fena değil be oğlum acele etme :D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
84. Bölüm İmparatorluk Görevi #1
(‘Kıvılcımlar neden artar’ tüketildi. Anlayışın çok yüksek.)
(5.halka büyüsü ‘Alev Patlaması’ elde edildi.)
(Sahibin öğrendiği büyü sayısı çok fazla. Artık büyü kitapları daha etkin tüketilecektir.)
Her zamanki gibi, Theo’nun kulaklarında o duygusuz ses duyuldu ve Theo gözlerini kapatıp bilgiye odaklandı.
Eskiden zorluk çekmeden birden fazla kitabı tek seferde yiyebilirken şimdi öyle değildi. Yediği obje 5.halka kitabı olduğundan edindiği bilgiler çok fazlaydı. Önceden hazırlık yapmadan bunca bilginin üstesinden gelmek kolay olmasa gerekti.
5 dakika sonra, Theodore gözlerini açtı. ‘Alev Patlaması...Ben onun daha karışık bir büyü olduğunu düşünmüştüm.’
Vince onu izlediği köşeden karşılık verdi. ‘Alev patlaması günün son öğretisi mi?’
‘Evet, hocam.’
‘Bir dene bakalım. Büyü zamanlaması nasıl olacak görelim.’ Dedikten sonra Vince’in büyü gücü yükseldi.
Parlayan büyü gücü boş alana bir büyü halkası çizip içinden sıcaklığın yükselmesine sebep oldu. Alev patlaması, eskiden savaş büyücülerinin geniş kitleleri küle çevirmek için kullandığı güçlü bir büyüydü.
Vince yüksek alev direkleri yükseltmeden hemen önce, Theodore da aynı büyüyü önünde yapıyordu.
‘Alev Patlaması!’
İki alev direğinin birbirine çarpmasından önce...
Hwaack!
Alevler birbirine çarpıp büyük bir patlamayla parçalandı. İnsanı küle çevirmeye yetecek yüksek ısı ve alevler etrafa yayılmaya başladı. Bu büyü, daha önce Mana-vil’e gelirken yollarına çıkan ifritleri yakan büyüydü.
‘Hmm, büyüyü tamamlama hızın fena değil.’ Diye ekledi Vince.
İki büyücü kendilerini koruyan kalkanın arkasından iki alev direğinin çarpışmasına şahit olmuştu. Alevler tam ortada buluştuktan kısa bir süre sonra, Theo’nun alevleri bir miktar kenara kaydı. Bunun sebebi Vince’in alevlerinin daha avantajlı taraf olmasıydı. Bu durumda Theo düşman alevleri karşısında yanıp kül olabilirdi.
Ancak alevler arasındaki itme çekme hareketi çok sürmeden son buldu. Büyü halkasındaki tüm büyü gücü kullanıldıktan sonra ortadaki alevler de sanki hiç olmamışçasına gözden kayboldu.
Theodore’un Alev Patlaması büyüsü gayet başarılıydı. Vince geride kalan ısıyı düşürdükten sonra alevlerin birbiriyle çarpıştığı yere yürüdü. Alevlerin yaydığı yüksek ısı zemini eritmiş olsa da Vince’in ortamdaki ısıyı düşürmesiyle zemin yeniden sert haline geri döndü.
Vince çenesini tutarken bir değerlendirme yaptı. ‘... Büyüyü daha önce yapmamış birine göre harika bir performans. Sıradan büyücülerin bu seviyeye ulaşabilmesi için 2-3 yıl çalışmaları gerekiyor.’
‘Ama hocam, sizin alevleriniz benimkinden daha çabuk parlayıp ivmesi de daha hızlı artıyor.’
‘Sen de aynı büyüyü yıllar boyu kullanırsan, birkaç taktik geliştirirsin. Tek farkımız bu.’ Vince sağukkanlılıkla açıklamasına devam etti. ‘Alevleri nasıl daha yoğunlaştırabilirim ya da büyü halkasını nasıl daha hızlı oluşturabilirim gibi sorular...Kitaplardan öğrenilen bilgiler gerçekten çok değerlidir ama tecrübelerden elde edilern bilgilerin de önemi büyüktür. Obur’un yeteneğinin senin sadece bir parçan olduğunu aklından çıkarma.’
‘Tamam hocam, aklımdan çıkarmayacağım.’
Vince’in sözlerine binaen, Theo şimdiye kadar temel kuralları öğrenmiş ve Obur’dan nasıl faydalanacağını da yediği materyallerden aldığı bilgilerle keşfetmişti. Deneme-yanılma ve savaş büyücülerinin yılların tecrübesine dayanarak bulduğu taktikler pek tabii büyü kitabı yiyerek öğrenilemezdi. Ancak, Theo kendi becerilerini hiçe saymayıp zamanla kendini geliştirdi. Bunu, Kibir ile savaşıp Kraliyet balosuna katılmasından bu yana geçen 6 ay boyunca her gün düzenli büyü çalışmaları yapmasıydı.
