Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

96. Bölüm Gölge İkizi

Çevirmen: Harami / Editor: Harami

Umduğu gibi o parşömen, Nalu’nun Kitabı’nın bir sayfasıydı!

Bu bir sürpriz olmasa da, bir problem yaşamadan bu eşyayı elde etmek Maven’i oldukça memnun etmişti.

Bu parşömen, Nalu’nun Kitabı’nın 6. sayfasıydı.

Bu sayfayı okuyan herkes, içinde gizli olan potansiyeli ortaya çıkartabilirdi.

İyi görünüyordu ama Nalu’nun Kitabı sadece fayda sağlamıyordu.

Bu kitaptaki kehanetler ve yazılar, düşmeden önce kalan bütün ilahi gücünü kitabı yazmak için kullanan Aldatma Tanrısı Nalu tarafından yazılmıştı.

Kader Tanrısı’nın ve Şans Tanrısı’nın duruşları ve fikirleri kontrol edilemediği için, bir çok tanrı için geleceği görme becerisi sınırlıydı. Ve söylentilere göre Aldatma Tanrısı, Kader Nehri’ne en derinden bağlı olan tanrıydı.

Nalu’nun Kitabı’nın tamamını okumanın bir tanrıyı bile çıldırtacağı söylenirdi!

Bu temeli olmayan bir hikaye değildi. Üçüncü çağda ortaya çıkan tanrıların arasında [Çılgın Lord] Angola vardı, çok güçlü bir dövüşçüydü. Bir keresinde Nalu’nun Kitabı’nın tamamını gizlice okumuştu!

Sonrasında ilahiliği çökmüş ve İlahi Krallığı da harabeye dönmüştü!

Bu manzara çok korkutucuydu. Bu manzaraya şahit olan yakındaki tanrılar cennetsel bir yıkıma şahit olmuşlardı. Çılgın Lord’un ilahi gücü meteorlara dönüşmüş, çoklu evrenin bütün parçalarına delice yağmaya başlamışlardı!

Her bir meteor 6. çember bir büyünün yıkıcı gücüne sahipti!

Çılgın Lord’un İlahi Krallığı’na yakın olan bazı tanrılar da büyük kayıplar yaşadılar. Ellerinde başka seçenek olmadan, Angola’nın ilahi gücünün yarattığı meteorlara karşı kendilerini savunmak zorunda kaldılar.

Bu tamamen beklenmedik bir felaketti!

Sadece bir kitabı okuyarak, bin bir zorlukla kazanılmış olan ebedi hayat ve güç bir anda tamamen yok olmuştu.

O zamandan sonra, Nalu’nun Kitabı tanrılar arasında bir tabu haline gelmişti.

Jenerasyonları 1. , 2. ya da 3. olsun doğal olarak doğan antik tanrılar ya da üçüncü çağda tanrılığa yükselen tanrılar, hepsi Nalu’nun Kitabı’yla aralarına saygı dolu bir mesafe koydular.

Nalu’nun Kitabı da bu Çılgın Lord’un ilahi gücünün patlamasından nasibini alarak parçalara bölündü, parşömen sayfalarına dönerek Faenin’in çeşitli yerlerine dağıldı.

Bazı sayfalar Yeraltı Dünyası’na kadar saçıldılar.

Zaman yavaşça akıp giderken insanlar bu kitabı unutmuş görünüyorlardı.

Ama Maven, bir çok gizemli organizasyonun gölgelerde kalarak hala Nalu’nun Kitabı’nın sayfalarını toplamak için uğraştıklarını biliyordu.

Şövalye Cangore’nin kurmuş olduğu [Kara Süvari Manastırı] buna bir örnekti. Bu ölümsüz herifler, Nalu’nun Kitabı’nın sayfalarını toplamak için sürekli bir uğraş halindeydiler.

Bir söylentiye göre sadece bir bilge kitabın gerçek içeriğini görebilirdi. Faenin’in refahının ve düşüşünün büyük sırrının içinde yattığına inanılıyordu.

Nalu’nun Kitabı’nın içeriğini okuyup anlayabilenler gerçek güce sahip olacaklardı.

…

Bu kitabın Maven’in haberdar olmadığı bir sürü numarası vardı.

Ama 6. sayfayı daha önce duymuştu ve biliyordu, oldukça kullanışlı bir eşyaydı.

