Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

175. Bölüm Yeniden Doğan Kahraman

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

Ejderha Şehri.

 Kar taneleri donmuş zeminin üstüne hafifçe ilerlerken, biz de NPC’ler tarafından şehre götürülüyorduk. Şu an için hava soğuk değildi; ancak Lin Wan Er sürekli titreyip duruyordu. Bana acı dolu bir bakış atıp, söylenmişti: ‘’Ciddi ciddi bu soğukta, ısıtıcı olmadan mı çalışıyorsun?’’

  Gülümsedim: ‘’Evet, ama genelde kaytarıyorum.’’

  ‘’….’’

……

 İki Ejderha Şehri askeri önümüzde yürüyordu; içlerinden biri saygıyla söylendi: ‘’Genç Mezar Koruyucusu, gerçekten kadim kahraman Ran Min’in başını ele geçirdin mi?’’

 Başımı öne doğru salladım: ‘’Evet!’’

  Ejderha Şehri’nin göklerinde, düşen kar taneleri dans ediyor ve bizlere kış rüzgarları eşlik ediyordu. Pelerinimi sıktıktan sonra Lin Wan Er’e baktım: ‘’Donmadın daha, değil mi?’’

  Gökkuşağı Pelerini’ne kuşanan Lin Wan Er’in suratı solmuş ve dudakları soğuktan morarmıştı: ‘’Hayır, hava ne kadar soğuk olursa olsun, oyunda donarak ölmen imkansız. Onu bırak da, bu Ejderha Şehri ne kadar büyükmüş böyle! Ne yazık ki biraz sessiz ve ücra… Dükkan bile göremedim…’’

    Kahkaha atmadan yapamamıştım: ‘’Bu tarz bir yerde öyle normal insanların yaşayabileceğini düşünmüyorsun ya? Burada yaşayanların çoğu ya savaşçı ya da özel yeteneklere sahip kimseler. Şehrin kuzeyinde sürüyle yaratık dolaşıyor. Normal bir insan için burası pek de güvenli sayılmaz.’’

  Lin Wan Er başıyla onayladı: ‘’Eh, anladım… Bu cadde amma uzunmuş yalnız, direkt olarak generalin olduğu yere mi gideceğiz? Şehrin büyük patron kim?’’

  ‘’Luo Lin, Ejderha Şehri’nin Kralı.’’

  ‘’Oh, daha önce duymamıştım…’’

 “……”

……

“Hua Cha! Hua Cha!”

  Uzakta, merdivenlerin üstünde kılıçlara ve zırhlara kuşanmış yüz asker iki sıraya ayrılmıştı. Geniş salonun içinden yalnız bir insan figürü fırladı. Düz siyah saçları, parıldayan mavi gözleri ve beline astığı ağır kılıcın yanında, koyu kırmızı zırhları vardı. Bu herifin Ejderha Şehri’nin Kralı, Luo Lin olduğuna şüphe yoktu!

  Luo Lin hemen yanımıza gelmişti. Herifin fazla insancıl aurası kızları biraz geriye itmişti. Bana bakıp, parıldayan gözlerle söylenmeye başladı: ‘’ Ejderha Şehri’nin genç savaşçısı, Ran Min’in ruhunu sen mi getirdin?’’

  Luo Lin’in arkasında onu takip eden bir gölge vardı. Bahsi geçen bu gölge, bembeyaz pelerine kuşanmış Frost’tan başkası değildi. Kadın bana bakmış ve başını hafifçe öne eğerek gülümsemişti.

   Başımı çevirip, Luo Lin’e baktım: ‘’Arkadaşlarımla birlikte sayısız zorluğun üstesinden gelip, Beş Barbar’ın Çorak Mezarı’nın derinliklerine ilerledik. Kahraman Ran Min’in cesur ruhunu bulmamızın yanında kendisinin başını da bulduk. Lakin, Ran Min’in geri kalan vücudunun Ejderha Şehri’nde gömülü olduğunu öğrenince, hemen buraya geldik.’’

