Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

173. Bölüm Mu Rong'u Öldürmek

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

“Bang!”

  Silahtan fırlayan dumanların ardından Fox’un mermisiyle bossun canı %20’ye düşmüştü. Mu Rong Jun saldırıdan hemen sonra çılgına dönmüş ve uzun kılıcını kavrayarak kükremeye başlamıştı: ‘’Ölüm ve yaşam Cennet’in taktirindedir, buna rağmen başı boş gezen savaşçının ruhu hiçbir zaman huzura kavuşmayacaktır. Kadim Tanrılar, emirlerime kulak verin! Yeryüzüne inip, sizlere boyun eğmeyen bu insan paçavralarını yok edin!’’

  Boom!

  Bütün mezar titremeye başlamış ve hava kıpkırmızı kesilmişti; yeteneği aktif olmak üzereydi!

  Hemen ileri atılıp [Bağlayan Zincirler]’i kullanarak bossu bağlamaya çalıştım; ancak ne yazık ki zincirler bossun yeteneğini sekteye uğratmaya yetmemişti. Matcha da kılıcını kaldırmış ve İlüzyon Vari Kelebek Kraliçesi’ne [Muazzam Dansın Sarmaşıkları]’nı kullanması için talimat vermişti. Kelebeğin bu saldırısı da büyük bir ‘ISKA!’’yla sonlanmış ve bossun yeteneği aktifleşmeye koyulmuştu!

  ‘’Bittik biz…’’ Kalbim dört nala koşmaya başlamıştı.

  Matcha hemen Sevgili Duck’a bir bakış fırlatmış ve genç şifacı da başıyla onaylamıştı.

……

“Whoosh…:”

 Bir anda, her biri uzun kılıç taşıyan süvariler ortaya çıkmıştı. Bu bütün alanı kapsayan bir saldırı olduğundan oracıkta dikilmekten başka çarem kalmamıştı!

 Peng!
 2479!

  Vücudum titremiş ve canım hızla düşmeye koyulmuştu. Sevgili Duck vakit kaybetmeden [Diriltme]’yi kullanarak Yuzi Chengshuo’yu hayata döndürmüş ve kadın oracıkta kendine güveni tam bir şekilde durmaya başlamıştı.

 “Peng Peng Peng…”

  Sayısız süvari belirmişti. Akılalmaz manzranın karşısında grubumuzdaki oyuncuların çoğu yavaş yavaş can vermeye koyulmuş ve hatta Song Han, Matcha ve Kurt çoktan ölmüştü!

 ‘’Pa…’’

  Lin Wan Er demir şemsiyesini kavradıktan sonra ters takla atarak savuşturmaya çalıştı; ancak ışık hüzmeleri bir anda şemsiyesine atılmış ve hanımefendi [Antik Zamanların Kadim Dövüş Ruhu]’ndan bir darbe almıştı. Yere yığılmadan önce başını çevirip, bana bir bakış attı.

  Titreyen vücudumla Lin Wan Er’le birlikte can ermiştim. Ruhum havaya fırlamadan Yuzii ChengShuo, Sevgili Duck ve Dong Cheng Yue’nin yere yığıldığını gördüm. Bütün takım öteki dünyayı boylamıştı!

  Shua!

  Daha önce planladığımız gibi Sevgili Duck’ın [Diriltme]’si Yuzi Chengshuo’yu hayata döndürmüştü ve [Antik Zamanların Kadim Dövüş Ruhu] biter bitmez kadın geri çekilip, beni diriltmeye başlamıştı!

  Vücuduma inen ışık hüzmesiyle birlikte tekrar hayata döndüm. Vakit kaybetmeden bir can iksiri içmiş ve Yuzi Chengshuo’nun [Tedavi]’siyle de canımı toplamıştım.

  Kılıcımı sımsıkı kavradıktna sonra biraz zaman kazanmak için bossla arama mesafe koydum. Ufak Bobo’yu çağırırken söylendim: ‘’Yuzi Chengshuo, şu büyük kayanın arkasına geç, bossun odağını alacağım!’’

  Yuzi Chengshuo başıyla onayladı: ‘’Tamamdır, dikkatli ol!’’

……

  Mu Rong Jun çılgına dönmüş, kılıcını kaldırdığı gibi bana [Kızıl Şeytan Kesiği]’ni savurmuştu.