‘Theodore, artık 5.halkada uzmanlaştın. Bendeniz Vince Haidel, bu eğitimini başarıyla tamamladığına onay veriyorum.’
‘Teşekkür ederim.’
‘Şimdi, 6.halka duvarına bir adım uzaktasın. Senin gibi hızlı gelişen birine öğretmenlik yapmak da kolay iş değil.’ Derken samimiyetle Theo’ya gülümsedi. Gerçekten de öğrencisi hızlı öğrenen tiplerdendi.
Theo Akademi’den ayrılırken 4.halkayı bile aşamamışken, evine döndüğü düreçte 5.halka duvarını aşıp gelmişti. Artık, 5.halkada uzmanlaşmış biri olarak Vince ile eşit olma yolunda ilerliyordu.
Vince tüm tecrübelerini Theo için ortaya dökmesiyle birlikte, eğitimin sonuna kadar tüm bilgisinin yeterli olacağından şüpheliydi. Mühtemelen bir süre sonra Vince artık ona tek başına öğretmenlik yapmakta yetersiz kalacaktı.
‘Hayır, ben bu gücü nasıl kullanacağımı sizin tavsiyelerinizle öğrendim.’
‘Evet, bir bakıma öyle.’
Theo hocasına bakıp gülerken bir yandan da kıyafetinin sağ kolunu yukarı sıvadı.
3 numaralı ulusal hazine, Tutulma... Balo gecesi o yeşil boncuğu tükettikten sonra, kolunda zamanla oluşan dövme uzun süredir yeşil renkle parlıyordu. Bu, Tutulma’nın madde sınırlarını aştığının işaretiydi.
Theodore’un gözleri mavi renge büründü. ‘Akışkanlık!’
Işık parlamasıyla tüm bedeni görünmez oldu. Bedeninden rüzgar geçip giderken, bir anlığına kendini madde sınırlarının ötesinde hissetti. Şimdiki Theo haliyle sanki imkanları da genişlemişti.
Sahi, yarıyıl geçmesinin ardından, yetenekleri ne kadar ilerlemişti?
Syuok!
Bedeni tamamen saydamlaşınca Theo aniden havaya karışıp birkaç metre ötede yeniden belirdi. Hedefine ulaşırken ulaştığı hız fizik kurallarına son derece aykırı olsa da gerçekti.
Eğer akışkanlığın amacı bir başka noktaya ışınlanmaksa, kısa mesafelerde çok kullanışlı olmayacaktı.
‘Tamam, ben biraz daha deneyeyim.’ Theodore birkaç defa daha tekrarlarsa daha farklı hünerlerinin de ortaya çıkacağı hissine kapılmıştı.
Onu izleyen Vince ise içten içe ona gığta ile bakıyordu.
Theo’nun hareketleri akışkanlık özelliği sayesinde ultra hız kazanmıştı. Maddenin sınırlarından da etkilenmediğinden etrafa rahatça zıplıyor, herhangi yan etkisi de olmuyordu. Enerji kullananlar bile Theo’nun ışınlanma hızını yakalayamazdı.
Tutulma sayesinde böyle hileli bir gücü elde etme fırsatı bulmuştu.
‘Hah...! Hah...!’
Bu yeteneğinin karşılığında elbette bazı şeyler feda edilecekti. Theodore hiç dinlenmeden 5-6 defa ışınlanmıştı. Zihinsel gücünün aşırı kullanılmasından doğan bir baş ağrısı çekiyordu. Uzun süre koşan birinin yaşayacağı durumu yaşıyordu.
Bu dayanılmaz acı, Theo’nun ruhunun da geliştiğine delaletti. Aslında zihinsel gücünü geliştirmesinin yolu oldukça basitti; sınırlarını zorlamak, dinlenmek ve tekrar sınırlarını zorlamak. Bir bakıma zihin gücü kas sistemi gibi işliyordu. Tüm bu işlemleri tekrar etmesi onun sınırlarını genişletmesine yardımcı olacaktı.
Elbette, teoride yazılanlar pratikte aynı sonucu vermeyebiliyordu.
Theo 10 dakika sonra yerinden kalkıp güçlükle Vince’in olduğu tarafa baktı. Baş ağrısı o kadar yoğundu ki başı hala dönüyormuş gibi geliyordu.Akışkanlık özelliğini yarım yıl boyunca çalışmasına rağmen şu anki durumunda, hedeflediği 10 ışınlanmanın yarısını başarabiliyordu.
