Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

21. Bölüm Akademi’nin Dışında #3

Çevirmen: Gecekuşu / Editor: Gecekuşu

Cheolkeok!

Theodore Profesör’ün laboratuar kapısını arkasından kapatıp yurt odasına geri döndü.

Aceleye gerek yoktu, ama Obur’u ‘orjinal’ kitapla çabucak beslemek istiyordu. Belki de (Atışbilimi Büyüsü)’yle Alfred’in hafızasını kazanması gibi özel bir durum vuku bulurdu.

‘Obur’u uyandırma zamanı.’

Kitapları yatağına dizip uyuyan ortağının uyanmasını bekledi. Ne kadar beklemişti...?

-...A-aç. Gel, besle beni.

Acıkan Obur sonunda ağzını açmıştı.

 

(Obur uykusundan uyandı ve şimdi boş midesinden şikayetçi.)

(Düzenli öğünler Obur’un açlığını çokça azalttı. Obur’un yemek seçenekleri artık daha fazla. Obur bir kitabı yedikten sonra tek bir soruyu cevalayacak ve hemen ardından uykuya dalacak. Kalan süre 1 saat.)

 

Kılavuz sesi duyunca gözleri açıldı.

‘Kükreyen Alevler’i yiyip E seviyesine yükseldikten sonra, Obur’un açlığı azalmıştı. İlk uyandığında 5 kitap yemesine kıyasla günlük kotasının 1 veya 2 kitaba inmesi önemli bir azalmaydı.

Theo, belki bu değişimi kütüphaneden gizlice kitap yediği zamanlarda hoş karşılayabilirdi ama artık durum öyle değildi.

‘Mesele buysa, kitaplar konusunda daha seçici olmam gerekmiyor mu...? Daha fazla engel kaldırıldıkça günlük uyanmak yerine birkaç günde bir uyanabilir.’

Veya sadece ‘Nadir’ seviye büyü kitabı yemek isteyebilir...

Bir büyücü en iyi sonucu almak için her ihtimali düşünmeliydi. Theodore, Obur’un değişimlerinin onu nasıl etkileyeceğini merak ediyordu ve bir dahaki sefere bunu Profesör Vince’e danışacaktı.

Bugün, (Element Büyüsüne Giriş) üzerinde odaklanacaktı. Kafasını hafifçe salladı ve avcunu genişçe açtı.

‘Dışarı çık, ye.’

Bu kelimelerle, dil köşede duran iki kitaba ilerledi. Ana yemek öncesi aperatif bir şey yemek istemişçesine, dil (İyileştirme büyüsünü anlama) ile başladı ve sonraki (Element Büyüsüne Giriş) idi.

 

(‘İyileştirme büyüsünü anlama’ tüketildi. Anlayış seviyen çok yüksek.)

(2.halka büyüsü ‘İyileştir’ yeterliliği artırıldı. Yaraları etkin bir şekilde iyileştirebilirsin.)

 

Serin bir esinti başına esmeye başladı ve yumuşak bir his içine işledi. Damar, kas ve kemikler üzerinde nasıl büyü kullanılacağını idrak etti. Tedavi merkezlerindeki büyücülerin tüm numara ve tüyolarını artık biliyordu. Ayrı duran parmaklarını şimdi birleştirebilirdi.

Ancak, Obur o kadarla yetinmedi. Şimdi ana yemek geliyordu; (Element Büyüsüne Giriş) Theo’nun sol eline gömüldü.

Gulp!

Obur’la birlikte Theo da yutkundu.

 

(‘Element Büyüsüne Giriş’ tüketildi. Analyış seviyen çok yüksek.)

(Element büyüsü yeterliliğin önemli ölçüde yükseldi.)

(Orjinal bir kitap tüketildi.  Myrdal Herseim ile bağlantı seviyesine... yükseltiliyor. Myrdal Herseim kullanıcıyla bağlantı kurmayı kabul etti.)

(Bağlantı başlıyor.)

 

İşte bu! ‘Bağlantı’ kelimesini duyduğunda yumruğunu sıktı. Son seferde, ‘Synchro’ kelimesini işitmişti. Bu seferde, yeni bir kelime ortaya çıkmıştı. Aralarındaki farkı Theo da merak ediyordu. Buna rağmen,bu  soruyu düşünecek vakit yoktu.

