Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

83. Bölüm Ulusal Hazine, Tutulma #2

Çevirmen: Gecekuşu / Editor: Gecekuşu

Veronica’nın sözlerini işiten zümrüt yeşili boncuk kendini Theodore’dan korumak için parlak bir ışık yaymaya başladı. Tuhaf bir şekilde, ışık boncuğun şekli ışıktan belli olmuyor ama aynı zamanda ışığın gücünü hissedemiyordu.     

İnsanın bilmediği bir şeye karşı temkinli olması normaldi. O yüzden Theo da adımlarını dikkatli atıyordu.

O sırada Obur’un sözlerini işitmese ne kadar süre tereddütte kaldığını çözemeyecekti.

-...Hoh? Bana lezzetli yemekler mi getirdin, sahip?

Aynı zamanda, Theo bağlantıları sayesinde Obur’un ruh halinden etkilenebiliyordu. Tutulma’nın etkisinde kalan Obur büyük bir açlık ve haz içindeydi. Bu açlığı, yaşlı zombinin can damarını gördüğü zamankinden daha kuvvetliydi.

Theo bunu fark edip sordu. ‘Bu boncuğun ne olduğunu biliyor musun?’

-Tabi ki. Büyü kitabı olmayabilir, ama şu an bunu sindirmen seni çok yoracaktır. Obur konuşmasına devam etti. O çeyrek ejderhanın açıklaması kısmen doğru ve kısmen yanlış. Tutulma bir tür değil, iki boyutlu bir varlık. Somut ve soyutun arasında bir çizginin bulunmadığı bir dünyadan geliyor. Bu, insan algılarıyla anlaşılması imkansız bir boyut.

‘Yani, Tutulma farklı bir boyutun ürünü mü?’

-Bayağı hızlı kavrıyorsun. Daha açık olursak, İlk çağlara ait ruhsal boyuttan geliyor. Somut şeylerin olduğu dünyadan farklı olarak, bu öteki boyut, ruhani varlıkların yaşadığı bir yer.

Enerji kullananlardan daha keskin zakaya sahip büyücüler, ruhani dünyaların varlığını çok uzun zaman önce kabul etmişti. Onlar için, ruhani dünyaların karşılığı elementlerin dünyasıydı. Element dünyaları doğa kanunlarının sabit kaldığı yerlerdi ve içlerinden biri somut şeylerin olduğu dünya ile ilişki kurmuştu. Söylentiler, ilk elementçilerin Element dünyasına direk geçiş yapabildiği yönündeydi.

Bu dünyaların dışında, bir deşeytani ruh ve tanrıların yaşadığı kaos çukuru cehennem denen yer vardı, ama...

Obur’un açıklamasına göre, Tutulma’nın şekli başkaydı.

-Hmm, o kadar kafaya takma. İlkel dünya tamamlanmamış ve kolay çökebilen bir yer. Aslında Tutulma, uzun yıllar önce yok edilmiş bir dünya. Şu anda, yıkılıp geriye ufak bir parçası kalmış bir dünyadan başka bir şey değil. Eğer büyülerin gücü olmasa şimdiye çoktan yok olup gitmişti.

Av damak zevkine gayet uygundu. O yüzden Obur’un dili kıvrıla kıvrıla dışarı çıktı.

-Tadını çıkartarak yiyeceğim. İşini ben bitireceğim!’

Bu sözlerin ardından, Theo sol elini uzattı. Tutulma ise huysuzlanıp havaya zıplamaya başlasa da, Veronica bunun olacağını bildiğinden boncuğu büyüyle yerinde sabit tuttu. Ayrıca Veronica’nın büyüsünden daha kuvvetli bir başka şey de Tutulma’nın hareketlerini kısıtlıyor, büyücünün elinden kaçmasına engel oluyordu.

Sonunda, Theodore sol eliyle boncuğu tutup nazikçe yuttu.

(+15 Tutulma parçası (???))

(İki boyutlu dünya Tutulma yok edildikten sonra bir başka dünyaya yolculuk eden moloz parçası. Başka bir büyücünün elinden geçip zümrüt yeşili bir boncuğa dönüşmüştür. Başka bir dünyadan geldiğinden, somut dünyaya karşı güçlü bir savunma sistemine sahiptir. Eğer bu parçanın gücü vücutta emilirse, Tutulma’nın güçlerini de elde etmek mümkündür.

*Materyalin seviyesi ‘Hazine’

*Tüketildiğinde, Tutulma’nın gücü elde edilecek.

*Tüketildiğinde, sindirilme süresi belli olmayacak.

*Tüketildiğinde, manevi hassasiyeti büyük oranda artacak.

*Yutulduktan sonra, sahip bu materyali tam olarak kullanamayabilir. Yutulan bu gücün bir kısmı sınırlı kalarak, sadece %20’lik bir oranda yetenek sağlayacak.)

‘Şimdilik %20’lik kullanım hakkım var.’

