Vov bir de iletişimci özelliği var demek bu gnoll de.. ne biliyim bana sanki bilerek ğretilmiş bir gnoll gibi geldi bu. Hem sihirbaz hem iletişimci hem azap gözü var hem de zeki kesin arkasında bir şey var
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
44. Bölüm Ateş Duvarı
Savaş çoktan başlamıştı. Gnoller inisiyatif alarak saldırıyı başlatmışlardı.
Daha güneşin ilk ışıkları ortalığı aydınlatmaya başladığında, altı evrimleşmiş yeleli sırtlan ileri atıldılar. Onları kalabalık bir gnol güruhu takip ediyordu.
Sıradan insanlar böyle bir manzaraya baktıklarında korkudan titrerlerdi.
Gnoller güçlü yaratıklar olmasalar da, bu sayı ile karşılarına çıkan her şeyi ezip geçebilirlerdi.
Nehir Kıyısı Şehri’nden kiralanan maceracılar olmasa, sadece Beyaz Nehir Vadisi garnizonunun bu gnol saldırısıyla yüzleşmeleri mümkün değildi.
Tahkimatların arkasında ve duvarlardaki yarıklarda saklanan herkes nefesini tutmuş bekliyordu.
Madenin girişindeki bu noktayı seçmişlerdi çünkü köşeye en yakın yer burasıydı.
Sol taraflarında bir tepe, sağ taraflarında da orman vardı, bu girişi savunmayı kısmen kolay kılan etmenlerdi bunlar.
Garnizonun genç savaşçıları silahlarını sıkıca tutmuş, gnollerden gelebilecek olan her türlü sürpriz saldırıya karşı hazır bekliyorlardı.
Geçen sefer neredeyse bunun tıpatıp benzeri olan saldırı esnasında Maven onlara geri çekilmelerini emretmişti.
Ama bu sefer geri çekilmeyeceklerdi.
Bu onların evlerini geri alabilmeleri için tek yoldu.
…
“Biraz zamana ihtiyacım var!”
Maskelenmiş İkiz Kılıçlar’ın ona seslendiğini duyan okçu Joey, işleri zorlaştırmadı. Aksine, oldukça açık sözlüydü.
Bütün kıdemli maceracılar bir savaş esnasında ne yapacaklarını biliyorlardı.
Maven’in gnol Sihirbazı halledeceği konusunda anlaşmış olsalar bile, o sadece yalnız bir korucuydu. Eğer hedefini bulmazsa yani gnol sürüsünün arasında saklanan gnol Sihirbaz’ı, bu savaş onlar için problemli bir hale gelebilirdi.
Joey gerçekten oldukça göze çarpan biriydi, yoksa Nehir Kıyısı Şehri’nde sadece sıradan biri olarak ünlü olamazdı.
Onun sahip olduğu uzak görüş özelliği sadece gizlenme kullananları fark etmesini sağlamıyordu, aynı zamanda keşif yapması gerektiği zaman da aşırı kullanışlıydı!
Yetersiz ışığa rağmen, kısa süre sonra o kısa gnolü buldu!
Bu tuhaf kısa gnol güneydoğu tepesinde duruyordu. Onu koruyan birkaç düzine gnol de etrafındaydı.
Oradaki gnoller diğerleriyle birlikte saldırıya katılmamışlardı. Sadece orada Sihirbaz’ın etrafında duruyorlardı.
Diğer gnoller ise, üç dalga halinde yayılmış aralarındaki mesafeyi koruyarak insan kampına doğru saldırıyorlardı.
‘Görünüşe göre gnoller bazı askeri taktikler öğrenmişler!’ Maven karşısındaki manzarayı izlerken düşünüyordu, ‘Bu herif gerçekten yüksek zekaya sahip olmalı.’
Genellikle gnoller saldırırlarken, karmakarışık ve organize olmayan bir şekilde saldırırlardı ama şu anda o gnol Sihirbaz'ın emirleri doğrultusunda çok daha organize bir saldırı düzenliyorlardı.
Bu kolayca halledilecek bir şey değildi.
Joey’in direktifi üzerinde, Maven çabucak Sihirbaz’ı fark etti.
O gnolü öldürebildiği sürece, bu mücadele çok daha kolay bir şekilde devam edecekti.
Ama ortada bir problem vardı.
Sihirbaz’ın bulunduğu yerden oldukça uzaktaydı. Maven kampın içerisinde saklanıyordu ve o kurnaz Sihirbaz’ın durduğu yer olan güneydoğu tepesi ile arasındaki mesafe çoktu.
