Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

68. Bölüm Dokuzuncu Ay Madalyası

Çevirmen: Harami / Editor: Harami

“Gerçekten de bir büyücüyü öldürdü!”

“Cennetler!”

“O gerçek bir büyücüydü!”

Bütün herkes izlerken, bir alarm sesi çınlamaya başladı!

Bunun anlamı Magore Akademi’nin Kolluk Kuvvetleri’nin yola çıkmış olduğuydu.

Ortada zaten bir şeylerin yanlış olduğunu hissetmişlerdi!

Maven orada dim dik durmaya devam etti, yüzünde panik ifadesi yoktu.

Her şey beklediği gibi ilerliyordu.

Magore Akademi’nin yasa uygulayıcıları da Küller Kulesi’nin gözetimi altındaydılar ama onların üzerinde bir güç daha vardı.

Güney Sihirbaz İttifakı.

“Wooosh!”

Garip ışıklar ve gölgeler Maven’in etrafında belirdiler. Birisi kısa mesafe yer değiştirmesi yapmak için [Kılavuz Tozu]’nu kullanıyordu!

Maven’e gelen insanların kendilerine mutlak güvenleri vardı. Yer değiştirmeyi Maven’e yakın noktalara yapıyorlardı.

Maven bu yer değiştirmeyi nasıl engelleyebileceğini biliyordu ama buna yeltenmedi.

On saniye gibi kısa bir süre sonra, altı rütbe 2 büyücü yüzlerinde ciddi ifadelerle Maven’in etrafında ortaya çıktılar.

Her birinin elinde tuttuğu büyülü asa Maven’i hedef almış vaziyetteydi.

Gökyüzünde bir ışık parladı ve kafasında sivri şapka takılı olan, büyülü halısının üzerinde inişli çıkışlı bir şekilde oturan bir cadı ortaya çıktı. Soğuk bir şekilde konuştu, “Öldürün onu!”

Neler olduğunu açık bir şekilde görmüştü ama Maven’in bu kadar kesin ve acımasız olacağını tahmin etmemişti.

Bunu durdurmak istemişti ama yeterli zamanı yoktu, bu yüzden sadece Maven’in o büyücü çırağını öldürmesini boş gözlerle izleyebilmişti!

İki takipçinin ölümü bir olay değildi ama o büyücü Magore Akademi’nin bir parçasıydı ve o çırak bu gün ziyaretçileri karşılamaktan sorumluydu!

Bu direk olarak Küller Kulesi’nin prestijine karşı yapılmış olan bir kışkırtmaydı! 

Rütbe 2 büyücülerin asalarından çeşitli renklerde ışık hüzmeleri çıkmaya başladı.

Ama tam o sırada, Maven acele etmeden bir madalya çıkarttı!

Eğimli hançerlerini kınlarına yerleştirip bir madalyayı havaya kaldırdı. Kayıtsızca konuşmaya başladı, “Hakem kararı için başvuruyorum!”

“İftiraya uğradım. Bu büyücü çırağının gizli bir amacı vardı ve bana komplo kurmaya çalıştı. Ve yaptığım her şey kendimi savunmak içindi.”

“Ben Beyaz Nehir Vadisi’nden Baron Maven. Bu benim Dokuzuncu Ay Madalyam!”

…

Dokuzuncu Ay Madalyası!

Maven bütün bu şeyleri söylediğinde bütün rütbe 2 büyücüler sersemlemişlerdi. Çaresizce yapmaya başladıkları büyüleri bozdular!

Büyülü halının üzerindeki cadı da şaşırmıştı ve yere indi.

Bu olay oldukça sıkıntılı bir hale geliyordu.

İzleyiciler de böyle zavallı bir soylunun Dokuzuncu Ay Madalyası’na sahip olabileceğini hayal bile edememiş görünüyorlardı.

Dokuzcu Ay Madalyası sahipleri Güney Sihirbaz İttifakı tarafından sıkı bir şekilde korunuyorlardı.