  Kalbim bir kez daha duraksamıştı; zira normal bir saldırının hemen ardından gelen [Kızıl Şeytan Kesiği] neredeyse canımın tamamını götürmüştü. Ayrıca Ateş Feneri Miğferi’min ve Nebula Zırhı’mın dayanıklılıkları da %20’nin altına düşmüştü. Eğer dayanıklılıkları biraz daha düşerse, defansımın eskiye kıyasla nasıl bir hale geleceğini düşünmek bile istemiyordum.

  15 saniye geçtikten sonra bir ışık hüzmesi daha belirmiş ve Yuzi Chengshuo [Diriltme]’yi kullanarak Sevgili Duck’ı hayata döndürmüştü. Sevgili Duck ayağa kalkar kalkmaz canımı doldurdu: ‘’Patron, öleyim deme bir daha!’’

  6.seviye can iksirini içtiktn sonra cevapladım: ‘’Ölmemeye çalışacağım. Çabuk Wan Er ve Dong Cheng’i kaldır, onlar olmadan bossu öldürmemiz mümkün değil. Ayrıca söyle Kaplanadamlarını da çağırsınlar. Daha fazla dayanamayacağım, çabuk ol!’’

 ‘’Tamam!’’

  Sevgili Duck ellerini kaldırdığı gibi Lin Wan Er’i diriltmişti. Hanımefendi doğrulmuş, eline hançerini alır almaz ileri atılıp bossa gizli bir saldırı yapmıştı.

 

  Kılıcımı sımsıkı kavrayıp, bossun sersemlemesinden sebep kazandığım 2 saniyede canımı doldurmuştum. İşte bu kadar az kişiyle akılalmaz bir durumu kontrol etmeye çalışıyordur. Dong Cheng Yue ayağa kalktığında durum az çok kontrolümüz altına girmişti.

 Matcha bir anda söylendi: ‘’Dur bir saniye! Yuzi Chengshuo, Sevgili Duck, başkasını diriltmeyin!’’

  ‘’Neden?’’ diye sordu Yuzi Chengshuo, şaşırmıştı.

  Matcha gülümsedi: ‘’6.seviye [Diriltme] 120 mana kullanıyor, mananıza baktınız mı hiç? Herkesi kaldırırsanız patronun canını nasıl dolduracaksınız?’’

  Yuzi Chengshuo şok olmuş ve Matcha’nın nasıl bir deha olduğuna hayran kalmıştı: ‘’Wow, neredeyse unutacaktım… Matcha cidden normal biri değilsin, bunu bile hesapladığına göre…’’

  Matcha gülümsedi: ‘’Sadece plan yapabiliyorum, elimden başka bir şey gelmiyor; ancak çoktan hepinizin puanlarını aklıma kazıdım. Basit bir matematikle her şeyi hesaplayabiliriz sonuçta. Siz mücadele etmeye devam edin, çok geçmeden bossun icabına bakacağız. 3 dakika içinde öldürmemiz lazım, hadi bakalım!’’

 ‘’Tamamdır!’’

……

 3 dakikada, beşimiz de akılalmaz durumu sonlandırmaya çalışmıştık. Bir tarafta, kimsenin ölmediğinden emin olmamız lazımdı ve diğer tarafta da iki şifacının manasına dikkat etmemiz şarttı. Eğer mücadele gereğinden fazla uzarsa, manamız dayanmayacaktı. Şifacılar 6.seviye [Tedavi]’lerini kullanmayı bırakmış ve 4.seviye [Tedavi]’lerini kullanmaya koyulmuştu. 10 mana fark bile olsa bunu yapmak zorunda kalmışlardı.

  Shua shua shua….

  Song Han, Yaşlı k, Kurt, Matcha ve Dong Cheng Lei birbiri ardına dirilmişti. Hemen iksir içerek canlarını doldurmuşlar ve evcil hayvanlarını çağırmışlardı. Matcha gözlerini kısarak söylendi: ‘’Canı neredeyse %10, bu sefer neyle karşılaşacağımızı bilmiyorum…’’

  Kalbim teklemişti: ‘’İşlerin düzgün gitmesini ummaktan başka elimizden bir şey gelmez. Eğer bir kez daha ölürsek, beşinci seviyede kastığımız TP’ler boşa gidecek…’’

 “Shua!”

