Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

171. Bölüm Son Boss

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

  ‘’Yaratıklardan altı seviye düşük olduğum için saldırı puanlarını göremiyorum. Lin Wan Er, peki sen görebiliyor musun?’’ Diye sordum yanımdaki güzelliğe döndükten sonra.

  Gökkuşağı Pelerini havada dalganalırken, ufak barbar botlarına kuşanan kar beyazı bacaklar da gün yüzüne çıkıyordu. Gülümsemesi akan su edasıyla insanın içini rahatlatıyordu: ‘’Saldırı puanları Hun Süvarileri’nden yaklaşık olarak %20 daha fazla, yani 62.seviye yaratıkların olması gerekenden bir hayli yüksek. Defansları da 1200 ve ayrıca canları da 10.000, nasıl savaşacağız bunlarla?’’

  Yuzi Chengshuo gözlerini kısıp, söylendi: ‘’Bu sefer direkt atılmak yerine, Xiao Yao’nun saldırılarını test etmesine izin verelim. Düşünmeden hareket edemeyiz; zira bu yaratıklar normal görünmüyor. Onlara birer boss gibi yaklaşıp, dikkatle savaşmalıyız.’’

  Lin Wan Er başıyla onayladı: ‘’Evet, Chengshuo’nun dediklerine katılıyorum, dikkatli olmamız lazım.’’

  Elimi kaldırdığım gibi Buz Yağmuru Kılıcı’nı çektim: ‘’Güzel Chengshuo, 6.seviye [Cesaret]’i aktif et. Saldırmaya başlayacağım. Sevgili Duck, canımı doldurmaya hazır ol.’’

  Sevgili Duck hafifçe gülümsedi: ‘’Merak etme patron, ölmene izin vermeyeceğim.’’

 ‘’Güzel!’’
 
……

  Kılıcımı kaldırdığım gibi en yakındaki Xianbei Savaş Arabası’na saldırdım. Daha yaratığa yaklaşmadan arabadaki asker bağırmaya başlamıştı: ‘’Yabancılar! Öldürün şunu! Hyah!’’

  Atları kırbaçladığı gibi yaratıklar şaha kalkmış ve savaş arabası bana doğru ilerlemeye başlamıştı. Bu esnada savaş arabasının hemen önündeki ve tekerleklerindeki keskin dikenleri de fark etmiştim. Eğer o dikenlere kapılırsam, öleceğime şüphe yoktu.

  Shasha…

  Mor Şafak Botları’m zemine adımlamış ve vücudum hafifçe öne eğildiği gibi arabanın önündeki dikenleri atlatmıştım. Buz Yağmuru Kılıcı’mı yana savurarak [Keskin Buz Kılıcı]’nı aktif ettim ve arabanın merkezine doğru sağlam bir hamle yaptım---

1327!

Lakin savaş arabası canlı bir nesne olmadığından sonuç olarak [Keskin Buz Kılıcı]’na maruz kalan araba hiç yavaşlamamıştı. Bunun yanında, arabanın yanlarında duran tekerleklerden çıkan dikenlere kapılmış ve direkt olarak 794 canımı kaybetmiştim. Tabii saldırılar bununla da sonlanmamıştı; zira arabadaki beş namevt mızraçkı hemen bana saldırmaya koyulmuştu. Keng Keng Keng! Nebula Zırhı’na inen mızraklardan etrafa saçlına kıvılcımlara, havaya fırlayan hasar sayıları eşlik etmişti.

312!
297!
323!

……

 Ardı ardına beş saldırı! Şans bu ki canımı tam zamanında doldurmuş ve ölümden kurtulmuştum! Arkamda duran herkes yaratığa şok olmuş bakışlar fırlatıyordu---

  Kurt: ‘’Siktir, bu nasıl Elit Yaratık böyle? Sakın 62.seviye boss olmasın?’’

  Lin Wan Er yumruklarını sıktı: ‘’Çok güçlü…’’

  Yuzi Chengshuo’nun kaşları çatılmıştı: ‘’Sıkıntı büyük. Bu Xianbei Savaş Arabaları cidden kolay kolay öldürebileceğimiz yaratıklar değil…’’

  Matcha uzun kılıcını sımsıkı kavrayarak söylendi: ‘’Başka bir strateji denememiz lazım. Direkt olarak saldırırsak, kazanabileceğimizi sanmıyorum!’’

