Tehlike tabi ki kizim ne sandiniz :D xiao yao boynunuza dolicak yine ...
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
111. Bölüm Tek Başına
Gökyüzünden yere düşen yağmur damlalarını izliyordum. Arada sırada kulağıma gelen çalı sesleri, sarmaşıklardaki figürleri ortaya çıkarıyordu. Bunların [Kahramanın Öfkesi]’ne ait oyuncular olduğuna şüphem yoktu. Yaklaşık 10 kişi olsalar da hepsi 40.seviyenin üstündeydi. Grup yavaş yavaş aşağıya inmeye koyulmuşken sis perdesinin arkasından bir ses yankılandı: ‘’Bu Xiao Yao cidden boşluğun içinde mi? Buraya geleceğiz diye bir sürü adam kaybettik, eğer onu bulamazsak…’’
Konuşan herif henüz lafını bitirmeye fırsat bulamadan bir ‘Bang!’ sesi yayılmış ve sarmaşıklara tutunmayı başaramayan süikastçilerden biri yere çakılmıştı. Birkaç yüz metreden serbest düşen oyuncunun hayatta kalmış olmasına imkan yoktu. Ölü bedeni sayısız kum tanesine dönüşmüştü. Aynı zamanda bedeni boşluğun içinde değil, dışında dirilmek zorundaydı. Görünüşe göre Yeşil Qilin Boşluğu yüksek seviye bir bölge olarak tanımlanmıştı. Bu tarz bölgelerde, oyuncular öldüğü taktirde bölgenin içinde değil, dışında dirilebiliyorlardı.
…..
Birbiri ardına düşen insanlar ölmeye devam ediyordu!
Tırırırırım…
Yeşim Şehri’nin Kılıcı’nı kaldırdığım gibi şok olmuştum. Huzur veren yağmur damlalarına rağmen önümdeki manzara bir meteor yağışına benziyordu. Tabii buradaki tek fark, düşen şeyler meteor değil, oyuncuların ta kendisiydi!
Gökyüzünden tanıdık bir ses yankılandı: ‘’Hassiktir, Rüzgar Elfleri’miz nerede? O kadar Rüzgar Elfi getirmiştik, nereye gitti bunlar? Önden uçup, bize bilgi vermeleri lazım!’’
Bir başka ses yanıtladı: ‘’Patron bunu yapmamız mümkün değil. Yeşil Qilin Boşluğu’nda şahin tipi bir yaratık var. Rüzgar Elfleri uçmaya çalıştığı anda bu yaratıklar saldırmaya başlıyor. Şu ana kadar 20’den fazla Rüzgar Elfi hayatını kaybetti!’’
‘’Hay böyle işin ben, birinci takım, önden girin!’’
“Anlaşıldı!”
…..
Oyuncular yaklaşırken, aşağıya inen üç oyuncuyu görmeye başlamıştım: 41.seviye bir Rahip, 40.seviye bir İnsan Büyücü, 42.seviye bir Namevt Kılıç Ustası. Büyücü ve kılıç ustası saldırı işini üstlenirken, rahip kalkan görevi görecekti. Bu sefer yanlarında bir şifacı getirmemişlerdi; zira Liu Ying ilk önce şifacıları hedef alacağımı tahmin etmişe benziyordu.
Sağ elim Yeşim Şehri’nin Kılıcı’nı sımsıkı kavrıyorken derin bir nefes çektim. Pardon Kartı aktif olduğundan ilerleyip, ilk saldırıya ben geçecektim. Eğer burada oturup beklersem, çaresizce ölümün kıyılarına doğru ilerleyeceğime şüphe yoktu. Liu Ying benden daha inatçı olduğu için son adama kadar onları öldürmem gerekiyordu. Bugün, [Kahramanın Öfkesi]’ne neler yapabildiğimi gösterecektim. Ne olursa olsun onlara tek başına takılan oyuncuların ne kadar gururlu olduğunu bizzat yaşatacaktım!
Hadi bakalım!
