çok eğlenceliydi bilginin gücü adına adlı bölümlere hoş geldiniz :D neyse artık dünyaya açılalım kenar şehirlerden başkentlere filan gidelim
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
27. Bölüm Aldatma
Eğer sıradan bir insan ikiz yılanların inananlarından birini öldürürse, gizli bir teknik katilin görünüşünü damgalar ve tarikatın yüksek rütbeli üyelerinden birine öldüğü anda gönderir.
Çok az insan bu tekniği geçersiz kılmanın yolunu biliyordu ve Maven de onlardan bir tanesiydi.
Bu metot aslında çok acımasızdı. Öldürmeden önce gözlerini oymak!
İkiz yılanın inananları çok kolay kontrol edilebilen [Zehirli Yılancıklar]’ı sinyal göndermek için kullanmak adına gözlerinin içine iliştirirlerdi.
Ölmelerinden hemen önce göz bebekleri yok edildiği taktirde, katilin ortaya çıkma ihtimali yok denecek kadar azdı.
Bu metot gerçekten çok acımasızdı, Miller’ın acı dolu çığlıkları muhtemelen civar villalardan duyulmuştu.
Maven merhametli biri değildi.
Aynı zaman çok soğuk kanlı da değildi. Bu durum karşısında çok kötücül bir insan olduğu ve aynı zamanda şeytani bir tarikatın mensubu olduğu için bu şekilde davranarak daha sonra başına açılabilecek bir problemin önüne geçmişti.
Sonradan gelip paçasına yapışabilecek bir şeyi arkasında bırakamazdı.
…
Miller’ı öldürdükten sonra, dışarıdaki etrafı sarmaya başlayan alevlerin farkına vardı.
Devriyelerin liman bölgesinde meşgul olmasının avantajını kullanıyordu ve zenginler bölgesinde bulunan diğer villaları koruyan birliklerse sadece izliyorlardı. Maven muhafızlarına yapabildikleri kadar kolay taşınan bütün her şeyi yağmalamalarını söyledi.
“Sadece on dakikanız var. Taşıyabildiğiniz kadar şeyi alın.” Maven onları görevlendirdi.
Andre ve diğerleri paralı askerleri halletmişlerdi ve şimdi de Maven’in emirlerini yerine getiriyorlardı. Çünkü buradan yağmaladıkları her şey Lordlarına gidecekti.
Yapmamaları için hiç bir nedenleri yoktu.
On dakika hızlıca geçti. Yangın hızla yayılıyordu ama Maven’in içinde kötü bir his oluşmaya başladı.
“Sör Maskeli, gizli bir oda bulduk, içinde çok fazla mücevher var…” Muhafızlardan biri heyecanla konuştu.
“Bırakın, gitme zamanı!” Maven gittikçe daha endişeleniyordu ve direk olarak kati bir emir verdi.
Andre de ne zaman durması gerektiğinin bilincindeydi… Şehrin içinde öldürmüş ve yakmışlardı ve birde hala yağmalıyorlardı.
En cesur hırsızların bile böyle bir şeye kalkışmayacaklarını varsayıyordu.
Eğer devriyelere yakalanırlarsa… Ölüm cezası!
Ama herkesi garip hissettiren bir şey vardı, normalde zenginler bölgesini savunan devriyeler hala ortaya çıkmamışlardı.
“Acele edin!” Andre onları hızlandırdı.
Muhafızların grubu oradan ayrıldı.
Maven geride kalarak onların arkasını korudu.
Kısa süre sonra oraya doğru yıldırım hızında gelen bir gölgeyi fark etti!
Çok çabuktu ve görünüşe göre muhafızların peşine takılacaktı!
‘İyi değil!’
Maven dişlerini sıktı ve direk olarak birkaç adım öne çıktı. Çitin üzerinden atladı ve gölgenin önünü kesecek şekilde durdu.
…
Andre ve diğerleri bunu kaçırmışlardı ve direk olarak sokakta köşeyi döndüler, kaçış güzergahlarını takip ediyorlardı.
…
“S*ktir!” O gölge hızlıca Maven’e atıldı. “Sen Maskelenmiş İkiz Kılıçlar mısın?!’”
Maven o herifi gördüğünde korkmaya başladı.
[Ölümcül Sessizlik Tepeleri]’nde gördüğü güçlü herifti o!
Rütbe 2 Kara Katil!
Gölge Örümcek üyesi.
‘Ben onun rakibi bile olamam!’
Maven’in içi buz kesti. Onun karşısındaki herif üstün yetenekli bir kıdemliydi ve onun koşma hızı kesinlikle kendininkinden fazlaydı.
Eğer dönüp kaçsa bile kesinlikle o heriften kurtulamayacaktı.
