Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

126. Bölüm Tokat

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

” Poof ! ”

Buz Yağmuru Kılıcı’m süikastçinin boğazını kesmiş ve ortaya 1300 gibi hayvani bir hasar sayısı fırlamıştı. Bir de bu yaptığım normal saldırıydı! Oyunun bu zamanında, 2000’in üstünde olan bir saldırı puanına meydan okuyabilecek fazla insan yoktu. Defansları 1500’e ulaşan üst seviye rahipler bile bu saldırı puanının karşısında çaresiz kalıyordu! Oyunun en güçlü silahı olan Buz Yağmuru Kılıcı’nın saldırılarına dayanabilecek tek bir adam bile yoktu!

……

“Bang bang bang ……”

Ayaklarımızın altında ardı ardına [Ateşin ve Buzun Sütunları] belirmiş ve benimle birlikte önde duran Wang Jian ve Bai Chu saldırılara maruz kalmıştık.

Arkamızda duran Li Mu kükredi: ‘’Şifacılar, öndeki üçlüye odaklanın! Büyücüler, büyülerinizi kullanarak rakibe saldırın. Bu dar koridorda 10.000 kişi bile olsalar önemli değil! Ayrıca yanımızda Ba Huang Şehri’nin en iyi kılıç ustası olan Xiao Yao var! Söyleyin bana, [Uçan Ejderhalar]’ın nesinden korkacakmışız, hmph!’’

 “Glurg…”

Bir ağız dolusu kan tükürmüştüm; ne zaman Ba Huang Şehri’nin en iyi kılıç ustası ünvanını aldığımı bilmiyordum. Aslına bakarsanız bütünü gücümü kullansam bile, Jian Feng Han ve Savaşçı Yan Zhao’ya karşı zafer şansım %50’yi geçmiyordu. Ne kadar güçlü olduğumu biliyordum ve inanın bana, heriflerin sandığı kadar abartılı bir gücüm yoktu!!

Shua shua shua…

Başımın üstünde [Tedavi] ışıkları belirmişti. Elimdeki Buz Yağmuru Kılıcı durmaksınız saldırmaya devam ediyor, [Kombo]’lar, [Keskin Buz Kılıçları] ve [Tek Kişilik Ordu]’lar havada uçuşuyordu. Yeteneklerimi birbiri ardına kullandığım için rakibin beni durdurması mükün değildi!

……

5 dakikalık bir süre içerisinde nereden bakarsanız bakın, en azından 40 [Uçan Ejderhalar] oyuncusu öldürmüştüm. Ayrıca sahip olduğum 2203 Can ve 1027 defans sayesinde yakında ölecekmişim gibi görünmüyordu. Suratı kıpkırmızı kesilen Yükselen Ejderha asasını kaldırıp kükredi: ‘’Durun! Öyle körü körüne saldırmayın. Büyücüler yanıma gelsin, dediklerimi dinleyin. Hep beraber aynı anda [Ateşin ve Buzun Sütunları]’nı kullanırsak Xiao Yao’ya tek atabiliriz!’’

Söylenenleri duyar duymaz gerilmiş ve istemsizce geriye çekilmiştim. Tam o esnada ayaklarımın altında beliren [Ateşin ve Buzun Sütunu] belirmişti. Uzaktaki silahşörlerin [Bombardıman] yeteneklerinden bahsetmiyorum bile!

447!

428!

501!

448!

……

Birbiri ardına ortaya fırlayan hasar sayıları adeta bana Kader’deki gerçek ustaların, uzun mesafe oyuncuları olduğunu söylüyordu. Büyücülerin  sahip olduğu saldırı potansiyeli acayip yüksekti! Hemen [Tedavi]’yi kullanmış ve ardından da bir can iksiri içmiştim. Kılıç elimde, geri çekilmeye koyuldum. Öyle tek başıma bütün saldırılara göğüs germeye çalışırsam, öleceğime şüphem yoktu.

General Wang Jian’ın talimatıyla birlikte bir Savaşçı, Kılıç Ustası ve Şövalyeler’den oluşan bir grup ileri atılmıştı.

‘’Formasyonlarını dağıtın!’’

İleriye atılan 20 oyuncunun da silahı dans ediyordu; bu silah darbelerine sayısız okçu ve büyücü can vermiş olsa da, Yükselen Ejderha durumu öylece izleyecek değildi; hemen onlara doğru gelen oyunculara yönelmiş ve 30 saniye geçtikten sonra geriye bir tek Wang Jian kalmıştı. [Uçan Ejderhalar] savaş taktiklerine sahip, heybetli bir klandı ve klandaki büyücülerin çoğu Ba Huang’ın önde gelen isimleriydi. Yani genel bağlamda yeni kurulmuş olan [Cesur Yürek]’ten çok daha güçlüydüler!

