollamak için yapmaları gereken tek şey birkaç oyuncu yollamakmış…’’

  Sinirlendiğim için herifin göğsüne bir yumruk savurdum. Kükremeden edememiştim: ‘’Ne saçmalıyorsun sen? Bir kere yenildiniz alt tarafı, niye bu kadar abartıyorsun? Kalbindeki arzu ateşi sönmediği sürece [Cesur Yürek] asla ölmeyecek. Bir kere düştün diye yürüdüğün yolda geri dönmemelisin. Şu an için klanın dağılması için yas tutman yapacağın en yanlış hareket olur. Asıl düşünmen gereken şey [Uçan Ejderhalar]’dan nasıl intikam alacağın ve üç büyük şehre General Ailesi’nin onurunu ve gururunu nasıl göstereceğindir! Benim tanıdığım Li Mu’nun pes etmeyen bir ruhu ve gökyüzünü bile destekleyecek bir azmi vardır! Tekbir kılıçla, o ve kardeşleri Ba Huang’daki insanların gönüllerini fethetmişti!’’

  Li Mu’nun vücudu arkadaki büyük ağaca çakılmıştı. Bir an için bana boş boş baksa da çok geçmeden gülümsemeye başladı: ‘’Xiao Yao, senin gibi bir kardeşim olduğu için…çok mutluyum…’’

 Wang Jian da bir kahkaha patlatmıştı: ‘’Aynen öyle, Xiao Yao’ya katılıyorum. Bir kere yenildik diye pes edecek değiliz ya! Küllerimizden doğacak ve General Ailesi’nin heybetini herkese göstereceğiz!’’

   Gülümsedikten sonra başımı öne doğru salladım: ‘’Heh şöyle!’’

  Kurt da gülümsemişti: ‘’Yenildiğinde bile tekrar ayağa kalkıp, mücadeleye devam etmek…İşte gerçek bir kahraman diye buna derler!’’

 Li Mu derin bir kahkaha attı: ‘’Evet, Klan Savaşı’nı kaybetmiş olsak da bu dünyanın sonu değil. Sonuçta, bu mücadeleyle Zhan Long’dan bir sürü kardeş kazandık! Aynne, madem öyle…siz nereden oynuyorsunuz?’’

  Söylendim: ‘’Zhan Long’un üssü Hangzhou’daki Batı Gölü bölgesindedir.’’

 ‘’Tamam!’’

 Li Mu yumruklarını sıkıp gülümsedi: ‘’Wang Jian, Bai Qi, Lian Po ve ben Yang Zhou’dan giriyoruz. Bu gece Hangzhou’ya otobüs biletlerimizi alacağız. Biraz içmeye ne diyorsunuz?’’

  Başımı öne doğru salladım: ‘’Tabii ki! Bekliyoruz!’’

 ‘’Tamam!’’

…..

 Bu esnada birkaç insan ormana girmiş ve bizlere doğru ilerlemişti. İlk giren insanı tanıyordum; kendisi Nazik Dokunuş’tu. Daha önce de onunla karşılaşmıştık. Nazik Dokunuş’un arkasından onlarca kişi geliyordu. Genç adam Li Mu’nun karşısına geçip, söylendi: ‘’Klan Başkanı, birkaç kelime etmeyecek misiniz?’’

 Li Mu dona kaldı: ‘’Klan dağıldı, ne diyebilirim ki?’’

 Nazik Dokunuş yumruklarını sıkıp söylendi: ‘’Bizler böyle saçma sapan bir klan dağılma meselesinden sebep size terk edecek insanlar değiliz! Sen burada olduğun sürece, biz de seni takip edeceğiz. Bizleri zayıf olarak gördüğün için Klan Prestij Savaşı’na katılmamıza izin vermedin ancak; seni asla yarı yolda bırakacak tipler değiliz! Tek bir kelimenle, bekleyeceğiz…Klanı tekrar kurana kadar bekleyeceğiz!’’

  Nazik Dokunuş’un sözlerinden sonra, Klan Prestij Savaşı’na katılan [Cesur Yürek]’in 40+ kemik kadrosu etrafımızda toplanmaya başladı. Hiçbirinin gözünde şüpheden eser yoktu.

 ‘’Klan Başkanı, sonuna kadar [Cesur Yürek] oyuncuları olarak kalacağız. Bu asla değişmeyecek!’’

 Li Mu etkilenmişti. Kızaran gözleriyle söylendi: ‘’Teşekkür ederim kardeşlerim, bana güvendiğiniz için teşekkür ederim! Madem öyle diyorsunuz, hepinizi arkadaş listeme ekleyeceğim. Klanı tekrar kurduğumuzda yapacağım ilk iş sizleri çağırmak olacak!’’

