Ellerinize sağlık
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
166. Bölüm 5 Kişilik Grup
‘’Evlat, Yi Hai’nin ne olduğunu biliyor musun?’’
‘’Bilmiyorum usta.’’
‘’Yi Hai bir çeşit kuvvettir, görünmez bir güçtür. Gökyüzü’nün ve Yeryüzü’nün sahip olduğu Qi’de ustalaşmak insanın Yi Hai konusunda zirveye ulaştığı anlamına gelir. Zirvede olan Yi Hai’ye sahip olursan, bu sahip olduğun Yi Hai’yi etrafındaki canlıların hayat güçlerini hissetmek için kullanabilir ve hatta doğayı bile sezebilirsin. Bugünden itibaren öğrenmeye başlayacak ve 5 yıl içinde Yi Hai’de ustalaşacaksın.
……
Ne zaman o yaşlı herifi hatırlasam aklım başımdan gidiyordu; onu en son 7 yıl önce görmüştüm. Ne yazık ki benden istediği gibi Yi Hai’de ustalaşabilmiş değildim.
Yurt yatağında uzanırken gözlerimi kapamış ve etrafımdaki Qi’ye odaklanmıştım. En yakın Qi akışı dört gözden geliyordu. Kendisi zayıf görünse de epey sağlıklıydı. Biraz daha uzaklara odaklandığımda, yurda giren öğrencileri hissedebilmiştim. Yi Hai’m nihayetinde daha uzaklara gitmiş ve uzaklarda duran birkaç güçlü Qi kaynağını fark edebilmiştim. Bunlar muhtemelen Vücut seviyesinin zirvesinde olan tiplerdi. Qi’nin okulun kuzeyinden geldiğini biliyordum; muhtemelen batı kısmındaki kerhanelerden geliyordu. Bu Qi’nin sahibi muhtemelen yeraltı patronlarından birinin korumasıydı.
Kaşlarım çatılmış ve suratım terlemişti. Bu sefer Yi Hai’mi 10 kilometreye kadar geliştirebilmiştim. Doğru düzgün çalışmadığımdan böyle bir başarıya ulaşmak beni şaşırtmıştı.
Meseleyi düşünürken, yaşlı adamın oyuna cidden boş yere yardım etmediğini anlamıştım. Belki de çoğu geliştiricinin karşılaştığı sınırları yıkabilmek adına oyuna beyni geliştiren segmentler eklemişti. Eğer durum böyleyse, sadece oyun oynayarak bile limitlerimizi aşabilecektik!
Yi Hai’mi biraz daha yaydıktan sonra nihayetinde yorulduğumu hissetmiş ve kapsama alanımı 3 kilometreye, yani Wan Er’i hissedebilecek bir seviyeye çekmiştim. Eğer olur da Vücut seviyesinde ya da o ‘Kurt adam’’lardan biri Wan Er’e yaklaşmaya çalışırsa, hemen bunun farkına varacaktım. Eğer rakip Kraliyet seviyesinden aşağıda olursa, Wan Er’in normal korumaları işin icabına bakabilirdi.
……
Gözlerimi kapattım ve uykuya daldım. Çok geçmeden alarmım çalmış ve uyanmıştım. Saat 18:00’dı. Bir saat içerisinde tekrar oyuna girecek ve görevi tamamlamaya çalışacaktım.
“Du-du…”
Telefonum çaldı, arayan Yavru Kurt’tan başkası değildi---
‘’Hey Kurt, hayırdır?’’
‘’Ah, Büyük Kardeş Xiao Yao, akşam yemeğini beraber yemek ister misin? Kampüsün hemen dışındaki Hunan Restoranı’nda yiyelim diyoruz. Bütün Zhan Long orada toplanırsa daha iyi kaynaşırız! Hahah, aslında sadece bir şeyler içmek istiyoruz..’’
