Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

192. Bölüm Ölümüne Mücadele

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

“Hong!”

 Bir ejder kükremesi duyulmuş ve yerden fırlayan kızıl alevler vücudumu sarmalayarak bir ejderhaya dönüşmüştü. Vücudumu çevreleyen bu alevler defansımı akılalmaz bir derecede yükselmişti. Bu esnada üç rakibimin arasındaki boşluktan sıyrılmaya çalıştım. 2 [Buz Baltası]’nı savuşturmuş olsam da, 7 [Alev Baltası]’nı savuşturma şansım yoktu.

372!
411!
385!
407!

……

 Birbiri ardına havaya fırlayan hasar sayılarıyla canım düşmeye başlamıştı. Zaman kaybetmeden bir can iksiri içtim ve [Tedavi]’yi de kullanarak 2000 canımı doldurmuştum. Bu esnada dirseğimi büktüğüm gibi Buz Yağmuru Kılıcı’m bir Buz Ejderi edasıyla savaşçılardan birine doğru ilerlemeye başlamıştı.

  Clang clang clang

  Nebula Zırhı’mdan sürekli kıvılcımlar fırlıoyrdu; ancak [Kızıl Ejder’in Kalkanı] sağ olsun her saldırıdan yaklaşık 100 hasar alıyordum. Ardından, vücudumu kutsal bir ışık hüzmesi kaplamış ve 1000 canım dolmuştu. Tabii bu Sevgili Duck’un [Tedavi] yeteneğinin etkisiydi!

 ‘’Siktir…’’

    [Öncü]’nün 13 Kartal’ından biri olan kılıç ustası uzun kılıcını kavrarken şaşkınlıktan gözlerini kontrol edememişti: ‘’O nasıl bir kalkan öyle! Defansı geçemiyoruz! Sikerler böyle işi! [Alev Kılıcı] bile herife zarar veremiyor!!’’

 Günahkar Kurt dişlerini sıkıyordu: ‘’Zhan Long’un şifacısı Sevgili Duck nerede? Siz ikiniz gidip onu öldürün! Diğerleri Kaygısız Xiao Yao’ya odaklanmaya devam etsin. Herifin kalkanı birazdan bitecek!’’

……

 Saldırılarıma devam ederken söylendim: ‘’Sevgili Duck, geri çekil, bizi boş ver, geri çekilmeye başlayabilirsin! Yaşlı K saldırıya geç, [Rüzgar Kesiği]’ni kullanarak kendine bir yol aç ve canı az olanları da [Vahşi Hava Kesiği]’ni aktif ederek öldür gitsin. Yavru Kurt herifleri sersemletmeye devam et ama kendini fazla riske atma!’’

  Yaşlı K savaş baltasıyla ileri atılmış ve hendekteki çalılardan fırlamıştı. Vücudu eğilir eğilmez etrafında oluşan soğuk, keskin rüzgarlar baltasına odaklanmıştı. Ardından, bütün grup bir anda fırlamış ve ortaya akılalmaz bir hortum çıkmıştı.

 Şak Şak Şak!

  [Rüzgar Kesiği] kalabalığı delip geçmiş ve ortaya çıkardığı etki de hayal gücümü alt etmişti. Henüz saldırılara maruz kalmış olan 3 kişi çoktan öteki dünyayı boylamıştı!

 

 “Sıkıntı!”

 Normalde Günahkar Kurt beni kovalamak istiyordu; ancak [Kızıl Ejder’in Kalkanı]’nını kullanınca resmen demir bir kapıya dönüşmüştüm. Yaşlı K’nın ani saldırısıysa Günahkar Kurt’u çaresiz bırakmıştı. [Rüzgar Kesiği]’nin merkezinde, Yaşlı K ölümsüz bir makine gibiydi. Kimse ona yaklaşmaya cesaret edemiyordu; zira herif tam bir ölüm makinesiydi. Günahkar Kurt meseleyi izlerken sinirden deliye dönmüştü: ‘’Geri çekilin, bir fırsat bulduğumzuda tekrar saldıracağız!’’

 ‘’Nereye kaçıyorsunuz LAN!’’

  Yaşlı K kükrediği gibi ileri zıplamış ve savaş baltası, %31 canı kalan Kılıç Ustası’nın başına saplanmıştı. Hayatını anında kaybeden herifin suratında şakın bir ifade yer etmişti. Yaşlı K bununla kalmamış ve [Alev Baltası]’nı aktif ettiği gibi diğer savaşçıya saldırmıştı!