……

  İlk saldırı dalgasını atlattıktan sonra hemen yana sıçramış ve kılıcımla saldırmıştım. Havaya zıplar zıplamak arabanın zincirlerini tutarak içeriye dalgım ve Buz Yağmuru Kılıcı’mla [Kombo]’yu aktif ettim. Arabayı süren Xianbei askerlerine dört kez saldırmıştım---

2019!
2217!
2072!
2137!”

……

  Çok geçmeden dört namevt asker yere yığılmıştı. Heyecanla söylendim: ‘’Herkes bana baksın, arabadaki yaratıklarn sanı 2000’den fazla değil; öldürmesi çok kolay!’’

  Bu esnada arabada kalan namevt askeri bana mızrağıyla saldırmış ve aşağıya atlamak zorunda kalmıştım.

  Dong Cheng Yue asasını kaldırıp [Ateşin ve Buzun Sütunu]’nu aktif etti!

  Hong!

  Savaş arabası bir anda titremiş ve 1200 canını kaybetmişti; lakin arabayı süren askerlerde ufak bir değişiklik bile yoktu ve bu durum Dong Cheng Yue’yi şaşırtmıştı: ‘’Nasıl yani? Direkt olarak askerlere saldıramıyor muyum?’’

  Lin Wan Er cevapladı: ‘’Dong Cheng, tek bir kişiye saldırmayı denesen?’’

  ‘’Oh!’’

  Dong Cheng Yue zarif parmaklarını kaldırdığında, parmaklarındaki elektrik parçaları dikkat çekiyordu.

 Bang!

  Bir yıldırım parçası ileri atılmış ve arabadaki askerler içerisinde büyük bir karmaşa yaratmıştı. Yaratıklar ne olduğunu bile anlayamadan öteki dünyayı boylamıştı!

  Sürücüsünü kaybeden savaş arabasının saldırı gücü bir hayli düşmüştü. Ben savaş arabasının hareketlerini kontrol ediyorken, arkamdaki saldırı odaklı oyuncular da rahat rahat yeteneklerini aktif edebiliyordu. Yarım dakika bile geçmeden arabanın 10.000 canı ortadan kaybolmuştu.

 

 “Jiujiu……”

  Dört at acı dolu çığlıklar atarak yere yığıldı. ‘’Hua La!’’

  Shua!

  Altın bir ışık hüzmesi Matcha’nın vücudunu kaplamış ve kadın bana parlak gözlerle bakmaya başlamıştı: ‘’Patron…bu…’’

  ‘’Ne oldu?’’ diye sordum.

  Matcha hemen cevapladı: ‘’Tek bir yaratıktan %4 aldım… ‘’

  Dong Cheng Yue başıyla onayladı: ‘’Ben de %1.5 aldım. Bu garip yaratıklar ilk dört seviyedekilere kıyasla manyak TP veriyor! Aradaki fark uçurum gibi resmen!’’

  Gülümsedim: ‘’E süper o zaman. Yaratıkları teker teker kesmeye devam edelim. Beşinci seviyede kasarken kesinlikle seviye atlayacağız gibi görünüyor. Heheh, göz açıp kapayıncaya dek Matcha 45, Kurt 50 olacak! Bu SS görev cidden fazla OP!’’

  Bu SS zorluğundaki görevin bizleri ne kadar geliştireceğini anlayınca, herkes sevinçten havaya uçmuştu. Lin Wan Er, Dong Cheng Yue ve ben ayrıca mutluyduk; zira buraya geldikten sonra kazandığımız ekipmanlar sayesinde başka bir seviyeye ulaşmıştık.

……

 Devam etmeye koyulduk. İkinci Xianbei Savaş Arabası’nı çekmekte zaman kaybetmemiştik çünkü bunlar canlı canlı TP barındıran yaratıklardı! Kılıcımı kavrayıp, biraz geriye çekilerek söylendim: ‘’Fox, [İkili Atış]’ı kullanarak arabayı kullanan askerlere saldır; böylece arabanın dengesini bozabiliriz. Dong Cheng! [Yıldırım Parmağı]’nı kullanmaya devam et. Eğer ilk önce arabadaki yaratıkları öldürürsek, o zaman [Geniş Mızrak Darbesi] yeteneğini ortadan kaldırmış oluruz! Böylece onlarla kafa kafaya mücadele edebilirim!’’