Ve yanında muhafızlar da vardı.
Gizlenme kesinlikle işe yaramazdı. Bu Sihirbaz da Azap Gözü vardı, ona gizlenerek yaklaşmayı deneyen herkes bunun işe yaramayacağını çabucak fark ederdi.
“Joey, yardım et bana!” Maven düşüncelere dalmıştı ki, bir anda okçuya seslendi.
Okçu direk olarak Maven’in yanına dikkatlice koştu.
Gnollerin onun yer değiştirdiğini fark etmemesi için çok dikkatli bir şekilde hareket etmişti.
“O gnol Sihirbaz’ı öldürmeye gidiyorum.”
“Ama senin yardımına ihtiyacım var. Öncelikle, onlara arkadan yaklaşacağız.”
“Gizlenme kullanabiliyor musun? Unut gitsin, o kadar yaklaşmamıza gerek yok. Azap gözü’nün bir mesafe sınırı var.” Maven hızlıca savaş planını açıkladı.
Planı duyduktan sonra, Joey kısa bir süre boyunca tarttı ve işe yarayabileceğini düşündü.
Maven, Anna’ya el salladı ve sonra o ikisi gizlenme kullanarak kampın doğu tarafından ayrıldılar.
…
Savaş alanında gnollerin ön safını oluşturan, altı evrimleşmiş yeleli sırtlan, kampa ulaşmak üzereydiler.
“O kadın, Anna, korkudan dondu mu?”
“Zaman geldi ama hala bize işaret vermedi?”
Madenin içinde, Kedi gizlice duruma bakıyordu ve artık kendini tutamaz duruma gelmişti.
Lynx takımındakilerin hepsi huzursuzdu.
Onların gözlerinde, Beyaz Nehir Vadisi garnizonu bu saldırıya dayanamayacaktı.
Eğer onlar çökerse, kendi takımları da bir krizle karşı karşıya kalacaktı.
O gnolleri öldürmeleri için işaret çoktan verilmiş olmalıydı.
Neden Anna hala işareti vermemişti ki?
Bu onları bir parça şaşkına çevirdi.
Ancak diğer takım kaptanı Gru, oldukça sakindi.
Durumu gözlemeye devam ederken, ağır kılıcı her an kullanmaya hazır bir şekilde elindeydi. Kendi huzursuz takım üyelerine sadece tek bir şey söyledi,
“Biraz daha bekleyin.”
Böğürtlen takımı direk olarak sakinleştiler.
Bir sürü savaşı birlikte tecrübe ettikten sonra, kaptanlarının sözlerine tamamen güveniyorlardı.
Kaptanları onlara biraz daha beklemelerini söylediğine göre, ortada ciddi bir durum olmamalıydı.
Ama yine de oldukça meraklanmışlardı. Beyaz Nehir Vadisi elemanları o tahkimatları kurdukları zaman, aralarından bir kaçı ara sıra ortadan kaybolup gitmişlerdi. Ne yapmaya gittikleri belirsizdi.
O karşılarında kimse duramayacakmış gibi saldıran evrimleşmiş yeleli sırtlanları nasıl durdurmayı planlıyorlardı?
…
Maceracılar kısa süre sonra cevaplarını aldılar.
Yeleli sırtlanlar tahkimata saldırmak üzerelerken, yeleli sırtlanları dikkatle izleyen Andre, aniden bağırdı, “Kesin!”
“Küüüüt!” “Baaaam!”
Birkaç ses ormanın içinde yankı yapmaya başladı!
Herkes şaşkın bir şekilde kafasını ormana, sesin geldiği tarafa doğru çevirdi.
O sırada, huzursuz maceracılar da yaşanan duruma dikkat kesildiler, böyle bir şeyin ne zaman hazırlandığından habersizlerdi. Madenin girişine yakın iki büyük ağaca birkaç halat bağlıydı.
O halatlar da diğer büyük ağaçlara bağlanmışlardı.
Andre bu işle görevli ormanın içinde saklanmış olan garnizon üyelerine o halatları kesme emrini vermişti.
“Çaatt!”
İki büyük ağaç devrilmeye başladı.
Ve şaşırtıcı bir şekilde, madenin girişinin önüne, yani gnollerin saldırdığı tarafa doğru devriliyorlardı!
Evrimleşmiş yeleli sırtlanlar korkmuşlardı ve yavaşlamaya çalıştılar ama hücuma kalktıklarından bu yana hızları oldukça artmıştı. Nasıl aniden kolayca yavaşlayıp durabilirlerdi ki?!