Gökyüzünden aşağıya doğru oyuncular inip duruyordu. İlk yere inen 40.seviye bir büyücüydü! İlk ondan başlayalım o vakit!
Gümüş Bağcıklı Savaş Botları’m kaygan zeminde ilerlerken büyücüye doğru atıldım. Büyücü başını bile kaldıramadan çoktan kılıcımla karşılaşmıştı! Kılıcımdan fırlayan altın altıgenler aktif ettiğim 5.seviye [Kombo]’yu işaret ediyordu ve yeteneği kullanarak büyücünün [Mana Kalkanı]’na saldırmıştım. Rakip büyücü fazla elit bir oyuncu olmadığından 3 darbenin ardınan kalkanı parçalanmıştı. Kombo’nun dördündü saldırısı ve onun ardından bir normal saldırıyla büyücünün işini bitirdim.
457!
798!
Büyücünün vücudu yere yığılmış ve binlerce kum tanesine dönüşmüştü. Yine de herif ölmeden önce bağırmayı ihmal etmemişti: ‘’Dikkat edin, pusu kurmuş!’’
Buzz!
Elinde kılıç tutan bir figür yere inmişti. Bu bahsi geçen figür Namevt Kılıç Ustası’ndan başkası değildi. Başını kaldırmaya zaman bulamadan kılıcımla karşılaşmış ve üstelik Ufak Bobo’nun yandan saldırdığını da anlamamıştı. Ufak Bobo’nun iğnesinde beliren altın altıgenler sayesinde evcil hayvanım [Kombo] + [Arı Sokması] ikilisini aktif etmişti. Kılıç Ustaları’nın saldırılarını Ufak Bobo’yu kullanarak kontrol etmem gerekiyordu; zira aksi taktirde durum beni biraz zorlayabilirdi.
Namevt Kılıç Ustası vahşi bir gülümseme savurdu: ‘’Kardeşim, düşündüğüm gibi ilk beni öldürmeye çalışıyor. Yere indiğinde [Kılıcını İndir] yeteneğini kullanıp herifin %10 saldırısını düşür. Böylece Xiao Yao dişleri olmayan bir kaplana dönüşecektir. Korkacak bir şey yok, ben şu arının icabına bakacağım!’’
Ding!
Kılıç Ustası kılıcını çekmiş ve Ufak Bobo’yu öldürmek için [Kombo]’sunu aktif etmişti!
Diğer bir taraftan yere bir figür daha inmişti. Bu daha önce gördüğüm rahibin ta kendisiydi. Elinde tuttuğu gümüşten bıçakla kükredi: ‘’Şu Xiao Yao’nun ağzına sıçacağım!’’
……
“Pop!”
Botlarım ıslak çimlerin üstünde dans etmeye başlamış ve rahibe doğru atılmıştım. Aynı zamanda Ufak Bobo’ya da geri çekilmesi için talimat vermiştim.
Shua Shua Shua!
Üç ‘ISKA!’ uyarısı ortaya çıktıktan sonra kılıç ustası şaşırmıştı: ‘’Vay anasını, bu yaratığın hızı ne böyle!’’
“Bang…..”
Ayaklarımın altında beliren garip aurayla birlikte kombomu aktif ettim. Rahip basin kaldırdığında çoktan 3 darbeye maruz kalmıştı. Uyguladığım üç saldırı da rahibin vücudunu havaya savurmuş ve herifin dengesini yerle bir etmişti!
310!
297!
334!
Dördüncü darbe için gerildim ve bütün gücümle herife bir vücut darbesi geçirdim!
“Bang!”
Rahibin vücudu bir kez daha havaya savrulmuş ve herif 400’den fazla canını kaybetmişti. Tabii aldığı hasarlardan sebep yüzünde şok olmuş bir ifade de yer etmişti: ‘’Kardeşim, durum hiç iyi değil. Dengemi kaybettim! Beni havada öldürecek!’’
[Tek Kişilik Ordu] yaklaşık 1.2 saniye sürdüğünden, daha rahip konuşmayı bitirmeden kılıcım soğuk rüzgar parçalarını toparlamış ve herifin vücudunu delip geçmişti. Akılalmaz gücü beraberinde getiren bu yetenek, [Rüzgar Kılıcı]’ndan başka bir yetenek değildi!
