şaşırt lan bekliyoruz :D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
59. Bölüm Veronica’nın Özel Eğitimi #1
Veronica’nın tam da söylediği gibiydi. İkisi, Theodore’a yabancı gelmeyen bir yerde durmuşlardı.
Öğrenci turnuvalarının yapıldığı 5 stadyumlu Pentarium’daydılar. Final maçının yer aldığı ana stadyuma girdiler. Stadyumla ilgilenen görevli, Veronica’nın yüzünü görür görmez kilidi açtı.
Muhtemelen buraya bir-iki seferden fazla gelmişti.
‘Burada Büyü Cemiyeti’nden daha çok alan var, değil mi? Burası genelde eğitim sahası ya da bir takım büyülerin gösterildiği yer olarak kullanılır.’ Diye açıklarken esnek bacaklarını yana açıp ısınmaya başladı.
Kırmızı cübbesinin altına fazla bir şey giymediğinden bacaklarıyla yaptığı her harekette vücudunun farklı kısımları teşhir oluyordu. Theo da bakışlarını nereye kaçıracağını şaşırmıştı.
Veronica, anlatmaya devam ettikçe görüntüsünün ne kadar tahrik edici olduğunun farkında değil gibiydi. ‘Karşına çıkan uyumsuzluklarla baş etmenin en iyi yolu büyü halkaları yükselirken uyumsuzluğu artırmaktır. Ama bu pek mümkün olmadığından biz ikinci bir yol deneyeceğiz.’
‘... O nedir?’ Theo gergin durmamaya çalışırken bir yandan da Veronica’nın açılan vücuduna dalıp gitmemeye çabalıyordu.
‘Çok basit. Sonuç olarak, uyumsuzluk denen şey beden ve zihnin çelişkisidir. İkisini birleştirirsen işi çözersin.’
Veronica ısınma hareketlerini bitirince bacaklarını esnetmeyi bırakıp düz durdu. Duruşu, bedenindeki tüm boşlukları göz önüne seriyordu. Yine de, Alfred’in algıları tam tersini haykırarak o boşlukların tehlikeli olduğunu söylemişti. Theodore, bu sezgilerine inanarak devam etti.
Veronica, Theo’nun duruşunu alçalttığını görünce gülümsedi.
‘Sınırlarını zorlamana yardımcı olacağım.’ Dedikten kısa bir süre sonra Veronica’nın etrafında sıcak hava oluşmaya başladı.
Huuwoook...!
Zemin kızıla boyandı ve sıcak hava tüm atmosferi sardı. Rüzgardan dolayı cübbesi dalgalanıyordu. Aralarındaki mesafeye rağmen Theo’nun ürpermiş gözleri korkuyla dolmuştu bile.
‘Bunu kasten yapmıyor. Sadece büyü gücünü serbest bırakıyor...’
Bu özel bir durum değildi. Belli bir seviyeye gelmiş büyücüler doğal olarak etrafını da etkisi altında bırakırdı. Örneğin, Mavi Kule’nin çevresindeki sular asla kurumaz, Beyaz Kule yakınlarında ise her daim esinti olurdu. Ayrıca, Kırmızı Kule’nin etrafında hiç kar yağmazdı.
Fakat, bu seferki faklı bir ölçekteydi. Onlarca kıdemli büyücü toplansa, ısıyı bir miktar yükseltir ya da düşürürlerdi. Gel gör ki, Veronica yaşayan bir alev gibi her yeri ateşe veriyordu.
Oluşan hafif bir sisin içinde sesi yankılandı. ‘O halde çocuk, benimle oyuna var mısın?’
Theo’nun yüzüne bakarken etrafta sıcak rüzgarlar esiyordu. Sıcaklığa rüzgar büyüsüyle karşı koyan Theo, görüntüsü seçilemeyen Veronica’ya cevap verdi. ‘Savaşmak mı? Sizinle mı?’