Kiiiiiing-

‘Ah!’

Theo, kararlılığına rağmen, kafasını delip geçen bir ses duydu.

İçinde şüpheli bir his vardı. Ruhu bedenini terk edip havaya yükseldi. Buna direnmenin anlamsız olduğunun farkındaydı ama boşluğa bakıp durmak bu isteksizliğini artırıyordu.

Görücü usulu buluşmaya bebek arabasıyla gitmiş hissi miydi bu?

‘K-kahretsin.’

Theodore’un manasız direnci son buldu ve bilincini kaybedip boşluğa düştü.

Myrdal Herseim onu bekliyordu.

***

Serin çimenler, nemli hava ve tatlı bir koku...

Ilık rüzgar tenini gıdıkladı. Örümcek ağından yapılmış gibi gelen bir yatakta yatıyordu. Bu konforun tadını çıkartan Theodore, birden gözlerini açtı.

‘Ah!’ Theo şaşkın bir ifadeyle yerinden kalktı.

İki ağacın arasına bağlı hamak, hızlıca sallandıktan sonra normale döndü.  Bir saniye önce yurdun yatağındaydı, ama şimdi, böyle bir yerdeydi. Bunun tek nedeni Obur’un (Element Büyüsüne Giriş)’i yemesiydi.

Theo aşağı bakınca kendi bedeninde olduğunu gördü.

‘Bu sefer, bedenim değişmemiş. Öncekinden farklı mı ki?’

Bu synchro değil, bağlantıydı. Manasını anlamamıştı ama iki kelime de farklı olayları tetikliyor gibi görünüyordu.

Synchro, özümsemeydi. Bağlantı ise bir şeye bağlanmaktı. Theo bu iki kelimeyi de bu şekilde düşünmeye karar verdi.

İşte  bu sırada ne olduysa oldu.

‘Ah, ne gürültülü çocuksun.’

Arkadan gelen ses, yılların ağırlığını taşıyan güçsüz bir sesti. Theo aceleyle arkasına baktı.

Beyaz sakallı ve uzun saçlı yaşlı bir adam vardı.Konuşmaya başladığı anda, garip bir şeyin olduğunu farketti. Gözleri büyüse de vücudu hareket etmemişti.

‘N-ne? Neden benim sesim yok?’

Yaşlı adamın bakışlarıyla buluştuğunda bedeni kaskatı kesildi. Ne kadar denerse denesin, parmağını bile oynatamıyordu. Yaşlı adamın gözleri, hiçbir baskı uygulamadığı halde nasıl böyle bir bağlayıcı güç kullanabilirdi?

Şaşkına dönen Theo, yaşlı adamın gözlerinin içine bakmaya devam etti ve kısa süre sonra nedenini anladı.

-Onun ihtişamı karşısında senin varlığın eksik kalıyor.

Yaşlı adamın beyaz sakalı sanki buz kaplı bir dağın zirvesi gibiydi. Yaşlı vücudu ise kıta üzerindeki en eski dağı andırıyordu. Gözleri deniz kadar berraktı ve direk olarak Theo’ya bakıyordu.

‘B-bu adam, insan mı...?’

İnsan görünümünde muazzam bir dağ, önünde duruyormuş gibiydi. Bu heybetli varlık, Theodore’un omuzlarında bir yük misaliydi.

Adamın kim olduğu şüphesizdi. O, yüzyılın en büyük elementalisti Myrdal Herseim’di. Temiz bir soydan gelen, element dünyasının kapılarını açan adam...

Biraz daha uzun yaşasaydı en üst düzey nirvanaya ulaşacak olan  ve kendine Elementler Kralı dedirtmeyi başarmış bir dahiydi.

‘Hmm... Dur sana bir bakayım.’ Gözleri aşağı inerken kısık sesle konuşmuştu.

Myrdal’ın mavi gözleri adeta Theodore Miller’da delikler açıyordu. Bu, onun bir büyücü olarak var olan algısı ve bilgeliğindendi. Yaşlı adamın iki konuda da zirve yapmış gözleri, Theo’nun benliğine bakıyordu.

Elementler saf olmayana veya hatalı olana kalplerini açmazdı. Yalnızca içten insanlara ulaşırlardı. Kaçınılmaz bir şekilde, elementalistin gözleri bu benliği süzüyordu.