1089!
Rakip kükredikten sonra yere yığıldı. Ölü vücudu yerde birkaç takla attıktan sonra binlerce toz parçasına ayrılmıştı.
……
Döndükten sonra [Tedavi]’yi kullanarak Ufak Bobo’nun canını doldurdum ve kılıcımı kavradığım gibi Namevt Kılıç Ustası’na atıldım. Herifin yanında etrafa alev topları saçan ufak bir şeytan duruyordu. Kılıç Ustası bir can iksiri içip 600 canını doldurmuştu. Bu iksir herifin %40 canını doldurduğundan, muhtemelen adamın 1500 civarında bir canı vardı!
‘’Hass!’’
Beni gördükten sonra titremeye başlayan kılıç ustası hemen geri çekilmeye koyuldu.
Gülümsemeden edememiştim. Ufak Bobo’yu herifin kaçış yörüngesine yolladıktan sonra evcil hayvanım [Arı Sokması]’nı aktif etmiş ve herif de sinirden çılgına dönmüş bir şekilde kılıcını savurmaya başlamıştı. ‘’ISKA!’’ Ne yazık ki Bobo’nun hızı heriften bir hayli yüksekti. Bu sayede saldırılara maruz kalmaktan da kurtulmuştu. Bu esnada ileri atıldım ve ‘Bang!’ kılıcımı herifin göğüslüğüne sapladım. Ne olduğunu bileye anlamayan adam durumu gerçekten kavramaya çalışıyormuş gibi görünüyordu.
Bir darbe daha ve kılıç ustası öteki dünyayı boylar!
Kılıç Ustası’nın toza dönüştüğünü gördükten sonra hafifçe eğildim ve yere düşen bronz bilek koruyucusunu elime aldım. Ölen üç oyuncudan yalnızca bu ekipman düşmüştü. Aynı sırada aklımdaki planı da tamamlamıştım. Lin Wan Er’in 12 savaş taktiğini içeren insan-evcil hayvan kombinasyonları gerçekten etkiliydi. Bu kombinasyonları mücadelelerde uyguladığımda, zorlanmadan rakibimi öldürebiliyorumç
…..
Üç oyuncuyu öldürdükten sonra canım dolu olduğundan boşluğu izlemeye devam ettim. Başımı kaldırdığım gibi sarmaşıklara tutunarak aşağıya inmeye çalışan bir sürü figür olduğunu görmüştüm. Sayıları bir öncekine kıyasla 5 kat artmış ve 50’ye çıkmıştı. Şüphesiz ki bunların hepsi [Kahramanın Öfkesi]’ne ait oyunculardı. Benim gibi Ejder Mezarı’nın Koruyucusu olan bir adam için Liu Ying bütün ordusunu toplamıştı. Şans bu ki Yeşil Qilin Boşluğu’nda sayı pek bir anlam ifade etmiyordu.
‘’Hass! Yolladığımız üçlü çoktan ölmüş…’’ Bir ses yankılandı.
Sessizce gülümsedim. Görünüşe göre bu insanlar hala bölgeyi kavrayamamıştı. Gerçi yerden 50 metre yüksekte sis dalgası bulunduğu için zemini görmek neredeyse imkansızdı. Buna rağmen yerde olan şahsım gayet rahat bir şekilde konuşan insanları görebiliyordu. Hatta ters esen rüzgar bile konuşmalarını bana ulaştırmaya yardım ediyordu.
Liu Ying’in ses tonu öfkeliydi: ‘’Ne oluyor? O üçlüyü nasıl bu kadar çabuk öldürebildi? İçlerinde 41.seviyede olan bir rahip yok muydu onların?’’