Li Mu yerde yatan cesetleri görünce yumruğunu sıkmıştı: ‘’Hay sıçayım böyle işe, ne yapacağız şimdi?’’

Kılıcımı kınına soktuğum gibi Li Mu’nun yanına gittim: ‘’Böyle giderse kaybedeceğiz; [Uçan Ejderhalar]’ın 2000 oyuncusu var. Bizse gitgide azalıyoruz…’’

Li Mu başıyla onaylayıp, söylendi: ‘’Şuna ne diyorsun, Wang Jian ve 40 kişiyi burada bırakalım, diğerleri de şehre ışınlansın. Aksi taktirde bu mücadele klan kurulduğundan beri yaşadığımız en acı tecrübe olacak…’’

Yükselen Ejderha’ya bir bakış fırlattıktan sonra gülümsedim: ‘’Gerek yok, burada cezayı hak eden biri varsa o kişi Yükselen Ejderha’dan başkası değildir. Bana 50 oyuncu ver; yukarıdan atlayıp, merkeze doğru ilerleyecek ve direkt onun işini bitireceğim. Ondan sonra şehre döneriz. Herifin suratına bir tokat atmadan gidecek değilim, ne diyorsun?’’
Li Mu heyecanlanmıştı: ‘’Tamamdır, dediğin gibi yapalım. Hangi oyuncuları istiyorsun?’’

‘’10 rahip, 10 şövalye, 10 kılıç ustası ve geri kalanı da sen seç. Yüksek cana ve defansa sahip olanları istiyorum…’’

‘’Tamam, hemen ayarlıyorum.’’

……

Bir dakika geçmeden 40 kişilik takım önümde toplanmıştı. Heriflerin hepsi ağır zırh giyiyordu ve çoğu mücadelede hayatını kaybettiği için seviye düşmüştü. Suratı öfkeden kıpkırmızı kesilmiş bir Savaşçı söylendi: ‘’Xiao Yao, ne yapmamızı istiyorsun?’’

Cevapladım: ‘’[Uçan Ejderhalar]’a saldıracağız, Yükselen Ejderha’yı ve Vahşi Kaplan’ı öldüreceğiz, ne diyorsunuz?’’

‘’Haha, tamamdır!’’

‘’Gelin benimle!’’

Mezar girişine bir bakış fırlattıktan sonra Li Mu’ya döndüm: ‘’Şöyle yapacaksın; dikkatlerini dağıt ve [Uçan Ejderhalar]’a üye olan oyuncuların bize yaklaşmasına izin verme. 40 kişilik ekip her an yok olabileceği için hızlı hareket etmen lazım. Yükselen Ejderha’yı ve diğer 100 kişiyi öldürdüğümüz gibi ayrılacağız.’’

‘’Tamamdır, dikkatli ol!’’

Başımı öne doğru salladım ve elimi savurup, 40 kişilik ekibi merdivenlere doğru yönlendirdim. Nereye basacağımıza dikkat ediyor ve tünelde sessizce ilerliyordu. Yeni doğan birkaç yaratığı öldürdükten sonra merdivenlerin sonuna ulaşmıştık. Mezar girişi tam altımızdaydı!

Dar giriş yanızca 5-7 kişinin geçmesine izin veriyordu. 40 kişilik grupla birlikte, rahiplerin ve şövalyelerin defans kabiliyetlerini göz önünde bulundurursak, 5-10 dakika boyunca dayanıp, mağaranın içindeki [Uçan Ejderhalar]’dan 100 adamı öldürmek pek de imkansız sayılmazdı.

Merdivenlerin ucunda duran rahiplerden biri elindeki bıçakla bana dönüp, gülümsedi: ‘’Xiao Yao, atlıyor muyuz? 40 metre düştükten sonra ölmeyelim.’’

Gülümsedim: ‘’Korkarım ki Rüzgar Elfi olmadığımız için zıplamak zorundayız. 100 metreden daha düşük bir mesafeden atladığın sürece ölmen imkansız; fazla canımız gitmeyecek yani!’’

‘’Nasıl yapacağız?’’

Aşağıya baktıktan sonra söylendim: ‘’10 rahip ve 10 şövalye girişi korumak için önden atlayacak ve geriye kalanlar da beni takip edip, Yükselen Ejderha’yı öldürmeye koyulacak. Unutmayın, büyücülerin [Mana Kalkanları]’nı kırmak için [Kombo]’yu kullanın ve fırsattan istifade edip, [Alev Kılıcı] ya da [Buz Kılıcı]’nı aktif ederek bir daha [Mana Kalkanları]’nı aktif etmelerine engel olun.’’

‘’Tamamdır, anlaşıldı.’’

‘’Hadi!’’

