Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

60. Bölüm Çılgın Liç

Çevirmen: Harami / Editor: Harami

Maven’in çevikliği oldukça yüksekti bu yüzden koşma hızı da oldukça iyiydi.

Ama bu çelimsiz gencin onun kadar hızlı koşabileceğini hiç beklemiyordu.

Ve kaçışına bakılırsa, bu işte epey yetenekli gibi görünüyordu.

Maven ona bir anlığına göz gezdirdi. Sonra aniden o gencin kendine [Çabukluk] büyüsünü yaptığını fark etti.

Büyücüler, Evrenin Büyü Havuzu’nun çöküşünden önce bu çağın hakimiydiler… Hız konusunda zayıflıklarını basit bir büyüyle gidererek hızlarını ön saflarda çarpışan sınıflarla aynı seviyeye çıkartabiliyorlardı.

Çok sayıda iskelet savaş atı onları takip etmekteydi. O iskelet savaş atları eziciydiler, toynakları her yere vurduğunda yer sarsılıyordu!

Savaş atlarının hemen üzerinde gökyüzünde çılgın hayaletler sürüsü uçuyordu.

Hayaletlere baktığında, Maven’in yüzü yeşile döndü.

O hayaletler daha önce karşılaştığı düşük seviye hayalet gibi değillerdi, onlar zeki yüksek seviye hayaletlerdi! Tek başına savaşırsa, Maven kutsal suya güvenerek belki bir düzinesiyle başa çıkabilirdi ama bu kadar fazlasına karşı… Maven sadece canını kurtarmak için kaçabilirdi!

“Ne yaptın sen? Nasıl bu kadar çok hayaletin isyan etmesine neden oldun?”

Maven öfkeyle gence kükredi.

O genç gerçekten de beklenmedik bir felakete yol açmıştı.

Böyle bir sahne Çaresizlik Tepeleri’nde bile nadir görülürdü.

Ölüm büyücüleri doğal olarak kontrol konusunda aşırı güçlü bir dürtüye sahiptiler. Çok azı hayaletleri kontrol ederken böyle bir isyana yol açarlardı. Bu gerçekten de çok ama çok nadir yaşanan bir olaydı. 

Genç, Maven’in yanından koşarken nefes nefeseydi,

“Ah? Ben bir şey yapmadım!”

“Sadece teklif ettim, o kadar!”

…

Teklif mi ettin?

Maven şaşırdı.

O her zaman hızlı düşünen biri olmuştu ama teklif etmekle hayalet ayaklanması arasında bir bağ bulamamıştı?!

O iskelet savaş atları o iki insandan daha hızlıydılar ve insanların dayanıklılığı sınırlıydı. Eğer bu şekilde koşmaya devam ederlerse, er ya da geç üzerlerinden geçilecekti!

‘Ne yapabilirim?’ Maven kafasını çalıştırmaya çalışıyordu.

Ne kadar zengin tecrübeye sahip olursa olsun, Çaresizlik Tepeleri’nde yaşanabilecek bir hayalet ayaklanmasını öngörmesi mümkün değildi.

Saklanma?

Bu çorak tepelerde nereye saklanacaktı ki? Ve arkalarında gerçekten de çok fazla iskelet savaş atı vardı. Bir yere saklansa bile o yer atların toynakları altında ezilebilirdi.

Kaçmak?

Bu daha bir imkansızdı! O gökyüzündeki hayaletler kesinlikle o ikisini izliyor olmalıydılar. O hayaletlerden kaçmak pek mümkün olabilecek gibi görünmüyordu!

‘Bu kadar trajik olmayacak değil mi?’

‘Şişede kalan hala biraz ejderha kuvveti olması gerekiyor, onu mu kullansam?’

Maven bir kez daha yanındaki işe yaramaz gence küfür etti. İçinde bulunduğu durumda, ejderha kuvvetini kullanıp gücünü ve çevikliğini arttırarak [Titreşme] özelliğini almaktan başka, önünde bir seçenek varmış gibi görünmüyordu!

Ama bu cidden büyük bir israf olurdu!

Şişeyi boşluk kabuğundan çıkartmaya oldukça gönülsüzdü.

Ama o sırada genç aniden Maven’i yakınına çekti, “Beni takip et!”

Maven sendeledi, beklemediği bir anda çekilmesi dengesini bozmuştu ve neredeyse düşecekti.

Bu herifin gücü oldukça yüksek!