  Luo Lin başıyla onayladı: ‘Güzel, aferin genç adam. Lütfen bana majesteleri Ran Min’in başını gösterebilir misin?’’

  Başı tutan elimi hafifçe gevşettim ve onu kapatan pelerinimi geri çektim. Bir anda ortaya çıkan Ran Min’in başı Luo Lin’e bakmaya başlamıştı. Luo Lin ilk başta şaşırsa da hemen tek dizinin üstüne çökmüş ve selam vermişti: ‘’Bendeniz, Ejderha Şehri’nin İmparatoru---Luo Lin, en derin saygılarımı majesteleri Ran Min’e iletiyorum!’’

  Shua!

  Ran Min’in başından ayrılmış ruhu ortaya çıkmış ve önümde dikilmeye başlamıştı. Luo Lin’e bakan ruh nazikçe söylendi: ‘’Demek, Ejderha Şehri artık Mu Rong klanı tarafından kontrol edilmiyor? Görünüşe göre geçtiğimiz on bin yılda bir sürü şeyi kaçırmışım. Luo Lin, kaybolan vücudumu bularak, eski bedenimi birleştirmek istiyorum; böylece nihayetinde ait olduğum yere gidebileceğim.’’

 Yaşlı K baltasını kaldırıp, ileri atıldı: ‘’Ran Min, nereye gideceksin?’’

 Ran Min’in ruhu gülümsedi: ‘’Bir ruh olduğuma göre, tabii ki de yeraltı dünyasına gidip, büyük anne Meng’in çorbasından içerek Na He köprüsünü geçeceğim. Reenkarnasyonun dokuz geçidinden birini seçecek ve yeni bir formda tekrar hayata döneceğim. Tanrılar benim için neyi uygun görüyorsa, ona razıyım!’’

   Yaşlı K yumrukları sıkıp geri çekilmişti.

  Söylendim: ‘’Usta Ran Min, eğer burada kalabilseydiniz, her şey çok daha iyi olurdu!’’

  Ran Min’in ruhu şok olmuştu: ‘’Genç adam…sizler… benden ayrılmak istemiyor musunuz?’’

  Lin Wan Er başıyla onayladı: ‘’Evet!’’

   Bir anda Ran Min’in ruhu gökyüzüne doğru kükremeye başlamıştı: ‘’Bendeniz, Ran Min, bütün hayatı boyunca savaşan ve sayısız pişmanlığa sahip olan biriyim. Beni 10,000 yıl önce terk eden hayatımda bile kimse bana acımamıştır! Ne yazık ki ölümün zincirlerini kırarak yanınıza gelebilmem mümkün değil. Kendinize iyi bakın gençler, sonsuza dek gururunuzu korumanız umuduyla! Aşağılanmadan, gururla ölmeniz isteğiyle!’’

  Yanda duran Luo Lin söylenmeye başladı: ‘’Majesteleri, Ran Min, bu ufak generalin sizden bir ricası var, lakin bana bir şans verip vermeyeceğini bilmiyorum?’’

  Ran Min başıyla onayladı: ‘’Duyalım bakalım!’’

 Luo Lin gülümsedikten sonra söylenmeye koyuldu: ‘’10,000 yıldık çektiğiniz zorlukların ardından, akılalmaz bir gücün yanında heybetli bir ruha da sahip oldunuz. Sahip olduğun güçle yeni bir vücut yaratıp, dirilmeniz pek de zor sayılmaz. Ejderha Şehri’mizin alt kısımlarında, ölüleri diriltebileceği söylenen bir nehir vardır. Ejderha Şehri’mizdeki en güçlü rahiplerin de yardımıyla, vücudunuzu onarmayı başarabiliriz. Yani uzun lafın kısası, sizi diriltebiliriz!’’

