Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

59. Bölüm Çaresizlik Tepeleri

Çevirmen: Harami / Editor: Harami

Kuzey şehri lordunun oğlu Toshiroya, anlaşılan Beyaz Nehir Vadisi için gizli bir şeyler planlıyordu.

Bu konudaki tek iyi haber şimdilik planlarını askıya almasıydı.

Amber’in getirdiği bu bilgi, Maven’in anılarıyla birleşince, onun için aşağı yukarı bir tahmin yapmak zor olmamıştı.

Bir eski efsane olan Maven oyunun tarihine oldukça aşinaydı, çeşitli etkinlikler için yapılan resmi açıklamalar olsun ya da çeşitli görevlere dair oyuncuların verdiği ip uçları olsun hepsi zihninde kayıtlıydı.

Faenin Kıtası’na oyuncular Büyük Felaket yaşandıktan altı ay sonra ‘altın jenerasyon’ olarak katılmışlardı.

Ama şu anda hala Büyük Felaket’in yaşanmasına zaman vardı. Eğer bunu yaşayan başka biri olsaydı, kendini bu dünyaya hem tanıdık hem de yabancı hissedebilirdi.

Bizim Maven öyle miydi? Tabi ki hayır, o Faenin’e dair önemli ya da önemsiz, eski zamanlardan ya da oyuna başladığı zamandan sonra yaşadığı her şeyi hatırlıyordu.

‘Eğer yanılmıyorsam, Nehir Kıyısı Şehri’nin Lordu rütbe 3 büyücüydü. Uzun zamandır büyü çalışmaları yapıyordu bu yüzden yerine bir vekil bırakmıştı.’

‘Bunun bir sonucu olarak Nehir Kıyısı Şehri yetkilileri aşırı düzeyde yozlaşmıştılar. Onları gözlemleyen ve yöneten birinin eksikliği buradan belli oluyordu.’

‘Ama kısa süre sonra, şu kara tatlı zehir salgınının yayılmasının ardından, Nehir Kıyısı Şehri Lord’u ortaya çıkacak, Salgın Tanrısı’nın takipçileriyle ilgilendikten sonra, şehir konağını temizleyecekti.’

Maven bu ayrıntıları hatırlıyordu.

Eğer yanılmıyorsa Toshiroya’nın planlarını askıya almasının nedeni büyük ihtimalle bu durumdu.

Şehir konağı yetkilileriyle, vekille olan yakınlığı dolayısıyla iyi anlaşıyorlardı. Peki ya bu olay gerçekleşirse?

Sonuçta Nehir Kıyısı Şehri onun bölgesi değildi!

Gerçek Şehir Lord’u ortaya çıkmış olmalıydı ve bu yüzden de Toshiroya’nın şimdi büyük bir baş ağrısı vardı.

Diğer taraftan Maven, rahatladı.

En azından kısa vadede Beyaz Nehir Vadisi büyük bir sıkıntıya girmeyecekti.

Şu anda yazın kritik döneminden geçiyorlardı, ekim zamanı. Bu yılın hasadı çok önemliydi. Beyaz Nehir Vadisi daha yeni gnol istilasından kurtulmuştu ve başka bir krize dayanamayabilirdi.

“İzlemeye devam edin. Eğer Beyaz Nehir Vadisi hakkında oraya zarar verme ihtimali olan bir şey duyarsanız, direk olarak Anna’ya rapor edin!” Maven emir verdi.

“Anlaşıldı Lordum.”

Emirleri anladığını onayladıktan sonra, Amber gölgelerin içinde kayboldu.

Ve Maven de orada boş boş durmayacaktı. Gecenin ilerleyen saatleri dolayısıyla karanlığın örtüsünü kullanarak Nehir Kıyısı Şehri’nden ayrıldı.

Daha önceden planladığı seyahati, ayışığı altında uygulamaya koymaya başlamıştı, Maven ana yolu kullanmayacaktı.

Eğer normal bir şekilde giderse çok fazla zaman kaybederdi. Maven bu yüzden, krizlerle dolu bu kısa yolu tercih etmek zorundaydı.

Tabi ki karşısına çıkan krizleri atlattıktan sonra muhtemel kazançlarla yoluna devam edecekti.

…

Nehir Kıyısı Şehri’nin kuzeyinde iki dağlık bölge vardı.

Kuzeybatıda suçlularla dolu olan Ölümcül Sessizlik Tepeleri. Maven daha önce bu bölgeye, Ölümcül Sessizlik Tepeleri’ne gelerek terk edilmiş sunağa gidip liçin parmağını kurban olarak sunmuştu. İki elf yardımcının yanında kalıcı olarak +1 çeviklik bonusu da kazanmıştı.