Theodore kendisiyle aynı halkadaki büyücülerden daha fazla kapasiteye sahipti ama buna rağmen sadece %20’lik fayda sağlayabiliyordu. Bunun anlamı, Tutulma’nın ona sağlayacağı tam gücün çok büyük miktarlara ulaşıyor olmasıydı. Tutulma, yaşlı zombinin can damarıyla aynı seviyede olsa da, güç bakımından daha yüksekti.

Ancak, geriye kalan %80’lik kullanım heba olmayacağından Theo dikkatini Tutulma’ya yoğunlaştırdı. Sol eline hapsolan Tutulma yavaş yavaş gözden kayboldu.

(Tutulma parçası yutuldu. Heterojen bir güç vücuda yayıldı.)

(Şu andan itibaren, ruhlarla doğrudan iletişime geçebilirsiniz.)

(Şu andan itibaren, ruhları çıplak gözle görebilirsiniz.)

(Tutulma’nın izi vücudunuzda saklanacak.)

(Obur, güç toplamak için uykuya daldı.)

Bu, yapay eşya tüketmekten çok daha farklıydı. Tutulma, ayrı sindirim süresine ihtiyaç duymamış, o yüzden de Obur onu yer yemez Theodore’un vücuduna entegre edilmişti.

Wuuuuuong!

Büyü gücünden apayrı bir kuvvet damarlarında dolaşıyordu. Tutulma’nın damarlarında coşan kudreti koluna ulaşana kadar ki tüm kılcal damarlarını zümrüt yeşiline çevirmişti.

%20’lik kısmının etkisiyle bile kemikleri ve kasları patlayacakmış gibi hissediyordu.

Sonrasında sağ kolunda mühre benzer bir işaret oluştu. ‘Tutulma’nın izi mi?’

Zümrüt rengi karışık çizgilerden oluşan desen, ona eski Krallıklarda yaşayan meşhur kahramanları hatırlatmıştı.

En sonunda, Tutulma Theodore’un vücuduna yerleştikten sonra kolundaki iz kayboldu. Tutulma, %20’lik gücünün yayılmasından sonra kalan %80’lik kısmı da açılana kadar sessizliğe büründü.

İz kolundan silindikten sonra Tutulma’nın yetenekleri Theo’ya aktarıldı. Büyü kitaplarından bilgi edindiği zamanki gibiydi.

‘Gerçekten de, mucizevi bir yetenek bu.’ Kafasına giren bilgileri görünce mırıldandı.

Tutulma’nın kolundaki izi kaybolduka kafasına giren bilgiler tam manasıyla nefes kesiciydi. Kolunda yeşil ışıkla parlayan izi örebilmek için kollarını sıvadı. Ancak, ondan önce bir balkası koluna dokunmuştu.

‘Oh, böyle mi kullanılıyormuş? Çok garip.’ Veronica o fark etmeden yanına gelmiş ve Theo’nun kolundan tutmuştu.

Bu ani dokunuşla irkilen Theodore’u izleyen Veronica parmağıyla yeşil ize dokundu. Kule Üstadlarına böyle hazineleri çıkartmak kolay kolay nasip olmazdı, o yüzden Veronica da merakını gizlemekte zorlanıyordu.

O sırada...

Huuk!

Theodore’un kolu yarı saydam bir hale geldi ve Veronica’nın elinden kurtuldu.

‘Eh?!’

Bu, Tutulma’nın ilk özelliği ‘akışkanlık’tı. Refleks olarak bu özelliği aktive eden Theodore’un yanında Veronica da bu duruma şaşıp kalmıştı. Theo daha tek kelime edemeden vücudu sıvılaşmaya başladı. Bu yaptığı, 7.halkaya büyüsü ‘Astral Beden’i öğrenen büyücülerin bile taklit edemeyeceği bir şeydi.

Theodore’un kolu normal haline dönerken, Veronica onu ışıldayan gözlerle izliyordu. ‘Şaşkınlığa düşmeyeli uzun zaman olmuş! Tutulma’nın gücü mü bu şimdi?’

Theo şaşkınlıktan sessizce başını salladı. Artık Tutulma’nın akışkanlık özelliğini kullanabileceğini biliyordu, ama bu özelliği sadece aklından geçirdiği ‘gitmek istiyorum.’  düşüncesiyle aktifleştirebileceğini tahmin dahi  edememişti.

Eğer akışkanlığı her daim bu şekilde kullanabilecekse, uçak oklardan çok rahat kurtulabilirdi. Ayrıca, dıuvar veya benzeri şeylerden geçmesi de mümkündü. Bu, bu tip durumlarda kullanabileceği harika bir özellikti.

‘Eğer bu özelliğe sahipsem...üst düzey bir rakibi rahatlıkla yenebilirim!’