“Lanet olsun, gerçekten de o şişman domuz Miller’ı öldürdün mü?!”
Gölge Örümcek’in katillerinden biri olan herif malikaneden yükselen alevlere çirkin bir bakış attı, düşünceleri belliydi.
Çok kötü bir moddaydı. Miller ölmüştü ve şu anda bir işvereni olmadığı için görevi otomatik olarak başarısız olmuştu. Bu da onun Gölge Örümcek görev sisteminde biraz düşmesi manasına geliyordu.
Bu tarz bir kötü mod, sadece Maskelenmiş İkiz Kılıçlardan çıkartılabilirdi.
Onu öldürmek bile bir şey değiştirmeyecekti ama şu anda kötü bir moddaydı.
Katil aniden bir hançer çıkarttı ve sırıttı, “Öl!”
Ama Maven’in aklına aniden bir fikir geldi ve bileğini salladı.
Açık sarı bir gölge uçuşa geçti.
Katil aniden ona doğru gelen şeyi yakaladı.
Elinde bir kart vardı, altın rengi bir kart. Üzerinde dişli bir örümceğin çizimi vardı.
“Ne? Sende bir gölge örümcek üyesi misin?”
Katil dik dik bakıyordu. Kartın üzerindeki ayrıntıları göremeyeceği, kontrol edemeyeceği kadar karanlıktı hava.
“[Güneş daha doğmaya bile başlamadan, biz sessizce katlederiz].”
Maven’in sol eli, birinin boğazını kesiyormuş gibi bir hareket yaptı, sonra ifadesi ciddileşti.
Kalbi çılgın gibi çarpıyordu. Karşısındaki herifi kandırıp kandıramadığını bilmiyordu.
Katilin yüzünün rengi beyaza döndü ve aniden elindeki kartı yere fırlatıp küfretmeye başladı, “Ne kadar harika bir şans. S*ktir! Bizden birine denk geldim.”
Gölge örümceklerin çok katı bir kuralı vardı, bir diğerini öldürme.
Kafasını kaşıdı, birkaç küfür daha savurduktan sonra acı bir şekilde konuştu, “Sanırım çok şanssızım, lanet…”
Maven rahatlamış hissetti, sakince arkasını döndü ve sokakta istikrarlı bir tempoyla yürümeye başladı.
Gergindi. O herifin içinde hala bir parça öldürme arzusu olma ihtimaline karşı hızlı hareket etmeliydi.
Şanslıydı ki Maven köşeyi dönmek üzereydi ve o herif daha yanlış olan hiç bir şeyi fark etmemişti.
Köşeyi döndükten sonra sokakta yürümeye devam ederken bir anda hızlandı, çılgınca koşmaya başlamıştı.
Eğer şimdi kaçmazsa, ne zaman kaçacaktı?
…
Alevler hala yükseliyordu ve katil hala inanılmaz kızgındı.
Bir süre daha öylece dikildikten sonra yerdeki kartı aldı. Gölge örümcek işareti öylece yerde bırakılmamalıydı.
Ama o sırada alevler iyice dışarıya kadar ulaşmıştı ve etrafı hafifçe aydınlatıyorlardı, alevlerin ışığı altında o altın rengi kartın üzerinde oldukça tanıdık bir işaret gördü.
“Sıçtım!” Katilin yüzü yeşile döndü!
“Bu s*ktiminin kartı benim değil mi?”
Kartın üzerinde küçük bir damga vardı, kendi damgası!
Her gölge örümcek üyesinin elinde benzer kartlardan vardı ama üzerlerine kişiye özel eşsiz damgalarını basıyorlardı.
Bu taklit edilemezdi.
Katil direk olarak kandırıldığını anladı!
O Maskelenmiş İkiz Kılıçlar gölge örümcek’in bir katili değildi!
Durum bu olsa da hala şüpheleri vardı. O herif nasıl gölge örümcek öğretisini bilebiliyordu?
O cümle, [Güneş daha doğmaya bile başlamadan, biz sessizce katlederiz], her gölge örümcek üyesinin düzene katılmadan önce ettikleri bir yemindi.
Her katil bunu korumak için ant içerdi ve dışarıya sızdırmazlardı, aksi taktirde avlanırlardı!
‘Bu Maskelenmiş İkiz Kılıçlar, nasıl bizim içimizde kullandığımız gizli sinyali bilebilir?’
‘Nasıl olduğunun bir önemi yok, onu bulmalı ve parçalara bölmeliyim!’
Alevlerin yüzünde yansıması, katilin suratının aşırı çarpık görünmesine neden oluyordu.
Toynakların çokta uzaktan gelmeyen sesleri duyulabiliyordu, devriyeler aceleyle bölgeye dönüyorlardı.