  Fox başıy onayladıktan sonra silahını kaldırdı. Başını hafifçe yana eğerek tek gözünü kapatmış ve nişan almıştı.

  Peng Peng!

  Ardından bir de normal saldırı yaparak arabayı süren askeri öteki dünyaya yolladı. Şansız namevt asker vurulduktan sonra yere düşmüş ve arabanın tekerleri altında paramparça olmuştu.

 Tabii hemen onun arkasından Dong Cheng Yue’nin [Yıldırım Parmağı] gelmişti.

 “Peng!”

 Savaş atları [Vahşi Saldırı]’larını kullanarak Dong Cheng Lei’yi kenara savurmuştu. Nefes nefese kalan herif gülümseyerek bana baktı: ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, bu araba çok güçlü…itemiyorum….’’

  Gülümsemeden edememiştim: ‘’Aptal çocuk, dikkatli olsana…bana bırak.’’

  [Hız]’ı aktif ettiğim gibi ileri atıldım ve Buz Yağmuru Kılıcı’mı havaya savurarak arabayı atlara bağlayan zincirleri kestim. Bir anda dört savaş atı ne olduğunu anlayamamış ve dengelerini kaybetmişti. Dong Cheng Yue’nin de iki [Ateşin ve Buzun Sütunu] meseleyi iyice halletmiş ve Lin Wan Er’in [Kanama]’sıyla araba toz parçasına dönmüştü. TP barındaki değişim gözle görülebilecek cinstendi.

  Keyifle uzaklara daldım. Buradaki Xianbei Savaş Arabaları sayesinde 57.seviyeye ulaşabilecektim. Evet, belki de tekrardan Ba Huang’ın ilk üçüne girebileecektim. Şu an için en önemli olan şey popülaritemi artırmaktı; zira Ba Huang Şehri etrafında geniş bir isim yaparsam, ileride [Zhan Long]’u kurduğumda klana kolayca insan alabilirdim. Aksi taktirde, tanınmayan bir lidere sahip olacak olan bir klanın pek iş yapamayacağını biliyordum.

……

  Devam ettik, tek tek yaratıkları çekip, birer birer kesiyorduk. Bu esnada yaratıklardan ne kadar sık eşya düştüğü de bizi şaşırmıştı. Genel bağlamda, kestiğimiz her üç arabadan bir tane ekipman düşünüyordu. Tabii düşenlerin çoğu Bronz ve Yeşil ekipmandı; ancak arada sırada Gümüş ekipman da çıkmıyor değildi. Yine de altın ekipmanla karşılaşmamıştık…

 ‘’Öhömm öhömm…’’ Dong Cheng Yue bir anda duraksamış ve söylenmişti: ‘’Wan Er, demin Q-Kılıcı’yla konuşuyordum ve bize yarın bir işimiz olup, olmadığını sordu.’’

  Lin Wan Er şaşırmıştı: ‘’Hayırdır?’’

  Dong Cheng Yue cevapladı: ‘’Um… Yarın Q-Kılıcı bir iş anlaşması için Shanghai’ye gidecekmiş. Söylediğine göre uygunsak, ufak bir tur atıp Hangzhou’ya uğrayabilirmiş.’’

 “Oh…”

 Lin Wan Er kaşlarını çatıp, başını bana çevirmişti: ‘’Yarın yapacak bir işimiz var mı?’’

 Başımı iki yana doğru salladım: ‘’Seviye kasmak dışında yapacağımız bir şey yok. Merak etme, eğer Q-Kılıcı sizinle görüşmek istiyorsa, bence onu geri çevirmeyin. Eğer benim de klan başkanlarım sizin gibi olsaydı, ben de onlarla tanışmak isterdim.’’

  Yavru Kurt gülümsedi: ‘’Bu klandaki oyuncuların aklını çelmek için en iyi taktik, değil mi? Klan Başkanları oyun dışında önemli klan üyeleriyle tanışarak, aralarındaki bağlantıları güçlendirmeye çalışıyor. Bildiğim bütün büyük klanlar bu taktiği uyguluyor.’’

