Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

76. Bölüm Et Ayırma

Çevirmen: Harami / Editor: Harami

Dövüş gerçekten de bitmemişti.

Beyaz hala hayattaydı ve Kutsal Kase de hala o boa yılanının midesindeydi. Maven bir yere gidemezdi.

Öncesinde Beyaz’dan ve Gardiyan’dan birlikte kurtulmayı planlamıştı.

Ama Beyaz’ın yetenekleri Maven’in tahminlerini aşmıştı.

Bütün büyücüler sadece nasıl büyü çalışacaklarını bilen israflar değillerdi. Apaçık bir şekilde Beyaz bu konuda gerçekten yetenekliydi.

Boa yılanı karşısında etkileyici bir duruş sergilemişti. O isabetli Buz Işını olmasa belki çoktan ölmüş olabilirlerdi.

Tabi ki Maven ilk başta onlar boa yılanıyla mücadele ediyorlarken öncelikle büyücüyü öldürmek istemişti, gardiyanı hallederken işi kolay olsun diye.

Ama boa yılanının dilinin Buz Işını tarafından vurulduktan sonra yılanın yön duygusunu kaybetmesi Maven’i başka bir yol bulmak zorunda bırakmıştı.

O yüzden karşısına çıkan ilk fırsatta Gardiyan’ı öldürerek oradan ayrılmıştı.

Şimdi durum birebirdi.

Maven bir çam ağacının tepesinde gölgelerde saklanıyordu, ağacın yapraklarının arasında kalan boşluklardan soğukça Beyaz’ı izliyordu.

Beyaz biraz geri çekilmişti ama oradan ayrılmamıştı.

Hala boa yılanının midesindeki Kutsal Kase’yi düşünüyor olmalıydı. Onu oradan almayı başardığı taktirde Maven’in kazanma şansı yoktu.

‘Akıl oyunları oynayarak beni çekmek mi istiyor?’ Maven düşünüyordu.

Beyaz da oldukça kurnazdı. Gardiyan’ın ölümü sonrası cesaretini kaybetmemiş ya da öfkelenmemişti. Kısa sürede kendini sakinleştirmişti.

Çılgın boa yılanını izliyordu, o basit bir canavardı fazlası değil. Beyaz’ın onun icabına bakmak için bir sürü yolu vardı.

Harekete geçmemesinin tek nedeni Maven’in bir anda sürpriz saldırı yapmaya kalkabilecek olmasından korkmasıydı.

Bu psikolojik bir savaştı.

Beyaz’ın bütün tespit büyüleri neredeyse kullanılmıştı ve kumar oynamaya cesaret edemedi. Ya Maven tekrardan bir ağacın tepesinde saklanıyorsa?

Bu sadece büyü gücünü boşa harcamak demek olurdu.

‘Şu lanet orman arazisi!’ Beyaz içinden sövdü.

Bir korucunun ormandaki avantajı oldukça büyüktü, özellikle de Maven gibi tecrübeli birinin.

Bir rüzgar gibi istediği gibi gelip geçebilirdi ama büyücüler ve gardiyanlar yapamazdı.

…

On dakika sonra, boa yılanı kaybolmuş gibi daireler çizmeyi bıraktı. Dili sonunda çözülmeye başlamıştı.

Çaresizce yere doğru uzandı, yavaş yavaş kıvrılıyordu.

Maven gözlerini kıstı, ‘Saldıracak?’

Tabi ki, Beyaz tereddüt etmedi.

Hızlıca öne doğru atıldı ve nispeten açık bir alanda durdu!

Bu bölgedeyken eğer Maven ona sürpriz saldırı yapmaya kalkarsa onu önceden fark edebilecekti.

Büyülü asasını boa yılanına doğrulttu ve yüksek sesle bir büyü yapmaya başladı!

Bu büyülü asa farklıydı, ucu büklüm büklümdü ve sapında da Tek Boynuzlu At Ailesi’nin aile amblemleri vardı.

‘1. çember bir büyü değil!’ Maven’in tüyleri ürperdi!

1. çember büyülerin yapılması bu kadar uzun sürmüyordu!

Bu büyülü asanın sahip olduğu bir özellikti.

Ona bir büyü iliştirilmiş olmalıydı.

‘Güçlü ve etkin bir klana değer bir eşya. Zengin ve abartılı gerçekten.’ Maven düşündü. Beyaz’ın yaptığı büyü kendi yetenekleri dahilinde değildi. Gerçekten de büyülü asaya iliştirilmiş olan büyüyü aktif ediyordu.