 ‘’Tamamdır!’’

……

 Mesele bittikten sonra şehre döndüm. Ba Huang Şehri’nin duvarlarına yaslanıp, ufak bir Pazar kurdum. Aklımda bir sürü şey vardı. [Cesur Yürek]’in dağılması benim için öyle hafife atılacak bir şey değildi; zira özgüvenime bir darbe yemişti. Yine de bu sebeple kendi klanımı ve kendi ordumu kurma istediğim zirve yapmıştı. Aksi taktirde kaosun hakim olduğu bu şehirde hayatta kalabileceğimizi düşünmüyordum.

 Di!

 Lin Wan Er’den bir mesaj geldi: ‘’Üzülme…’’

 Cevapladım: ‘’Üzülmüyorum…’’

 ‘’Yalan söylediğini anlayabiliyorum…’’

  ‘’Aslında biraz üzüldüm…’’

 ‘’O zaman sana gösterecek birkaç şeyim var…’’

 ‘’Oh? Neymiş?’’

 ‘’Bekle bir saniye…’’

 Çok geçmeden Lin Wan Er bana bir resim yolladı. Bu resim…Klan Kurma Tableti’nin resmiydi!

  Vücudum titremeye başladı: ‘’Wan Er, bu Klan Kurma Tableti’ni nereden buldun?!’’

 Lin Wan Er hafifçe gülümsedi: ‘’Siz Klan Prestij Savaşı’ndayken, Dong Cheng’le beraber Bin Şeytan Vadisi’nde kasıyorduk. Birkaç kişilik grubumuz 60.seviye mor bir bossla karşılaştı ve bosstan da bu düştü… Ne diyorsun? Zhan Long’un bu tablete ihtiyacı var mı? Sana verebilirim…’’

 Suratım ekşimişti: ‘’Vermek mi? Bu…pek mantıklı olmaz… Uğruna mücadele etmediğim bir şeyi almak istemiyorum. Emek vermeden bütün her şeyi toplayan tiplere dönüşmek tercih edeceğim bir şey değil.’’

  Lin Wan Er dudaklarını büktü: ‘’O zaman ne yapmak istiyorsun? Sakın bana market fiyatını vermeyi düşündüğünü söyleme?’’

 ‘’Şimdilik… Klan Kurma Tableti’nin fiyatı ne kadar?’’

 ‘’350.000 RMB civarlarında sanırım…’’

 ‘’Eh, boşver gitsin o zaman, param yetmez…’’

 ‘’Cidden istemiyor musun?’’

 ‘’Hayır!’’

 ‘’Hmph!’’ Lin Wan Er öfkeli bir ses tonuyla söylendi: ‘’Li Xiao Yao, aptalın teki olduğunu biliyor muydun? Aklından ne geçiyor böyle, hani ben de Zhan Long’dan biriydim? Madem öyle, niye bu Klan Kurma Tableti’mi istemiyorsun?’’

  ‘’Aynı şey değil…’’ diye söylendim: ‘’Wan Er, Klan Kurma Tableti’ni satabilirsin. Ben başka bir yol bulacağım… Sana fazla borçlanmak istemiyorum…’’

 (ÇN: Adam adam!)

  Lin Wan Er ağzını bükmüş ve gözlerini kapayarak düşünmeye başlamıştı. Birkaç saniye sonra gözlerini açıp, gülümsedi: ‘’Tamam o zaman, bu tableti satacağım… Ama bana fazla üzülmeyeceğine dair söz vereceksin, tamam mı? Akşama beraber yiyelim!’’

  ‘’Err, başkasına sözüm vardı ama…’’

 ‘’Umrumda değil, ben de geliyorum!’’

 ‘’Tamam o zaman… Bu akşam General Ailesi’nin dörtlüsü geliyor. Sen, [Kahramanın Heybeti]’nin Başkan Yardımcısı, bizim gibi bir grup ezikle yemek yemek istiyor musun?’’

 ‘’Evet istiyorum, Dong Cheng’i de getireceğim…’’

 ‘’Tamam…’’

……

Yapacak bir şey olmadığından Ejderha Şehri’ne gidip, Ejder Mezarı’ndaki kemiklere dadanan birkaç yaratığı öldürmemi gerektiren bir görev aldım. 2 saat içinde 58.seviyeye ulaşmıştım. Kurt ve diğerleri de durmaksızın kasıyordu. Herkes Zhan Long’un yakın bir zamanda kurulacağını bildiğinden, seviye konusunda geri kalmamak gerektiğinin farkındaydı.