Kuzeydoğuda ise Ölüm Büyücüsü’nün bölgesi vardı, Çaresizlik Tepeleri.

Gerçek ana yol bu iki tepenin arasından ilerliyordu. İlk başlarda kuzeybatıya doğru eğim kazanarak ilerliyor, [Kargaların Pençeleri]’ni geçtikten sonra bu sefer kuzeydoğuya doğru dönüyordu.

Aşağı yukarı Z şeklinde bir yoldu.

Bunun esas nedeni Ölüm Büyücüleri’nin güçleriydi.

Uzun yıllar önce oraya hükmetmiş bir Ölüm Padişahı vardı ve o bölgeyi ölüler için bir cennete çevirmişti. Nehir Kıyısı Şehri Lordu bile o bölgeye istediği gibi ayak basamazdı.

Efsanevi padişah orada uyuyordu ve o bölgeyi koruyan üç tane rütbe 3 Büyük Ruh Büyücüsü vardı. Ayrıca söylentilere göre liçler, kemik şeytanları gibi yaratıklar da o bölgeyi mesken tutmuşlardı.

Sıradan insanlar Çaresizlik Tepeleri’ne girmeye cüret edemezlerdi. Aslında isteseler bile giremezlerdi.

Ölüm Büyücüleri Çaresizlik Tepeleri’ne kendi etki alanları gözüyle bakıyorlardı bu yüzden kuzeye ve güneye, ölüm büyücüsü olmayanların geçmekte çok zorlanacakları bariyerler koymuşlardı.

Hayalet Vadi güney bariyeriydi.

Uzun zaman boyunca yoluna devam ettikten sonra Maven, Hayalet Vadi’ye varmıştı!

…

[Hayalet Vadi’yi buldun - Bilgi +1]

[Bilgi - Coğrafya (Hayalet Vadi)] : Ölüm Büyücülerinin güneydeki bariyeri. Yaşayanların girmesine izin yok!

Şafak sökerken Maven, Hayalet Vadi’nin girişinde duruyordu. Soğuk bir rüzgar esiyordu ve bünyesi 9 olduğu için onu çok rahatsız etmekteydi.

Ama yine de vadiye doğru tereddütsüz ilerledi!

On adım attıktan sonra önüne kızıl kelimeler yazılmış bir dikili taş çıktı.

[Yaşayanların içeri girmesine izin yok!]

[Burası ölülerin toprakları!]

[Ölüm Büyücüsü olmayan yaşayan canlılar hoş karşılanmayacaklardır!]

Maven bir korucuydu. Normal şartlar altında Hayalet Vadisi’ne girmemesi gerekiyordu. Eğer içeri girip yoluna zor kullanarak devam etmeye kalkarsa, muhafızlar onu parçalara ayırırlardı!

Bu dikili taşın devamı yoğun sisle kaplıydı. Eğer birisi körlemesine içeri dalarsa, sisteki yaratıkların yemi olup çıkardı.

Maven o dikili taşın önünde durdu ve o kızıl kelimelere hafifçe tıklattı.

Belli bir ritmi takip ederek kelimelere tıklatmaya devam ediyordu. Üç hafif tık ve bir ağır tık.

Üç kere tekrar etti ve bir anda kederli bir çığlık kulaklarının içinde yankılandı!

“Lanet olsun! Bir başka korku kurtarması!”

Maven kulaklarını kapattı ve elinde olmadan bir şeyler mırıldanmaya başladı.

Onun sahip olduğu balon çiçeği süsü sayesinde, böyle küçük bir hayaletin korku becerisinden çekinmesine gerek yoktu.

[Korku kurtarması başarılı! Korku etkisiz!]

Bu olay, başsız kızın hediyesinin önemini yansıtıyordu. O balon çiçeği süsü olmadan, Maven Çaresizlik Tepeleri’ne girmesi gerekse bile tereddüt ederdi.

Ama bu çok işe yarayan eşyaya sahipken Maven, kendinden emindi.

…

Korku becerisi etkisiz olsa da, o hayaletin sesi oldukça keskindi ve Maven’i rahatsız ediyordu.

Bu dişi bir hayaletti, görüntüsü oldukça hoştu ama görünüşe göre pek zeki sayılmazdı.

Çünkü ortaya çıktığından beri, yaklaşık üç dakikadır durmaksızın çığlık atıyordu. Eğer 5 kilometre çevrede uyuyan bir hayvan vardıysa bile muhtemelen şimdiye hepsi uyanmıştı.

“Kapa çeneni!” Maven öfkeyle kükredi.

“Çabuk kapıyı aç!”

Dişi hayalet bir anda kendini Maven’e doğru fırlattı, çığlık atmaya devam ediyordu, “Yaşayanların girmesine izin yok! Yaşayanların girmesine izin yok!”

