Elden dil çıkması nedir ya
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
2. Bölüm Aç Gözlü Büyü Kitabı #2
Kütüphane öğrenci yurdundan fazla uzak değildi.
Kütüphanenin eskimiş kapısına bir kaç adım uzaktan burnuna eski kitap ve raf kokusu gelmişti. Bu ona tanıdık gelen hoş bir kokuydu.
Kapıyı yarıya kadar açtıktan sonra boş kütüphane görünmüştü.
‘Eh, ben de böyle olacağını düşünmüştüm.’
Manzara her daim böyleydi. Derslerden sonra kütüphanede Theodore Miller’den başka öğrenci olmaz denilebilirdi.
Burada toplanılan kitaplar genelde hocaların yalnızca basit kısımlarını anlattığı zor konseptleri olan büyüleri anlatırdı. Oyunla meşgul bir ergeni heyecanlandıracak bir sebep yoktu.
Neyse ki, Theodore’un koruyabileceği sessiz sakin bir yeri vardı.
‘Bugün... şimşek büyüsüne bir daha bakmalıyım.’
Theo kitaplıkların arasında rahat tavırla ilerledi. Kütüphanede beş yıl geçirince herhangi bir kitabı gözü kapalı bulabilirdi. Ara sıra kütüphaneye kitap aramaya gelen profesörler bile kütüphane görevlisinden önce Theo’ya gelirlerdi. Öyle ki onun bu doğruluğu şüphe götürmezdi.
İstediği kitapları aldı.
‘(Şimşek büyüsüne giriş)... Herşeyi ezberledim ama birşeyi gözden kaçırmış olabilirim. Bununla birlikte, (Şimşeği Kontrol etmek neden zordur?) kitabı da yardımcı olabilir. (Şimşek çakmasının arkasındaki prensipler) Bu büyüden ziyade meteorolojiye daha yakın. Ama bunu da alalım.’
3 kalın kitap biranda birikmişti.
Her kitap oldukça kalındı. Hızlı okuyan birinin bile en az bir buçuk gün harcaması gerekirdi. Biri ezberlenmiş olabilirdi ancak bu diğer iki kitap için geçerli değildi.
Diğer öğrencilerin bunu ödev için okuması gerekse ortaya gürültülü bir kargaşa çıkardı. Yine de Theo için bu kalınlık sadece bir gün alırdı. Profesörler onun farkındaydı ancak kayda değer birşey olmadığından görmezden geliyorlardı.
Eğer Theo’nun okuduğu bilgilerin miktarını bilselerdi Profesör Vince gibi pişmanlıklarını saklamazlardı.
Hışır... hışır...
Kütüphanede sadece çevrilen sayfaların sesi vardı.
Theo bu sessiz vakti seviyordu. Çünkü içinde bulunduğu boğucu durumu başından savan bilgisine gıpta ediyordu. Burada Theo’yu kovan profesörler yada alay eden öğrenciler yoktu.
Theo tüm stresini derslerle atıyordu. Theo’nun üstün beyni bu strese alışmıştı ve kütüphanede biriken bilgiyi bir kumaşın suyu emmesi gibi emiyordu.
5 yıl olmuştu. Bunu hayal ediyor muydu?
Theo kitaplara dikkatle baktıkça sanki kağıtlardaki harfler parlıyordu.
***
Tak!
Theo’nun parmağı son kitabı kapattı. Bu üçüncü kitaptı. Kütüphanenin saati 10’u gösteriyordu. Kütüphaneye 6’da gelmişti yani 3 kitabı sadece 4 saatte okumuştu. Bu hızlı okuma denmeye değecek bir tempoydu.
‘Hmm.. Oldukça ilginçti.’
Bunlar ilgi çekici kitaplardı. Özellikle, (Şimşeği kontrol etmek neden zordur?) düzenli bir şekilde şimşek büyüsünün zorluğunu özetlemişti.
2.halkanın en zor büyüsü -şimşek işareti-ydi, çünkü şimşeği üretmek ve düz ilerlemesini sağlamak meşakkatliydi.
3. ve 4.halka büyücülerinden şimşek büyüsünü tecrübe etmeyenler de vardı.
Theo elini cama uzatıp fısıldaman önce kitabı kenara koydu.
‘Şimşek işareti.’
Belki sadece... işe yarayacağını umdu.
Pajik.
Her nasılsa sonuç beklendiği gibi oldu. Büyü bozulmadan önce zayıf bir elektrostatik akım meydana geldi. Büyünün formülü mükemmeldi ancak onun kontrol edecek yeteneği zayıftı. Kontrolü zayıf biri de büyücü olamazdı.
Bu zaman zaman tekrar duyduğu birşeydi, ama yine de üzücü bir görüntüydü.
‘Lanet olsun, benim neyim var?’
Hassasiyet, yakınlık olarak da bilinirdi ve yetenek olarak kabul edilirdi. Birinin büyü gücünü kontrol etmesi demekti. Yüksek hassasiyeti olan büyücüler diğerlerinden daha güçlüydüler, aynı büyü yapılsa bile. Bu büyü gücünün yoğunluğu ile aynı orandaydı.
O yüzden hassasiyet, büyücü olmanın koşuluydu. Onu yükseltmenin bir yolu olmadığından bu daha çok öne çıkan bir özellikti. Theo için bu, gökyüzünde duran bir pastaya ulaşmak gibiydi.
‘Haaaah...’