Somut dünyada olan varlıkların gücü, ruhsal dünyaları etkileyecek kadar geniş değildi. Kılıç ustalarının kılıçları bile ruhlar karşısında etkisiz kalıyordu. Bununla birlikte, en iyi büyücüler bile akışkanlıkla nasıl başa çıkacaklarından habersizdi. Theo akışkanlık özelliğini etkinleştirdiği anda, tüm şartlarda avantajlı taraf oluyordu.

Fakat, bu düşünceler onu fazla iyimser birine dönüştürmüştü.

‘Haaack...! Haaack...!’

Teo bu yeni edindiği yeteneğini birkaç kez test edince aniden nefesi kesilip baş ağrısıyla durdu.

‘Ne? Birden bire ne oldu bana?’

Dayanıklılık ve büyü gücü mükemmel seviyedeydi, ama kendini bir anda yerlerde buldu. Büyüyü okumak yahut biraz hareket etmek bile onu son derece yormuştu. Veronica ondaki değişikliği fark edince yanına geldi.

Oldukça tecrübeli biri olduğundan Theo’daki fiziksel çökmeyi çabuk algılamıştı.

Veronica yanı başında dururken gülmeye başladı. ‘Görünüşe göre bu hazine, zihinsel gücünden yiyor, çocuk. Büyü gücün ve direncin çok mu kötü?’

‘Aynen dediğiniz gibi...’

‘Tanrım, böyle bir şeyi hiç beklemiyordum. Bilseydim, önceden uyarırdım. Neyse, kendine çok yüklenme. İnsan tecrübeyle öğrenir, derler.’ Theo’yu oturması için banka götürürken kıkırdadı. Ardından hala yeşil duran sağ kolunu işaret etti. ‘Zihin gücünü kullanması çok ilginç, ama kendini bayağı da çabuk toparlıyor. Biraz oturup dinlenirsen tekrar hareket edebilirsin.’

‘...Zihin gücü nedir?’

‘Hmm, dur sana özet geçeyim.’ Veronica yanına oturup zihin gücünü anlatmaya başladı. ‘Kısaca, en temel güç kaynağıdır. Büyü gücü, enerji ve hatta element gücü kullanmaktan neredeyse farksız. Tek farklı önemi. Büyü ve halka kullanan büyücüler genelde zihin gücünü pek bilmezler.’

Ancak, zihin gücü büyü, enerji ya da Tutulma gibi diğer dünyalara ait güçleri yönetme açısından çok mühimdir. Şayet zihin gücü gibi bir şey var olmasaydı, büyüye dayalı hiçbir şey kontrol edilemezdi. Bu arada, en temel zihin gücüyle tek bir Tutulma özelliği kontrol edilebiliyor.

Theo’nun zihni, zihin gücünü kullandığından geçici olarak yorgun düşmüştü.

‘Yani, Tutulma’yı iyi kontrol edebilmek için zihin gücümü geliştirmeliyim.’

Bu dünyadan kolay olan hiçbir şey yoktu, tıpkı sağ kolundaki dövme biçimli izin onun için yeni bir araştırma ödevi olduğu gibi. Akışkanlık gibi muazzam bir özellik elbette bedelsiz kullanılamazdı. Veronica özet geçtikten sonra, Theo da yavaş yavaş kendini toparladı.

‘Benim açıklamam bu kadar. Ayağa kalkabilir misin?’

‘...Evet.’ Kendini dikkatle banktan kaldırdı.

Neye ki, baş dönmesi geçmiş, kaslarındaki ağırlık normale dönmüştü. Zihinsel gücünün dibe vurduğunu da gören Theo, şimdi nefesini düzene sokuyordu.

Veronica arkasını dönüp konuştu. ‘Çocuk, şimdi ne yapacaksın? Benim balo salonuna dönmem gerekiyor, ama istersen sen gidebilirsin. Hem zaten pek de baloların adamı gibi durmuyorsun.

‘...Aslında, haksız sayılmazsınız.’ Theo gülümseyip omuz silkti. Başka günler, kimseye görünmeden ortadan kaybolabilirdi, ama bugün Theodore Miller’ın balo günüydü. O yüzden bir şey söylemeden balodan çekip giderse kötü söylentilere konu olabilirdi.

...Sonunda, Veronica’ya döndü.

‘Hadi gidelim. Tek bugünlük baloya katılmaktan zevk duyacağım.’ Dedi nazik bir tonla ve Veronica’ya elini uzattı.

Bu bir bakıma, onu her zaman kolundan tutup bir yerlere sürükleyen Veronica’dan alınan küçük bir intikamdı.

Veronica’nın kehribar gözleri irkilerek açıldı, ardından yanıtladı. ‘Ah, doğru. Belki şu birkaç yıl meselesi hakkında şaka yapmış olabilirim, ne dersin?’

Yüzündeki kocaman gülümsemesiyle Theo’nun elini sıkıca tuttu.

Kırmızı ejderhaya meydan okuyan genç kahramanın şarkısı... Bu hala bilinmeyen bir hikayeydi.