   Ran Min’in ruhu şaşırmış ve yumruklarını sıkarak cevaplamıştı: ‘’Vücudumu onarmak mı istiyorsun? Ve böylece beni, Ran Min’i kendine borçlu bırakacaksın ve istediğini yaptıracaksın, öyle mi? Velet, gözlerindeki bakıştan her şeyi anlayabiliyorum!’’

  Luo Lin kaşlarını çatıp, söylendi: ‘’Evet, hırsımı kullanarak bu toprakları güvenli bir hale getireceğim. Gücümü kullanarak insanlığın, ay elflerinin, barbarların ve rüzgar elflerinin son cennetini koruyacağım. Majesteleri Ran Min, eğer teklifimi kabul ederseniz sizden tek bir isteğim olacak. Lütfen bizimle kalıp, insanlığın sınır şehri olan Ejderha Şehri’ni koruyun! Vatanınız bu şehrin güneyinde yer alıyor. Arkanızda duran gençlerse, sizinle aynı vatanı paylaşan insanlardır! Onlar için dirilip, bir kez daha mücadele etmeye razı oluyor musunuz?’’

  Ran Min’in ruhu önce bana ardından Lin Wan Er ve diğerlerin bakmıştı.

  Başımı öne doğru salladım: ‘’Lütfen kalın!’’

  Nihayetinde Ran Min başını öne doğru sallayıp, kabul etmişti: ‘’Tamam, teklifini kabul ediyorum. Lakin Luo Lin, şunu unutayım deme, eğer günün birinde bize ihanet ettiğini öğrenirsem, bizzat işini bitiririm ona göre!’’

   Luo Lin diz çöküp, söz vermişti: ‘’Bendeniz, Luo Lin, bütün benliğimle insanlığa bağlı kalacağıma yemin ediyorum!’’

 ‘’Tamam, hadi gidelim o zaman!’’

 ‘’Tamam! Lütfen beni takip edin…’’

……

  Luo Lin’in arkasından kaleye girdik. Çok geçmeden büyük bir odaya girmiştik. Ran Min’in vücudu odanın orta yerinde duruyordu. Bahsi geçen bu vücut 10,000 yıldır mühürlenmiş durumdaydı. Vücudu barındıran tabut bile paslanmaya başlamıştı. Tabu kapağını kaldırdıktan sonra Ran Min’in vücudunu gördük. Herifin vücudu öldüğü günkü halini koruyordu.

  ‘’Bana bırak…’’

  Frost yavaşça ileri adımladı, Ran Min’in başını dikkatle kavramış ve vücudun üst kesimine yerleştirmişti. Ardından gümüş bir iğne çıkararak dikkatle başını gövdesine dikmişti. Dikme işlemi sonlandığı gibi ileri atılmış ve sormuştum: ‘’Frost, gizli nehir nerede? Gidelim hadi.’’

  ‘’Tamam!’’

  Frost önden yürümeye başlar başlamaz Luo Lin ıslık çalmış ve bir anda odaya yaşlı bir adam girmişti. Adamın elinde ejder kemiğinden yapılma bir asa duruyordu ve vücudu simsiyah cübbeyle kapatılmıştı. Bizimle birlikte gizli nehre doğru ilerlemeye başladı.

    Birkaç yüz metre ilerledikten sonra yemyeşil akan nehre ulaşmıştık. Nazikçe Ran Min’in vücudunu nehrin orta yerine yerleştirdim. Siyah cübbeli adam hemen yana geçmiş ve asasını kavramıştı. Yüksek bir ses tonuyla anlam veremediğimiz bir dilde büyü kelimelerini sarf etmeye koyuldu. Bir anda kızıl semboller ortaya çıkmış ve Ran Min’in vücudunu merkez alan devasa kızıl bir çember belirmişti.

  Nehir suları Ran Min’in cesedine çarparken Ran Min’in boynundaki yaranın iyileştiği gözle görülebiliyordu. Büyünün etkisiyle Ran Min’in vücudu kızıl renge dönmüş ve ardından da deniz mavisine bürünmüştü. Havada duran kan damlaları bir anda cesede doğru akın etmeye başlamıştı!