Theodore’a uzun müddet baktıktan sonra, Myrdal’ın ağzı açık kaldı. ‘Kendini bu ateşte nasıl pişireceğini bilmiyorsun. Kendini yakmaktan kaçınıyorsun ve gözü kara meydan okumaların tadını çıkarmıyorsun. Ateş elementi sana uyumlu olmaz.’

Bu çok mantıklıydı. Theo, yerinde duramayan bir kalple değil de sakin bir kafayla hareket eden bir tipti.  Theo bir büyücü olarak büyüdüğünden, ateşçil bir yapıdaya sahip değildi ve dürtüsel hareketleri de bastırmaya çalışırdı.

‘Hava gibi özgür değilsin. Kendine karşı katısın ve amaçsız hareket etmekten nefret edersin. Havanın ruhu sana ilgi duymayacaktır.’

Myrdal doğru bir şekilde bunu görüyordu. Theodore yeteneğini hep kınardı ve bunu aşmak için elinden geleni yapardı.Harcanan her vakit bir günahtı o yüzden dinlenmek tembellik sayılırdı.

‘Su gibi esnek değilsin. Kendi yolunu çizdin ve bu çizgiden yürüyeceksin. Bu katılık mükemmel olsa da devamlı şekil değiştiren su insanı bundan hoşlanmayacaktır.’

Bunların hepsi sonuna kadar makuldu.

Theo bir büyücünün yolundan sonuna kadar gitmişti, dalga konusu olup ona vazgeçilmesi söylendiğinde bile. Yetersizliliğini kabullenmek yerine, daha çok efor sarfetti. Bunun bir şey ifade etmediğini bile bile, bu hayattan vazgeçemezdi.

‘Yani benim yanlış olduğumu mu söylüyorsun? Ateş kadar tezcanlı olmamak, Hava gibi özgür olmamak ya da su gibi esnek olmamak yanlış mı?

3 element tarafından da reddedilen Theo acı dolu bir ifadeyle dudaklarını ısırdı. O acılık... sanki yeteneği olduğunu savunuyor gibiydi.

Ancak, Myrdal henüz bitirmemişti.

Ama, sonuna kadar gitmeyi biliyorsun. Bir kaya ne kadar büyük olursa olsun, günün birinde kum olur. Bu kayanın yüksek sıcaklığa karşı koyması gerekir ve yüzeyi de yağmurda aşınır. Ateş,Hava, Su. Bu direnci hiçbiri kıramaz.’

Sonra, Beyaz sakalında belirsiz bir çizgi olan ağzı, yukarı kıvrılıp gülümsedi. Theo hareketsiz dururken elindekiyle yere hafifçe vurdu.

‘Aptal dürüstlüğünle uyumlu olan elementi çağıracağım.’

Aynı anda, elindeki eşyadan parlak bir ışık belirdi ve etrafı aydınlattı. Theo, ışık yüzünden elinde olmadan gözlerini kırpıştırdıktan sonra gözleri yaşla dolmaya başladı.

‘Genç bir çocuk...?’

Genç bir çocuğun görüntüsü belli belirsiz ortaya çıkmıştı. Bir yetişkinin avcu büyüklüğündeydi...?

Kilden yapılmış küçük bir çocuk ışıkla ona yaklaştı. Sonrasında başını, Theodore’un alnına yasladı.

‘Hahaha! Çocuk seni sevdi. İsmi Mitra, unutulmuş çok eski bir elementin adı.

Myrdal’ın sesi gittikçe uzaklaşıyordu. Onunla olan bağlantı kopuyor muydu? Theo’nun bilinci açıldıkça Myrdal’ın sesi kayboldu. Sadece alnındaki ufak bir nokta toprak, net bir hal alıyordu.

Toprak elementi, Mitra...

Theo ile bu ilginç bağ oluşunca, bilinci gerçek hayata döndü.

(Myrdal Herseim ile bağlantı sona erdi.)

(Unutulmuş element Mitra ile bağ oluşturdun.)

(Toprak hassasiyeti büyük ölçüde arttı.)

(Obur, yediği yemekle tatmin oldu.  Onu 2 kitapla besledin, şimdi uykusuna geri dönüyor.)