‘Sana kıyak geçeceğim. 5.halka ve üzeri bir büyü kullanmayacağım ve sadece önden saldıracağım. Gücümü kontrol altına alacağımdan, endişe etmene gerek yok.’
Meltor Krallığının en güçlü büyücülerinden biri şu an karşısındaydı. O yüzden Theo tüm dikkatini oyuna verdi. Güçlerinden 100 tane taviz de verse, Veronica, Theo’nun karşısına alacağı biri değildi.
Genel olarak, 7.halka büyücüleri kılıç ustalarıyla eşit seviyede sayılırdı ve Veronica da bunun bir adım ilerisindeydi. Theodore bunun ne demek olduğunu hayal bile edemiyordu. Tüm bunlara rağmen, kendi ruhunun da ısı kazandığının farkındaydı. ‘Anladım.’
Çeyrek ejderha ve 8.halka büyücüsü olmasının yanı sıra, Veronica’nın diğer özelliği muhteşem olmasıydı. Theodore ise Obur’a sahipti. Rakibinin üstünlüğü yüzünden geri çekilecek değildi. Kazansa da yenilse de, bu kendini test etmenin bir yoluydu. Veronica’nın gamsız yüzünü şaşırtmak güzel olurdu.
‘Bir deneyelim.’
Şayet Theo, Obur’un üçüncü özelliğini savaş şarkısı ile kullanırsa Veronica’yla savaşması mümkün olurdu. Hem büyünün etkinliğini de görmüş olurdu.
Theo sol eline baktı ve yakın zamanda kazandığı özelliği hatırladı.
(Büyü kitabı ‘Obur’ / D seviye)
(Obur’un gücünü içeren kilitlerden biri kaldırıldı. Artık, Obur yapay eşyanın kaynağını söyleyebilecek ve başkası tarafından duyulmayacak bir sesle büyü yapabilecek. Mevcut sahip, bu özelliğe ‘Diğeri’ ismini verebilir. Ancak isterse ismi değiştirebilir.)
(’Diğeri’ büyüyü, sahibinin büyü gücüyle eş zamanlı aktifleştirir. Sahibin yapamadığı büyüler özelliğe dahil değildir.)
Oldukça gülünç bir özellikti. Aslında 3.senkroyla açılan ‘Diğeri’ özelliği başlı başına bir hileydi.
Büyücüler için her daim büyü yaparken saldırıya uğrama riski vardı. Hareket halinde büyü yapan büyücülerin paçayı sıyırması daha muhtemelken, yerinde sabit duran büyücüler hedef haline geliyordu.
O yüzden eğer Theo ‘Diğeri’ni kullanırsa, büyüyü risk almadan yapabilirdi.
‘Bu şekilde uygulamak da mümkün!’
Theo’da 5 büyü halkası bulunuyordu. Diğer sabit 4 büyü halkasıyla ‘Alev kabuğu’nu hazırlarken 5.halkasını da yardımcı olarak kullanmıştı. Aynı anda, sol elindeki ağız, sadece Theo’nun duyacağı bir sesle ‘Mancınık’ büyüsünü okuyordu. Bu Theodore’un final karşılaşmasında kullandığı en güçlü karışım büyüsü ‘Volkanik kabuk’tu.
‘Bu ‘Ezber’ büyüysüne yakın bir büyü, ama...’
İki büyüyü kısa bir sürede hazırlamak mümkündü, tabi iki kişi olsaydı.
‘Volkanik kabuk!’ Dev bir kaya meydana geldi ve etrafı kızıl alevlerle kaplandı.
Kütle ve ateş gücünün karışımı, 5.halkanın yardımıyla eskisinden daha yoğundu. Tek seferde tüm 5.halka savunma büyülerini delip geçebilirdi ve Theo hedefine saldırırken bir an bile tereddüt etmedi.
Veronica elini soğukkanlılıkla uzatırken mırıldanmıştı. ‘Oho, bu birleşik büyü değil mi?’