Bir başka ses cevapladı: ‘’Patron, Xiao Yao’nun saldırısı çok yüksek. Forumda yazılanlara göre saldırı puanı 1400’ün üstündeymiş; yani Cennet Düzeni’nin Kılıcı’na sahip olan Jian Feng Han’ın ardından ikinci sırada yer alıyor! Böyle bir rakibe karşı 1100 defansa sahip olan bir rahibin hiç şansı yok! Üstelik bunun yanında herifin bir de tanrı seviyesinde bir evcil hayvanı var!’’
Liu Ying öfkeyle kükredi: ‘’Dirildikten sonra hemen buraya gelmelerini söyleyin!’’
‘’Yapamayız patron. Öldüklerinde, geri dogma alanlar Yeşil Qilin Vadisi’ndeki mezarlığa yönlendiriliyor. Arada 30 dakikalık bir mesafe olmasını geçtim, bir sürü yüksek seviyeli yaratık da bulunuyor! Buraya gelmeye çalışmak intihardan farksız olacak. Bana kalırsa şehre gitseler daha iyi olur…’’
Liu Ying’in sesi öfkeden titremeye başlamıştı: ‘’Sakın bana… Pes etmemiz gerektiğini söyleme? Kendi alanında usta olan 60 kişiyi buraya kadar getirdiğimizi unutayım deme! Neden Xiao Yao gibi tek bir adamdan korkuyoruz?’’
Kızlardan biri söylendi. Tabii bu kadın Ebedi Güzellik’ten başkası değildi: ‘’Tatlım, 60’ımızın da aşağıya inip, Xiao Yao’yu öldürmesini öneriyorum. Hehe, hadi melekler gibi gökyüzünden inelim; ne diyorsun?’’
Liu Ying gülümsedi: ‘’Tamamdır, sevgilimin dediğine katılıyorum… Millet beni dinleyin! 10 Saniye içinde yavaşça sarmaşıkları bırakacağız. Beni takip edin, o şerefsizi öldürmeden gün yüzüne çıkmak yok!’’
‘’Tamamdır patron!’’
……
Gökyüzüne doğru baktıktan sonra kaşlarım çatılmıştı. Bu esnada saniyeleri de sayıyordum. 10 saniye mi? Hadi bakalım! Hepinizi öldüreceğim, üstelik…
Etrafa baktıktan sonra boşluğun tam ortasında duran bir Alevli Kedi Ruhu görmüştüm. Diğer bir kedi de sarmaşıklara doğru bakıyordu. Gülümsedim, görünüşe göre bizleri bir ktliam bekliyordu. Üstelik bu ordunun ana gücü ben değildim; burada sürüyle Alevli Kedi Ruhu vardı! Ben sadece yandan destek verecektim!
Kılıcımı sımsıkı kavradım. Eğer bu olay gerçek hayatta yaşanıyor olsaydı gerilmem söz konusu bile olmazdı; lakin ne yazık ki oyun dünyası bambaşka bir ortamdı. Her zaman için oyunlara karşı büyük bir zaafım vardı. Bu yüzden de gerilmeden edememiştim. Hala ilk okuldayken, tahtaya yazılan mottoları hatırlıyordum: ‘’Gerginlik, Birlik, Çalışmak’’. Yani biraz gergin olmanın bir zararı yoktu!
…..
“Shua shua Shua!”
Gerçekten gökyüzünden inen meleklere benzeyen bir manzarayla karşı karşıyaydım. Birbiri ardına gelen figürler yere iniyordu. Oyunculardan onu Alevli Kedi Ruhu’yla kapışmaya başlamış ve 7-8 tanesi da bana doğru atılmıştı. Bahar yağmurlarının altında tanıdık bir surat görmüştüm. Bu kadın Çince sınıfının orta yerinde benimle uğraşan ve okulun en güzel on kadını arasında olan bir figürdü---Ebedi Güzellik---Xue Yue!
Vücudumu hafifçe eğdim ve kılıcımı iyice kavradım. Kılıcın etrafı soğuk hava dalgasıyla kaplanmıştı. [Keskin Buz Kılıcı]!
……
“Ah!!!”
Xue Yue’nin yanakları solmuş ve kadın hançerini çekmişti: ‘’Tehlike!’’
Magnec