“Ben normal bir yaşayan varlık değilim!” Maven istifini bozmadan cevapladı.

Boşluk kabuğunun içinde Heiss’in büyü kitabını çıkarttı.

Bu bir ölüm büyüsü büyü kitabıydı, mezar hırsızı ve düşük seviyeli bir ölüm büyücüsü arasında geçen alışveriş sonucu mezar hırsızının eline geçmişti!

O kitabın üzerinde bir kimlik damgası vardı. Maven’in kolayca Çaresizlik Tepeleri’ne girmesini sağlayacaktı.

“Ah demek sen Pislik Mezar Hırsızı’sın!”

Hayaletin zeka seviyesi oldukça düşüktü ama beklenmedik bir şekilde kimlik damgasını tanımıştı. Maven bir anda düşünemeyecek kadar korktu.

Ama hemen sonra, hayalet dikili taşın üzerinde bir yere dokundu ve giriş açıldı.

“Neden görünüşünü değiştirdin? Kendini çok daha yakışıklı bir hale sokmak için baya garip bir teknik kullanmış olmalısın!”

“Çabuk içeri gir seni Pislik Mezar Hırsızı!”

Maven bir anlığına sersemlemişti. Bu düşük seviye hayalet gerçekten de duruma kanmıştı. Sessizce içeriye girdi.

…

Soğuk rüzgar.

Siyah bir gökyüzü, siyah topraklar, her tarafta kemikler, her tarafta iniltiler.

‘İnsanlar gerçekten de böyle bir yerde yaşıyorlar mı?’

Maven Çaresizlik Tepeleri’nde hızlıca ilerlemeye devam ederken, elinde olmadan burada yaşayan insanları eleştirdi.

Zaman zaman hayaletlerin iniltileri duyulabiliyordu. Bu kişiye uyuşukluk hissi veren bir sesti. ‘İnsanlar burada uyuyabiliyorlar mı?’

O ölüm büyücülerinin çelik gibi sinirleri olmalıydı…

Bir yarasa sürüsü gökyüzünde uçuyorlardı. Bir anlığına Maven’in üstünde döndüler ama bir şey yapmadılar.

Bir çok ruhun zekası negatif enerjiden kaynaklı yıpranmıştı ve onları kandırmak kolaydı.

Ama ölüm büyücüleri farklıydılar. O herifler gerçekten çok kurnazlardı.

Maven kesinlikle bir tanesiyle karşılaşmak istemiyordu.

Özellikle de yüksek seviyeli bir tanesiyle, kesinlikle onların rakibi bile olamazdı.

Ama neyse ki, bu bölge oldukça genişti. Ölüm büyücüleri tek kelimeyle inek olarak ifade edilebilirlerdi. Bir tabuta girerek ya da bir mezarlıkta araştırma yaparak on - on beş gün geçirirler, çok nadir dışarıya çıkarlardı.

Bu yüzden Maven güvende sayılırdı.

‘Hayalet Vadi’den güneye Kafatası Vadisi’ne gitmek yaklaşık 10 saat sürecek.’

‘O Herif’in bölgesi Çaresizlik Tepeleri’ni aştıktan sonra Ayışığı Ormanı kuzeyde kalıyor ve sonunda da Üç Halka Kuleler’e gitmek için bir sıcak hava balonuna binmem gerekiyor.’

‘Yolun bu kısmında bir problem çıkmadığı sürece, geri kalanı pürüzsüz geçecektir!’

Maven tek düze bir tempoda ilerlerken bir yandan da bunları düşünüyordu.

Bu tempo dayanıklılığını etkili kullanabilmesi için en uygun tarzdı. Maven’in bünyesi vasat sayılırdı, bu da idare eder bir dayanıklılığa sahip olması demekti. Elinden geldiği kadar dayanıklılığını koruması gerekiyordu.

Hatırladığı kadarıyla yolu altı saat boyunca takip etti, buraya kadar hiç bir tehlikeyle karşılaşmamıştı.

Ta ki büyük bir akasya ağacına varana kadar.

Maven durdu.

O sırada akasya ağacının üzerinden biri aşağı atladı.

Solgun görünümlü bir gençti. Maven’e seslendi, “Bir felaket yaklaşıyor! Kaç! Kaç!”

Maven tepki bile veremeden, yüksek bir guruldama sesi gencin arkasından yankılandı!

Maven’in ifadesi değişti. Kaba bir sesle küfür etmeden yapamadı, “Lanet olsun! Hayalet ayaklanması mı?”

O genç onayladı, “Evet, ben kazayla…”

“Koş!” Maven daha fazla konuşmakla oyalanmadı ve koşmaya başladı!