…
Ertesi günün sabahı.
Zenginler bölgesinde yaşanan kazanın haberlerinin yayılması engellenemedi. Tüccar Miller ve ailesinin ölüm haberleri hızlıca Nehir Kıyısı Şehri’ne yayıldı.
Her barda söylentilerin farklı bir versiyonu anlatılıyordu. Bazıları bunun ikiz yılanların işi olduğunu söylüyor, bazılarıysa bunu yapanın Maskelenmiş İkiz Kılıçlar olduğundan bahsediyordu.
Nehir Kıyısı Şehri uzun zamandır barış içinde yaşıyordu ve daha önce kimse şehir konağının otoritesini bu derece sorgulatmamıştı.
Çünkü Nehir Kıyısı Şehri’nin, şehir konağının arkasında büyücü takımı vardı!
Devriyelerin katili olay yerinde yakalayıp yakalayamamasına bakılmaksızın, büyücüler onu bulabilirlerdi.
Bu büyük bir suçtu. Bu yüzden Şehir Konağı’nın yüksek seviyedeki görevlisi Bay Miro’nun ağırlığını koyarak yaptığı talep sayesinde, sezme ve keşif konularında yetkin bir büyücü suç mahalline çağrıldı.
Büyücü, 2. Daire Büyü kullanarak zamanda geriye giderek suikastçının kimliğini belirleyebilirdi.
Ama sonuç herkesi şaşkına çevirdi.
Çünkü Kahin’in büyüsü başarısız oldu!
Sezme ve keşif büyülerinin belli bir başarısızlık şansı olsa dahi, bu bir suçlunun belirlenmesi sırasında hiç olmamıştı ve bu iş bu kadar da zor olmamalıydı?
Büyücü suç mahallini solgun bir yüzle terk etti. Kısa süre sonra başka bir büyücü onun yerini aldı.
Ama sonuç yine aynıydı.
Bu neticeler doğrultusunda, yaşanan kundaklama ve cinayet Nehir Kıyısı Şehri’nde en çok konuşulan dava haline geldi. Herkes bu işi kimin yaptığı konusunda tahmin yürütüyordu.
Ama bir gün sonra, birisi anonim olarak [Maskelenmiş İkiz Kılıçlar] hakkında bir tutuklama emri çıkarttı.
Sonrasında herkes durumu anladı. Şehir konağı kesinlikle bir şeyler biliyorlardı ama ellerinde hiç kanıt yoktu bu yüzden bu tarz bir yolla işi çözmeye çalışıyorlardı.
Maskelenmiş İkiz Kılıçlar’ın itibarı Nehir Kıyısı Şehri’nde yayıldıkça yayıldı.
…
[Başarıların geniş çapta konuşuluyor - Bölgesel Mit Seviyesi +1]
[Bölgesel Mit Seviyesi (Maskelenmiş İkiz Kılıçlar)(Nehir Kıyısı Şehri)] : Maskelenmiş İkiz Kılıçlar hakkında yayılan mit sayesinde, Nehir Kıyısı Şehri’nde zaten meşhurdun. Bir çok ödül avcısı kılıçlarını bilemeye başladılar. Nehir Kıyısı Şehri ve Mücevher Koyu tüccarları da bu haberleri yayıyorlar. Doğu Kıyısında oldukça ünlenmeye başladın.
Maven bu kötü şöhret puanına baktı ve gülmeden edemedi.
Mit Seviyesi, rakam negatif bile olsa, bazı yerlerde işe yarayabiliyordu.
Miller’ı öldürdükten sonra Maven sadece intikamını almakla kalmamış, görevi de tamamladığı için 500 genel TP de kazanmıştı.
Bu savaştan sonra, Maven’in savaş TP’si bir nefeste 1448’e ulaşmıştı, 600 genel TP’yi de eklediğinde bir kez daha seviye atlayarak, seviye 5’e ve ileri rütbe ye ulaşabilirdi.
Seviye 5’e ulaştıktan sonra da sınıfını bir ileri seviyeye taşıyabilirdi.
Maven bir süre tereddüt ettikten sonra 2000 TP’yi Korucu sınıfını seviye atlatmak için kullandı.
Kullanıcıyı seviye 5’e ulaştırmak ona bir istatistik puanı veriyordu ve Maven bunu direk olarak çevikliğe harcadı.
20 çeviklik!
Özel beceri olan [Anti Yer Çekimi Adımları]’nı tamamen eline almıştı artık.
“Dan dan dan.” Kapıdan gelen tıklatma seslerini duydu.
Maven kapıyı açtı, gelen Anna’ydı.
“Her şey hazır mı?” Maven sordu.
Magnec