  Yuzi Chengshuo gülümsedi: ‘’Korkarım ki düşündüğümüz kadar basit olamaz, değil mi? Gerçek hayatta Bei Chen Feng olarak tanıdan Q-Kılıcı, Louyang bölgesindeki Bei Chen Şirketi’nin CEO’su ve oyundaki bir numaralı kılıç ustası. Kendisi bütün Çin sunucusu tarafından bir numaralı erkek olarak görülüyor. Yani, gerçekte ne kadar kendini beğenmiş bir herif olduğunu söylesem inanmazsınız. Şimdiyse bizzat Hangzhou’ya gidip, siz güzellikleri börmek istiyor…Haha…tam anlatamadım…’’

  Yaşlı K: ‘’Belki de söylenenler doğrudur? Belki de o velet, Q-Kılıcı, gerçekten de Lin Wan Er’den hoşlanıyordur?’’

  Bir anda Lin Wan Er’in suratı solmuştu. Önce bana ardından Yaşlı K’ya bakan hanımefendinin suratı ifadesizdi: ‘’Yaşlı K! Saçmalamayı kes…’’

   Hafifçe omzuna dokundutan sonra söylendim: ‘’Ne oldu ki Wan Er? Yaşlı K’yı biliyorsun, ortaya konuşuyor işte…’’

  ‘’Ben…ben…neyse…’’ Lin Wan Er başını indirip, Xianbei Savaş Arabaları’na bakmaya başladı: ‘’O zaman…yarın, Dong Cheng Q-Kılıcı’nı görmeye gittiğimizde bizimle geleceksin… Beraber yemek de yeriz.’’

  Başımı öne doğru salladım: ‘’Ah, tabii. Dürüst olmak gerekirse Q-Kılıcı’nın nasıl biri olduğunu merak ediyorum. Çin sunucusunun bir numaralı adamı…Bakalım nasıl biriymiş.’

 Yuzi Chengshuo: ‘’Oh? Yoksa yakışıklı arkadaşımız Kaygısız Xiao Yao bir tehdit mi hissetti? Kendii Q-Kılıcı’yla mı karşılaştıracaksın?’’

  ‘’Hehe,’’diye gülümsedim, yumruklarımı sıkmıştım: ‘’Bir adamın güzelliği kesinlikle dış görünüşünde değildir! Asıl merak ettiğim şey nasıl dövüştüğü!’’

 Yuzi Chengshuo şok olmuştu: ‘’Savaş meraklısı…’’

 ‘’…’’

……

  Üç saat boyunca kastıktan sonra, Xianbei Savaş Arabaları’nın hepsini temizlemişti. Daha önce de tahmin ettiğim gibi 57.seviyeye ulaşmıştım ve hatta TP barım da %49’a fırlamıştı. Lin Wan Er ve Dong Cheng Yue ikilisi çoktan 58 olmuştu. Zhan Long’daki oyuncular da epey seviye kasmıştı: Yavru Kurt 51, Yaşlı K ve Fox 50, Matcha da 47 olmuştu. Herkes beklentilerimi bir hayli karşılamıştı. Özellikle de Yaşlı K beni şaşırtmıştı. Görevi tamamladığımızda, 52.seviyeye ulaşacağına şüphe yoktu. 54 olduğu zaman, Perili İkiz Savaş Baltası’nı takabilecek ve genel bağlamda en iyi oyuncular arasına adım atıp, bir ölüm makinesine dönüşecekti! Eğer savaş taktiklerini biraz geliştirebilirse, ön saflarda savaşacak güçlü bir adama sahip olacaktık.

  Soğuk salonun önüne durup, dikilmeye başladık. Tam karşımızda, buzlarla mühürlenen Kristal bir tabut vardı. Tabutun dört bir yanı kan kırmızısı zincirler, mühürler, muskalar ve bronz paralarla kaplıydı. Ran Min’in ruhu orada mı mühürlenmiş diye düşünürkem başımı kaldırdım. Tabutun hemen üstünde bir savaş generali oturuyordu. Baştan aşağıya ağır zırhalara kuşanmış general, elindeki uzun kılıçta heybetli bir figüre sahipti. Bu şüphesiz ki Ran Min’in ruhunu koruyan son boss—Xianbei İmparatoru—Mu Rong Jun’du!