Volkanik kabuk kendisine doğru son sürat gelirken beklemek gibi bir şansı yoktu. Avuçlarından çıkan büyü gücü ve kızıl ateşle sarılı bir mızrak hücuma geçmişti bile. Işık hızıyla uçan mızrak, kabuğu delip geçti.
Kuwaaaang!
Kırık şarapnel parçaları etrafa dağılmıştı. Alev mızrağı 4.halka bir büyü olmasına rağmen, Veronica büyüyü daha da kuvvetlendirmişti. Aksi halde, önden saldırarak Volkanik kabuğu yere indiremezdi.
Veronica yalnızca 4.halka büyüleri kullanacaktı. Bunun Theo’yu yormak için yeterli olacağı kanısındaydı. O sırada, stadyum kara dumanlara boğuldu ve etraf geçici olarak sessizliğe büründü.
Huuk!
Aniden, dumanların arasından bir insan silüeti belirdi. Göründüğünden daha hızlıydı ve bu Veronica’yı şaşırtmaya yetmişti. ‘Eh?’
Veronica, Theo’nun görüş engeli büyüsü kullanıp Veronica ile yakın dövüş başlatacağını düşünmüştü. Ancak Theo fazlasıyla hızlıydı. Savaş şarkısı kullansa bile, bu hareketler bir büyücüye ait olamazdı. Bu, savaş şarkısının tam versiyonunu edinen Theo’ya has bir hızdı.
‘Savaş şarkısı.’
‘Hız sonatı’
‘Kıvrım.’
Theo, tabanlara kuvvet koşuyordu. Lee yoonsung’un birkaç yeteneğine vakıf olmasa böyle bir hıza erişemezdi. Mükemmel bir çekim hızıyla, Theo, Veronica’ya yaklaşıp yıldırım gibi zıpladı. Ardından ivme arttırarak Veronica’nın karnına diziyle vurmaya hazırlandı!
Paang!
Oluşan gürültünün ardından Veronica geri sendeledi. Karnına vuran bir adamın dizinin bu denli güçlü olacağını tahmin etmemişti. Bu darbeyle Veronica’nın gözleri açılmıştı. Ancak, bu başarılı vuruşunun keyfini çıkarmak yerine, Theo bembeyaz kesildi. ‘...Ne, bu his?’
Vuruşunu yaptığı sırada, Theo’nun aklından müthiş bir imge geçti. Bir çocuğun yumruğunu kalın duvara defalarca vurması ya da bir delikanlının zırhlı birliğe saldırması gibi bir histi.
Alışıldık bir şekilde, Veronica’nın yüzünde bir gülümseme görüldü. ‘Güzel, heyecan verici değil mi?’
Theo, Veronica’nın sesinde yaklaşan bir tehlike sezmişti.
İrkildiği anda harekete geçti. Neyse ki geri sıçrayan Theo, hamlesinde gecikmemişti.
Peeng! Veronica’nın yumruğu havada bir patlamaya neden oldu.
Theo bu manzaraya daha önce Lee yoonsung ile şahit olmuştu ve bu, bir kayayı bile parçalamaya yetecek bir yumruktu.Savaş şarkısını aktif kullanıyor olsa dahi, bu yumrukla kemikleri un ufak olabilirdi.
Çeyrek ejderha olan Veronica’nın damarlarında akan kan, kullandığı büyüyü, enerji kullanan savaşçılar kadar kuvvetlendirmişti.
‘Güzel hamleler. 10 gün içinde bayağı bir değişmedin mi? Seni her gördüğümde neden bir şeyleri merak edip duruyorum acaba? Gerçekten, en iyisisin!’
‘Te-şek-kür-ler,’ Theodore dişlerini sıkarak cevap verdi.
Veronica’nın çıplak ellerle savaşması dehşet vericiydi. Yumruk ve tekme dışında yaptığı bir şey yoktu. Buna rağmen, şaşırtıcı gücü ve hızı, çıtayı insan kabiliyetlerinin üzerine taşıyordu.