Gülümsedim: ‘’Tamamdır, o zaman Wan Er ve Dong Cheng’i de çağırayım mı? Tek başlarına yemelerini istemiyorum…’’
‘’Tamamdır!’’
……
Telefonu kapattıktan sonra Wan Er’i aradım—
‘’Wu…’’ Wan Er’in sesi yorgun ve sinirli geliyordu.
Ne diyeceğim bilemiyordum: ‘’Hanımefendi, daha yeni mi uyandınız?’’
‘’Evet, ne oldu ki?’’
‘’Zhan Long akşam yemeğine beraber gidiyor. Dong Cheng’le bize katılmak ister misiniz?’’
‘’Sen mi ısmarlıyorsun?’’
‘’Evet.’’
‘’Tamam o zaman, hazırlanıp çıkacağız. Oh…şu salak kız hala uyuyor; ilk önce onu uyandırayım… makyaj yapsak mı?’’
Şaşırmıştım: ‘’Normalde makyajsız çıkmıyor musun hep?’’
‘’Matcha geliyor ama…’’ Wan Er tereddüt etmişti, ‘’Yani… yani normal halimden çekiniyor falan değilim…’’
Gülümsemeden edememiştim: ‘’Merak etmeyin hanımefendi, makyajsız çıksanız bile baskı altına hissetmenize gerekyok. Ama Dong Cheng biraz makyaj yapsa fena olmaz; sonuçta Zhan Long’umuzun Matcha’sı da güzeller güzeli bir kadındır…’’
‘’Tamam o zaman 20 dakika sonra aşağıya gel!’’
‘’Anlaşıldı!’’
……
20 dakika geçtikten sonra kızlar yurduna varmıştım. Beni bekleyen güzellikler gerçekten etrafa keyifli birer aura saçıyordu. Wan Er tükürdüğünü yalamamış ve makyaj yapmamıştı; ki zaten o kar beyazı suratına makyaj malzemelerini sürmek ciddi bir suç olarak görülebilirdi. Giydiği kahverengi kıfayetlerine mor bir çantayla kombin yapmış ve ayaklarına da kısa topukluları kuşanmıştı. Soluk, uzun bacakları insanın ağzını sulandıran cinstendi, bir de bunun üstüne ince figürüne giydiği dar kıyafetler olayı iyice bitiriyordu. Sadece görüntüsüyle bile insanları öldürebilecek bir güzellikti!
Bakışkarımı Dong Cheng Yue’ye çevirdiğimde, söylediğim gibi kadın hafif makyaj yapmıştı. Uzun kirpikleri rimelden sebep yukarıya kıvrılmış ve gözlerine de kalem çekmişti. 19 yaşında olsa bile etrafa saçtığı hava yetişkin bir kadınınkini andırıyordu. Başımı hafifçe eğip, daha dikkatli baktığımda genç kızın suratı kıpkırmızı kesilmişti: ‘’Ne oldu, bakıp durmasan olmaz mı?’’
Başımı iki yana salladım: ‘’Dong Cheng kendini tehdit altında hissetmene gerek yok, Matcha seni yiyecek falan değil ya…’’
Dong Cheng Yue dilini çıkardı: ‘’Hmph, bu kadınlar arasında bir savaş. Böyle bir şeyi anlayabilecek seviyede değilsin!’’
Ellerimi havaya savurdum: ‘’Anlayıp anlamam önemli değil, neyse hadi yemeğe gidelim!’’
‘’Tamam!’’
Birkaç dakika geçtikten sonra Hunan Restoranı’na ulaşmıştık. İçerideki odalardan birinde, Zhan Long’un 4 üyesi çoktan bizi beklemeye başlamıştı. İçeriye girer girmez Yaşlı K ve Yavru Kurt yanımdaki güzelliklere bakmaya koyuldu. Tabii bahsi geçen güzellikler öyle her yerde karşılaşabileceğiniz türden güzellikler değildi.
