Elinize sağlık
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
32. Bölüm Dehanın peşinde #3
Bir yığın yapay eşya tükettikten sonra, Theodore’un sıradaki seçimi okumaktı.
Mesele yalnızca yeterlibüyü gücü elde edip 4.halkaya ulaşmak değildi. 4.halka büyülerini de kullanabilmesi gerekiyordu. Vakti kısıtlıydı, o yüzden kullanacağı büyüleri seçip iyi kavramalıydı.
Büyü yarışmasına kadar bir hayli vakti olan Vince de ona katılmıştı. Savaş büyücüsü olarak oldukça tecrübeli biri, Mavi Kule büyücülerinin stratejileri hakkında ona detaylı bilgi sağlayabilirdi.
Kitaplarla 2 saat geçirdikten sonra...
‘Ah...!’
Theo’nun vücudu, artan büyü gücüyle yerinde duramıyordu. Büyü gücü en son ‘Kükreyen Alevler’i yediğinde bu kadar artmıştı. Büyü gücü sol avcundan çıkarak Theo’nun vücudunu 3lü halkalar halinde sarıyordu.
‘4.halka!’
Henüz tamamlanmasa da, 4.halka şekli oluşmuştu ve tamamlanmak için biraz daha büyü gücü gerekiyordu. 3.halkanın geride kaldığı günlere nazaran bu büyük bir başarıydı. Kalan büyü gücü de vücudunda dağıldıktan sonra Theo gözlerini açtı ve 4.halka ana hatlarıyla belirdi. Eskisinden daha bariz bir büyü gücü hissediyordu.
Vince ondan gelen büyü gücünü farkedip onu tebrik etti, ‘Tebrikler. Artık, sen de pişmeye başladın, benim geçtiğim yollardan geçiyorsun. Bunu sakın unutma ve umarım kendini her alanda geliştirmeye devam edersin.’
‘Tamam, Profesör.’ Dedi Theo şaşkın sesiyle.
4.halka yolun başıydı. Bileşimlerin de üretilmesiyle herkes bu eşiği geçiyordu. Ancak asıl iyi olanlar 5.halkaya ulaşanlardı. Kimisi yeteneklerini suçlayıp ölene kadar 4.halkada kalırken, kimisi 5.halkaya engel olan ‘duvar’ dolayı kasvetlenip sinir oluyordu.
Aslında, ülkenin en iyi büyücüleri bile 7.halka duvarını aşamamıştı. Mavi Kule Üstadı ve Kırmızı Kule Üstadı hariç diğer Kulelerin üyeleri 7.halkada sıkışmışlardı.
İnsanoğlunun nirvanası olan 9.halka ise efsane olmuştu.
Theodore’un yeni ulaştığı 4.halka bile onun için, gezginlerin öldüğü bir çöl gibiydi.
Theo, yatakta kalan son 3 yapay eşyaya baktı. Fiyatları ‘Batı Rüzgarı Koruması’na yakındı ve ilk dükkandan 144 altına alınmıştı. Her biri fiyatına yaraşır performanslar sergiliyordu.
(+7 Şahin Başı ‘korumalık’)
(Çelikten yapılmış miğfer, şahin başı şeklinde estetik bir görünüme sahiptir. Büyücülere özel üreten demirci, buna gerçek şahin özelliği eklemiştir. Sonuç olarak, içerik büyü, miğferi kullanana geçer. Miğferin sahibi, kullanmaya başladığı anda büyüyü elde edecektir.
*Miğferin seviyesi ‘Değerli’
*Tüketildiğinde, sindirim süresi 1 saat 32 dakika.
*Tüketildiğinde, ‘Esir alma’ büyüsü kazanılacaktır.
*Takıldığında, ‘Şahin Gözü’becerisi aktif olacaktır.)