İlk olarak, kullandığı teknikler etkinliği artırıyor, böylece basit hareketlerle güçlü rakibi yeniyordu. Ancak, Veronica doğuştan çok etkili bir güce sahipti. O yüzden bu teknikler onun için gereksiz sayılırdı.
‘Onunla yakından savaşamıyorum! Mesafeyi aç!’ Lee yoonsung ve Alfred’den gelen seziler kafasında yankılandı.
Veronica’nın dövüş yeteneği kötü olabilirdi ama Theo’nun ona karşı kazanması asla mümkün değildi. Çelişkili bir durum olsa da, gerçek buydu. Theo kaçarken, ‘Diğeri’ büyüsüne hazırlandı ve yaklaşan yumruğa sağ eliyle nişan aldı.
‘Ezberle.
Tüm olukları aç.
İkili alev kabuğu.’
İki alev topu menzilden hızla çıktı.
‘Hem hareket edip hem büyü yapabiliyor musun?’ Veronica’nın gözleri şaşkınlıkla açıldı. Yaklaşan iki alev topuna bakarken altın rengi gözleri merak ve şaşkınlıkla doldu. ‘Ama işe yaramayacak!’
Rüzgar kesen büyüsü tek bir hareketiyle devreye girdi. Sayısız rüzgar, yaklaşan iki kabuğu kırmıştı.
4.halka büyünün 2.halka büyüsüyle yenilmesine rağmen, Theo en azından aralarındaki mesafeyi açmayı başarmıştı. Veronica rakibine yaklaştığı sırada aniden durdu.
Yüzünde kocaman bir gülümseme vardı ve alkışlamaya başladı. ‘Wow, muhteşem! Savaş şarkısını 10 günde öğrenmiş olman...Hamlelerin de harika. Karışım büyüsü yapabiliyorsun ve hareket halinde bile büyü okuyabiliyorsun. Tanıdığım bazı 6.halka büyücülerini yenmen için yeterli bir seviyedesin.’
Theo’yu övgülere boğmuştu. Theo ise zevkle dinliyordu. Ancak sonuç olarak, Veronica’ya hiçbir zarar verememiş ve sınırlarına ulaşamamıştı. Savaşın ortasında durup böyle bir konuşma yapmasının nedeni olmalıydı.
Konuşmaya devam ederken cübbesinden tozu sirkeledi. ‘Ama bu yeterli değil, çocuk. Başka numaraların yok mu? Elinden gelen her şeyi ortaya koyduktan sonra sınırlarını zorlayabileceksin.’ Dedikten sonra ekledi.
‘Bunu Mavi Kule Üstadı’ndan da duymuştum. Alfred’in büyülü okunu kullanmamış mıydın? Alfren hayata dönmüş olsa da, beni yenmeye gücü yetmez. Benim dengim değil.’
Konuşmaya geri devam ederken bir yandan cübbesini çıkartıp fırlattı. ‘Şu andan itibaren, ölmek için hazırlan. Karşıma çıktığına seni pişman edeceğim!’
Vücudundan taşan Kızıl büyü gücü lav gibi yükseliyordu.
Ku ku ku kung...
Bu vahşi yaratık, daha da devleşiyordu. Veronica bilinçli olarak ejderha kanını etkinleştirmişti. Bunun anlamı, Theo’nun şimdiye kadar tecrübe ettiği gücünün, bu yeni şeklinin yanında hiç birşey olmamasıydı
Kilometrelerce öteden Veronica’yı görenler bile korkup kaçardı. Hatta, Pentarium’da bulunan herkes bu görüntü karşısında kalp krizi geçirebilirdi.
Tam karşısında dikilen Theo, parmağını kaldırıp ona uzattı. ‘Sizi bir kez daha şaşırtayım o halde.’
Magnec