Bu şekilde yüksek sesle büyülü sözleri söylemek Muhafız Şövalye’nin (Paladin*) kılıcına iliştirilmiş olan büyüleri aktif etmesine benziyordu.

2. çember büyüleri kullanmak için rütbe 2 olmaya gerek yoktu.

Kısa süre sonra, kan kırmızı bir ışın Beyaz’ın büyülü asasının ucundan çıkmaya başladı. Boa yılanını bir anda tamamen sarmıştı!

2. çember büyü [Et Ayırma]!

Çok acımasız bir büyüydü. Bir hayvanın bedenindeki etleri parçalamaya yarıyordu. Bu büyü ile vurulan güçlü canavarlar bile acı dolu bir şekilde ölüme mahkumdular.

O büyük boa yılanı sadece rütbe 1 yaratıktı. Bu tarz korkunç bir büyüye direnebilmesinin imkanı yoktu.

Kızıl buharın altında, boa yılanının vücudu parçalara ayrılmaya başladı.

Sanki çürümüş gibiydi, iskeleti ortaya çıkmaya başladı.

Boa yılanı kısa bir süre yattığı yerde debelendi ve sonra ölüp gitti.

Beyaz soğukça karşısındaki manzaraya bakıyordu. O sırada altın bir ışık ortaya çıkarak parlamaya başladı.

Küçük bir çana benzeyen bir şey boa yılanının cesedinin olduğu yerde ortaya çıkmıştı.

Kutsal Kase!

Beyaz’ın gözleri parladı.

Ancak harekete geçmedi. Maven’in civarda bir yerlerde saklandığını biliyordu. Kutsal Kase’yi böyle açıkta görmek, mutlaka kendini tutamamasına neden olacaktı.

Maven kendini gösterdiği sürece, Beyaz büyüleriyle onun icabına bakabilirdi!

Bir büyüsü isabet ettiğinde, her şey sona ermiş olacaktı.

‘Büyücüler bu dünyadaki en güçlü sınıf. Korucular ise çöpler.’

Beyaz soğukça etrafta herhangi bir değişim olup olmadığını kontrol ediyordu.

Bir parça bile endişeli değildi. Kutsal Kase gözlerinin önünde dururken oldukça sabırlıydı.

Dahası, Et Ayırma büyüsünün hala etrafa güçlü bir enerji yaydığını biliyordu. O enerji boa yılanının ölmesinden sonra dağılmamıştı.

O yılana güvenli bir şekilde yaklaşmak için en az beş dakika gerekliydi, aksi taktirde geride kalan büyü enerjisi yaklaşan kişinin etlerini de parçalayabilirdi.

Beyaz bu beş dakika içerisinde Maven’in gelip o yılandan Kutsal Kase’yi almayı denemesini görmeyi oldukça istiyordu.

Eğer bu olursa Maven’i acı dolu bir ölüm beklerdi.

‘Odaklan! Orman arazisi korucular için en avantajlı bölge.’

Aniden, önünde bir gölge belirdi!

Maven ortaya çıkmıştı!

…

Maven tabi ki hamlesini yapmıştı.

İstekli halat hala beline bağlıydı ve inanılmaz bir hızla kısalarak Maven’i o açık alanda doğudan batıya doğru çekiyordu!

Açık alanın ortasında da büyük boa yılanının cesedi vardı.

Beyaz alayla güldü ve büyülü asasıyla Maven’e nişan aldı.

Ancak direk olarak şaşkına döndü.

‘Bir dakika… Bu garip!’

Maven çok uzaktaydı.

Maven yılanın hemen yanına inmemişti. Beyaz’ın büyüleri hala onu hedef alamıyordu!

‘Neler oluyor? Sadece yüzünü göstermek istemiş olabilir mi? Kutsal Kase’yi almayı planlamıyor mu bu herif?’ Beyaz’ın kafası bir parça karışmıştı.

Maven’in olduğu yükseklik göz önünde bulundurulduğunda sadece boa yılanının üstünden uçup gidecekti, Kutsal Kase’ye uzanması mümkün değildi.

Sadece kolu 3-4 metre uzayabildiği taktirde belki yetişebilirdi.

‘Bu herif ne planlıyor?’

Beyaz şu an ne düşünmesi gerektiğini bilmiyordu.