  Kızıl bir ışık hüzmesi bossun arkasına geçmiş ve Lin Wan Er’in rüzgarda dalganan saçları görüşüme girmişti. Hanımefendi hafifçe gülümsedi: ‘’Sorun yok, bu sefer kesin bitireceğiz işini. Kendimize daha çok güvenmemiz lazım!’’

  ‘’Aynen!’’

……

 Bu esnada Mu Rong Jun kükrüyordu: ‘’Kadim Savaşçıların huzursuz ruhları, çağrıma kulak verin ve güçlerinizi bana bahşedin!’’

  Shua!

  Geniş bir ışık hüzmesi Mu Rong Jun’un vücuduna inmiş ve gökyüzünden inen sayısız insan gölgesi herifin bedenine girmişti. İşlem bittikten sonra Mu Rong Jun’un vücudu akılalmaz bir değişim geçirmişti.

  Ding!

  Savaş Notu: Xianbei İmparatoru – Mu Rong Jun kadim ruhlardan aldığı güç sayesinde 3 seviye kazanmış ve bütün puanları 10 dakika boyunca %15 artmıştır!

……

 ‘’Yok artık…’’ Yuzi Chengshuo söylendi: ‘’Dayanman lazım!’’

 Keng!

  Bossun tek bir [Kızıl Şeytan Kesiği] Buz Yağmuru Kılıcı’nın titremesine sebep olmuştu. Omzumda sıcak bir acı hisseder hissetmez canımın 2700’den fazlasını kaybettiğimi gördüm; hassiktir, neredeyse tek yiyordum! Şifacılar hemen canımı doldurmaya koyulmuştu; ancak nasıl olur da bir anda canımın hepsini toparlayabilirlerdi?

  Geri çekilip, çaresizce Mu Rong Jun’un bana doğru gelmesini izledim!

 Peng!

  Bir anda arkamdan birileri itmiş ve başımı çevirdiğimde beni itenin Dong Cheng Lei olduğunu görmüştüm. Genç adam yanımdan geçtiği gibi bossa atılmıştı ve baltasından çıkan alevlerle birlikte kükremesi de duyulmuştu: ‘’Şerefsiz, Büyük Kardeş Xiao Yao’ya nasıl bulaşırsın!’’

  ‘’Pu…’’

 Mu Rong Jun kılıcıyla havaya geniş bir kesik atıp Dong Cheng Lei’ye sağlam bir darbe geçirmişti!

  2918!

  Tek yemişti…

 ‘’Ah Lei!’’

  Dişlerimi sıkıp [Tek Kişilik Ordu]’yu aktif ederek bossa saldırdım. Şu an için bossu ne kadar erken öldürürsem, ekipten de o kadar az insan kaybedeceğimizi fark etmiştim!

 Shua!

  Matcha’nın İlüzyon Vari Kelebek Kraliçesi [Muazzam Dansın Sarmaşıkları]’nı kullanmış ve bu sefer yetenek başarıyla bossu 4.7 saniye boyunca bağlamıştı. Bu esnada havaya yükselen Matcha eliye sağ tarafı işaret edip söylenmişti: ‘’Patron, oradaki taşı görüyor musun? Herkes oraya gitsin; Dong Cheng Yue kayanın üstüne çıkıp bossa saldırabilir biz de alt taraftan bossu oyalarız! Belki böyle yaparsak bossu öldürebiliriz!’’

  Başımı öne doğru salladıktan sonra Sevgili Duck’ı tuttuğum gibi kayaya koşmaya başlamıştım. Diğerleri de beni takip ediyordu.

 “Pa…”

 Dong Cheng Yue taşın üstüne hafifçe indi. İki Kaplanadam taşın önünde dikiliyorlardır. Ön tarafı korumayı başarırsak, bossun taşa çıkması da mümkün olmazdı.

  Ne yazık ki görünüşe göre bossu fazla hafife almıştık. Mu Rong Jun kılıcını kavradığı gibi ileri atılmış ve hem beni hem de kaplandamları içine alacak bir kesik savurmuştu---

 “1726!”
“1821!”
“1804!”

……

 ‘’Böyle olmayacak…’’ diye söylendi Lin Wan Er. Ardından bakışlarını Matcha’ya çevirip, gülümsemişti: ‘’Bossun yapay zekası fazla akıllı, onu durdurmaya kim çalışırsa çalışsın ölecektir…Bilgisayar oyunlarında kullandığımız taktikler burada işe yaramaz…’’

  (ÇN: Burada olay şu arkadaşlar. PC oyunlarında olsaydık, boss kayanın üstünde olan Dong Cheng’e ilerlemeye çalışacaktı ve bu esnada bizimkiler de alttan işi bitireceklerdi. Ama boss yüksek bir yapay zekaya olduğu için gereksiz yere Dong Cheng Yue’ye gitmeye çalışacağına, direkt olarak önüne kim çıkarsa onu temizliyor.’’