Theo kendini toparlamaya çalışıp aklındaki soruyu sormaya yeltendi.
O sırada soracağı soruyu tahmin eden Vince ondan önce cevap vermişti. ‘Bu kadar acele etme.’
Theo bu sözlerin üzerine hafif bir utançla geri çekildi. Vince son zamanladrda öğrencisinin dikkatinin dağınık olduğunun farkındaydı. Bu dikkat dağınıklığının nedenini çok iyi biliyordu. Artık öğrencisi ‘duvar’ı aşmalıydı.
‘Daha önce de dediğim gibi, 5.halkada uzmanlaştın. Eğer daha da başarılı olmak istiyorsan seviye atlaman gerekiyor. Bunun zor ve sinir bozucu olduğunu ben de biliyorum ama gerekenden fazla aceleci davranırsan zarar görürsün.’
Vince 5.halkayı tamamlamak için 10 yılını vermiş biriydi. Bu sebeple, Theo tavsiyesini görmezden gelemezdi.
Meltor Krallığının bünyesindeki savaş büyücüleri diğer ülkelerinkinden sayıca üstündü. Bu artış, öğrencilerine iyi birer öğretmen olan savaş büyücülerinin nesil sirkülasyonuna katkıda bulunmalarının bir sonucuydu.
Theodore hocasını büyük bir ciddiyetle dinliyordu. ‘Hocam, o halde ne yapmalıyım?’
‘Eğer sıradan bir büyücü olsaydın, sana tecrübe kazanmanı söylerdim, ama...Obur’un özelliklerini kullanarak uygulayabilceğin başka bir yöntem de var.’
Bir kişi ne kadar zeki olursa olsun, ‘duvar’ı geçmesi için gerçekten şanslı olması lazımdı.
Vince ve diğer kıdemliler zeki görülen insanlardı. Ama aralarında 6.halkayı geçen kişi sayısı bir hayli azdı. Kaçınamadıkları bu çaresizlik karşısında büyük çaba sarfediyorlardı.
Buna rağmen, Theodore için bir alternatif mevcuttu.
‘Yaşlı zombinin can damarını yediğim zamanki gibi.’
Theo hazine seviyesinde bir yapay eşya yediğinde, 5.halkanın geçiş duvarını mükemmel bir hızla aşabilirdi. Yaşlı zombinin can damarına benzer bir şey bulmak onun için kolay olmayacaktı ama oturduğu yerden ilerlemeyi beklemekten çok daha iyi bir tercihti.
Durduğu yerde durmaktan sıkılan Theodore’un duyabileceği en iyi tavsiye buydu.
Vince cübbesini giyerken ekledi. ‘Daha iyi olduysan, gidelim. Bu mekan için bize ayrılan süreyi aşmak üzereyiz.’
Theodore duvardaki saate baktıktan sonra cübbesine uzandı. ‘Galiba aştık bile.’
Duvara asılı cübbesi balo gününde olduğu gibi yumuşacık ve jilet gibi duruyordu. Artık bu cübbeyi giymeye tamamen alışmıştı. Üzerine geçirdikten sonra Vince’in arkasından eğitim odasından ayrılacaktı.
Ancak Vince kapı koluna dokudnuğu anda... ‘Eh?’
Dışarıdan birisi aynı anda kapıyı içeri doğru açmıştı. Büyü Kulelerinin rengini taşımayan ve yeni yetmelerin giydiği gri bir cübbesi vardı. Henüz acemi olan büyücüler Akademik programlarını tamamlamak yerine Büyü Cemiyeti’nin emriyle ulaklık yaparak başarılı olurdu.
Gri cübbeli öğrenci önce şaşkın bir ifadeyle özür diledi. ‘Ah, afedersiniz!’
‘Sorun değil. Galiba bizi arıyordun.’
Rütbe farkından ötürü, ulak önlerinde birkaç kez başını eğip asıl amacına geçti. ‘Vince Haidel ve Theodore Miller için gelmiştim.’
‘Evet, doğru geldin.’
‘Büyü Cemiyeti’nin acil çağrısı üzerine geldim. İkinizin de Büyü Cemiyeti’ne gitmesi gerekiyor.’
İkisi kafası karışık bir halde birbirine bakarken, ulak da cebinden bir rulo çıkardı.
İçeriği okumaya başladı. ‘Bu mesaj, başkentteki tüm kıdemli büyücüler için yazılmıştır. Andras İmparatorluğu yakın zamanda diplomatlarını göndereceğinden, bu mesajı alan tüm büyücülerin derhal Büyü Cemiyeti’nin konferans salonuna toplanmaları gerekmektedir!’
Magnec