İç çekmesine engel olamadı.
Beş yıl sonra Theo’nun hayalleri zayıflamıştı. Theo onu bekleyen ailesini ve ona hocalık yapan profesörlerini düşündü. Diplomasını alamazsa utanç duyacaktı.
Bu akademiden mezun olan bir büyücü yalnızca akademinin ismini kullanarak bile birkaç yılını geçirebilirdi.
‘Ama ben gelecek sene mezun olacak mıyım?’
Uyku saatini azaltmasına rağmen yalnızca 2.halkaya gelmişti. Onun için Bergen Akademisinin mezun olma kuralı olan 3.halkada uzmanlaşmak imkansız gibiydi, ölmeden. Gelecek yıl anlamsızdı.
Evden ayrıldığında kendine çok güvenen o çocuk, başarısız olmaktan korkan bir genç adam olmuştu.
Ding!
Bu ışıkların söndürülmesi için olan zildi. Ayrıca Theo’nun vaktinin dolduğunu haber veren zildi. Acele etmesi gerekiyordu aksi halde yurt kapıları kilitlenecekti.
Önce bu 3 kitabı yerine koyması gerekiyordu. Theo en başında yaptığı 3 kitabı kucakladı. Ama vücudunu kaldırmayı denediği an...
‘Eh?’
Masadaki bir kitap dikkatini çekti.
‘Ben tam olarak 3 kitap getirmemiş miydim? 3 kitapla birlikte yanlışlıkla başka bir tane daha mı aldım?’
Bu garipti, ama zaten o kitabı da yerine koymalıydı. Theo ayağa kalktı ve sol elini uzattı. Oldukça ince bir kitaptı. O yüzden tek eliyle alacaktı. Ama parmak uçlarındaki his acayipti. Sanki elini yapışkan bir şerbete sokmuş gibi hissetti ya da balçıklı bir deri avcunu gıdıklıyordu.
... Sanki elini canlı birşeyin ağzına sokmuş gibi.
Hüp.
‘Aaaaay!’
Theo aceleyle elini ürkütücü bir hisle geri çekti. Paldır küldür yere düştü ve bu sırada kitapları elinden bıraktı. Şu var ki sorun bu değildi. Theo eline dokunan şeyin ne olduğunu bulmalıydı.
Geri ayağa kalkınca bilinmeyen kitaba doğru baktı. Ancak masada hiçbirşey yoktu.
‘Eh?’
Theo durumu anlayamadığından gözleri kocaman açıldı. Halüsinasyon mu görmüştü? Avcunda hala o ürkütücü ve yapışkan his vardı.
Theo sol eline dikkatlice dokundu. Nemli olduğunu kontrol etmek istenişti. Bu, az önce olanların halüsinasyon olmadığını kanıtlardı. Ama sol avcu nem belirtisi olmaksızın kuruydu.
‘Halüsinasyon? Kayganlık hissi yok muydu? Masa da kesinlikle eski bir kitap vardı...’
Diye Theo fısıldadı ve yavaşça yere çöktü. Kitabın köşesine oturduğundan poposu acıyordu. Ama psikolojik darbeyle karşılaştırıldığında bu acı hiçbirşeydi.
Büyücülerin her zaman soğukkanlı olması gerekmiyor muydu? Onun psikolojik durumu güvensizlik hissiyle yerlerdeydi.
‘Bu sene bıraksam mı?’1
Kovulmaktan iyiydi. Theo bunu biliyordu, ancak 5 yıl sonra büyücü olma hayaline tutunmalıydı. Bu öylece kenara atabileceği bir hayal değildi. Bir karar vermeden, Theo iç geçirdi, sonra kendini kaldırmak için elini soğuk yere koydu.
İşte o anda...
Hüp.
Aniden, sol eli garip bir doku hissetti. Kaygan ve yapışkan... Theo’nun avcunu gıdıklayan halüsinasyon tekrar ortaya çıkmıştı.
Theo refleks olarak eline dokunan yere baktı.
‘D-Dil?!’
Bir dil Theo’nun avcunu yalıyordu. Yumuşak pembe bir yüzeydi ve sanki sürüngenden çıkan bir et parçasına benziyordu. Dil avcunun ortasındaki bir delikten çıkıp yemeğinin önünde sallanan bir yılan gibi sallandı.
Dil kenardan kenara sallanıyordu.
Hüp!
Kurbağanın sinek yakalaması gibi yerden bir kitap yakaladı. O kadar hızlıydı ki Theo görüntüyü yakalayamadı. Dil kendini kitabın etrafına tamamen doladı.
Kimse bir sonraki adımı tahmin edemezdi. Avını yakalayan dil Theo’nun avcuna geri çekildi.
Yutkundu.
Birşeyin yutulması sesi vardı. Yerdeki bir kitap bir anda sol elinde kaybolmuştu.
Theo sol eline absürd bir ifadeyle baktı. Ama avcunun yuttuğu kitap ortaya çıkmadı.
Onun yerine, Theo bir ses duydu. Daha önce hiç duymadığı bir ses tonuydu.
-(Şimşek büyüsüne giriş) tüketildi. Anlayış seviyen çok yüksek.-
-2.halka Şimşek İşareti büyüsü elde edildi.-
-Uzun bir uykudan sonra Obur çok aç. Acele et ve Obur’un açlığını gider. Zaman sınırı şuandan itibaren 10 dakika.-
Magnec