    Matcha: ‘’Wuu… Savaşmaya devam edelim, başka yolumuz yok…’’

  Bossun canı düşmeye devam ediyor olsa da iki kaplanadamın da canları iniyordu. Çok geçmeden kaplandamlar yere yığıldı ve hemen onların ardından Ufak Bobo öteki dünyayı boyladı.

 Peng!

  Boss bir anda ön safları delip geçmiş ve ileri atılarak Dong Cheng Yue’yi hedeflemişti. Matcha bağırmadan edemedi: ‘’Dong Cheng, uç!’’

 Dong Cheng Yue alelacele yükselse de boss beklenmedik bir şekilde havaya zıplayıp, Dong Cheng Yue’ye bir saldırı yapmıştı!

  Dong Cheng Yue’nin [Mana Kalkanı] anında yerle bir olmuş ve havaya bir hasar sayısı fırlamıştı----

 1451!

   Dong Cheng Yue’nin %5 canı kaldığından genç kızın suratı solmuştu: ‘’Tanrım, [Mana Kalkanı] olmasaydı tek saldırıyla beni sekiz-dokuz kere öldürebilirdi herhalde…’’

 Keng!

 Boss yere iner inmez ileri atılmıştım. Buz Yağmuru Kılıcım herifin göğüslüğüne saplandığına hemen söylendim: ‘’Devam edelim, defansı yeniden organize etmemiz lazım. Dong Cheng etrafı turladıktan sonra tekrar kayaya geç…’’

  Dong Cheng Yue tereddüt etmişti: ‘’Oh…tamam…’’

……

 [Muazzam Dansın Sarmaşıkları] bir kez daha kullanılmış ve onun hemen arkasından da [Bağlayan Zincirler] gelmişti. Bossun çılgına dönmüş halini kontrol etmek için her yolu deniyorduk. Bu herifin işini bitirebilmemiz için her şeyimizi ortaya koymamız şarttı…

  Zaman geçmiş ve nihayetinde Mu Rong Jun’un canı sonlara yaklaşmıştı!

 Dong Cheng Yue hemen saldırmayı kesti: ‘’Xiao Yao, öldür şunu!’’

  Dişlerimi sıkıp cevapladım: ‘’Saldırmaya devam eti. Düşecekleri boş ver gitsin, Wan Er ölmek üzere!’’

  ‘’Tamam!’’

   Buz Yağmuru Kılıcı’m ve Dong Cheng Yue’nin [Yıldırım Parmağı] bossun boğazına aynı anda ulaşmıştı. Ardından [Kombo]’mu kullanarak [Yıldırım Parmağı]’nın ışıklarıyla birlikte nihayet bu İmparator Seviye Bossu, o kadar öldükten sonra gebertmiştik---

  ‘’Kuzey kurt kabilesinin ulumaları hiçbir zaman sona ermeyecek, göreceksiniz, Çin İmparatorlukları, bir kez daha geleceğiz! Ran Min, 5000 yıl daha yaşayamayacağım için üzülüyorum, kölem olarak sana işkence edemeyeceğim için kahroluyorum. Cennetler seni lanetlesin, böylece sonsuza kadar kölem olabilirsin! Ben, Mu Rong…’’

 KENG!

 KA CHA!

  Kılıcımı savurduğum gibi bossun kellesini havaya uçurmuştum. Oracıkta dikilip, bizleri aşağılamasını dinleyecek halim yoktu ya!

……

“Hua la la…”

 Bir bir altın ışık hüzmeleri vücutlarımızı kaplamış ve herkes seviye atlamıştı! Sanırım bu şekilde kaybettiğimiz seviyeleri geri almıştık. Ayrıca heriften bir sürü eşya da düşmüştü; düşen her şey pahalı görünüyordu.

 ‘’İmparator Ekipman olacak mı, İmparator Ekipmanı olacak mı…?’’ Diye gülümsedi Wan Er.

  İleri atılıp eşyalardan birini aldım ve gülümsedim: ‘’Neden olmasın!’’