Talimatımı verdiğim gibi 20 kişilik ağır zırh grubu girişe doğru atlamıştı. Gerçekten de General Li Mu’nun kurduğu bu ekip korkusuzlardan oluşuyordu. Daha doğrusu korktukları tek şey, acınası bir şekilde ölmekti.

5 saniye geçtikten sonra Buz Yağmuru Kılıcı’mı kaldırıp, atladım. Ufak Bobo yanımda uçuyordu ve hemen havada süzülen, [Uçan Ejderhalar]’ın üst seviye figürlerinden biri olduğuna şüphe duymadığım 47.seviye Rüzgar Elfi Büyücüsü’ne doğru atıldı. Yükselen Ejderha’nın dışında yüksek seviyeli fazla büyücüleri yoktu.

‘’Heyt!’’

Rüzgara karşı uçsa bile Ufak Bobo inanılmaz hızlıydı. Rüzgar Elfi Büyücüsü’nün [Mana Kalkanı]’na, [Kombo] + [Arı Sokması]’nı kullanarak saldırmış olsa da, kalkanı kıramamıştı. Bu büyücü hiç de fean sayılmazdı!

Kılıcımdan çıkan altın altıgenlerle birlikte büyücüye dört kez vurmuş ve [Mana Kalkanı]’nı parçalamıştım!

ISKA!

ISKA!

741!

827!

Darbelerim oldukça hızlıydı ve çok geçmeden büyücü yere yığılmıştı. Zemine ulaştıktan sonra vakit kaybetmeden 46.seviye bir Savaşçıya [Tek Kişilik Ordu]’yu kullanarak saldırmış, herifi [Rüzgar Kılıcı]’yla ortadan ikiye ayırmıştım!

Yıldırım edasıyla uçan Ufak Bobo okçuları hedef alıyordu. Okçuların [Mana Kalkanı] gibi bir yeteneği olmadığı için, evcil hayvanlar tarafından bile öldürülebiliyorlardı.

Hemen beni takip eden Kılıç ustaları ve savaşçılar [Uçan Ejderhalar]’ın oyuncularına doğru kükremeye başlamıştı. Hemen kalabalığa doğru atılmışlar, [Kombo]’yu kullanarak büyücülerin [Mana Kalkanları]’nı kırmaya koyulmuşlardı. Kalkanlar yerle bir olduktan sonraysa [Alev Kılıcı] ve [Alev Baltası]’nı aktif ederek büyücüleri katlediyorlardı!

……

‘’Hassiktir, arkamızdalar!’’ Yükselen Ejderha şok olmuştu.

Vahşi Kaplan baltasını kaldırıp, kükredi: ‘’Şerefsizler! Patron siz burada kalın, şu heriflerin ağzına sıçıp, 10 dakika sonra geliyorum!’’

Yükselen Ejderha başını öne doğru salladıktan sonra asasını savurmaya devam etti.

50 metre ileride, General Li Mu kılıcını kalabalığa doğrultmuş ve 120’ye yakın [Cesur Yürek] oyuncusu inanılmaz bir karşı saldırıya geçmişti. Momentum [Cesur Yürek]’ten yanaydı ve Vahşi Kaplan gittiği için, [Uçan Ejderhalar]’ın büyücüleri ağır zırh sınıflarının korumasından yoksun kalmıştı.

……

“KaCha!”

Buz Yağmuru Kılıcı bir büyücünün daha boğazını yarmış ve 1300’den fazla hasar alan büyücü yere yığılmıştı. Büyücünün elindeki asa yere düşmeden asanın değerini kafamda tartmıştım. 42.seviye gümüş ekipman, fena değil! Birkaç yüz RMB eder en azından!

Öldürmeye devam ettim ve yanımda duran 20’ye yakın [Cesur Yürek] oyuncusuyla ilerlemeye koyuldum.

‘’Geber!’’

Yer sarsılmış, [Uçan Ejderhalar]’ın Başkan Yardımcısı Vahşi Kaplan, yanımda duran kılıç ustasının boğazını kesip, herifi yere yığmıştı!

Çok uzakta olmayan Li Mu kükredi: ‘’Kaygısız, Vahşi Kaplan geldi!’’

……

Durumu kavradığımdan hemen Vahşi Kaplan’a doğru atılmıştım. Can iksirlerim azaldığı için [Tedavi]’yi kullanarak canımı doldurdum. Yanımda getirdiğim 20’ye yakın ağır zırh sınıfından 7’si çoktan ölmüştü. Çok adam öldürsek de, birkaç kişiyi kaybetmiştik.

‘’Xiao Yao, gebermeye hazırlan!’’

Vahşi Kaplan beni görür görmez öfkeden deliye dönmüştü. Baltasını kaldırdığı gibi [Delme]’yi aktif etti. Bu esnada, herifin Katil Arısı da bana doğru atılmıştı!