 Shua!

  Ortaya çıkan Kurt tam zamanında meseleye el atmıştı. Kaçmaya çalışan savaşçıyı sersemletmiş ve daha önceki zehir saldırısından sebep herifin hızı bir hayli düşmüştü. Kurt’un oyununa gelen savaşçının öleceğine şüphe yoktu.

……

 Göz açıp kapayana dek Öncü’nün 13 Kartalı’ndan 10’unu öldürmüştük!

 ‘’Matcha, durdur şunu!’’ diye kükredim. Matcha hemen havadan inmiş ve [Gölge Kesiği]’ni aktif etmişti.

 Bang!

 Saldırı hedefine ulaşmıştı. En önde duran ve saldırıya maruz kalan Kılıç Ustası Matcha’ya doğru atılmış ve düşük canına rağmen söylenmeden edememişti: ‘’Burada ölsem bile, yanımda birini götürmeden gözlerimi kapayacak değilim!’’

 Ding!

  [Kombo]’sundan etrafa yayılan ışık hüzmelerine karşılık Matcha alelacele [Yansıtma]’yı aktif etmişti; lakin ne yazık ki bu yeteneği sadece bir saldırıyı geri çevirmişti. Ölümün kıyısında gezen kılıç ustasından 3 saldırı almıştı. Ardından, tam o esnada Günahkar Kurt Matcha’nın arkasında belirmiş ve [Alev Baltası]’nı kullanmaya başlamştı!

   ‘’Dikkat et!’’ diye kükredim, ‘’Matcha, sağa çekil, arkanda biri var!’’

 ‘’Ah?!’’

 Matcha şoke olmuştu; lakin önündeki ufak bitkiye takılarak büyük bir hata yapmıştı. Günahkar Kurt’un baltası genç kadının omuzlarını delip geçtiği gibi ortaya devasa bir hasar sayısı fırlamıştı.

 1647!

 ……

 ‘’Patron…’’ Matcha bana bakmış, vücudu yavaş yavaş ışık hüzmelerine dönüşerek kaybolmuştu.

  Zhan Long Stüdyosu oyuncularının birini daha kaybetmiştik. Kılıcımı kavrarken kalbim hüzünle doluydu.

 Bam!

 Kılıç Ustası’na atıldığım gibi kılıcımı kullanarak herifin işini bitirdim; ardından iki elimle kılıcımı kavramış ve diğer kılıç ustasına doğru atılmıştım.

 ‘’Siktir git, Kaygısız Xiao Yao!’’

 Suratı öfkeden kıpkırmızı kesilen 53.seviye kılıç ustası bir anda kılıcını kaldırmıştı.

 Shua!

  Vücudunda oluşan ışık hüzmesi [Yansıtma]’yı işaret ediyordu.

  Kılıcımı indirerek herife bir yumruk geçirdim ve kolayca [Yansıtma]’nın etkisini ortadan kaldırdım. Ardından herife bir diz attım ve Buz Yağmuru Kılıcı’mı havaya savurdum. Etrafa fırlayan kızıl ışık hüzmesi bu saldırımın ölümcül darbe olacağını işaret ediyordu.

 2655!

 Bir düşmanı daha öldürmüştüm!

……

“Huff…Huff..”

 Günahkar Kurt nefes nefese kalmış, oracıkta dikilen vücudu titremeye başlamıştı. Yorgun ve dağınık görünen suratıyla bana baktığında, etrafındaki 12 cesedin görüntüsü keyfime keyif katmıştı. İlk mücadelede [Öncü]’nün 13 Kartalı gururla savaşıp, olağanüstü sonuçlar almıştı; ancak artık heriflerden yalnızca biri ayakta kalmayı başarmıştı. Bu kibirli pezevenk kalan son şerefsizdi.

 Bam!

  Buz Yağmuru Kılıcı’mı yere saplayıp, söylendim: ‘’Günahkar Kurt, kibrin nereye gitti? Hani [Öncü]’nün 13 Kartalı yenilmez diyordun? Zhan Long’u küçümsüyordun? Ne oldu şimdi, sayı bakımından üstün olmadığınız taktirde, [Öncü]’nün ne özelliği var? KONUŞ LAN!’’