(+8 Gece avcısının serabı ‘Ayakkabı’)
(1.sınıf deriden yapılmış, üzerine büyülü iplerden halkar işlenmiş bir ayakkabıdır. Hırsız Orwell bunun sayesinde hiç yakalanamamıştır. Korumalar, Orwell’ın arkasında bıraktığı ilüzyonları takip etmiştir ve gerçekler, Orwell kumar masasında öldürüldükten sonra ortaya çıkmıştır. Ayakkabıyı giyenler, gerçek gibi duran yanılsamalar oluşturabilir.
*Ayakkabıların seviye ‘Değerli.’
*Tüketildiğinde, büyü gücünde kaydadeğer artış olacaktır.
*Tüketildiğinde, sindirim süresi 1 saat 41 dakika.
*Tüketildiğinde, ‘İlüzyon’ büyüsü kazanılacaktır.
*Giyildiğinde, ‘İlüzyon Takip’ açılacaktır.)
‘Şahin Başı’ meşhur bir askeri önder tarafından kullanılmış, ‘Gece Avcısının Serabı’ da efsane hırsız Orwell’in sembolü olmuştu. Büyü gücü elde etmek için fazla pahalı ve nadide parçalardı. Bu eşyaları yapanlar burada olsalardı, çoktan Theodore’un boynunu kırmışlardı.
Vince, tereddüt eden Theo’ya döndü, ‘Çekinme.’
‘Ha?’
‘Hazır olmak için ne gerekiyorsa kullan. Aklına koyduysan durma. Tüm bunların sorumluluğu bende olduğundan, üzülmene gerek yok.’
‘...anladım.’
Theo’nun tereddütü Vince’in sözleriyle kaybolmuştu.
Elindekileri kullanması gerektiği doğruydu. Bu iki insana göre, ‘Değerli’ olan eşyalar sadece büyü gücüyle kalmıyordu. ‘Kükreyen Alevler’i yedikten sonra, büyü gücüyle birlikte iki yetenek daha kazanmıştı.
Yapay eşyalar, öğrenci turnuvalarında kullanılamazdı. Ancak, büyü kitabının kullanımını yasaklayan bir kural yoktu. O yüzden, kimse fark etmediği sürece Obur’dan faydalanabilirdi.
Büyü kitabı, yapay maddelerden ayrı olduğundan varlığı tespit edilemezdi. Theo avcundaki dili açığa vurmadığı sürece sıkıntı yoktu. Bir noktada korkakça olabilirdi ama kurallar hiçbir şekilde çiğnenmiyordu.
Savaşı bırakmış olsa da, Vince hala Kırmızı Kule’nin savaş büyücüsüydü. Savaş büyücüleri kazanmak için her yolu mübah görürlerdi. Benzer şekilde, Theodore, Alfred’in hafızasına sahipti ve buna bir itirazı yoktu.
‘Obur.’
Sonunda, Theo sol elini neredeyse 500 altınlık eşyalara uzattı.
‘Ye.’
Dışarı çıkan dil sanki emin olmamışçasına talimat bekliyordu. Eldiven, miğfer ve ayakkabılar içeri çekilmişti. Bu, Mana-vil’de bir köşk almaya yeten miktarın büyü kitabının midesine yollandığı andı.
***
Obur’un yetenekleriyle 4.halkaya ulaştıktan sonra, Theo birkaö günlüğüne Vince’den ders almaya başladı.
Theo, Alfred’in tecrübelerinden bir miktar kazanmıştı, ancak bu, Vince’in savaşlarda geçirdiği yıllara nazaran hiçbir şeydi. Vince, geçmişini yoklayıp, Theo’ya fayda verecek bir şey buldu.
‘Su büyüsünün en büyük avantajı, değişkenliğidir. Hücum, savunma, baskı... Bu terimler, su büyüsüne karşı etkisiz kalıyor.Sudan yararlanan bir rakip gerçekten sinir bozucu olabilir.’
Suyla ilgili olarak,bu kadar çok form değiştirren bir materyal yoktu. Havada duran bulutlar suydu, yeryüzünde akan nehirler suydu. Zirvede oluşan kar suydu. Sabahları oluşan sis de suydu.