Matcha’ya bir bakış attım. Fox’a su doldurmakla meşgul olan kızın suratında nedendir bilinmez; ancak birkaç tane ter damlası vardı. Kısa bir eteğin üstüne giydiği süveterle güzel ve zarif bir kadını andırıyordu.
Masaya kurulduktan sonra Matcha’ya sordum: ‘’Hey Matcha, Zhan Long Stüdyosu’ndakiler sana nasıl davranıyor?’’
Ellerini sildikten sonra gülümsedi: ‘’Normalden daha az uyusam da keyfim yerinde. Saat 5’te kalkıp çamaşır yıkıyor ve yerleri siliyorum. ‘’
Başımı öne doğru salladım: ‘’Güzel!’’
Ağzını açıp kapayan Dong Cheng Matcha’ya bakıyordu.
Ona bir bakış attım: ‘’Tam bir güzellik, değil mi?’’
Dong Cheng ve Wan Er’in suratları kızarmıştı: ‘’Evet…’’
……
Yemekleri söyledikten sonra bir de bira sipariş vermiştik. Bu esnada Wan Er Yuzi Chengshuo’yu arayıp normalden yarım saat daha geç buluşacağımızı haber vermişti; zira aksi taktirde yemeği yemek için yeterli zamanımız olmayacaktı.
Elinde şarap bardağını tutan Dong Cheng Yue bana baktı: ‘’Xiao Yao, şu ana kadar Beş Barbar Mezarı’nda yaptıklarımızı özet geçer misin?’’
Gülümsedim: ‘’Özetleyecek bir şey yok; hepimiz gayet formdayız ve iyi şeyler de elde ettik diye düşünüyorum. Yaşlı K [Rüzgar Kesiği]’ni öğrendi ve Dong Cheng de [Yıldırım Parmağı]’nı öğrendi. Tabii bunların yanında düşürdüğümüz mor ekipmanlar da var! Sadece bunlarla bile gücümüzü artırmış bulunmaktayız. Diğer bossları da öldürdükten sonra Zhan Long’umuzun gücü Ba Huang’ı şok edebilecek seviyeye ulaşacaktır!’’
Yavru Kurt gülümsedi: ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, Zhan Long’umuz derken neyi kastediyorsun? Güzeller güzeli Wan Er ve Dong Cheng Yue Zhan Long’da değil ki…’’
Gözlerini sonuna kadar açan güzellikler bana bakıyordu: ‘’Niyeymiş? Wan Er ve Dong Cheng Yue ileride Zhan Long’a katılacaklarına göre, bizden sayılırlar!’’
Şaşırtıcı bir şekilde Wan Er söylediğimi geri çevirmemiş ve gülümsemişti. Dong Cheng Yue de heyecanla gülümsüyordu: ‘’Aynen öyle!’’
Bununla birlikte Fox heyecanla şarap bardağını uzatmıştı: ‘’Görünüşe göre çoktan Fan Shu Şehri’nin bir ve iki numaralı güzelliklerini Zhan Long’a katılmaya ikna etmişiz! Güzel! Eğer Cang Tong ve Cang Yue bizlere katılırsa, bu sayede gücümüz bir hayli artacaktır! Hadi bakalım, şerefe!’’
……
Birkaç kadehten sonra Yavru Kurt ve ben henüz şarhoş olmaya bir hayli uzak olsak da, hafif siklet olan Wan Er’in suratı kızarmaya başlamıştı. Sandalyesine yaslandığında 34D’leri bir yukarı bir aşağı hareket ediyordu.
‘’Ne oldu, çok mu içtin?’’diye fısıldayarak sordum.
Başını iki yana sallayan Wan Er cevapladı: ‘’Yok canım, bu kadarla pes edecek değilim ya!’’
‘’Madem öyle…’’ Kadehine şarap kodum, ‘Genç hanımef—Wan Er, neden bir kadeh diye içmiyoruz?’’