 “Gulp…”

 Günahkar Kurt bir ağız dolusu salyayı yuttuktan sonra bana soğuk bir bakış atmıştı: ‘’Kaygısız Xiao Yao, olağanüstü bir herif olduğunu kabul ediyorum! Ama şunu unutma, er ya da geç bu yaptıklarının intikamını alacağım. [Öncü] bu tarz bir aşağılamaya boyun eğmeyecek!’’

  Kılıcımı çekip, göğsüne doğru uzattım. Öfkemi zar zor kontrol ediyordum: ‘’Öncü’yü aşağılayan kimmiş? Ebedi Rüzgar Vadisi’nde Cennet Düzeni’nin Kılıcı’nı benden çalan kimmiş? Üst üste beni kazıklamaya çalışan kimmiş? Aslen, [Öncü]’yü aşağılayan ve utanç kaynağı olan kimmiş? Cevap vereyim mi? Sizsizin! Jian Feng Han! Sen, Günahkar Kurt! Bu kadar kibirli olduğunuz için bir önceki heybetinize utanç lekesini sürüyorsunuz!’’

 Günahkar Kurt dişlerini sıktı: ‘’Konuşacak bir şeyimiz yok, gebermeye hazırlan!’’

 ……

“Hua…”

  Yere bir yumruk attığım gibi [Bağlayan Zincirler]’le Günahkar Kurt’u bağlamayı başardım. Elimi kaldırmış ve Ufak Bobo’ya saldırması için talimat vermiştim: ‘’Kurt, Yaşlı K, bitirin şunun işini!’’

  Başımı çevirdiğim gibi kılıçların ve zırhların sesi kulağıma ulaşmıştı; Günahkar Kurt acı dolu bir çığlık atarak yere yığılmıştı. Nihayet [Uçan Ejderhalar]’ın destek takımı olan [Öncü]’nün 13 Kartalı yerle bir olmuştu. Daha önce de dediğim gibi. Bu Klan Prestij Savaşı’nı kaybedebilirdik; ancak bunu [Öncü]’nün 13 Kartalı’nı öldürmeden yapmayacaktık!

……

 Arkamdan gelen kadın sesini duyunca kalbim duraksamıştı; başımız yine beladaydı!

 Düşüdüğüm gibi Sevgili Duck’un partydeki ismi sönmüştü!

 Yavru Kurt hançerlerini kavradığı gibi görünmez moda girmiş ve öfkeyle söylenmişti: ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, Sevgili Duck süikastçilerden birinin saldırısına maruz kaldı!’’

  ‘’Gebert onu!’’

  Elimi havaya kaldırıp kendi canımı doldurduktan sonra Sevgili Duck’un cesedine doğru atıldım. Kendisi çimlerle kaplı bir bölgede yatıyordu; ancak süikastçi [Görünmezlik] yeteneğini kullanarak ortadan kaybolmuştu. Yine de fazla uzağa kaçmış olamazdı.

 Yaşlı K da baltasını kaldırmış, etrafı izlemeye çalışarak süikastçinin yerini tespit etmeye koyulmuştu.

 Yavru Kurt söylendi: ‘’Kimse hareket etmesin. Eğer etrafı dikkatle incelersek herifin yerini bulabiliriz…’’

 ‘’Tamam.’’

……

 Üçümüz de oracıkta ağaç gibi dikilmiş ve etrafı izlemeye koyulmuştuk; ancak üç dakika boyunca herhangi bir hareket yaşanmamıştı. Her yeri dikkatle inceledim, ne olabilirdi?

 Acaba orası mıydı?

  Bu esnada mesafede ufak bir rüzgar esmiş ve beraberinde çalıların titreşimlerini getirmişti. Hemen kılıcımı kaldırarak düşük sesle söylendim: ‘’Yavru Kurt, dikkat et, fırsat ayağımıza geldi…’’

 Yavru Kurt başıyla onayladı: ‘’Tamamdır!’’
“Swoosh…”

 Çalılar titreşmeye devam ederken ufak otların bir kısmı farklı yöne doğru eğilmişti. Her ne kadar çalılar bir şeyle karşılaşmış gibi görünse de, ortalıkta hiç kimse seçilemiyordu.

 Hemen fısıldadım: ‘’Yaşlı K, [Rüzgar Kesiği]’ni derhal aktif et! Hedefin koordinatları (7471, 2973), şimdi!’’