İki nefes sonra, o iki büyük ağaç zemini sarsacak şekilde, büyük bir gürültüyle tamamen devrildiler!
“Gümbürr!”
Her taraf toz duman altında kaldı.
…
“İşte bu yüzden!”
“O iki ağaç önceden kesilerek hazırlanmıştı ve onları ayakta tutan sadece diğer ağaçlara bağlı olmalarıydı. O gnol sürüsü buna dikkat bile etmedi. Kesinlikle uğraştığımıza değdi.”
“Bu taktiği düşünen kişi kesinlikle bir dahi.”
Verne’nin gözleri övgüleri dinlerken parlıyordu.
Diğer maceracıların da ifadelerinden takdirleri belli oluyordu. Onlar için, rakiplerinden savaşmadan kurtulmak dünyadaki en güzel şeydi.
…
Kocaman ağaçların üzerlerine doğru devriliyor olması gnolleri korkutmuştu!
En önde koşan evrimleşmiş yeleli sırtlanın, ağaçlar üzerlerine devrildikten sonra dalların arasında ezilirken koparttığı feryat, bütün savaş alanından duyulabiliyordu.
Onun hemen arkasındaki yeleli sırtlan ise zamanında yavaşlamayı ya da düşen ağacın altından kurtulmayı başaramamış, direk olarak ağacın gövdesi altında kalmış ve parçalanmıştı.
Maalesef diğer yeleli sırtlanlar biraz şanslıydılar ve yavaşlamayı başararak ağaçların önlerine devrilmesinin ardından, sadece üzerlerinden zıplamışlardı.
Ama o sırada, bir garnizon üyesi ağaçlara doğru yanan bir meşale fırlattı!
Meşale ağaçların dalları arasına düştü. Çam reçinesi kaplı ağaç direk olarak ateşe teslim oldu ve tamamen yanmaya başladı!
Kamptaki insanlar ve gnol sürüsü arasında iki tane ateş duvarı oluşmuştu bir anda.
O sırada ağaçların üzerinden zıplayarak ilerleyen iki evrimleşmiş yeleli sırtlanın kürkleri de tutuştu.
Son kalan ikili ilerlemeye devam edemeyecek kadar korkmuşlardı.
Gnollerse, evrimleşmiş yeleli sırtlanlardan daha da korkmuş vaziyetteydiler. Ne yapmaları gerektiğini bilmiyorlardı.
Diğer taraftan insanlar, bu büyük zafer karşısında enerjiyle doluydular!
Anna kılıcını kaldırdı ve seslendi, “Gru! Verne!”
“Gelin!”
İki kaptan direk olarak madenin içinden çıktılar.
İki evrimleşmiş yeleli sırtlan alev duvarından ve ağaçların devrilmesinden kurtularak faciayı atlatmışlardı ama… Onların sonları da, etrafları maceracılar tarafından sarıldıktan kısa süre sonra geldi.
Şimdi roller değişiyordu!
…
Madenin dışında, Beyaz Nehir Vadisi garnizon üyelerinin ağaçları devirmesi ve ateşe vermesi taktiği gnol Sihirbaz’ın dikkatini çekti.
Bu kısa boylu ve ince yapılı Sihirbaz’ın yüzünde sersemlemiş bir ifade vardı.
Onların saldırısını durdurmak için düşmanlarının böyle taktiklere başvuracağını düşünmemişti.
Direk olarak birkaç kere kükredi ve kendi ırksal doğuştan gelen becerisi olan [İletişimci]’yi kullanarak bütün gnollere yeni emirler verdi.
[İletişimci] becerisi doğuştan gelen yetenekler arasında çok nadir olanlarından biriydi. Bu gnol Sihirbaz’a emirleri çok daha hızlı ve çok daha etkili bir biçimde verme şansı tanıyordu.
Ateş duvarlarını görmezden gelin. Etrafından dolaşın. Herkes saldırsın!
Bunlar onun yeni emirleriydi.
Gnol Sihirbaz’ın komutası altında gnoller alev duvarlarının doğu tarafından yeni bir yol bularak önlerindeki engeli aşıp düşman kampına saldırıya devam ettiler.
O sırada, gizlenmiş bir şekilde ilerleyen iki kişi, tepeye yaklaşık 80 metre kala durdular.
Okçu Joey sessizce yayını eline aldı ve ciddi bir ifadeyle konuştu,
“Elimden gelenin en iyisini yapacağım.”
Magnec