Genel olarak Maven bu madalyayı sadece hakem çağırmak ve diğer ufak şeyler için kullanabiliyordu. Bu madalyanın etkileri itibarının yansıttığından çok uzaktı. Eğer bir problemle karşılaşırsan, Güney Sihirbaz İttifakı’na adaleti sağlaması konusunda güvenemezdin. Ancak, eğer sıkıntıya yol açan sensen, bu şey o zaman işe yarar hale geliyordu.

Maven’in madalyası ona büyükbabasından kalmıştı. Dokuzuncu Ay Madalyası üç kere kullanılabiliyordu ve Beyaz Nehir Vadisi’nin bir önceki derebeyleri bu madalyaya bir hazine gibi davranmış ve çok nadir yanına almıştı.

Ama Maven farklıydı. Güney Sihirbaz İttifakı’nın yakında dağılacağını biliyordu. Eğer şimdi kullanmazsa, bir süre sonra sadece hurda demir olarak işe yarayabilecekti.

Dahası, şu anda işleri gerçekten büyütmesi gerekiyordu ki mümkün olduğu kadar fazla insanın dikkatini çekebilsin.

Bu sefer, Dokuzuncu Ay Madalyası’nın kullanımı için çok uygun bir zamandı.

…

Cadı büyülü halısından indi ve elini sallayarak astlarından birine kenara çekilmesini emretti.

Hızlıca karşısındaki Maven’in yanına ilerledi ve sert bir tavırla değer biçme büyüsü kullandı.

Bu madalya gerçekti.

Maven’in kimliği de gerçekti.

Ciddi bir sesle, “Bir hakeme başvurmaya hakkın var. Ancak bu süre zarfında, Magore Akademi’de kalman gerekiyor, dışarı çıkmaya iznin yok.”

Aslında bir büyü kullanıp bu karşısındaki vahşi genci öldürmekten başka bir şey istemiyordu ama her büyücü ya da cadı, eğer bir üye olmak istiyorlarsa [Kutsal Ağaç Tahtı]’na her türlü yemini etmek zorundaydılar. Bu yeminlerin arasında Dokuzuncu Ay Madalyası sahiplerini yaralamamak ve onlara karşı güçlerini kötüye kullanmamakta vardı.

Bu yemini bozmak Güney Sihirbaz İttifakı’na ihanet etmekle eş değerdi. Bu onun göze alabileceği bir şey değildi.

“Ben doğal olarak Magore Akademi’de kalacağım.”

“Aslına bakarsan, buraya küçük kardeşimin diğer insanlar tarafından komploya uğraması üzerine geldim. O uyanana kadar hiçbir yere gitmeyeceğim.” Maven o cadıya aldırış etmeden konuştu.

“Şimdi Madam, içeri girebilir miyim?”

Cadı soğukça cevapladı, “Girebilirsin.”

Bunu söyledikten sonra Maven’e bir büyü damgası koyarak, onun oradan izin olmaksızın gizlice kaçmasını engelledi. Sonra ayrılmaya hazırlanıyordu ki.

Maven aniden konuşmaya başladı, “Bir dakika.”

“Başka ne istiyorsun?” Cadı durdu, memnun değildi.

“Hakem karşısına çıkarken bir tanığa ihtiyacım var. Burada tanıklık edecek bir sürü kişi olsa da. Ben yine de iyi ve dürüst bir kalbe sahip, yalan söylemeyecek birinin tanıklık etmesini istiyorum.”

Maven konuşmaya devam ederken, insanlardan ayrı duran küçük bir kıza doğru ilerledi.

Kıza gülümsedi, “Benim için şahitlik eder misin?”

Kız şaşkına döndü. İfadesi birkaç sefer değişti.

O kadar insan içinden neden onu seçmişti?

Bu kız sıradan değildi…

O küçük kız inanılmaz şaşkındı. Saçları iki yandan at kuyruğu şeklinde toplanmıştı ve gözleri biraz büyüktü. Mor bir etek giyiyordu, naif ve masum görünüyordu.

Bir süre tereddüt ettikten sonra başıyla onayladı.

Maven sessizce konuştu, “Teşekkür ederim.”

Sonra oradan ayrıldı, Magore Akademi’nin iç bölgelerine doğru ilerliyordu.

Yine de kadın büyücü orada tereddüt ederek duruyordu, görünüşe göre o küçük kızı selamlamak istiyordu ama buna cesaret edemiyor gibiydi.