 ‘’Tamam!’’

Yaşlı K hemen baltasını sola doğru savurdu ve bir ‘Ding!’ sesiyle gizlenen süikastçinin hançeri baltayı karşıladı. Herif birkaç metre geriye savrulmuştu!

 ‘’Şerefsiz herif, demek buradasın!’’

 Yaşlı K dönüp, baltasını kaldırmış ve ileri atılmıştı; ancak bir anda vücudu titremiş ve herif sersemlemişti. Başından fırlayan hasar sayısı da gözümden kaçmamıştı.

 1109!

  Hassiktir!

Kalbim duraksamıştı, mekanda bir süiksatçinin daha olduğunu düşünmemiştim!

  Kaçan süikastçi bir anda arkasını dönmüştü. Hançerleri dans etmeye başlar başlamaz Yaşlı K’ya üç kez saldırmış ve Yaşlı K hayatını kaybetmişti. Elindeki baltayı bile yere düşürmüştü.

 ‘’Hay böyle işin ben…’’

  Kılıcımı kaldırıp, ileri atıldım ve [Kombo]’yla ikinci süikastçiyi geri iterek normal bir saldırıyla işini bitirdim! Kurt ilk süikastçinin arkasında belirmiş ve tek bir saldırıyla adamın işini bitirmişti!

……

“Pa Da! Pa Da!”

 İki ceset daha toprakla buluşmuştu. Kurt’la birbirimize öfke dolu birer bakış fırlattık. Yaşlı K, Matcha, Fox, Sevgili Duck ve Dong Cheng Lei hayatlarını kaybetmişti. Zhan Long’dan geriye kalan 2 kişi, [Uçan Ejderhalar]’ın Klan Başkanı olan Yükselen Ejderha’nın da bulunduğu 10 kişilik bir grupla karşı karşıya kalmıştı. Bu mücadelenin ne kadar zor olacağını gayet iyi biliyordum!

  Yere düşen ekipmanları topladık. 7 Altın Ekipman ve 1 Mor Ekipman envanterimize girmişti. Karşılaştığımız oyuncular üst seviye olduğu için yere düşürdükleri eşyalar da aynı şekilde kaliteli oluyordu.

……

 Oracıkta dikilip, elimi kaldırarak kılıcımı kınına soktum. Yanımda dikilen Kurt söylendi: ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, ne yapacağız? Matcha ve diğerleri bizim için endişelenmeye başlamıştır bile; ne yazık ki onlara bilgi veremiyoruz. Klan Prestij Savaşı’nda dışarıyla olan bağlantımız kesildi.’’

  Platoya bir bakış atıp cevapladım: ‘’Gidelim, fırsat kovalamaya çalışacağız. Kazanmsak bile en azından o şerefsizi, Yükselen Ejderha’yı öldürmemiz lazım!’’

  ‘’Tamam!’’

……

 Birkaç dakika sonra, Klan Prestij Savaşı’nın merkezinde yer alan platoda…

  Çalılara saklanmış bir vaziyette platoyu izlerken Yükselen Ejderha’yı ve yanında duran 4 ağır zırh sınıfı, 2 Şifacıyı, 2 Büyücü’yü ve 1 Okçu’yu rahatça görebiliyordum. Grup oldukça sağlamdı. Okçu’nun [Delen Ok]’u bizi sersemletebilir ve büyücülerin yetenekleri de anında canımızı eritebilirdi. Tanrı’nın bile bu saldırılara karşı bir şey yapabileceğini düşünmüyordum.

 ‘’Nasıl savaşacağız?’’ diye sordu Kurt.

  Söylendim: ‘’44 Öfke puanım kaldığından [Kızıl Ejder’in Kalkanı]’nı sadece 1 kez kullanabilirim. Başlangıçta ilk ben atılıp, saldırılarını kendime odaklayacağım. En azından 1-2 ağır zırh sınıfını öldürmem lazım. Yavru Kurt, kaçış rotalarında beklemeye başla ve şifacıları öldürmeye odaklan; ama fazla uzun kalayım deme. 6 saniyede yeteneklerini kullandıktan sonra geri çekil ve yeteneklerinin dolmasını bekle. Her rotasyonda 2-3 kişi öldürebilirsen bu mücadeleyi 2-3 turda bitiririz!’’

 ‘’Tamamdır!’’