‘’Tabii..’’
Hafifçe başını öne doğru attıktan sonra şarabı içmiş ve gülümsemişti: ‘’Cidden fenasın…’’
Cevap vermedim.
Dong Cheng Yue masaya uzanmış, gizliden gizliye bizi izlemeye koyulmuştu: ‘’Bitti, artık hiç şansım kalmadı…’’
……
Bir saat bile olmadan yemekleri bitirmiştik.
Matcha forumlarda gezerken bir anda söylendi: ‘’Yeni gelişmeler var. Tahmin edin bakalım bu sefer ne olmuş?’’
Yavru Kurt: ‘’Ba Huang mı çökmüş?’’
‘’Aptal…’’ Matcha cevapladı.
‘’[Öncü]’yle [Prag] mı kapışıyor?’’ diye sordu Fox.
‘’Tabii ki hayır…’’ diye söylendim: ‘’Bahse varım [Uçan Ejderhalar] [Cesur Yürek]’le savaşmak üzeredir. Böyle bir şeyin yaşanması kuvvetle muhtemel…’’
Matcha gülümsedikten sonra başını öne doğru salladı: ‘’Evet, aynen öyle olmuş. Patron her zamanki gibi çok akıllısın! İki saat önce, [Uçan Ejderhalar] Qilin Vadisi’ne girip, 6.seviye Qilin bitkilerini aramaya başlamış; lakin o esnada [Cesur Yürek]’ten General Wang Jian’ın yönettiği bir keşif ekibiyle karşılaşmışlar. Oracıkta savaşmaya başladıktan sonra iki grup da destek kuvvet çağırmaya koyulmuş. Nihayetinde, [Uçan Ejderhalar]’ın 3000 kişisine karşılık 1700 kişilik [Cesur Yürek] topluluğu geniş bir savaşa başlamışlar.’’
‘’Sonuç=’’
‘’[Cesur Yürek] yenilmiş olsa da [Uçan Ejderhalar] da bir hayli zarar görmüş. Savaş bittiğinde, [Uçan Ejderhalar]’ın yalnıca 40 kişisi ayakta kalabilmiş. Duyduğuma göre, General Bai Qi ve General Lian Po bir anda ortaya çıkan şövalye tarafından öldürülmeseymiş, mücadeleyi muhtemelen [Cesur Yürek] kazanacakmış.’’
Şaşırmıştım: ‘’O şövalye… yoksa şu Doğa’nın Şövalyesi olan Sarhoş Mızrak mı?’’
‘’Evet patron, sen de mi bu herife takıldın?’’
‘’Evet, ileride bu adama dikkat etmemiz lazım…’’
‘’Evet, söylentilere göre Sarhoş Mızrak acayip güçlüymüş, yani ileride [Uçan Ejderhalar]’la kapışacaksak bu herife dikkat etmemiz gerekecek.’’
Wan Er telefonuna bakar bakmaz ağzını açmıştı: ‘’Bak sen… birileri Zhan Long’la dalga geçiyor!’’
‘’Kim?’’ Yaşlı K sordu.
Wan Er cevapladı: ‘’Sarhoş Mızrak… Zhan Long’un yalnızca 5 kişilik bir grubu var demiş…’’
‘’Şerefsiz!’’ Yaşlı K masaya yumruk atmıştı: ‘’Karşıma çıkmasın yoksa alırım ayağımın altına!’’
……
Sakinliğimi korudum: ‘’Hemen gaza gelme oğlum. Öfkeyle kalkan zararla oturur demişler. Zhan Long’un ilk hedefi Ba Huang’da bir üsse sahip olmak. Eğer Sarhoş Mızrak bizimle dalga geçmek istiyorsa bırak istediğini yapsın; ancak şu 5 Barbar Mezarı görevini bitirince, bir gidip şu Sarhoş Mızrak kimmiş bakarız!’’
‘’Tamamdır!’’
Magnec