Maven şaşkındı ve kızgın bir şekilde azarladı, “Ne yaptığını sanıyorsun sen?”

Genç nefes nefese bir halde, çokta uzakta olmayan bir mezarı işaret etti, “Evim.”

“Giremezler.”

“Beni takip et, güvenli.”

Maven’i o mezarın içine sürüklemek dışında başka bir şey yapmadı ya da söylemedi.

Maven bir şey yapamıyordu. Bu kırılgan görünümlü genç bir sebepten ötürü ciddi bir güce sahipti, Maven kolunu bile kurtaramıyordu!

İkili birbirlerinin ardından o sığ mezarın içine atladılar. Siyah bir bariyer aniden mezarı örttü.

“Tu tu tu!”

“Tu tu tu!”

Atların toynaklarının sesi siyah bariyerin üzerinden duyulabiliyordu, sayısız savaş atı üzerlerinde toplandı. 

Gittikçe daha fazla hayalet siyah bariyere saldırmaya başladı.

Ama o siyah bariyer zayıf görünse bile, aslında oldukça sertti.

“Tanrım, neredeyse altıma yapıyordum!” Genç bağdaş kurarak yere oturdu, “Tamamen tükendim…”

“...”

Maven sessizliğini korudu.

Hala neler olduğunu anlayabilmiş değildi.

“Bu mezar senin evin mi?”

“Ve o hayaletlerle aranda ne oldu?” Maven sordu.

Genç kafasını kaşıdı ve bir efsun okumaya başladı, Maven sadece bedeninin sakinleştiğini hissetti.

…

Çaresizlik Tepeleri’nde bir hayalet ayaklanmasına neden olan gencin adı Fidel’di. Genç görünse bile aslında kırk yaşını aşmış biriydi.

Onun evi aslında o mezarın altındaydı, ferah bir yeraltı mağarası.

Böyle bir ortamda yaşayan biri kesinlikle bir ölüm büyücüsüydü ama bu herif… Tam bir manyaktı.

Normalde ölüm büyücüleri, normal insanlara karşı iyi duygular beslemezlerdi ama Maven Fidel’den yayılan herhangi bir art niyet hissetmemişti. Bu herif basitçe manyak bir ölüm büyücüsüydü. Sadece başlangıçta yabancılık göstermemişti, ayrıca konuşmayı da çok seviyordu… Neredeyse geveze denecek kadar fazla.

Yukarıda gerçekleşen hayalet ayaklanmasından saklanırlarken Maven ayrıca Fidel’in şikayetlerine de dayanmak zorundaydı.

Ama olayın ardındaki gerçek Maven’e kesinlikle küçük dilini yutturmuştu.

“Diyorsun ki, bir liçe aşık oldun? Bir dakika… Liçler cinsiyetsiz değiller mi?”

“Şey, o kadın geçmişte çok güzeldi öyle mi? Anlıyorum… yani sen teklif ettin?”

“Görünüşe göre teklifin reddedildi. Sonra sende onu kızdırdın ve o da senin icabına bakmak için bir hayalet ordusu çağırdı öyle mi? Yani bu aslında bir hayalet ayaklanması değil, onları birisi kontrol ediyor?”

Maven bunun saçma sapan bir durum olduğunu düşündü.

Bir ölüm büyücüsü ve bir liç, bu tür bir çift… Böyle çiftlerden Faenin’de çok fazla yoktur değil mi?

Bekle bir dakika…

Maven’in beyninin içinde aniden bir ışık çaktı!

“Ölüm büyücüsü… Fidel… Liç!”

Bu herif ileride ünlenecek olan Çaresizlik Tepeleri’ndeki Çılgın Liç Fidel olabilir mi?

Bu anormal herif, Çaresizlik Tepeleri’ne giren her oyuncunun büyük ölçüde kayıp yaşamasına neden oluyordu!

Oyundaki haline hiç benzemiyordu ama.

Maven oyuncuların Çılgın Liç Fidel hakkında yaptığı tarifleri anımsadı. Bu geveze ölüm büyücüsü o tariflere pek uymuyordu… Bekle, biri onun geveze olduğundan bahsetmişti.

Maven daha önce oyuna Mücevher Koyu’nda başlamış olsa bile genellikle Mücevher Koyu’nun kuzeyindeki bölgelerde geçirmişti zamanını, Umutsuzluk Tepeleri güneyde kalıyordu ve bu bölgelere çok nadir ayak basmıştı.