Maven’in bedeni hızlıca havada ilerlemeye devam ederken, kısa süre sonra en alçak olduğu noktaya geldi!

O nokta tam olarak boa yılanının cesedinin olduğu yerdi. Yılanın ölü bedeninin üzerinde kırmızı ışıklar dans ediyor gibi görünüyordu.

Bu geride kalmış olan tehlikeli büyü enerjisiydi.

Maven gülerek aniden sağ kolunu uzattı ve hızlıca kulağa garip gelen bir efsun okudu.

[Sarmaşık Metamorfozu]!

Bu büyü Çılgın Fidel’den aldığı Doğa’nın Yaprağı sayesinde öğrendiği ilk büyüydü. Sonunda işe yarayacağı bir yer gelmişti!

Maven’in eli anında bir dikenli sarmaşığa dönüştü ve çılgınca uzadı. Göz açıp kapayıncaya kadar geçen sürede 4 metre kadar uzamıştı!

Sarmaşık kırmızı büyü enerjilerinin arasından zarar görmeden geçerek Kutsal Kase’ye uzandı.

Kase’nin etrafına dolandıktan sonra hızlıca onu oradan kaldırdı!

“Woosh! Woosh!” Maven’in bedeni istekli halat tarafından çekilirken hızlıca hareket ediyordu.

“Plop.”

Maven düzgün bir şekilde kalın ve sağlam bir dalın üzerine indi.

Eli hemen sonrasında orijinal haline dönmüştü, Kutsal Kase’de elinde duruyordu. Maven Kutsal Kase’yi kaldırdı ve Beyaz’a doğru döndü, yüzünde geniş bir gülümseme vardı.

“Özürlerimi sunarım. Şimdi gitmem gerekiyor.”

Bir an sonra ormanın içinde ortadan kayboldu!

…

“S*ktir!”

Beyaz direk olarak öfkelendi!

Maven’in Sarmaşık Metamorfozu’na sahip olabileceğini kesinlikle beklemiyordu, bu nadir görülen bir büyüydü! Bu kuzey druidlerinin bir büyüsü değil miydi?

Sarmaşıklar bitkiydiler ve doğal olarak Et Ayırma büyüsünden etkilenmiyorlardı!

Böylelikle Maven Kutsal Kase’yi kolaylıkla alabilmişti.

Beyaz’ın yüzü adına yaraşır bir şekilde bembeyazdı. Ama tepkisi oldukça hızlı oldu, kendine hemen bir Çabukluk büyüsü yaparak Maven’in arkasından koşmaya başladı, son derece kızgındı.

Yakalamayı başaramayacak olsa bile, denemek zorundaydı!

‘O piçin beni yenmesine nasıl müsaade edebilirim!?’ Kendine kızıyordu, aslında hassas ve yumuşak olan yüz hatları şu anda oldukça çarpık görünüyorlardı!

Ağaçların arasında koşuyordu, Maven’in uzaktaki silüetini bir görüp bir kaybediyordu!

Dişlerini sıkarak çılgınca koşmaya devam etti. Aniden gözünün ucuyla gümüşümsü bir ışık parlaması fark etti!

“Bir dakika…”

Tepki veremedi, boğazı bir şeye çarpmak üzereydi!

İki ağacın arasına gerilmiş olan gümüş teldi bu!

Hızından dolayı Beyaz, direk olarak ona çarptı. Gümüş tel direk olarak Beyaz’ın boğazına denk gelmişti!

Bunun sonucu inanılmaz bir kesme gücüne sahip olmasıydı.

Neyse ki Beyaz her zaman bir bariyer büyüsünü aktif halde tutuyordu yoksa çoktan o tel kafasını gövdesinden ayırmıştı!

O bariyer sayesinde, boğazında sadece kanlı bir çizgi oluşmuştu!

Beyaz’ın yüz rengi bir ton daha attı ve kireç gibi oldu, hayatında ilk defa ölümün nefesini ensesinde hissediyordu!

Ama tam o anda hemen arkasına bir gölge indi, hiç ses çıkartmamıştı!

Gerçekten de ölümün nefesi ensesindeydi.

“Küçük kardeşimin hayatına kast etmiş olan birinin bu kadar kolay bir şekilde gitmesine izin verebileceğimi gerçekten düşündün mü?” Maven fısıldadı.

Hançeri çoktan işini yapmıştı.