Herkes bu sayfayı okuyabilirdi ve muhtemelen potansiyellerinin sınırlarını aşabilirlerdi, tabi ki bu iradeleri güçlü olduğu taktirde, eğer iradeleri yeterince güçlü değilse içlerindeki şeytani taraf uyanacaktı.

Maven iradesinin sağlamlığına güveniyordu. Buna bir de Başsız Kız’ın hediyesi eklendiğinde, irade kurtarması sırasında bir sıkıntı yaşamayacağını düşünüyordu.

Böylelikle, bulduğu bu sayfayı Hathaway’e teslim etmeden önce okumaya karar verdi.

Yaktığı ateşin sıcaklığı sonunda ısınmasını sağlamıştı, kurumuş kıyafetlerini giydi ve derin bir nefes alıp verdikten sonra parşömeni açtı.

Birkaç kelimenin imgeleri Maven’in gözlerinin önünde belirdiler.

Bu karakterleri tanımıyordu.

Aldatma Tanrısı, Salgın Tanrısı gibi 3. kuşak bir tanrıydı ve Antik Tanrı Dilini kullanıyorlardı.

Ama Nalu’nun Kitabı insanların okuması için yazılmıştı. Okuyucular bu karakterleri anlamıyorlar olsa bile, yine de bir tür gizemli anlam çıkartmaları söz konusuydu.

Tabi ki her okuyan bu karakterlerden farklı bir anlam çıkartıyor, bu bilgiyi farklı bir şekilde alıyorlardı.

Hemen sonra Maven, gözlerinin önündeki imgelerin bir toprak solucanı gibi kıvrılmaya başladıklarını hissetti.

Buz gibi soğuk bir his, parşömenden ellerine doğru yayılmaya başladı!

Yaşlı bir şeytanın fısıldamaları gibi fısıltılar kulaklarında yankılandı, onu çekiyorlardı.

Önünde büyük bir gölge ortaya çıktı.

Gölge sürekli olarak şekil değiştiriyordu, sonunda bir resme dönerek sabitlendi. Resimdeki insanlar yüksek kaliteli ekipmanlar giyiyorlardı ve düzenli bir şekilde birini takip ediyorlardı.

Önlerinde bir yamaç vardı.

Bu tuhaf manzara orada son buldu!

Çünkü Maven iradesini kullanarak, Nalu’nun Kitabı’nın yaratmış olduğu bu hayali alemden kurtulmayı başarmıştı!

…

[Nalu’nun Kitabı’nı okuyorsun (6. Sayfa)]

[Aldatmaca Boyutu’na girdin...]

[İrade gücü kurtarması...]

[İrade gücü kurtarması başarılı.]

[Potansiyelin uyandırıldı. Damarlarında akan kanda garip bir enerji yatıyor gibi görünüyor.]

[Özünde olan bir büyüyü uyandırarak açığa çıkarttın - Gölge İkizi]

Maven boş gözlerle büyü listesinde yeni sahip olduğu büyüye bakıyordu ve kısa süre sonra sonunda kendine gelerek idrak edebilmeyi başardığında mutluluktan ağzı kulaklarına vardı!

‘Bu vücudun böyle bir potansiyeli mi varmış?’

İlk başlarda ruhunun göç ettiği bu vücutla iyi olmaması yüzünden dalga geçmişti, soyuyla alakalı olan kısımda olan “?” hakkında, potansiyelin uyandırılmasının çok güç olduğunu düşünmüştü.

Antik Elf Tanrısı ona Numan soyundan geldiğini söylediğinden beri, bu “?”nin onun için kayda değer bir fark yaratabilme ihtimali olduğunun farkındaydı.

Ama Numan soyundan gelen herkes bu damarlarında akan kanın potansiyelini ortaya çıkartamıyorlardı. Maven bunu aktif hale getirmek için birkaç yol biliyordu ama hepsi son derece tehlikeli şeylerdi. Şansını bu şekilde kullanmayı hiç istemiyordu.

Ama Nalu’nun Kitabı’nın 6. Sayfasını okumanın onun potansiyelini ortaya çıkaracağını ve soyuyla alakalı bir şeyin kilidini açacağını düşünmemişti!

Özünde olan, çok vahşi ve harika bir büyüye sahipti artık - Gölge İkizi

[Gölge İkizi] : Güneşin parladığı yerlerde, kaçınılmaz olarak gölgeler oluşacak. Her gün o gölgeleri kullanarak bir gölge ikizi yaratabilirsin. Müddet 3 dakika.