Katı, sıvı ve gaz arasında değişebilmek suyun doğasında var olan bir özgürlüktü.
‘Yani zayıf bir yönü yok mu?’
‘Saldırı gücü ateşten daha zayıf, savunma gücü topraktan daha düşük, hızı ise rüzgardan daha yavaş. Suyun engeli, belli bir özelliği olmamasıdır.’
‘...tüm konularda orta seviye gösteriyor.’ Dedi Theo anlayarak.
Öyleyse, onun için mümkün olan bazı yöntemler vardı. Topraksal-savunma gücü Mitra ile olan bağlantısıyla oldukça güçlendiğinden 4.halka büyülerini zorlanmadan savuşturabilirdi. Ayrıca ‘Kükreyen Alevler’den sonra kazandığı becerilerle Sylvia’nın savunmasını kırabilirdi.
Theo bir müddet düşünürken, Vince ağzını açıp konuşmaya başladı, ‘Bu sadece benim düşüncem ama...Sylvia ile olası bir karşılaşmadan mümkün olduğunca kaçınmalısın.’
‘Olası karşılaşma?’ Theo bu beklenmedik sözler karşısında şaşırmıştı.
Yine de, Vince kesin bir şekilde başını salladı ve açıklamaya devam etti. ‘Mavi Kule Üstadı. O adamın taşıdığı malzemeleri hatırlıyor musun? Dolu ve büyük ahşap bir eşyaydı.’
‘Elbette.’ Öylesine kuvvetli bir izlenin bırakan kişilerle nadir karşılaşılırdı. Blundell cüppe giymiş olmasa, Theo onun bir savaşçı olduğunu düşünmezdi. Blundell’in ürkütücü görüntüsü, taşıdığı şeyle uyumluydu.
‘Gerçekten büyük bir şeydi.’
‘Şey değil.’
‘Ha?’
‘Sağlam bir değnek.’
‘Doğu sanatlarındaki gibi değnek kullanmayı hobi olarak öğrendi. Asıl sorun, bu metodda ustalaşmış olması.’
Vince son sözlerini de ekleyince Theo’nun benzi attı. ‘Savaşırken birkaç şovalyenin kafasını bile kırdı.’
Sylvia da hocasınınkine benzer bir şey taşıyordu. Güzel bir kızın elinden sert bir değnek yemektense, Alev Topuyla vurulmayı tercih ederdi.
‘Aradaki mesafeyi daraltmayın. Sana tavsiyem bu.’
‘Ah, anladım.’
Konuşmaya devam etmeden önce biraz ara verdiler.
Neyse ki, Vince iyi bir rehber, Theo da akıllı bir öğrenciydi. Vince, Mavi Kule büyücülerinin zayıflıklarından bahsetti, ve bilgiler Theo’nun kafasında Alfred’in tecrübeleriyle birleşti.
Theo, tek bir şey öğrense, beraberinde 3 yeni bilgiyle daha da aydınlanıyordu.
***
Öğrenci turnuvaları sona yaklaştıkça, Vince son bir çalışma için bir oda kiraladı.
Şayet Theodore’un becerileri onun standartlarına ulaşamazsa, Sylvia ile karşılaşmasına engel olacaktı. Theo’nun herkesin içinde rezil olmasını istemiyordu. Ancak, emin olduğu bir şey vardı. ‘Bu kadarı kazanmak için yeterliydi!’
Vince, su büyüsünde uzman olmasa da, hala Kırmızı Kule’de kıdemli ve iyi bir savaş büyücüsüydü. Mavi Kule’deki vasat büyücülerden birkaç kat daha güçlüydü. Theo da yılmadan ona yetişiyordu. Hatta Theo, büyü kitabı sayesinde bazı özelliklere bile sahipti.
Theo, çalışma odasının yerinde yorgun bir halde uzanıyordu. Derin nefes alıp Vince’e baktı. ‘Profesör, geçtim mi?’
Vince gülümseyip kafa salladı. ‘Sana mükemmel bir not vereceğim.’
Magnec