Bu çılgın liçin hikayesini de bir parça biliyordu ama ayrıntıları hatırlayamıyordu.

…

“Lanet… Bu sefer başarısız olsam da, gelecek sefere kesinlikle işe yarayacak!” Fidel kendi kendine konuşuyordu.

Maven için çay yaptı ama Maven içmeye cesaret edemedi. Ancak cennettekiler bilirdi bir ölüm büyücüsünün çayına neler koymaktan hoşlandığını.

“O ahlaksız kuzey tüccarından 999 gül satın almak için çok büyük harcama yaptım… Neden Sasha onlardan hoşlanmadı ki?”

Fidel orada oturuyordu, üzgündü. Maven’i tamamen görmezden gelerek sesli bir şekilde düşünüyordu.

Sasha?

Maven bir anda ışığı gördü.

Hatırlamıştı!

Sasha o liçin adıydı. Söylentilere göre bir liçe dönüşmeden önce çok güzel bir kadındı.

Birkaç anı Maven’in zihnine doldu ve bu çılgın liçin hikayesinin tamamını hatırlayabildi.

Durumu kavradığında kendini biraz üzgün hissetti.

Ayağa kalktı ve Fidel’in omuzuna vurdu. “Hey, endişelenme. Belki gelecek sefer başarırsın!”

…

O çılgın liçin hikayesi biraz komik ama oldukça acınasıydı.

Fidel ve Sasha çok yakın arkadaşlardı. Birbirlerinden hoşlanan büyücü çıraklarıydılar.

Ama beklenmedik bir kaza sonucu, Sasha bir liçe dönüştü.

O güzel görünümlü genç kız bir anda iskelete dönmüştü. Kimse ona dayanamıyordu bu yüzden huyu da değişti.

İnanılmaz bir büyü gücüne sahip olsa da, insan bedenini tamamen kaybetmişti. Acımasız, öfkeli ve diğer insanlardan uzak duran bir hale büründü.

Ama bir kişi onu terk etmemişti. O da Fidel’di.

Fidel, Sasha’nın peşinden Çaresizlik Tepeleri’ne gelmişti, bu yolda onunla birlikte ilerleyebilmek için bir ölüm büyücüsü olmuştu.

Uzun bir süre boyunca Sasha, Fidel’i tamamen görmezden gelmişti. Ne zaman Fidel ona yaklaşmaya çalışsa, Sasha sahip olduğu büyü gücünü kullanarak onu uzaklaştırıyordu.

Ama ona zarar vermekte istemiyordu.

İşte tam olarak bu yüzden normalde onları yakalayıp ezip geçmeleri gereken iskelet savaş atları onları sadece geriden takip etmişlerdi.

Bunu yapan onları kontrol eden liçti.

Sevdiği adamın şu anki zavallı halini görmesini istemiyordu. O yüzden de adamı sürekli kendinden uzak tutuyordu.

Oyunda Fidel, Sasha’nın peşinden gitmekten hiç vaz geçmemişti, kadın bir liç olsa bile.

Başarısız denemelerinin bir tanesinden sonra, Sasha’nın onunla buluşmayı kabul etmeme sebebinin onun bir insan Sasha’nınsa bir liç olmasından kaynaklı olduğuna kanaat getirmişti.

Böylelikle yüksek seviyeli bir liçten kendisini de bir liçe çevirmesini istemişti. Bu şekilde, Sasha ile tekrar birlikte olabileceklerdi.

Ayin başarıyla sonuçlanmıştı.

Ama hikayenin sonu biraz üzücüydü. Fidel liçe dönüştükten sonra, Sasha’yı bulmaya gitmişti, onu bulduğundaysa o hatırladığı genç ve güzel kız vardı karşısında.

Fidel kendini bir liçe dönüştürmek için çok uğraşmıştı, bu sırada Sasha da kendi insan bedenine kavuşmak için çalışmaktaydı.

Fidel başarılı olmuştu, Sasha da başarılı olmuştu. Kendi bedenini bir çeşit diriltme büyüsü sayesinde kurtarabilmişti.

Ama bu sefer de Fidel artık bir insan değildi.

İkisi de birbirlerini kaçırmışlardı.

Bu basitçe Kader’in onlar için oynamış olduğu çok acımasız bir şakaydı.

İkilinin tekrar bir araya geldikleri gün Fidel deliliğin pençesine düştü.