Gölge İkizi’nin gücü Maven’in sahip olduğu gücün yarısı kadardı ama Maven’in soyundan gelen yetenekler dışında bütün becerilerine sahipti.

Bu yeni büyünün ortaya çıkması, Maven’in savaş gücünün uçuşa geçmesini sağlamıştı!

Çift silah kullanan korucuların patlayıcı güçleri oldukça fenaydı ve şimdi buna birde gölge ikizi eklenmişti!

Şimdi gündüz vaktinde de Maven’in becerileri, diğer ileri seviye sınıflardan farklı olmayacaktı!

Ve geceleri ise… yenilmez olmasa bile, yine de büyük bir avantaja sahipti!

Tabi ki bunlar tamamen ortada olan iyi haberlerdi.

Bu büyüyü öğrenmesinin ardından ortaya çıkan en önemli şey, Maven’in artık kendi soyunun nereye dayandığını tahmin edebiliyor olmasıydı!

‘Gölge İkizi… Gölge İkizi…’

‘Bu gerçekten de o beceri. Durum buysa ve ben yanılmıyorsam, bu vücudun geldiği soy Numanların özel bir dalı olabilir…’

Yerde oturmaya devam ederken, bir yandan aklından soyuna dair bilgileri geçirirken, bir yandan da dikkatlice Nalu’nun Kitabı’nın 6. sayfası’nı kaldırdı.

Bu özel dal, Numanlar içinde bile sıra dışı kabul ediliyordu. Bu ender nesle ait soy gücünü tamamen ortaya çıkartmak çok zordu.

Maven, zengin tecrübelerine rağmen, bunu nasıl yapabileceğini bilmiyordu. Numanlar gerçekten de çok gizemliydiler sonuçta.

‘... Bunun için daha sonra endişelensem iyi olacak. Sonuç olarak şu andaki gücüm Kutsal Kase Savaşı’nda boy gösterebileceğim kadar arttı ve artık diğer durumlarla da başa çıkabilirim.’

‘Büyük Felaket’e kadar hala 4 ay kadar süre var. Yeterince zamanım var.’

Gözü sandığın içinde olan diğer şeye takıldı.

Bu insan derisinden bir maskeydi.

Düzenbaz’ın Maskesi.

Bu da bir büyülü eşyaydı ama yıllarca suyun içinde kaldığı için, görünüşe göre ağır hasar almıştı. Muhtemelen iki ya da üç kere daha kullanılabilir haldeydi.

Bu insan derisinden maske kişinin görüntüsünü değiştirebiliyordu. Onu taktıktan sonra istediğin herkesin görüntüsüne bürünebiliyordun.

Bu maskeye Aldatma Tanrısı’nın ilahi gücü işlemişti.

Dikkatlice maskeyi de ortadan kaldırdıktan sonra, Maven yaktığı ateşi söndürdü ve mağaradan ayrılmaya hazırlandı.

Ama tam o sırada, Algılaması tetiklendi ve ayak sesleri duydu!

Yakında birisi mi var?

Maven kılıflara uzandı ve direk olarak iki hançerini kavradı. Sessizce mağaranın girişine doğru ilerlemeye başladı!

Mağaranın hemen dışındaki çalıların içinden birisinin ağır bir şekilde nefes alış veriş sesleri geliyordu.

‘Yeteneksiz…’ Maven içinden kıs kıs güldü.

Aniden öne doğru atıldı, iki hançeriyle de kesik darbeleri savuruyordu ama tam o anda uzun çalıların arasından bir adam çıkıverdi.

“Ah!”

Bir anda yüzü ölü gibi bembeyaz olan genç elf yere düştü!

“Sensin?” Maven biraz şaşırmıştı.

Bu genç köyde tanıştığı köylülerden bir tanesiydi. Ona bir maceracı olarak başarılarının neler olduğunu sormuştu. Maven gelişigüzel birkaç hikaye anlatmış ve gencin onlarla tatmin olduğunu düşünmüştü.

Ama o genç aslında o hikayeleri dinledikten sonra Maven’le daha da ilgilenmişti.

“Burada ne yapıyorsun?” Maven ağırbaşlı bir tonda konuştu.

Elf genç Maven’e bakarak aniden bir soru sordu, “Seni takip edebilir miyim?”

“Bütün hayatım boyunca bir köye tıkılı kalmak istemiyorum. Bu dünyanın çok büyük olduğunu duydum.”

“Gidip kendim görmek istiyorum.”