  Nihayetinde, ok dakikanın ardından Luo Lin’in kaşları çatılmıştı: ‘’Majesteleri Ran Min! Vücudunuz ruhunuzla birleşmek için hazır!’’

 Ran Min’in ruhu hemen ileri atılmış ve cesede girmişti!

  ‘’Ah….’’

  Acı dolu bir inlemenin ardından Ran Min’in vücudu nehir sularından yükselmişti. 10,000 yıldır hareket etmemek doğal olarak vücuda bir ağırlık yüklemiş ve adam ayakta durmak için büyük bir çaba sarf etmişti. Bir anda kendi yumruğuna bakarak gülümsedi: ‘’Ben…öylece dirildim mi yani?’’

 Yaşlı büyücü başıyla onayladı: ‘’Evet, kadim kahraman…’’

  Ateşli gözleriyle başını kaldıran Ran Min yanındaki devasa kayaya sağlam bir yumruk geçirmişti!

 PENG!

  Kaya anında erle bir olmuş ve hatta yer altı koridoru bile titremeye başlamıştı…

  Ran Min gülümsemeye başladı…

  Ran Min’in gücüne hayranlık duyan Luo Lin hemen söylendi: ‘’Beklendiği gibi, majestelerinin Tanrılar’a meydan okuyabilecek bir gücü var! MUAZZAM!’’

……

 Tam bu esnada kulaklarımızda bir ses belirmiş ve nihayet görevi tamamlamayı başarmıştık---

 Ding!

  Sistem Notu: Dikkat, oyuncu Kaygısız Xiao Yao ve 10 kişilik partysi başarıyla SS görevi, [Beş Barbar’ın Çorak Mezarı]’nı tamamlamıştır.Ödül olarak her oyuncu +1 seviye, +5 karizma kazanmıştır!

……

 Görevi bitirdiğimiz için gelen TP sayesinde bir anda 58.seviyenin %89’una fırlamıştım. 59.seviyeye azıcık uzaklıktaydım! Mesele bununla sonlanmamıştı.

  Pa da!

  TP ve altın ödüllerinin yanında bir de envanterimde kızıl bir yüzük belirmişti!

  Heyecanla yüzüğü çıkardım. Kızıl yüzüğün üstüne bir savaş baltası tasviri kazınmıştı. Etrafa sıcak bir hava dalgası yayan kılıcın soylu ve aziz bir figürü olduğuna kimsenin şüphesi yoktu. Puanlarına baktığımda mutluluktan havaya zıplayacaktım--

【Kızıl Ejder Yüzüğü】 (İmparator Ekipman)
Güç:+50
Dayanıklılık:+49
Çeviklik:+47
Ekstra: Saldırı puanını 180 artırır
Özel Yetenek: [Kızıl Ejder’in Kalkanı] – Defansı 7 saniyeliğine akılalmaz derecede artırır. 40 öfke puanı harcar.

Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 58

……

 Resmen büyük ikramiyeyi kazanmış gibi hissediyordum! Bir imparator ekipman daha! Bu ne şanstır arkadaş!

 Hemen Kızıl Ejder Yüzüğü’nü takıp, Man Luo’nun yüzüğünü çıkardım. Puanlarım akılalmaz bir artış göstermişti!

【Kaygısız Xiao Yao】 (Ejder Mezarı’nın Koruyucusu)
Seviye: 58
Saldırı: 1689-2164
Defans: 1645
Can: 3370
Mana: 1336
Karizma: 45

……

 Saldırı puanım 2150’yi geçmişti! Buna bir de diğer bonuslarımı kattığımda, genel saldırı puanım 2500 civarında oluyordu! Vay anasını arkadaş!

  Etrafa baktığımda diğerlerinin de güldüğünü gördüm.

 Lin Wan Er zarif bir göğüslüğü incelerken gülümsedi: ‘’İmparator seviye deri zırh! Hoho, kader bize gülümsedi demek!’’