 Akşam saat 17:00’da oyundan çıktım ve General Li Mu’dan bir telefon geldi. Batı Gölü’ne gelmişlerdi; ev sahibi olarak okulun yanındaki Xiang Wei Restoranı’nda bir rezervasyon yaptırdım. Her şey hazırlandıktan sonra yapmamız gereken tek şey mekana gitmekti.

  Kampüste Lin Wan Er ve Dong Cheng Yue’yle buluştum. Kızlar adeta ikiz gibi görünüyorlardı.

 İleri atılıp söylendim: ‘’Hadi gidelim, Li Mu ve diğerleri bizden önce gitmiş olabilir. Fazla gecikmememiz lazım.’’

 Lin Wan Er uzun bacaklarıyla öne atıldı ve gülümsediği gibi ortaya çıkan gamzeleri aklımı neredeyse başımdan alıyordu: ‘’General Ailesi nasıl tipler? Yaşlı, sıkıcı herifler olmasalar bari…’’

  ‘’İnan bana hiç bilmiyorum, heriflerle gerçek hayatta daha önce tanışmadım ki…’’

 ‘’Oh…’’

 Xiang Wei Restoranı’nda, Kurt, Yaşlı K, Matcha ve Fox çoktan mekana varmıştı. Krem renki kısa etek giyen Matcha taze ve zarif görünüyordu. Uzaktan bize el sallamaya başlamıştı: ‘’Patron, buradayız…’’

  Gülümseyerek masaya gittim. Yanımdaki kızları gören Fox gülümsemeden edememişti: ‘’Ah, bugün 3 güzellikle yiyeceğiz, ne şans ama! Gece uyuyamazsam ne olacak?’’

  Matcha kaşlarını çattı: ‘’Hadi oradan… sanki her gün görüşmüyoruz… Eğer uyuyamıyorsan, gidip seviye kas. Şu anda Zhan Long’daki en düşük seviyeli oyuncu sensing, kendinden utanmıyor musun?’’

 Fox: ‘’Sen daha düşük seviyeli değil misin Matcha?’’

 Matcha kıpkırmızı kesilmiş ve başını eğmişti: ‘’Ben sayılmıyorum…’’

 ‘’Seni gidi…’’ Fox hafiften sinirlenmişti.

Ben: ‘’Hadi gidelim, siz çıkın, ben Li Mu’ları bekleyeceğim!’’

 ‘’Tamam…’’

 Lin Wan Er’in kollarını tuttuktan sonra Kurt’a dönüp söylendim: ‘’Kurt, Lin Wan Er’i yukarı çıkarıp, etrafı kontrolet…’’

 Kurt başıyla onayladı: ‘’Tamamdır!’’

  Lin Wan Er’in işverenim olduğunu biliyordu. Şans bu ki, Xiang Wei Restoranı’nda herhangi bir Qi geliştiricisi görememiştim. Eğer ortalama holiganlarla uğraşacak olursak, Yaşlı K ve Kurt bu tarz tiplerle rahatça başa çıkabilecek seviyedeydi. Kurt’un yetenekleri fena sayılmazdı ve Yaşlı K da güç bakımından bir hayli iyiydi. Eğer dövüş sanatları konusunda eğitim yapmamış olsaydım, muhtemelen Zhan Long’un patronu bu ikiliden biri olacaktı…

……

 Herkesin çıktığını gördükten sonra restoranın girişinde beklemeye başladım.

 10 dakika bile geçmeden sokakta 4 figür belirmişti. En önlerinde 25 yaşlarında görünen genç bir adam vardı; figürü oyundaki Li Mu’yu bir hayli andırıyordu. Arkasında, ondan biraz daha genç görünen Wang Jian seçilebiliyordu. Ayrıca geniş kaslı ve Bai Qi’ye benzeyen bir herif de vardı. Tabii 50 yaşındaki yaşlı adamın da Lian Po olduğundan şüphem yoktu.

 ‘’Xiao Yao?’’ Li Mu uzaktan bana bakmış, gözlerine inanamamıştı: ‘’Hassiktir, oyundaki halinden bile daha yakışıklıymışsın oğlum! Prag’dan Yue Qing Qian’ın neden senden hoşlandığını şimdi anlıyorum…’’

 “…”

“Hua!”

 Li Mu ileri atılıp, bana sarılmıştı: ‘’Kardeşim, nihayet tanıştık!’’