Onun yerine genç kız ona doğru ilerledi ve konuştu, “Onun şahidi olacağım.”

“İlerleyen süreci dikkatlice ayarlayın.”

Küçük kız bunu söyledikten sonra Maven’in arkasından baktı, yüzünde garip bir gülümseme vardı. “Oldukça ilginç biri.”

…

O küçük kızın bilmediği şey ise, Maven’in Magore Akademi’nin içinde yürürken yüzünde bilmiş bir gülümseme olduğuydu.

‘Onunla karşılaşmayı beklemiyordum.’

‘Neyse ki, olay yaşadıktan sonra bir anda ortaya çıktığını fark ettim ve hiç büyü dalgalanması gerçekleşmedi bile.’

‘Şimdi Küller Kulesi’nin Ustası şahidim olduğuna göre, geçireceğim tahkimin sonucu belli oldu.’

Tabi ki, Maven’in görünce tanıdığı o küçük kız aslında Küller Kulesi’nin ustası Hathaway’di!

Rütbe 4’ün zirvesinde olan Büyük Cadı, Yarı Efsane!

Hathaway alışılmışın dışında bir şekil değiştirme becerisi kullanıyordu, kendini 6 yaşında, 16 yaşında ve 26 yaşında olarak gösterebiliyordu.

Görünüşünü istediği gibi değiştirmesine de müsaade eden bu büyü bir çok oyuncunun ağızlarının suyunu akıtıyordu… Erkek oyuncular arasında Küller Kulesi Ustası hakkında dönen bir dedikodu şu şekildeydi, “Hathaway’le evlenmek iki eşe sahip olmak gibi.”

Üçüncü değişim ise, belirli zevklere sahip insanların ilgilenebileceği bir şeydi.

Kısaca bu her zaman öngörülemez şekilde ortaya çıkan ve kaybolan efsanevi cadı, Maven’in olayı esnasında ortaya çıkmış ve Maven’in kafasındaki planı çok daha pürüzsüz bir hale getirmişti.

O büyücü çırağının Maven’e iftira atmaya çalıştığı bir gerçekti ve Hathaway bunun farkında olduğuna göre kesinlikle yanlış bir karar vermeyecekti.

Bu Dokuzuncu Ay Madalyası’nın kullanımı kesinlikle değmişti.

…

Hatırladığı kadarıyla yürümeye devam ederek Maven kısa sürede Magore Akademi’nin geniş bölgelerini geçti ve çıraklar yatakhanesine vardı.

Maven okula kayıt yaptırdığı sırada kardeşinin yanında gelmişti. O zaman geçtiği yolları hala biraz hatırlıyordu.

Çıraklar yatakhanesi bir tepenin yamacına kurulmuştu. Orada altı küçük yol vardı her biri bir tünele çıkıyordu.

Tünelin girişinde kimliğinin kanıtını gösterdiğin sürece, evcil bir goblin gitmek istenen odaya kadar sana eşlik ediyordu.

Kısa süre sonra Maven Wayne’nin odasının önüne genç bir goblin tarafından getirildi.

Kapıyı çaldı ve kapı yaşlı bir uşak tarafından açıldı.

“Genç Efendi Maven!”

Yaşlı uşak şok olmuştu.

Mektubu gönderdikten sonra bu kadar kısa süre içerisinde Maven’in gelmesini beklemiyordu!

“Yalnız mı geldin?” Yaşlı uşak Maven’in yanında kimsenin olmadığını fark etmişti.

“Evet, aynen öyle.”

Maven içeriye yürüdü ve ciddi bir ifadeyle konuştu, “Wayne’i görmek istiyorum.”

“Bekle!”

Yaşlı uşak onu geri çekti, yüzünde ağır bir ifade vardı. “Genç Efendi Wayne’in durumu oldukça kötü.”

“Lütfen hazırlıklı olun.”

Maven onayladı.

“Yan taraftaki odada.” Yaşlı uşak kapısı perdeyle örtülü olan odayı işaret etti.

Maven o odadan yayılan yoğun aromalı büyülü ilacın kokusunu alabiliyordu.

Odaya tereddüt etmeden girdi.